Berlin’in alternatif kültür sahnesi, kentin son yıllarda hızla artan emlak fiyatlarının baskısıyla karşı karşıya. Bir dönem sanatçılar, performans grupları ve bağımsız oluşumlar için görece kolay erişilebilir olan boş arsalar ve eski sanayi alanları giderek azalırken, kentin “yeraltı” kültürünün dayandığı mekânsal zemin de daralıyor.
Berlin’in kuzeydoğusunda, Prenzlauer Berg yakınlarında faaliyet gösteren alternatif sirk topluluğu Zirkus Mond bunun son örneklerinden biri. Reuters'a röportaj veren Topluluğun yöneticisi Max Mohr, sekiz yıl önce kullanmaya başladıkları arazinin sahibi alanı geri istediği için çadırını ve ekibini başka bir yere taşımak zorunda kalıyor.
Mohr, “Üzücü ama bunun geleceğini biliyorduk ve başka bir yer bulduk” diyerek taşınmanın kaçınılmaz hale geldiğini söyledi. Zirkus Mond’un yanı sıra Kollage Kollektiv, Jonny Knueppel ve Mucha gibi oluşumların bulunduğu “die Greife” adlı alan, yıllar içinde barların, açık hava diskolarının ve performans mekânlarının bir arada olduğu alternatif bir kültür alanına dönüştü.
Mucha derneğinden Elva Lebrun, bu tür alanların Berlin’in kimliğinin parçası olduğunu belirterek “Burada gördüğünüz her şeyi biz yaptık” dedi. Lebrun’a göre kentte bir zamanlar daha yaygın olan bu tür mekânlar artık giderek zor bulunuyor.
Berlin’in kültürel kimliği emlak piyasasına karşı
Berlin’in alternatif kültür sahnesi ile kentin emlak piyasası arasındaki ilişki yeni değil. Weimar Cumhuriyeti dönemindeki ekonomik krizlerden Soğuk Savaş yıllarına kadar kentteki ekonomik ve siyasi dönüşümler alternatif kültürün gelişimini etkiledi. Berlin Duvarı’nın 1989’da yıkılmasının ardından ise eski depolar ve sanayi tesisleri sanatçılara düşük maliyetle geniş alanlar sundu. Bu dönem, Berlin’in “ham”, deneysel ve bağımsız kültür merkezi olarak uluslararası itibarının oluşmasında önemli rol oynadı.
Ancak kent son yıllarda ciddi bir fiyat baskısıyla karşı karşıya. Konut fiyatları son 15 yılda üç kattan fazla artarken, daha önce alternatif kültürel faaliyetler için kullanılabilen boş alanların da azalması kentin kültürel dokusunu etkiliyor.
Berlin’de geçen ay yapılan eyalet seçimlerinde radikal sol parti Die Linke’nin birinci çıkması da konut krizinin siyasetteki ağırlığını gösterdi. Parti, kurumsal ev sahiplerinin elindeki konutların kamulaştırılması ve kiraların sınırlandırılması vaatleriyle kampanya yürüttü.
Zirkus Mond’un İspanya doğumlu sanat yönetmeni Juan Migama, yüksek konut maliyetlerinin daha önce Berlin’e çekilen insanların kentten uzaklaşmasına yol açtığını söyledi. Buna karşın Berlin’in hâlâ “çok hoşgörülü ve gerçekten açık fikirli” bir şehir olduğunu belirtti.
Kentin bürokratik yapısının bile zaman zaman alternatif oluşumların lehine işlediğini söyleyen Migama, belirli kurallara uyulduğu sürece oluşumların hukuken gri alanlarda faaliyet gösterebildiğini ifade etti.
“Die Greife” alanını işleten diskoBabel derneği de bu tür geçici kullanım kurallarından yararlanarak araziyi kullanmaya başladı. Alanda elektrik jeneratörlerle sağlanıyor, şebeke suyu bulunmuyor. Buna rağmen alan, Berlin’in alternatif kültür çevresinde kendine özgü bir buluşma noktası oluşturdu.
Mohr’a göre ana akımın dışında bir yaşam ve kültür alanı yaratmak giderek zorlaşsa da hâlâ mümkün. “Bu yaşam tarzını istiyorsanız çok kararlı olmalısınız” diyen Mohr, bunun çok fazla emek gerektirdiğini ancak yapılabileceğini savunuyor.
Kaynak: Gazete Oksijen
