18 Mayıs 2026, Pazartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 18.05.2026 13:59 | Son Güncelleme: 18.05.2026 14:16

Çin Devlet Başkanı Şi, Trump'ın ardından Putin'i ağırlamaya hazırlanıyor

Çin, aynı hafta içinde hem Washington hem Moskova ile diplomasi trafiği yürüterek küresel dengelerdeki ağırlığını ortaya koyuyor. Batı ise Pekin’in Ukrayna savaşı sürerken Rusya ile derinleşen ekonomik ve enerji ortaklığını endişeyle izliyor
Çin Devlet Başkanı Şi, Trump'ın ardından Putin'i ağırlamaya hazırlanıyor
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Donald Trump’ın Pekin ziyaretinden yalnızca dört gün sonra bu kez Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i ağırlamaya hazırlanıyor. Putin’in Pekin ziyareti salı ve çarşamba günleri gerçekleşecek.

Çin’in devlet destekli Global Times gazetesi, Trump ve Putin’in art arda gerçekleşen ziyaretlerinin Pekin’i “küresel diplomasinin yeni merkezi” haline getirdiğini yazdı. Gazeteye göre Soğuk Savaş sonrası dönemde bir ülkenin aynı hafta içinde hem ABD hem de Rusya liderlerini ağırlaması oldukça nadir görülen bir durum.

Batı’nın endişesi sürüyor

Çin ile Rusya arasındaki yakın ilişkiler, özellikle Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya yönelik tam kapsamlı işgal başlatmasının ardından Batı’da ciddi rahatsızlık yaratmıştı. Batılı diplomatlar ve analistler, Çin’in Moskova’ya sağladığı ekonomik ve diplomatik desteğin savaşın sürmesine katkıda bulunduğunu savunuyor.

Şi ile Putin bugüne kadar 40’tan fazla kez bir araya geldi. Bu sayı, Şi’nin Batılı liderlerle yaptığı görüşmelerin oldukça üzerinde.

2022’den bu yana Çin ile Rusya arasındaki ticaret hacmi rekor seviyelere ulaştı. Çin, Rusya’nın ihracatının dörtte birinden fazlasını satın alırken, özellikle Rus ham petrolüne yaptığı büyük ölçekli alımların Moskova’ya Ukrayna savaşında kullanılmak üzere yüz milyarlarca dolarlık gelir sağladığı belirtiliyor.

Enerji ve Temiz Hava Araştırmaları Merkezi’nin (CREA) verilerine göre Çin, Ukrayna işgalinin başlamasından bu yana Rusya’dan 367 milyar dolardan fazla fosil yakıt satın aldı.

Hürmüz etkisi ve enerji güvenliği

Bu enerji alışverişi, Çin’in enerji güvenliği açısından da kritik görülüyor. Özellikle Orta Doğu’daki kriz nedeniyle Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatının durmasının ardından Pekin’in enerji tedarik güvenliği daha da önemli hale geldi.

Geçen hafta Trump ile Şi arasında yapılan görüşmelerde ise Ukrayna savaşı ya da Çin-Rusya ilişkileri belirgin şekilde gündeme gelmedi. Çin’in görüşmeye ilişkin açıklamasında yalnızca kısa bir “Ukrayna krizi” ifadesi yer alırken, ABD tarafının açıklamasında bu konuya hiç değinilmedi.

Görüşmeler daha çok ticaret, Tayvan ve Orta Doğu’daki çatışmalar etrafında şekillendi. Trump, Çin’in Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasının önemine katıldığını söylemişti.

Tayvan mesajı

Şi’nin Trump’a Tayvan konusunda da baskı yaptığı ve meselenin yanlış yönetilmesi halinde çatışma riski doğabileceği uyarısında bulunduğu aktarıldı.

Trump ise Pekin’den ayrılırken, Tayvan’a milyarlarca dolarlık ABD silah satışına onay verip vermeyeceğine henüz karar vermediğini söyledi. Böyle bir satışın durdurulması, Tayvan üzerinde kontrol kurmak isteyen Pekin açısından önemli bir diplomatik kazanım olarak görülüyor.

Atlantik Konseyi kıdemli uzmanlarından Joseph Webster ise Tayvan’ın, Şi-Putin görüşmesinin görünmeyen başlıklarından biri olabileceğini değerlendirdi. Webster’a göre Pekin, olası bir Tayvan krizinde enerji arzını güvence altına almak için Moskova ile daha fazla fosil yakıt anlaşması yapmak isteyebilir.

Bu kapsamda Rusya’nın, Çin’e yıllık 50 milyar metreküp ek kapasite sağlayacak Power of Siberia 2 doğal gaz boru hattı projesini ilerletmek için Pekin üzerindeki baskısını artırdığı belirtiliyor.

Kaynak: Gazete Oksijen