ABD’de son yıllarda nükleer ve havacılık araştırmalarıyla bağlantılı en az 10 kişinin ölmesi ya da kaybolması, hem federal kurumların hem de Kongre’nin gündemine taşındı. Vakaların bazıları cinayet, bazıları kayıp dosyası, bazılarıysa ailelerin sağlık sorunları ya da kişisel nedenlerle açıkladığı ölümlerden oluşuyor.
Buna rağmen dosyaların aynı başlık altında anılmaya başlaması, özellikle çevrimiçi mecralarda spekülasyonları artırdı. FBI ise artık bu ölümler ve kayıplar arasında herhangi bir ortak bağlantı bulunup bulunmadığını araştırdığını açıkça söylüyor.
Soruşturmanın merkezinde ne var?
FBI, kayıp ve hayatını kaybeden bilim insanları arasında bağlantı olup olmadığını araştırma çabasına öncülük ettiğini, bu kapsamda Enerji Bakanlığı, Savunma Bakanlığı ve eyalet ile yerel kolluk birimleriyle birlikte çalıştığını açıkladı.
Buna paralel olarak Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi de pazartesi günü yaptığı açıklamada, hassas bilimsel bilgilere erişimi olduğu belirtilen kişilerle ilgili ölüm ve kayıp haberlerini incelemeye aldığını duyurdu.
Komite, FBI, Savunma Bakanlığı, Enerji Bakanlığı ve NASA’dan konuyla ilgili brifing talep etti.
Komitenin açıklamasında, bu vakaların “olası karanlık bir bağlantı” sorusunu gündeme getirdiği belirtildi. Ancak kamu kurumlarının dili daha temkinli.
NASA, ilgili kurumlarla koordinasyon halinde olduklarını söylerken, sözcüsü Bethany Stevens, mevcut aşamada NASA’yı ilgilendiren hiçbir unsurun ulusal güvenlik tehdidine işaret etmediğini vurguladı. Aynı şekilde yetkililer, vakalar arasında şu ana kadar kanıtlanmış bir bağ bulunmadığını da özellikle belirtiyor.
Vakaların ortak yanı kadar farklılıkları da dikkat çekiyor
Dosyaları bu kadar tartışmalı hale getiren unsur, tek bir olaydan değil, birbirinden oldukça farklı koşullarda gerçekleşmiş bir dizi ölüm ve kayıptan söz ediliyor olması. Kimi vakalarda çözülmemiş cinayetler var. Kimi vakalarda ortadan kaybolan kişilere ilişkin herhangi bir şiddet izine rastlanmıyor.
En az iki örnekte ise aileler, kamuoyunda büyüyen komplo yorumlarına karşı, ölüm ya da kaybın arkasında bilinen sağlık sorunları veya kişisel mücadeleler olabileceğini söylüyor. Bu nedenle soruşturmanın kendisi ciddi olsa da, soruşturmanın varlığı tek başına vakalar arasında kanıtlanmış bir örgü bulunduğu anlamına gelmiyor.
JPL, Los Alamos ve savunma çevresinden isimler
Tartışmanın başlangıç noktası olarak yasa yapıcıların işaret ettiği ilk örneklerden biri, NASA’nın Jet Propulsion Laboratory’sinde yaklaşık 25 yıl çalışan Michael David Hicks’in 2023’teki ölümü oldu. Kuyruklu yıldızlar ve asteroidler üzerine uzmanlaşmış Hicks’in ölüm nedeni kamuoyuna açıklanmadı. Kızı Julia Hicks ise son günlerde artan spekülasyonların kendisini sarstığını söyleyerek, babasının zaten bilinen sağlık sorunlarıyla mücadele ettiğini ve onun ölümünün başka vakalarla ilişkilendirilmesini anlamlı bulmadığını ifade etti. Julia Hicks ayrıca, salı öğleden sonrasına kadar seçilmiş herhangi bir yetkilinin ya da federal kurumun kendilerine ulaşıp babasının ölümü hakkında soru sormadığını belirtti.
JPL bağlantılı başka isimler de dikkat çekiyor. Uzay araştırmaları uzmanı Frank Maiwald 2024’te Los Angeles’ta hayatını kaybetti. NASA laboratuvarının Malzeme İşleme Grubu’nun direktörü olduğu belirtilen havacılık mühendisi Monica Reza ise Haziran 2025’te Los Angeles yakınlarındaki bir ormanlık alanda yürüyüş sırasında kayboldu. Bu isimler, kamuoyunda aynı zincirin halkaları gibi sunulsa da, yetkililer her dosyanın kendi içinde ayrı değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Bir başka dikkat çekici vaka, emekli Hava Kuvvetleri Tümgenerali William Neil McCasland. McCasland, New Mexico’daki Albuquerque evinden 27 Şubat’ta çıktıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamadı. Telefonunu, gözlüğünü ve giyilebilir cihazlarını geride bıraktığı belirtilen McCasland’ın aranmasına FBI da dahil oldu. Pentagon’un en ileri havacılık araştırmalarından bazılarının merkezinde bulunduğu ve bir dönem Wright-Patterson Hava Üssü’ndeki Hava Kuvvetleri Araştırma Laboratuvarı’nı yönettiği belirtilen McCasland’ın kaybı, doğal olarak geniş yankı uyandırdı. Ancak eşi Susan McCasland Wilkerson, olayın yıllardır üssün etrafında dolaşan UFO söylentileriyle ilişkilendirilmesine açıkça karşı çıktı. Eşi, McCasland’ın UFO çevreleriyle kısa bir teması olduğunu kabul etmekle birlikte, bunun kaçırılma ya da benzeri bir iddiaya dayanak oluşturmadığını söyledi.
Los Alamos Ulusal Laboratuvarı bağlantılı iki kayıp dosyası da soruşturma başlıkları arasında. Melissa Casias’ın Haziran 2025’te New Mexico’da bir otoyol üzerinde görüldüğü, evde eşyalarını bıraktığı ve telefonunun fabrika ayarlarına döndürüldüğü bildirildi. New Mexico Kamu Güvenliği Departmanı, dosyanın açık olduğunu ancak şu aşamada cinayet şüphesi bulunmadığını açıkladı. Laboratuvarda inşaat denetiminde çalışan emekli Anthony Chavez de Mayıs 2025’ten beri kayıp. Polis, Chavez dosyasında da suç unsuruna işaret eden bulgu bulunmadığını, ancak kapsamlı aramalara rağmen herhangi bir iz elde edilemediğini aktardı.
Cinayet dosyaları da tartışmayı büyüttü
Kamuoyunda en fazla yankı uyandıran ölümlerden biri, MIT’de nükleer bilim, mühendislik ve fizik profesörü olan Nuno F.G. Loureiro’nun öldürülmesi oldu. Loureiro, Aralık 2025’te Boston yakınlarında evinin önünde silahlı saldırıda yaşamını yitirdi. Aynı saldırganın Brown Üniversitesi kampüsünde de ateş açarak iki öğrenciyi öldürdüğü belirtildi. Füzyon araştırmalarıyla tanınan ve MIT’nin Plasma Science and Fusion Center’ına liderlik eden Loureiro’nun ölümü, bilim camiasında derin yankı yarattı. Ancak eldeki bilgiler, olayın özellikle Loureiro’nun araştırmaları nedeniyle işlendiğini göstermiyor.
Benzer şekilde, astrofizikçi Carl Grillmair da şubat ayında Los Angeles dışında evinde vurularak öldürüldü. Yetkililer bir şüpheliyi gözaltına aldı ve ilk değerlendirmelerinde şüphelinin Grillmair’i tanıyor görünmediğini bildirdi. California Institute of Technology’de çalışan, NASA ile iş birlikleri bulunan ve Güneş Sistemi dışındaki gezegenlerde su arayışına dair çalışmalarıyla bilinen Grillmair’in ölümü de, diğer vakalarla birlikte anılınca daha büyük bir örüntünün parçasıymış gibi yorumlanmaya başlandı. Ancak soruşturma makamları bu tür çıkarımlar konusunda şu aşamada doğrulayıcı bir veri sunmuş değil.
Tartışmaya dahil edilen isimlerden biri de eski Hava Kuvvetleri istihbarat görevlisi Matthew James Sullivan. Missouri milletvekili Eric Burlison, Sullivan’ın UFO’larla ilgili federal bir muhbir dosyasında ifade vermeden önce 2024’te öldüğünü söyleyerek FBI soruşturması çağrısı yaptı.
Kamuya açık ölüm ilanında ölüm nedenine yer verilmedi. Burlison daha sonra Sullivan’ın intihar ettiğini söyledi ve bunu şüpheli bulduğunu belirtti. CNN ise aileye ulaştığını, ancak bu konuda bağımsız bir doğrulama sunulmadığını aktarıyor. Yine son günlerde 2022’de hayatını kaybeden, Alabama’daki Institute for Exotic Science’ın kurucu ortaklarından Amy Eskridge’in ölümü de yeniden gündeme taşındı. Eskridge’in ailesi ise, onun uzun süredir kronik ağrılar çektiğini söyleyerek bu ölümler etrafında aşırı anlam yüklenmemesi çağrısı yaptı.
Beyaz Saray ve FBI ne diyor?
Beyaz Saray son günlerde federal kurumlarla birlikte bütün dosyaları topluca incelemek üzere çalıştığını açıkladı. Donald Trump, meseleyi “oldukça ciddi” diye nitelendirdi ve umudunun bunun rastlantı çıkması yönünde olduğunu söyledi.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt ise, yakın dönemde gündeme gelen bu vakalarla ilgili meşru sorular nedeniyle tüm dosyaların bütüncül biçimde gözden geçirildiğini ve hiçbir ihtimalin göz ardı edilmeyeceğini belirtti.
FBI Direktörü Kash Patel de, sınıflandırılmış bilgiye erişim, hassas araştırma bağlantıları ya da yabancı aktör ihtimali dahil olmak üzere ortak noktalar aranacağını söyledi.
Bu dosyaların aynı hikâyenin parçaları mı, yoksa aynı döneme denk gelmiş birbirinden bağımsız olaylar mı olduğu henüz bilinmiyor. Eldeki bilgiler, kamuoyundaki birçok iddianın aksine, şu aşamada ne organize bir saldırı zincirini ne de ulusal güvenliğe dönük teyit edilmiş bir tehdidi ortaya koyuyor. Ancak federal soruşturmanın başlamış olması, bundan sonra her yeni bulgunun daha yakından izleneceğini gösteriyor.
Kaynak: Gazete Oksijen