16 Haziran 2026, Salı
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 16.06.2026 10:58 | Son Güncelleme: 16.06.2026 11:53

Beyaz Saray'ı ikiye bölen istihbarat raporları ve 300 milyar dolar: Trump'ın kadrosundaki ağır toplardan anlaşmaya itiraz

ABD ile İran arasındaki nükleer mutabakat, Beyaz Saray'da güç savaşına yol açtı. CIA ve Dışişleri Bakanlığı, gizli dinlemelere dayanarak Tahran'ın samimiyetsiz olduğunu savunurken; Başkan Yardımcısı Vance süreci destekliyor. 60 günlük müzakerede 300 milyar dolarlık fon ve Hürmüz Boğazı ele alınacak
Beyaz Saray'ı ikiye bölen istihbarat raporları ve 300 milyar dolar: Trump'ın kadrosundaki ağır toplardan anlaşmaya itiraz
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında atılması planlanan tarihi adımlar, Washington’ın perde arkasında büyük bir güç savaşına sahne olmaya başladı.

Axios'un haberine göre CIA Direktörü John Ratcliffe; Başkan Donald Trump ve diğer üst düzey yetkililere, ABD istihbarat kurumları tarafından toplanan verilerin İran’ın nükleer tavizler verme niyetine dair ciddi şüpheler uyandırdığını iletti.

Süreçteki tek şüpheci isim Ratcliffe değil. Trump’ın dış politika ve savunma yönetimindeki iki kritik isim, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth de kabine içi görüşmelerde anlaşmaya yönelik endişelerini ve soru işaretlerini açıkça dile getirdi.

Buna karşılık, Başkan Yardımcısı JD Vance ile ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ise anlaşmanın imzalanması yönünde ağırlık koyarak sürecin en büyük savunucuları haline geldi.

İstihbarat raporları ne diyor?

Anlaşmanın pazar günü kamuoyuna duyurulmasından önce, Trump ve danışmanları arasında Beyaz Saray'da bir dizi kritik ve yüksek düzeyli toplantı gerçekleştirildi.

Kaynaklar, bu toplantılarda masaya yatırılan en önemli unsurlardan birinin, ABD istihbarat örgütlerinin elde ettiği sinyal ve iletişim verileri olduğunu belirtiyor.

Rapora yansıyan istihbarat verileri, İranlı yetkililerin kendi aralarında yaptıkları gizli konuşmalar ile arabuluculara ve ABD tarafına söylediklerinin birbirleriyle tamamen çeliştiğini ortaya koydu.

CIA Direktörü Ratcliffe ve Dışişleri Bakanı Rubio, bu gizli verilerden yola çıkarak Tahran’ın ABD’nin kırmızı çizgisi olan nükleer kısıtlamaları kabul edeceğine inanmadıklarını aktardı.

Toplantıya yakın bir kaynak durumu, "İstihbarat verileri, İran’ın gerçek niyetinin anlaşma altındaki taahhütleriyle hiçbir şekilde örtüşmediğini net olarak gösteriyor" sözleriyle özetledi.

60 günlük kritik süreç

Pazar günü imzalanan mutabakat zaptının nükleer maddeleri, tarafların önümüzdeki 60 gün içinde daha detaylı ve kapsamlı bir nükleer anlaşmaya varması şartına bağlanmış durumda.

Bu kapsamda cuma günü kritik bir diplomatik temas gerçekleşecek. Başkan Yardımcısı Vance, Witkoff ve Kushner; İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Pakistanlı ve Katarlı arabulucularla müzakerelerin ikinci aşamasını yürütmek üzere bir araya gelecek.

Metnin tamamı henüz resmi olarak yayımlanmasa da içeriğe vakıf bir kaynak, nükleer anlaşma ABD’nin istediği şartlarda imzalanmadığı sürece, mevcut mutabakat zaptı kapsamında İran’ın verdiklerinden çok daha fazlasını alacağını savunuyor.

Anlaşma, temelde ateşkesi uzatmayı ve karşılıklı rıza ile uzatılabilecek 60 günlük bir müzakere sürecini başlatmayı hedefliyor.

İran-ABD arasındaki anlaşma hakkında bilinenler

Mevcut metne göre İran, gelecekte hiçbir şekilde nükleer silah edinmeyeceğine dair geçmiş taahhütlerini yinelerken, taraflar depolanmış zenginleştirilmiş malzemelerin akıbetini çözmeyi ve İran'ın gelecekteki nükleer ihtiyaçlarını nihai anlaşmada belirlenecek bir çerçeveye oturtmayı taahhüt ediyor.

Müzakereler sürdüğü müddetçe İran nükleer programında statüyü koruyacak; ABD ise yeni yaptırım uygulamayacak ve bölgeye ek askeri güç sevk etmeyecek.

Nihai bir nükleer anlaşmaya varılması halinde ise ABD, savaş için seferber ettiği askeri güçleri 30 gün içinde geri çekecek ve belirlenen takvime göre yaptırımları tamamen sonlandıracak.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise konuya ilişkin endişelerini dile getirerek, "İran'ın anlaşmaya bakış açısının, Amerikan müzakere ekibinin iddia ettiğinden farklı olmasından ciddi endişe duyuyorum" dedi ve belgenin derhal kamuoyuna açıklanması çağrısında bulundu.

300 milyar dolarlık fon meselesi

Nükleer başlıklar şartlara bağlı olsa da mutabakat zaptı, Hürmüz Boğazı'nın kısa vadede ticari gemilere yeniden açılmasını öngörüyor. Metne göre İran, ticari gemilerin 60 gün boyunca güvenli ve ücretsiz geçişi için elinden gelen tüm çabayı gösterecek; ABD ise deniz ablukasını 30 gün içinde tamamen kaldıracak şekilde kademeli olarak hafifletecek.

Ayrıca İran, boğazın gelecekteki yönetimi ve denizcilik hizmetlerini belirlemek üzere Umman ve diğer Körfez ülkeleriyle uluslararası hukuka uygun bir diyalog mekanizması kuracak.

Müzakerelerin en çetrefilli maddesi olan İran’ın dondurulmuş fonları ve varlıklarının serbest bırakılması konusunda ise metin ucu açık yorumlara izin veriyor. ABD’li yetkililer, fonların tamamen serbest bırakılmasının bir "performansa göre ödeme" modeline dayalı olacağını ve İran’dan olumlu adımlar görüldükçe parça parça kaynak aktarılabileceğini belirtiyor.

Son olarak mutabakat metni, nihai anlaşmanın sağlanması durumunda İran'ın yeniden imarı ve ekonomik kalkınması için 300 milyar dolarlık bir fon kurulmasını ve bunun uygulanmasına yönelik ortak bir mekanizma oluşturulmasını içeriyor.

Kaynak: Gazete Oksijen