26 Mayıs 2024, Pazar Gazete Oksijen
Haber Giriş: 04.06.2021 06:00 | Son Güncelleme: 17.09.2022 03:37

Önümüzdeki 10 yılın sorusu: Neden Uzun Covid oluyoruz?

Aşılar, mevsimsel etki, varyantlarla insanlık pandemide yavaş yavaş sona doğru yaklaşıyor. Ancak gizli bir tehlike bizi bekliyor: Uzun Covid. Dr. Mark Hyman bu hafta Dr. William Li ile Uzun Covid ve koronavirüsün gizemlerini ele alıyor
Mark Hyman
Mark Hyman
Önümüzdeki 10 yılın sorusu: Neden Uzun Covid oluyoruz?

Mark Hyman: Merhaba, bu haftaki konuğumuz Dr. William Li. Kendisi uzun süreli Covid üzerine çalışıyor. Hoş geldin William. Ben Covid’e yakalanmaktan çok Uzun Covid’ten korkuyorum. Vücudumuz neden Covid-19 virüsüne karşı bu kadar savunmasız? Neden Uzun Covid’e maruz kalıyoruz? Dr. William Li: Sanırım önümüzdeki on yılın sorusu bu olacak. Aşı, mevsimsel etki ve varyantlarla birlikte pandemide sona yaklaştığımızı düşünüyorum. Moral bozucu olan ise enfeksiyonun sonrası. Ben dahiliye uzmanı ve damar biyoloğuyum. Bulaşıcı bir hastalıkla uğraşacağım hayatta aklıma gelmezdi. Modern bir tıp sistemimiz olmasına rağmen düşük oksijen satürasyonu, pıhtı gibi sorunlarla gelen hastaları iyileştiremedik. Orta Çağ’da veba zamanı insanlar tellalın çıkıp “Kent meydanına inebilirsiniz” diye bağırmasını beklerdi. Bir anda onlara benzedik. Covid-19’a neden olan SARS-CoV-2 virüsü pandeminin hemen her döneminde bizi şaşırttı. Solunumla ilgili bir virüsün pıhtıya, felce, kalp sorunlarına, böbrek yetmezliğine neden olması beklenmezdi. Normalde yoğun bakım ünitesinde hastalar yüzükoyun yatırılmazdı. Ama kurallar gözümüzün önünde yeniden yazıldı. Covid’den ölen insanlardan otopsi dokuları alıp inceledik. Ciğerlerin yanı sıra kan damarlarına da bulaştığını tespit ettik. Bu vasküler bir enfeksiyon. Koronavirüsün endotel hücreler (damarların iç bölümünde yer alan tabaka halinde dizili hücreler) üzerinden damarların içine girdiğini gördük. Endotel hücrelerin sorunsuz çalışması çok önemli. 

Virüs endotel hücrelere girip tüm vücutta hasara yol açıyor

Dr. Mark Hyman: Endotel hücreleri bir bakıma damarların dış zarıdır. Virüsün bu hücrelere girip tüm vücutta hasara yol açtığını mı söylüyorsunuz? Dr. William Li: Hücrelerin içine girip performansını etkiliyor. Koronavirüs bu zara hasar verip işleyişi bozuyor. Endotel hasarı Covid hakkındaki fikrimizi değiştirdi. Her organ oksijen ve besin almak için damarlarımıza bağlı olduğundan, organların nasıl hasar gördüğünü anlamaya başladık. Akut Covid’i daha iyi anlamaya başladığımız, antikorların ortaya çıktığı ve aşıların geliştirildiği dönemde, Covid geçirmiş insanlarda ‘Uzun Covid’ sendromu görüldü. Beyin sisi, kronik yorgunluk, kulak çınlaması, kalp çarpıntısı, aşırı kas güçsüzlüğü, mide-bağırsak ağrısı, kusma veya ishal, kabızlık gibi 100’den fazla semptom vardı. Bazıları hastaneye yattı. Hastalar deneyimlerini paylaşmak için bir araya geldiler. Uzayan Covid’i anlatmak için kendilerine, ülkenin dört bir yanını dolaşan kamyoncular gibi ‘uzun yol’ hastaları dediler. Sadece hassas kesimler değil, Covid’e yakalanıp iyileşen genç ve sağlıklı insanlar bile ‘Uzun Covid’ sendromu yaşamaya devam ediyor.

Virüs testlerde tespit edilemeyen gizli haznelerde saklanıyor olabilir 

Dr. Mark Hyman: En çok kimlerde görülüyor? Virüs vücutta kaldığı için mi oluyor?  Dr. William Li: Şu anda tam da bu sorulara cevap arıyoruz. Farklı sorunların ortak paydasını bulmaya çalışıyorum. Virüs hala duruyor mu yoksa gitmiş mi henüz bilmiyoruz. Bu sendromdan mustarip insanlara Covid testi yaptığınızda negatif çıkıyorlar. Yani vücutlarında virüs yok. Ama Uzun Covid yaşayıp sonrasında aşı olan kişilerin yüzde 41’i çok tuhaf bir şekilde, semptomların geçtiğini söylüyor. Halbuki aşının hasar görmüş bir şeyi iyileştirmemesi gerekir. Aşı immün sistemi güçlendiren, önleyici bir kalkandır. Virüsün bilindik testlerle tespit edilemeyen gizli haznelerde saklanma ihtimalini araştırıyoruz. Covid yüzünden mikrobiyom gibi vücudun en önemli savunucularının etkisiz hale geldiğini biliyoruz. Bu aşamada ilk yapmamız gereken şey vücudu güçlendirmek. Diyet ve yaşam tarzı bunlardan biri, çünkü biyoteknoloji ve ilaçlar için zaman lazım. 150 milyona yakın insan Covid’e yakalandı. Yaklaşık üç milyon kişi öldü. Oranlara bakınca çok ölümcül değil. Ama insanların üçte birinde Uzun Covid sendromu görülse, 50 milyon kişi risk altında demektir. İkinci bir pandemiye dönüşebilir. 

Covid’ten iyileştikten 9 ay sonra bile akciğerlerde etkileri görülüyor

Dr. Mark Hyman: Bu çok önemli. Vücutta hala aktif virüs var mı? Sadece artık etkiler mi söz konusu? Vücudumuzu eski haline getirmeye ve Uzun Covid’i iyileştirmeye nasıl başlarız?  Dr. William Li: Uzun Covid yaşayanların akciğerlerindeki Covid kaynaklı damar hasarını izliyoruz. Röntgen ve BT (bilgisayarlı tomografi) taramasında bir şey görünmese de rahat nefes alamıyorlar. BT taramasından hareketle yapay zeka ve makine öğrenimi yardımıyla kan damarlarını yeniden oluşturabiliyoruz. Damarları rekonstrüksiyon için tarama üzerinden sayıyor, 1000 normal akciğerle karşılaştırabiliyoruz. İlginç sonuçlar var: Bazı hastaların akciğer mikrosirkülasyonunda, Covid’ten iyileştikten dokuz ay sonra bile yüzde 80 oranında eksiklik görülüyor. Bu beni korkutuyor. Yeni hastalıkların böyle bir dezavantajı var. Temel patofizyolojiyi anlamadıysanız, vücudun içinde olup biteni anlayamıyorsunuz. (Patofizyoloji, bir hastalık ya da hastalık olarak adlandırılmayacak anormal sendromlar veya durumlar nedeniyle normal, mekanik, fiziksel ve biyokimyasal işlevlerde ortaya çıkan bozulukları inceler.) Tamam, damarlardaki eksiği bulduk. Bu iyi haber, çünkü organları eski haline getirmek için yeni kan damarları geliştirebiliyoruz. Ama anjiyogenez (yeni damar oluşumu) çok kritik ve hassas bir süreç ve kronik enflamasyon olunca düzgün işlemiyor. İyileşmek için iltihabı azaltıp anjiyogeneze yardım edince de damarlara aşırı yüklenmiş oluyoruz. Yani biraz daha sakin olmak, daha fazla egzersiz yapmak ve hareket etmek gerekiyor. Kısacası gözümüzü ünlü hastanelerden ziyade yaşam tarzı tıbbı, tamamlayıcı tıp gibi alanlara çevirmeliyiz. Tıbbi müdahale yok demiyorum, ama henüz tedavisi yok. Klinik deneyler yeni başlıyor. Öte yandan kan damarları kök hücreleri kullanarak kısmen eski hallerine gelebiliyor ve yeniden büyüyebiliyor. Kök hücreler ise kemik iliğinden geliyor. Ancak yeni ve korkutucu bir bulguya göre, Covid, yani SARS-CoV-2 virüsü kemik iliğinin içine girip genetiğini değiştirebiliyor. Ayrıca doymuş yağ oranı yüksek gıdalar, ultra işlenmiş gıdalar, işlenmiş et, yapay tatlandırıcılar vs. kemik iliğindeki kök hücrelere zarar veriyor. Bunları kesmek veya azaltmak şart. 

Uzun Covid’e tıbbi bir çözüm bulmak belki 10 yılımızı alacak

Dr. Mark Hyman: Yani modern tıptaki ilerlemelere rağmen, şu anda en iyi yol yaşam tarzımıza odaklanmak. Kapsamlı bir diyet, egzersiz, meditasyon ve uyku hem bağışıklık sistemini, hem enflamasyonu hem de tüm biyolojik işlevleri düzenlemeye yardımcı olan dört ana unsur. Peki uzun süreli Covid sonucu damarlara ne oluyor? Damarları onarmak için başka ne gibi tedaviler söz konusu? Dr. William Li: Uzun Covid sendromunun tedavisine yönelik araştırmalarda şimdilik üç sacayağı var. İlki damar hasarı; mikrovasküler hasar ve en ince kılcal damarlar. İkincisi enflamasyon, kronik enflamasyon, belki biraz otoimmün. Üçüncüsü ise sinirlerle ilgili nöropatik bir sorun olma ihtimali. Dolayısıyla aynı anda kan damarlarını ve sinirleri onarmanın, enflamasyonu azaltmanın basit ve ortak bir yolunu arıyoruz. Klinik deneyler önemli, ama 10 yıl vaktimiz yok.  Dr. Mark Hyman: Pek çok tedavi yöntemi var. Gündelik alışkanlıklardan bahsettik. Bir de vitamin-mineral, bitkisel ilaç veya bitki kaynaklı terapiler var. Kimi ülkelerde ozon tedavisi kullanılıyor. Bunun da iltihabı bastırmada, anti-enflamatuar ve antioksidan sistemleri harekete geçirmede, damarları onarmada işe yaradığına dair ciddi veriler var. Farklı, alternatif yöntemler var, ama geleneksel bilim muhtemelen bunları asla ciddiye almayacak. Halbuki çok sayıda ‘Uzun Covid’ hastam oldu ve bu tedavileri uygulayanların daha hızlı iyileştiğini gördüm.

Covid iyileşip atlatılan bir hastalık değil

Dr. William Li: Aslında çok mantıklı. Bütün sistemi etkileyen bir hasar, enflamasyon veya dengesizlik tek bir hap veya reçeteyle çözülemez. Tamamlayıcı tıbbı ve alışılmadık araçları kullanmaktan çekiniyoruz, halbuki pandemi bizi yeni birçok şeye alıştırdı. Şimdi yeni yöntemleri inceleme zamanı. Dalış odası veya basınç azaltma odası denen hiberbarik oksijen uygulaması de buna dâhil olabilir. 

Vücudun doğuştan gelen onarım sistemleri var, bunları harekete geçirelim

Mark Hyman: Öte yandan vücudun doğuştan gelen onarım sistemleri var ve bu sistemleri etkinleştirerek iyileşme sürecini başlatabilirsiniz. Uzun Covid sendromunda insanlar biyolojik enflamasyon döngüsüne sıkışıp kalıyorlar; oysa bir çıkış yolu olmalı. Çünkü vücut her ilaçtan çok daha akıllı ve güçlüdür.  Dr. William Li: Kesinlikle. Bence bu noktada vücudun tekil değil çoklu çözümlere ve yenilenme süreçlerine ihtiyacı var; ancak böyle iyileşebilir. Başka bir yöntem ise hastaların kan dolaşımındaki kök hücreleri teşhis aşamasında ölçmek ve bunları takip ederek daha fazla kök hücreyi dışarı itme ihtiyacı duyup duymadıklarını saptamak.  Yeni bir araştırmaya göre Covid’ten iyileşen insanların sonraki altı ay ve devamındaki ölüm oranı yüzde 59 artmış. Yani iyileşip atlatılan bir hastalık değil, daha büyük sorunları tetikleyebiliyor. Bilime güvendiğim için iyimserim; ama ilaç endüstrisinin Uzun Covid sendromunu tedavi edecek tek seferlik bir çözüm üreteceğini sanmıyorum. 25 yılı aşkın bir süredir biyoteknoloji alanındayım. Bence ilaçların katkısı mütevazı, herkesi kapsamayan bir düzeyde olacak. Sistem biyolojisine, bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç var. İyileşme döngüsünü başlatmak ve ilerletmek için vücudu harekete geçirmeliyiz. Bu yöntemleri reçetede veya klinikte değil evde aramak lazım. Buna artık alternatif tıp denemez; çünkü yeni ana akım bu. 

Covid-19 bir solunum hastalığı değil, şeker gibi sistemik hastalık

Dr. Mark Hyman: Bu çok ilginç bir bakış açısı. Akademik çevreler ne der bilmiyorum, ama bana yakın geliyor. Covid-19’un bir solunum hastalığı değil, sistemik (şeker, tansiyon, tiroid gibi…) bir hastalık. Bütün sistemi tedavi edecek ve iyileşme için vücudun derinlerde yatan kendi iç zekasını etkin hale getirecek bir düşünce sistemi tesis etmek gerekiyor. Gıdaları bu onarım ve düzenlemeye başlamak için ilaç olarak kullanabileceğimizi anlatıyorsunuz. Gıda ve yaşam tarzı tek bir alanda değil, bütün sistem üzerinde etkili. Fark burada.  William, son zamanlarda J&J aşısı bir dizi komplikasyona sebep oldu; bunların arasında beklenmedik bir damar sorunu olan pıhtı da yer alıyor. J&J ve AstraZeneca gibi viral vektör aşılar ile mRNA aşıları arasında ne fark var? Aşılar sence her derde deva mı?  Dr. William Li: Aşılara inanıyorum. Moderna mRNA aşısı oldum. Bir yıl içinde virüsün genom sıralamasını anlayıp buna karşı aşı geliştirmek mucize. Ama aşı ne kadar önemli bir adım olsa da tek adım değil, çünkü tamamen iyileştiremediklerini biliyoruz. Bence Covid endemik, yani yerel bir hastalığa dönüşecek. Aşılar gerçekten çok önemli. J&J ve AstraZeneca konusunda yine bir şaşırtmaca var. Antiviral vektör aşıların pıhtı gibi sorunlara yol açacağı korkusu vardı. Şu ana kadar Covid’den ölenlere göre bu komplikasyonun görüldüğü kişilerin sayısı çok çok az. Covid ve uzun süreli Covid ise çok daha ciddi sonuçlara yol açıyor. Koronavirüs küçük bir top gibi. Üzerinde savaş başlığına benzer küçük sivri uçlar var. Bu sivri uçlar hücremizdeki ACE2 reseptörüne yapışıyor. Bağışıklık sisteminin bu uçları hedef almasını sağlayabilirsek enfeksiyonu ortadan kaldırabiliriz. Ama bu sivri ucun tuhaf bir özelliği var; kan damarlarını enfekte edip bozuyor ve kan pıhtılaşmasına sebep oluyor.  Bu aşının sivri uçlu protein zırhında benzersiz bir şey olduğunu düşünüyorum. Vücudu aşırı tetiklediğinizde, bazı aşılar virüsün yan etkilerine yol açabiliyor. Pfizer, Moderna gibi mRNA aşılarını yaptığımızda yüksek miktarda mRNA 24 saat içinde yok oluyor. Diğer adenoviral aşılar ise günlerce takılıp kalıyor. Bir ihtimal şu: Sivri uçlu proteinin izi uzun süre kalınca bağışıklık sistemi bıkıyor. Bu da bazen aşırı reaksiyona yol açıyor. Bir bakıma Covid’in yaptığını taklit ediyor.  Ama insanlar olabileceği ilk aşıyı olmalı. Farklı dozlar farklı aşılarla uygulanabilir. Esas olan korunma eşiğini aşmak; maskesiz gezebilmek, kendinize veya henüz aşı olmamış diğer insanlara zarar vermemek. İki dozu da oldum ve sanki yeniden soluk almaya başladım. Artık yeniden geleceğe bakabiliyorum.

Aşılarla amaç salgını yönetebilir hale gelmek, sahte güven duygusu tehlikeli

Dr. Mark Hyman: Bunu gerçekçi bulmayanlar da var. Çünkü aşı olsanız bile Covid kapabilir ve bulaştırabilirsiniz. Brezilya, Güney Afrika, İngiltere gibi birçok varyant çıktığından ve aşı bir anda etkisiz kalabilir. Dediğin gibi pekiştirici dozlarla, yeni aşılarla yola devam etmeliyiz. Bu hikaye daha sürecek gibi. İnsanlar aşı olunca sahte bir güven duygusuna kapılıp her şeyi yapabileceğini sanıyor. Böyle bir hata daha fazla vakaya ve ölüme sebep olabilir. Dr. William Li: Kesinlikle. Örneğin grip aşısını her yıl yaptırıyoruz ve yüzde 100 etkili değil. Yine grip olabilirsiniz, çünkü sizi alt eden bir varyant olabilir, ama ölümcül hasta olmazsınız. Asıl amaç Covid-19 salgınını yönetilebilir hale getirmek. Örneğin İsrail aşılama konusunda dünyadaki en başarılı ülke ve orada insanların ölme ihtimali daha düşük. Hastalık kapabilir, hasta olabilirsiniz, ama ventilatöre bağlanıp ölecek duruma gelmiyorsunuz. Bu çok mühim.  Esas olan, aşının sadece çözümün parçalarından biri olduğunu görmek, önlem almak ve sadece kendinizi değil başkalarını, toplumu da düşünmek. Aşı bize konsere ve gezmeye gitme izni vermiyor. Normale dönüşten bahsediliyor. Bu yanlış bir bakış açısı, çünkü normale dönmeyeceğiz. İleriye bakacağız.  Global bir dünyada yaşadığımızı unutmayalım. Bazı bölgeler hala ciddi acılar çekiyor. Latin Amerika, Brezilya ve Hindistan’da olanlar gelip bizi de vurabilir. Tek bir dünyadayız, tek bir türüz, tek bir topluluğuz. Sadece kendimizin ve ailelerimizin değil, dünyanın geri kalanının da korunmasını sağlama sorumluluğumuz var.

Bitmeyecek ama kabulleneceğiz, her sonhabar, kış gibi artacak

Dr. Mark Hyman: İki üç yıl sonra nerede olacağız? Umudumuz var mı yoksa bu döngü sürecek mi? Dr. William Li: Oldukça umutluyum. Sağlık Ölçütleri ve Değerlendirme Enstitüsü Covid’in endemik olacağını öngörüyor. Bitmeyecek, ama kabulleneceğiz. Sonbahar ve kış gibi bazı noktalarda artacak. Havaların ısınmasıyla sıcaklık ve nem yükselince azalacak. Mevsimsel bir enfeksiyona dönüşecek. Genelde yeni varyantlar çıksın istenmiyor. Ama ben aksini düşünüyorum. Doğru varyantlarla kendi kendini devre dışı bırakıp gitmesini istiyoruz. Hepimiz bunaldık; travma sonrası stres bozukluğuna benziyor. Bütün bir medeniyet bir öksürükle dize geldi ve ayağa kalkmaya çalışıyoruz. İyimserim, ama tehlike geçmiş değil. İnsanların yatırım yapması, aşı olması, maske takmayı sürdürmesi, bilime kulak vermesi şart.  İki-üç yıl içinde ne olur derseniz, bence devam edecek ama arka planda kalacak. Aşılar çözüm olacaktır. Daha sade ve iyi bir yaşama yöneleceğimizi düşünüyoruz. Daha temiz olacağız. Belki grip oranı azalacak. Vücudun kendini iyileştirme gücüne daha fazla saygı duyacağız. Eskiden söylediklerimi kimse duymuyormuş gibi gelirdi. Ama bence insanlar dinlemeye başlıyor, çünkü eczaneden alıvereceğimiz basit bir çözüm yok. Şimdi, vücudumuzu gerçekten dinliyoruz; o da bize kendini iyileştirebileceğini söylüyor. Dr. Mark Hyman: Bu çok umut verici bir mesaj. Doğru koşullar sağlanırsa vücut kendi zekasıyla kendini onarabilir. İşlevsel tıbbın, geliştirdiğiniz yenilikçi tedavilerin temeli burada yatıyor. Rejeneratif veya oksijen tedavileri işe yarayabilir. Hala keşif aşamasındayız; ama uzun yol sendromu yaşayan çok hasta gördüm ve stratejik bir yaklaşımla çok daha iyiye gidiyorlar. Öğrenmeye devam. William, çok teşekkür ederim.