02 Haziran 2026, Salı
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 02.06.2026 12:07 | Son Güncelleme: 02.06.2026 13:43

ABD'nin İsrail'e özel çıkarttığı QME yasası hakkında bilinenler: Washington'un Tel Aviv'e sağladığı 'dokunulmazlık'

ABD'nin, komşularına karşı İsrail'i yasal güvenceyle koruyan yarım asırlık "Nitelikli Askeri Üstünlük" (QME) doktrini Trump'ın ikinci döneminde değişme sinyalleri veriyor. Detayları Middle East Eye inceledi
ABD'nin İsrail'e özel çıkarttığı QME yasası hakkında bilinenler: Washington'un Tel Aviv'e sağladığı 'dokunulmazlık'
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

ABD, onlarca yıldır Orta Doğu'daki en güvenilir ortağı olan İsrail'in komşularına karşı her zaman niteliksel olarak üstün bir askeri güce sahip olmasını yasal güvence altına alıyor. Fakat Trump yönetiminin Suudi Arabistan'a F-35 satma kararı, Washington'ın yarım asırlık "Nitelikli Askeri Üstünlük" (QME) politikasının geleceğini tartışmaya açtı.

Middle East Eye'ın haberine göre İsrail, komşu devletlere kıyasla küçük bir nüfusa sahip; mevcut nüfusu yaklaşık 10 milyon civarında seyrediyor.

QME politikasının amacı, daha büyük insan gücünü harekete geçirebilecek potansiyel bölgesel rakipler karşısında İsrail ordusunun her zaman niteliksel olarak üstün kalmasını sağlamak.

Washington bu hedefi, İsrail'e milyarlarca dolarlık askeri yardım sağlayarak ve ABD'li silah üreticilerinin İsrail'e son teknoloji silahlar satmasına izin vererek gerçekleştiriyor. Söz konusu bu gelişmiş silahların, İsrail'in askeri üstünlüğüne zarar verebilecek diğer bölge ülkelerine satılması ise yasaklanmış durumda.

QME politikası, Soğuk Savaş döneminde, 1967 Arap-İsrail Savaşı'nın ardından geliştirildi. İlk büyük anlaşma 1968 yılında, ABD Başkanı Lyndon B. Johnson'ın İsrail'e 50 adet F-4 Phantom jeti satmayı kabul etmesiyle yapıldı.

Sonraki süreçte silah sevkiyatları artarak devam etti. Sovyetler Birliği'nin 1973 yılındaki savaşta Arap devletlerini yoğun bir şekilde desteklemesi üzerine ABD, İsrail'e çok ciddi lojistik ve askeri destek sağladı. ABD'nin Soğuk Savaş dış politikasını şekillendiren isimlerden Henry Kissinger, 1977 yılında "İsrail'in güvenliği tüm özgür halklar için ahlaki bir zorunluluktur" ifadesini kullandı.

1980'lerde, iki dönem görev yapan ABD Başkanı Ronald Reagan yönetimi, "nitelikli askeri üstünlük" ifadesini açıkça kullanan ilk yönetim oldu.

1981 yılında ABD Dışişleri Bakanı Alexander Haig, Kongre'de verdiği ifadede, "Ekim 1973 (Arap-İsrail) Savaşı'ndan bu yana ABD politikasının merkezi bir unsuru, İsrail'in nitelikli askeri üstünlüğünü korumasını sağlamaktır" dedi.

1990'larda ABD, Suudi Arabistan'a F-15S Strike Eagle savaş uçakları sattı; ancak QME'yi korumak adına bu uçakların radar teknolojisi düşürüldü. Washington, ABD askeri teknolojisini satın alan taraflara şart koşma yetkisini kullanarak, Riyad'ın bu savaş uçaklarını İsrail'e yakın bir konumda bulunan Tebük hava üssünde konuşlandırmasını da yasakladı.

QME ne zaman kanun haline geldi?

QME, Ekim 2008'de George W. Bush yönetimi döneminde resmi olarak ABD hukuku kapsamına alınarak kanunlaştırıldı. Deniz Araçları Transfer Yasası ABD'yi, Orta Doğu'daki diğer devletlere yapılan silah ihracatının İsrail'in QME'sine olumsuz etki etmemesini sağlamakla yükümlü kılıyor. Kanunda bu üstünlük resmi olarak şu şekilde tanımlanıyor:

"İsrail'in; yeterli miktarda sahip olunan üstün askeri araçlar (silahlar, komuta, kontrol, iletişim, istihbarat, gözetleme ve keşif yetenekleri dahil) aracılığıyla, herhangi bir devletten, devlet koalisyonundan veya devlet dışı aktörlerden gelebilecek her türlü inandırıcı konvansiyonel askeri tehdide karşı koyma ve bunları asgari hasar ve zayiatla mağlup etme yeteneğidir.

Bu askeri araçların teknik özellikleri, diğer münferit devletlerin, olası devlet koalisyonlarının veya devlet dışı aktörlerin yeteneklerinden üstün olmalıdır."

Söz konusu yasa ayrıca, ABD'nin her dört yılda bir İsrail'in komşularına karşı askeri üstünlüğünün ne ölçüde devam ettiğini resmi olarak değerlendirmesini zorunlu kılıyor. Raporun sunulma sıklığı, Barack Obama'nın ikinci döneminde imzalanan 2013 tarihli "İsrail QME Geliştirme Yasası" ile iki yılda bire düşürüldü.

İsrail'e askeri üstünlük sağlayan araçlar hangileri?

Şu anda İsrail'e yapılan en önemli ABD ihracatı, ABD'li silah devi Lockheed Martin tarafından üretilen ve aralarında İngiltere ile Almanya'nın da bulunduğu sekiz ülkenin ek parça tedarik ettiği F-35 savaş uçağıdır.

Dünyanın teknolojik olarak en gelişmiş hayalet avcı uçağı olan bu jet; uzun menzili, 360 derecelik sensörleri ve radar sistemlerine yakalanmama yeteneği nedeniyle büyük önem taşıyor. Aynı zamanda dünyanın en pahalı savaş uçağı olan F-35A'nın tek bir adedi, Lockheed Martin'e göre ortalama 82,5 milyon dolara mal oluyor. Toplamda F-35 programının maliyeti 2 trilyon doları aşmış durumdadır.

Ana üretici olarak ABD, bu jeti hangi devletlerin envanterine katabileceğini nihai olarak kontrol ediyor. Dünyada F-35'e sadece 20 ülke sahip ve bu ülkelerin tamamı NATO üyesi ya da Washington tarafından "NATO Dışı Önemli Müttefik" statüsü verilmiş devletler. ABD ise tek başına 1.763 adet F-35'e sahip; bu sayı diğer tüm ülkelerin toplamından daha fazladır.

İsrail, 2010 yılında bu jeti satın alan ilk ülke oldu ve teslimatları 2016'dan itibaren almaya başladı. Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesindeki başka hiçbir hava kuvvetinin F-35'i bulunmuyor. İsrail'in özel olarak sipariş ettiği F-35I "Adir" (İbranice'de "Güçlü Olan") modeli, İsrail yapımı elektronik donanım ve yazılımlara uyum sağlayacak şekilde modifiye edilmiştir.

İsrail, 2018 yılında Lübnan'a düzenlenen bir hava saldırısıyla bu jeti çatışmada kullanan ilk ülke oldu. O günden bu yana İsrail F-35'leri; İran, Suriye, Yemen, Katar ve hak örgütleri tarafından soykırım olarak nitelendirilen, İsrail'in yaklaşık 73 bin insanı öldürdüğü Gazze'deki operasyonlarda uçuşlar gerçekleştirdi.

İsrail hava kuvvetleri ayrıca McDonnell Douglas tarafından üretilen F-15 ve yine Lockheed Martin tarafından üretilen F-16 gibi diğer önemli ABD ihraç ürünlerini de kullanıyor.

ABD, askeri uzmanlar tarafından dünyanın en iyileri arasında gösterilen ve ABD'li Raytheon firmasıyla ortaklaşa geliştirilen Demir Kubbe, Arrow ve Davud'un Sapanı, dahil olmak üzere, İsrail'in hava savunma sistemlerinin geliştirilmesine de milyarlarca dolar katkıda bulundu.

Trump döneminde yaşanan değişiklikler neler?

Geçtiğimiz kasım ayında ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın milyarlarca dolarlık anlaşmaların imzalandığı Washington ziyareti sırasında, ABD'nin Suudi Arabistan'a F-35 savaş uçakları satacağını duyurdu.

Trump, Oval Ofis'te bin Selman ile yaptığı görüşmede, "İsrail'in sizin daha düşük kalibreli uçaklar almanızı istediğini biliyorum. Bunun sizi pek mutlu ettiğini sanmıyorum... Bence her iki ülke de en üst düzey teknolojiyi almaları gereken bir seviyede bulunuyor" sözlerini kullandı.

Türkiye detayı

Türkiye de benzer şekilde, Rus yapımı S-400 hava savunma sistemlerini satın almasının ardından 2019 yılında F-35 programından çıkarılmıştı; ABD bu durumun istihbarat riskleri yarattığını öne sürmüştü. Bir NATO üyesi olan ve F-35 üretim hattının bir parçasını oluşturan Türkiye, jetler için yaklaşık 1,4 milyar dolar ödemişti ve bu uçaklardan altısı halen teslim edilmeyi bekliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mart 2025'te Trump'tan bu kararı yeniden gözden geçirmesini talep etmişti.

İsrail ise mayıs ayında 25 adet daha F-35 jeti ve bir F-15IA savaş uçağı filosu edinme planlarını duyurdu.

Bunlar, 2023 yılında sipariş edilen 25 adet F-35 ile birleştiğinde İsrail'in filosunu yaklaşık 100 uçağa çıkaracak ve bu da onu ABD dışındaki en büyük filolardan biri haline getirecek.

Kaynak: Gazete Oksijen