16 Haziran 2026, Salı
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 16.06.2026 10:40 | Son Güncelleme: 16.06.2026 10:54

Türkiye plastik çöplüğüne mi dönüşüyor?

AB’nin 2026’da OECD dışı ülkelere plastik atık ihracatını kısıtlayacak olması, Türkiye için yeni bir risk yaratıyor. Greenpeace’e göre mevcut ithalat verileri bile belirsizken, Avrupa’nın başka ülkelere gönderemeyeceği atıkların Türkiye’ye yönelmesi plastik yükünü artırabilir
Fotoğraf: Shutterstock
Fotoğraf: Shutterstock
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Türkiye’nin 2024 yılında ithal ettiği plastik atık ile ilgili 4 farklı kaynak var ve dördünün de verisi farklı. Eurostat, “AB ülkelerinden 424 bin ton ithal edildi” diyor. Birleşmiş Milletler’in veri tabanına göre AB’ye İngiltere de eklendiğinde hacim 811 bin tonu buluyor. Plastik sektörünün en büyük kuruluşlarından PAGEV 677 bin ton bilgisini paylaşıyor.

Ticaret Bakanlığı’na göre ise 1.29 milyon ton… Greenpeace Türkiye’nin ayın başında yayımladığı “Söylemin Ardındaki Gerçek: Türkiye’nin Sıfır Atık Politikasının Görünmeyen Yüzü” başlıklı çalışmanın çıkış noktalarından biri işte bu belirsizlik. Rapora göre Türkiye’nin 2017’den beri benimsediği “Sıfır Atık” hareketinin tablosu aslında sahayla örtüşmüyor.

Peki bu yılın kasım ayında COP31’e ev sahipliği yapacak olan Türkiye bu atıkları geri dönüştürüyor mu yoksa bir plastik çöplüğüne mi dönüşüyor? Greenpeace Türkiye’ye göre ithalatla geri dönüşüm paralel biçimde artış sergilemiyor.

Plastikleri izlemek güç

Raporu kaleme alan Berk Butan, verilerdeki bu uyuşmazlığın yalnızca teknik bir sorundan ibaret olmadığını söylüyor:

“Gümrük kodu sınıflandırmalarındaki farklılıklar, ihracat ve ithalat raporlama takvimlerindeki kaymalar ve kirli ya da yasak atıkların yanlış kodlarla beyan edilebilmesi gibi olasılıklar, plastik atık ticaretinin izlenebilirliğini kökten zayıflatıyor. Bu sistemde geri dönüşüm iddialarını doğrulamak da, sıfır atık hedeflerini ölçmek de mümkün değil.”

Peki hangi rakam esas alınmalı? Butan en kapsamlı veriye ithalatçı ülkenin yetkili makamı olarak Ticaret Bakanlığı’nın sahip olduğunu ifade ediyor:

“Ancak bu rakamın kendisi de bir şeffaflık testi gerektiriyor. Zira farklı gümrük kodları altında ne geldiği kamuoyuyla paylaşılmıyor. Bilgi notumuzda da açıkça yazdığımız üzere ithalat rakamlarını anlamak için AB veya BM veri tabanlarına bakmak zorunda kalıyoruz. Bu durum başlı başına bir çelişki yaratıyor.”

Yılda 5 milyon ton atık

Üstelik istatistiklerin örtüşmemesi bununla sınırlı da değil. Butan, 2022’den bir başka makasa da dikkat çekiyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ilgili yılda yüzde 30’luk bir “geri kazanım” oranı açıklamışken Dünya Bankası’na göre bu oran yüzde 11.9… Butan “Bu üç katlık fark, teknik bir ölçüm hatasından değil, geri kazanımın ne sayıldığından kaynaklı” diyerek sözlerine başlıyor ve ekliyor:

“Bu farkın en olası açıklamalarından biri tanım sorunu. Bakanlık daha geniş bir tanım olan geri kazanımı kullanırken, Dünya Bankası bize gerçek geri dönüşüm oranını veriyor. Türkiye açıkladığı bu oranın alt kırılımlarını şeffaf bir biçimde açıklamasa da, toplumsal sağlık ve ekolojik etkiler bakımında büyük riskler barındıran yakma işleminin yani atıktan enerji kazanımının geri kazanım oranına dahil edildiğini tahmin ediyoruz. Ancak elbette bunu kamuoyuyla paylaşılan şeffaf bir veri olmadan doğrulamak mümkün değil. Sistem şeffaf olmadığı için farkın kaynağını resmi veriyle doğrulayamıyoruz.”

Butan’a göre en güvenilir referans Dünya Bankası’nın verdiği oran. Türkiye’nin yılda yaklaşık 3.3 milyon ton belediye plastik atığı ürettiğini belirten Butan, “Bu atığın yüzde 80 ila 90’ı hala depolama alanlarına gömülüyor. Altyapı yetersizlikleri yüzünden her yıl 1.6 milyon ton plastik atık doğrudan çevreye sızıyor. Bu iki veriyi bir arada değerlendirdiğimizde ‘Türkiye çöplüğe dönüşüyor mu’ sorusuna matematiksel olarak ‘Evet’ demek durumunda kalıyoruz. Üstelik Türkiye kendi plastik atığını yönetemezken bir de Avrupa’dan 1.29 milyon ton plastik atık daha ithal ediyor. Yani toplam yıllık plastik atık yükü 4.6 milyon tona yaklaşıyor" diyor.

Kirleticiler 400 bin kat fazla

Peki gerçek geri dönüşüm ne boyutta gerçekleşiyor? Butan, geri dönüştürülemeyen kısma nasıl müdahale edildiğini sahadan görüntülerin ve bilimsel verilerin net biçimde ortaya koyduğuna dikkat çekse de oran verme imkanı yok:

“Gerçek geri dönüşüm oranının ne olduğunu kesin olarak söyleyemiyoruz çünkü sistem bunu ölçmeye imkan tanıyacak şeffaflıkta değil. Ama elimizdeki bulgular ve Greenpeace’in 2022 tarihli ‘Atık Oyunları’ raporu; ithal plastiğin önemli bir kısmı geri dönüşüm döngüsüne girmediğini açıkça ortaya koyuyor. Toprak ve su sistemlerine sızıyor. Çevreye ve insan sağlığına telafi edilemez zararlar veriyor. İthal plastik atık yasa dışı biçimde dökülüyor ve yakılıyor. Bu arazilerde yapılan toprak ölçümleri, kirletici kimyasal seviyelerin temiz topraktaki değerlerin 400 bin katına ulaştığını gösteriyor. Yine bu bölgeyi inceleyen ve Prof. Dr. Sedat Gündoğdu ile Salim Avcıoğlu’nun gerçekleştirdiği daha güncel bir akademik çalışma ise sulama kanallarında mikroplastik konsantrasyonunun 132 kata çıktığını, tahminlere göre saatte 5.3 milyarı aşkın mikroplastik parçacığının Seyhan Nehri üzerinden Akdeniz’e ulaştığını belgeliyor.”

Türkiye için risk kapıda

Aslında tüm bu atık ticaretinin temeli 2018 yılına dayanıyor. O sene Çin plastik atık ithalatına yasak getirince Türkiye ana ithalatçı üsse dönüşmüş; Çin’i Malezya, Tayland ve Vietnam da izleyince, Türkiye’ye dönük plastik atık ihracatı kontrolsüzce artmıştı.

Eurostat’a göre AB 2024 yılında 426 bin tonu plastik olmak üzere toplam 12.25 milyon ton atığı Türkiye’ye ihraç etti. Bu da AB’nin o yılki toplam atık ihracatının yaklaşık üçte birine denk bir miktardı. Son on yılda Türkiye’nin ithal ettiği atık miktarı 118.7 milyon ton. Üstelik önümüzdeki dönemde bu ticaretin hacmi artabilir. Çünkü AB’nin yeni düzenlemelerine göre 2026’dan itibaren OECD üyesi olmayan ülkelere plastik ihracatı kısıtlanmış durumda. Dolayısıyla OECD üyesi olan Türkiye doğal olarak kapsam dışında kalacak.

Butan “Bu düzenleme Türkiye için maalesef bir fırsat değil, yeni bir risk” diyor ve devam ediyor: “Türkiye OECD üyesi olduğu için bu yasak Türkiye'ye ihracatı kapsamıyor. Tam aksine, artık başka ülkelere gidemeyen plastik atığın yolu Türkiye'ye doğru açılıyor. Yine bakanlığın verilerine dayanarak AB’nin yüksek miktarda plastik atık ihracatı yaptığı ilk 10 ülkeye baktığımızda OECD üyesi olmayan Malezya, Vietnam, Hindistan, Fas ve Mısır hemen göze çarpıyor. 2024 yılında AB’den bu 5 ülkeye toplam 1 milyon 618 bin ton plastik atık gönderildiğini görüyoruz. Yasak durumunda bu atıklar OECD üyesi ülkeler arasında paylaşılacak. Burada AB menşeli atıkların ilk durağı olan Türkiye’nin yine öncelikli duraklardan biri olabileceğini tahmin etmek çok zor değil. Hacim azalmak yerine artacak. Bu nedenle biz geçici kota düzenlemelerinin değil, kalıcı ve koşulsuz bir yasağın tek gerçekçi çözüm olduğunu savunuyoruz.”

Kaynak: Gazete Oksijen