14 Eylül 2026, Pazartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 14.09.2026 10:02 | Son Güncelleme: 14.09.2026 10:21

Riyad’ın zor tercihi: Husilere karşı Suudi Arabistan'ın elindeki seçenekler ne?

İran destekli Husilerin Yemen’de stratejik bölgeleri ele geçirerek Babülmendep Boğazı’na ilerlemesi ve Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları, Riyad’ın üzerindeki baskıyı artırdı
Riyad’ın zor tercihi: Husilere karşı Suudi Arabistan'ın elindeki seçenekler ne?
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

İran destekli Husilerin Yemen’de hızla ilerlemesi ve Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını artırması, Riyad yönetimini giderek zorlaşan bir güvenlik ikilemiyle karşı karşıya bıraktı. Uzmanlara göre Suudi Arabistan geniş çaplı bir savaşa girmek istemiyor ancak Husilerin son hamleleri Riyad’ı daha sert bir askeri karşılık vermeye zorlayabilir.

CNN’e konuşan Yemen uzmanı Mohammed Al-Basha, gelişmelerin “geniş çaplı bir Suudi misillemesine” işaret ettiğini ve bu ihtimalin her geçen gün arttığını söyledi. Al-Basha, “Bu noktada seçenekleri kalmadı” değerlendirmesinde bulundu.

Husiler bu hafta Kızıldeniz’in girişindeki stratejik Perim Adası ile liman kenti Moha’yı ele geçirdi. Bu ilerleyiş, küresel enerji ve ticaret açısından kritik önemdeki Babülmendep Boğazı üzerindeki kontrol mücadelesini daha da önemli hale getirdi.

Kritik petrol boru hattı kapatıldı

Kısa süre sonra Suudi Arabistan’ın doğu-batı petrol boru hattı da Irak’tan fırlatıldığı belirtilen insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırının ardından kapatıldı. Saldırının sorumluluğunu üstlenen olmadı ancak ABD Başkanı Donald Trump İran’ı suçladı. Irak’ta Tahran destekli silahlı grupların faaliyet gösterdiği biliniyor.

Suudi Arabistan, İran savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin büyük ölçüde aksamasının ardından doğu-batı boru hattını daha yoğun kullanmaya başlamıştı. Hat üzerinden günde yaklaşık 5 milyon varil petrol Kızıldeniz kıyısına taşınarak Hürmüz Boğazı devre dışı bırakılabiliyordu.

Riyad yönetimi geçen ay da İran destekli Iraklı milislerle Husilerin koordineli saldırılar düzenleyebileceği uyarısında bulunmuştu.

Husiler konumunu korudu

Askeri kapasite açısından Suudi Arabistan ile Husiler arasında büyük bir fark bulunmasına rağmen, Yemen’deki isyancı grup yıllardır sahada kalıcı bir güç olduğunu gösterdi. Husiler 2014’te başkent Sana’yı ele geçirerek uluslararası toplum tarafından tanınan hükümeti ülkenin büyük bölümünden çıkardı. Suudi Arabistan ise bir yıl sonra Husileri geriletmek amacıyla askeri müdahale başlattı.

Ancak yıllar süren savaş Husileri ortadan kaldıramadı. İran’dan silah ve eğitim desteği alan grup, zaman içinde askeri kapasitesini ve taktiklerini önemli ölçüde geliştirdi.

Husilerin talepleri

Husilerin talepleri ise büyük ölçüde değişmedi. Grup, Suudi Arabistan’ın kontrol ettikleri kuzey Yemen bölgelerine yönelik ekonomik ve ulaşım kısıtlamalarını kaldırmasını istiyor. Husi yönetimindeki Saba haber ajansının başındaki Nasr el-Din Amer, CNN’e yaptığı açıklamada Suudi Arabistan üzerindeki baskının süreceğini söyledi.

Riyad’ın önündeki seçeneklerden biri çatışmayı doğrudan tırmandırmak. Ancak Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nden Cinzia Bianco’ya göre böyle bir adım Suudi Arabistan’ı yeniden uzun ve sonuçları belirsiz bir Yemen savaşına sürükleyebilir.

Yemen’de yıllardır devam eden çatışmalar ülkeyi dünyanın en ağır insani krizlerinden birine sürüklerken, yaklaşık 22 milyon kişinin insani yardıma ihtiyaç duyduğu tahmin ediliyor.

İran çatışmaya daha da çekilebilir

Suudi Arabistan ile Husiler arasında yeni bir topyekûn savaşın İran’ı da daha doğrudan çatışmaya çekebileceği belirtiliyor. Böyle bir senaryoda Yemen’deki savaş, ABD ile İran arasında şubat ayından bu yana devam eden daha geniş çatışmanın yeni bir cephesine dönüşebilir.

ABD’nin ise şu aşamada Husilere karşı doğrudan askeri müdahaleye sıcak bakmadığı belirtiliyor. Hürmüz Boğazı’nda devam eden kriz, ABD’de yaklaşan ara seçimler ve Orta Doğu’ya daha fazla askeri kaynak gönderilmesine yönelik iç siyasi tartışmalar Washington’ın hareket alanını daraltıyor.

CNN’e konuşan bir kaynağa göre Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman geçen hafta Trump ile iki kez görüşerek Husilere karşı destek istedi. Trump’ın doğrudan saldırı seçeneğini reddettiği belirtilirken, ABD’nin Suudi Arabistan’a istihbarat desteği sağlamak üzere yaklaşık 100 askeri danışman gönderdiği bildirildi.

Trump da Husilerin ABD yönetimiyle temasa geçtiğini ve Washington’ın çatışmaya doğrudan dahil olmasını istemediklerini söyledi.

Siyasi bir anlaşma mümkün mü?

Riyad’ın diğer seçeneği ise siyasi bir anlaşmaya yönelmek. Ancak uzmanlara göre diplomatik seçeneklerin alanı da giderek daralıyor. Suudi Arabistan son aylarda Husiler ve İran’a yönelik uyarılarla yetinirken, boru hattına yönelik son saldırının ardından da şimdilik askeri karşılık vermeyeceğini açıkladı.

Suudi Dışişleri Bakanlığı, saldırının Irak topraklarından düzenlenmesinin ardından Bağdat yönetiminin girişimlerini desteklediğini ancak ülkenin egemenliğini korumak için gerekli tüm adımları atma hakkını saklı tuttuğunu bildirdi.

Bianco’ya göre Riyad siyasi çözüm seçeneklerini büyük ölçüde tüketmiş durumda. Al-Basha ise Husilerle yapılacak bir anlaşmanın Suudi Arabistan açısından çok ağır tavizler gerektirebileceğini ve bunun fiilen “teslimiyet” anlamına gelebileceğini savundu.

Topyekûn savaş ihtimali

Suudi Arabistan’ın ne zaman ve nasıl karşılık vereceği belirsizliğini koruyor. Ancak analistler, Husilerin ilerleyişinin devam etmesi halinde Riyad’ın askeri müdahaleden kaçınmasının giderek zorlaşacağı görüşünde.

Suudi jeopolitik analist Salman Al-Ansari, Yemen hükümetinin Suudi öncülüğündeki koalisyonun desteğiyle Husilere karşı askeri operasyonlarının halihazırda sürdüğünü ve önümüzdeki günlerde daha da yoğunlaşabileceğini söyledi. Bununla birlikte Al-Ansari, Suudi Arabistan’ın güçlü ve sürdürülebilir uluslararası destek olmadan topyekûn savaşa girmesinin beklenmediğini belirtti.

Al-Basha ise Riyad’ın üzerindeki baskının artık kritik bir seviyeye ulaştığını belirterek, “Suudiler saldırı altında. Bu koşullarda seçenekleri giderek azalıyor” dedi.

Kaynak: Gazete Oksijen