Her şey bir ihbarla başladı. Körfez ülkelerinde göçmen işçilerin sömürülmesini araştıran gazeteci Katie McQue, yıllardır tanıdığı bir kaynaktan beklenmedik bir bilgi aldı: ABD’de çocuklara yönelik cinsel istismar ve insan ticareti hızla artıyordu ve failler sosyal medyayı aktif biçimde kullanıyordu.
2021’de başlayan bu araştırma, kısa süre içinde gazeteci Mei-Ling McNamara ile birlikte yürütülen kapsamlı bir incelemeye dönüştü. O dönem henüz Facebook adıyla anılan Meta’nın platformlarında çocukların nasıl hedef alındığı, manipüle edildiği ve satıldığına dair daha önce kamuoyuna yansımamış bir tablo ortaya çıkmaya başladı.
Görünmeyen alanlarda işleyen suç ağı
Araştırma ilerledikçe, suç faaliyetlerinin büyük ölçüde platformların görünmeyen bölümlerinde gerçekleştiği anlaşıldı. Facebook Messenger ve Instagram’daki özel hesaplar, bu ağın merkezindeydi. İnsan tacirleri, gençleri bu kanallar üzerinden tespit ediyor, güven kazanıyor ve ardından onları cinsel istismar için pazarlıyordu.
Gazeteciler, ABD’deki dava kayıtlarını inceleyerek bu süreci somut verilerle ortaya koydu. Mahkeme belgelerinde, Messenger üzerinden yapılan pazarlıkların dökümleri yer alıyordu. Instagram’ın “Stories” özelliğinde ise mağdurların satışa çıkarıldığı görseller bulunuyordu. Bu faaliyetlerin büyük bölümünün Meta tarafından tespit edilmemiş olması dikkat çekti.
'Her şey çevrimiçi, her şey görünmez'
Araştırma kapsamında görüşülen savcılar ve kolluk kuvvetleri, pandemiyle birlikte suçun boyutunun daha da büyüdüğünü belirtti. Uzaktan eğitim ve artan ekran süresi, çocukları daha savunmasız hale getirirken, suç ağları için de yeni fırsatlar yarattı.
Bir savcı durumu şu sözlerle özetledi: “Artık her şey çevrimiçi. Randevular ayarlanıyor, para dijital olarak aktarılıyor, süreç tamamen görünmez ilerliyor.”
Yetkililere göre sosyal medya, suçluların en kırılgan hedefleri kolayca tespit etmesine olanak tanıyor.
Tanıklıklar ve insan hikâyeleri
Gazeteciler, yalnızca belgelerle değil, sahadaki tanıklıklarla da tabloyu derinleştirdi. Washington’daki bir sığınma evinde, insan ticareti mağduru gençlerle çalışan Tina Frundt, Instagram üzerinden hedef alınan çocukların hikâyelerini anlattı.
Frundt’un aktardığı vakalardan biri, araştırmanın en çarpıcı örneklerinden biri oldu. “Maya” takma adıyla anılan 15 yaşındaki bir kız çocuğu, Instagram üzerinden tanıştığı bir kişiyle görüştükten sonra hayatını kaybetti. Bu olay, sosyal medyanın nasıl ölümcül bir risk alanına dönüşebildiğini gözler önüne serdi.
İçerik denetiminde kırılma
Araştırma sırasında Meta için içerik denetimi yapan eski çalışanlarla da görüşüldü. Bu kişiler, her gün ağır istismar içerikleriyle karşılaştıklarını, ancak yaptıkları bildirimlerin çoğu zaman sonuçsuz kaldığını anlattı.
Çalışanlara göre şirketin suçları tespit etme ve yetkililere iletme kriterleri oldukça dar tutuluyordu. Bu da birçok vakada müdahalenin gecikmesine ya da hiç gerçekleşmemesine yol açıyordu.
Dava sürecine giden yol
2023’te yayımlanan araştırma, başlangıçta sınırlı etki yaratsa da zamanla hukuki süreçlerde önemli bir referans haline geldi. ABD’de New Mexico Başsavcılığı’nın Meta’ya karşı açtığı davada, bu bulgulara sıkça atıf yapıldı.
Dava dilekçesinde, şirketin platformlarının “çocukları hedef alan yırtıcılar için bir pazar yerine dönüştüğü” ifade edildi. Bu yıl görülen davada Meta, tüketici koruma yasalarını ihlal ettiği gerekçesiyle 375 milyon dolar para cezasına çarptırıldı. Şirket karara itiraz edeceğini açıkladı.
Bitmeyen tartışma
Araştırma yayımlandıktan sonra da yeni bulgular gelmeye devam etti. Messenger ve ödeme sistemi Meta Pay’in istismar içerikleri için kullanıldığı, bazı kayıp çocuk vakalarında sosyal medyanın merkezi rol oynadığı ortaya çıktı.
Öte yandan şirketin mesajlaşmaları şifreleme kararı, çocuk güvenliği açısından yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Uzmanlar, bu tür uygulamaların suç tespitini zorlaştırabileceği uyarısında bulunuyor.
Meta ise tüm eleştirilere rağmen, platformlarında gençleri koruma konusunda güçlü bir sicile sahip olduğunu savunuyor. Ancak art arda gelen davalar ve yeni soruşturmalar, teknoloji şirketlerinin sorumluluğu konusundaki tartışmanın daha uzun süre gündemde kalacağını gösteriyor.
Kaynak: Gazete Oksijen