19 Ekim 2026, Pazartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 19.10.2026 21:14 | Son Güncelleme: 19.10.2026 21:34

Fransa'da protesto dalgası büyürken, Macron'un siyasi gücü giderek tükeniyor

Fransa'da protesto dalgası büyürken, Macron'un siyasi gücü giderek tükeniyor

Fransa'da son yılların en şiddetli toplumsal olayları, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un görevdeki son aylarını daha da büyük bir kargaşaya sürükledi. Yaşananlar, harcayacak çok az parası, sınırlı siyasi sermayesi ve kamu düzeni üzerindeki giderek zayıflayan kontrolüyle toplumsal öfkeyi dizginlemeye çalışan bir liderin çaresizliğini gözler önüne serdi


Cumartesi günü Fransa genelinde yayılan, yağmalanan mağazaların, ateşe verilen binaların ve tahrip edilen kamu kurumlarının geride kaldığı şiddet olayları, Macron'u cumhurbaşkanlığının son dönemindeki belki de en büyük krizle karşı karşıya bıraktı: Devletten daha fazlasını talep eden, ancak devletin artık bu talepleri karşılayacak mali güce sahip olmadığı bir ülke.

Reuters'ın haberine göre Macron, yaklaşık on yıl önce Fransa'nın hantallaşmış siyasi sınıfını kökten değiştirme, ekonomik reformları hızlandırma ve daha kararlı bir cumhurbaşkanlığı yönetimiyle devlet otoritesini yeniden tesis etme vaadiyle iktidara gelmişti. Ancak görev süresinin bitmesine yalnızca altı ay kala, kendisini siyasi çıkmaza saplanmış, ciddi mali baskılarla karşı karşıya olan ve devlet otoritesinin sınırlarını ortaya çıkaran toplumsal olaylarla mücadele eden bir ülkenin, fiilen siyasi gücünü kaybetmiş cumhurbaşkanı konumunda buldu.

Macron'un kamuoyundaki öfkeyi yatıştırmak için milyarlarca euroluk tavizler vermeye çalıştığı 2018-2019 Sarı Yelekliler ayaklanmasının aksine, Fransa'nın zor durumdaki kamu maliyesi ve parçalanmış parlamentosu, bu kez kendisine kullanabileceği çok az seçenek bırakıyor.

Bir zamanlar Macron'un müttefiki olan isimler bile artık açıkça sert eleştiriler yöneltiyor. Ülkenin içinde bulunduğu mevcut çıkmazın temelinde, Macron'un 2024 yılında erken parlamento seçimi kararı alarak kendi otoritesini zayıflatmasının yattığını savunuyorlar.

Macron'un siyasi kanadından eski milletvekili Loïc Kervran, X platformunda yaptığı paylaşımda, "Bu görev süresinin sonu yavaş bir can çekişme. Cumhurbaşkanı, 2024 yılında parlamentoyu feshetme yönündeki saçma kararıyla ülkeyi felç etti. Muhtemelen Beşinci Cumhuriyet tarihinin en kötü kararıydı" ifadelerini kullandı.

Le Pen'in cumhurbaşkanlığına uzanan 'otoyolu'

Yaşanan kargaşa, 2027 cumhurbaşkanlığı yarışının şimdiden favorisi olan aşırı sağcı Ulusal Birlik lideri Marine Le Pen'in işine yarayabilir. Le Pen, hem düşen yaşam standartlarına yönelik öfkeden hem de hafta sonu yaşanan şiddet olaylarının tetiklediği kamu düzenine ilişkin endişelerden siyasi kazanç sağlayabilecek konumda.

Macron'un partisinden bir diğer eski milletvekili Jean-Baptiste Moreau, Reuters'a yaptığı açıklamada, "Le Pen'in artık seçim kampanyası için para harcamasına bile gerek yok. Önünde yalnızca açık bir yol yok, altı şeritli bir otoyol var" dedi.

Le Pen, pazar günü yayımladığı video mesajla kendisi de halka seslendi. Macron yönetimini çökmekte olan bir iktidar olarak tasvir eden Le Pen, kendisini düzeni yeniden sağlayabilecek kişi olarak sundu.

Macron ise daha sonra ülkeye seslendiğinde somut adımlar konusunda pek az şey ortaya koydu ve olağanüstü hal ilan etmekten kaçındı. Macron konuşmasını yaparken, Paris'in varlıklı semtleri de dahil olmak üzere yağma olayları üst üste ikinci gece devam ediyordu. Bunun üzerine Başbakan Sébastien Lecornu, pazartesi günü yerel düzeyde sokağa çıkma yasakları uygulanacağını duyurdu.

Macron'un konuşması hem muhaliflerini hem de eski müttefiklerini tatmin etmedi. Kendi cumhurbaşkanlığı adaylığına hazırlanan eski Başbakan Edouard Philippe de eleştirilerinde oldukça sertti.

Philippe, X'te yaptığı paylaşımda, "Sayın Cumhurbaşkanı, dün gece sizi dinledim. Milyonlarca Fransız gibi ben de düzeni yeniden sağlayacak kararlar ve girişimler duymayı tercih ederdim" ifadelerini kullandı.

Philippe, "Ülkemizin yönetilmeye ihtiyacı var" diye ekledi.

Ancak Philippe de Macron'la geçmişteki siyasi bağının yarattığı olumsuz algıdan kurtulmakta zorlanıyor. Son kamuoyu yoklamalarının çoğu, aşırı solun sert çıkışlarıyla tanınan lideri Jean-Luc Mélenchon'un, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turuna kalma yarışında Philippe'in önüne geçtiğini gösteriyor. Anketlere göre böyle bir sonuç, Le Pen'in zaferini neredeyse kesin hale getirecek.

Birden fazla krizin ortasında erken istifa çağrıları

Macron'un ofisi pazartesi günü yaptığı açıklamada, cumhurbaşkanının içişleri bakanının istifasını kabul etmediğini ve istihbarat toplama faaliyetleri ile polisin hazırlık düzeyindeki belirgin başarısızlıkların incelenmesi talimatını verdiğini duyurdu. Bu gelişme, hükümetin kontrolü yeniden ele almakta zorlandığı yönündeki algıyı daha da güçlendirdi.

Yaşananlar yatırımcıları da tedirgin etti. Piyasa analistlerine göre şiddet olayları, Fransa'nın giderek büyüyen borç yükü ve Euro Bölgesi'nin en büyük bütçe açıklarından birini azaltmakta yaşadığı güçlükler nedeniyle zaten yakından izlendiği bir dönemde, siyasi risklere yeni bir boyut ekledi.

Cumhurbaşkanı artık harcamaların kısılmasını talep eden tahvil piyasaları ile bunun tam tersini isteyen göstericiler arasında sıkışmış durumda.

Muhaliflerinin Fransa'da kalması yönündeki çağrılarına rağmen Macron, pazartesi günü Kuveyt'e ulaştı. Cumhurbaşkanı, Körfez turunun yakıt tedarikini güvence altına almaya ve protestocuların sayısının artmasına katkıda bulunan ekonomik baskıların bir kısmını hafifletmeye yardımcı olacağını savunuyor.

Ancak bu ziyaret de riskler taşıyor. Macron'un halkın ruh halinden kopuk bir cumhurbaşkanı olduğu yönündeki algıyı güçlendirebilir.

Macron'un cuma akşamı, olayların patlak vermesinden saatler önce eşi Brigitte ile birlikte bir Céline Dion konserine katıldığını gösteren görüntüler sosyal medyada alay konusu oldu. Bu görüntüler, cumhurbaşkanını yaşananlardan kopuk göstermek isteyen eleştirmenler için kolayca kullanılabilecek bir sembole dönüştü.

Macron'un siyasi çevresinin bazı kesimlerinde duyulan hayal kırıklığının ne kadar derinleştiğinin bir göstergesi olarak, eski müttefiklerinden bazıları artık görev süresi dolmadan cumhurbaşkanlığından ayrılması gerekip gerekmediğini açıkça tartışmaya başladı.

Pazar günü Macron'la görüştüğünü belirten Moreau, mevcut siyasi çıkmazı aşmak ve ülkenin altı ay daha sürüklenmesini önlemek amacıyla kendisine düzenli ve planlı bir erken ayrılığa hazırlanmasını tavsiye ettiğini söyledi.

Moreau, "Vazgeçmek istemiyor, bu onun karakterinde yok. Ama ülkesi için yapması gereken şey bu" dedi.