Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesi ve İran’ın kara, deniz ve hava kuvvetlerine indirilen ağır darbelere rağmen kriz, hızla bölgesel bir çatışmaya dönüştü. Bu durum, Trump’ın kontrolü dışında gelişebilecek daha uzun süreli bir ABD askeri angajmanı tehdidini beraberinde getiriyor.
Reuters'ın haberine göre bu senaryo, Beyaz Saray’daki iki dönemi boyunca Ocak ayındaki Venezuela baskını veya Haziran’daki İran nükleer tesislerine yönelik tek seferlik saldırı gibi hızlı ve sınırlı operasyonları tercih eden Trump’ın bugüne kadar kaçındığı bir tabloydu.
Johns Hopkins Gelişmiş Uluslararası Çalışmalar Okulu’ndan Laura Blumenfeld, "İran, karmaşık ve potansiyel olarak uzayan bir askeri kampanya anlamına geliyor. Trump küresel ekonomiyi, bölgesel istikrarı ve kendi Cumhuriyetçi Partisi'nin ara seçimlerdeki performansını riske atıyor" değerlendirmesinde bulundu.
Göreve gelirken ABD'yi "aptalca" askeri müdahalelerden uzak tutma sözü veren Trump, uzmanlara göre şu an İran’dan gelen yakın bir tehdit olmamasına rağmen ucu açık bir "tercihli savaş" yürütüyor. 2003 Irak işgalinden bu yana en büyük askeri harekat olan Destansı Öfke Operasyonu için net bir hedef veya çıkış stratejisi belirlenememesi eleştirilere neden oluyor.
Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly eleştirileri reddederek, Trump’ın hedeflerinin net olduğunu vurguladı. Kelly, hedefleri "İran’ın balistik füzelerini ve üretim kapasitesini yok etmek, donanmalarını çökertmek, vekil güçlerini silahlandırma yeteneklerini sona erdirmek ve nükleer silah edinmelerini engellemek" olarak sıraladı.
Ancak savaşın uzaması, Amerikan kayıplarının artması ve Körfez ülkelerinden petrol akışının kesilmesinin maliyetleri, Trump’ın en büyük dış politika kumarının siyasi sonuçlarını ağırlaştırabilir.
MAGA desteği ve seçim riskleri
"MAGA" (Amerika'yı Yeniden Harika Yap) hareketi üyeleri şu ana kadar Trump’ın arkasında durdu. Ancak, bağımsız seçmenler arasında savaşa olan muhalefetin artması, Kasım ayındaki ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin Kongre'de kontrolünü tehlikeye atabilir.
Analistler, Trump ve ekibinin Tahran’da bir "rejim değişikliği" isteyip istemediği konusundaki çelişkili mesajlarına dikkat çekiyor. Trump, çatışmanın başında iç isyan yoluyla yönetimin devrilmesini işaret ederken, Perşembe günü Reuters'a verdiği demeçte İran’ın bir sonraki liderini seçmede rol oynayabileceğini belirtti ve Kürt muhalifleri saldırıya teşvik etti. Cuma günü ise sosyal medya üzerinden "kayıtsız şartsız teslimiyet" çağrısında bulundu.
Bölgesel riskler ve petrol boğazı
İran’ın İsrail ve komşularına yönelik misilleme saldırıları tehlikeyi artırırken, Lübnan Hizbullahı’nın İsrail ile çatışmaları yeniden başlatması savaşın coğrafyasını genişletti. Şimdiye kadar altı Amerikan askerinin hayatını kaybettiği bildirilirken, Trump kara harekatı seçeneğini tamamen dışlamadı.
Ekonomik cephede ise en büyük endişe, dünya petrolünün beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı. Tanker trafiğinin durması, hayat pahalılığını bir numaralı sorun olarak gören seçmenler üzerinde baskı yaratıyor.
Emekli Korgeneral Ben Hodges, ABD ordusunun taktiksel başarısını överken, "Siyasi, stratejik ve diplomatik açıdan sürecin sonuna kadar düşünülmediği görülüyor" dedi.
Bölgedeki bazı müttefikler de hazırlıksız yakalanırken, Birleşik Arap Emirlikleri'nden iş insanı Halaf Al Habtoor, yayınladığı açık mektupta Trump’a, "Bölgemizi bir savaş alanına çevirme hakkını size kim verdi?" sorusunu yöneltti.
