29 Şubat 2024, Perşembe
Haber Giriş: 15.01.2023 10:09 | Son Güncelleme: 15.01.2023 10:44

Suudi Arabistan’da Twitter ve WhatsApp kullanan akademisyene ölüm cezası

Suudi Arabistanlı akademisyen Awad Al-Qarni, Twitter ve WhatsApp kullandığı için idam cezasına çarptırıldı. Bu ve benzeri kararların yeni veliaht prensiyle sıklaştığını paylaşan insan hakları grubu Reprieve, krallığın aynı platformlara yatırım yapmasını da eleştirdi
Suudi Arabistan’da Twitter ve WhatsApp kullanan akademisyene ölüm cezası

İngiliz gazetesi Guardian'la paylaşılan mahkeme belgelerine göre, Suudi Arabistan'da reform yanlısı bir hukuk profesörü, Twitter kullanmak ve WhatsApp'ta krallığa düşmanca kabul edilen haberleri paylaşmak gibi suçlar işlediği iddiasıyla idam cezasına çarptırıldı. Çoğu ABD tabanlı sosyal medya platformunda yatırımı bulunan Suudi hükümetinin bu kararı hem gülünç olmasıyla hem de insan haklarını ihlal etmesiyle eleştirildi.

Akademisyen 2017’de tutuklanmıştı

Eylül 2017'de 65 yaşındaki Awad Al-Qarni'nin tutuklanması, o zamanlar yeni veliaht prens olan Muhammed bin Salman'ın muhalefete karşı başlattığı baskının başlangıcını temsil ediyordu. Al-Qarni'ye yöneltilen suçlamaların ayrıntıları, geçen yıl krallıktan kaçan ve sığınma talebinde bulunduğunu söylediği İngiltere'de yaşayan oğlu Nasser tarafından ortaya çıkarıldı.

Entelektüel mi, vaiz mi?

Al-Qarni, Suudi kontrolündeki medyada hükümet karşıtı, tehlikeli bir vaiz olarak lanse edildi, ancak muhalifler Al-Qarni'nin 2 milyon Twitter takipçisi de dahil olmak üzere güçlü bir sosyal medya varlığı olan önemli ve saygın bir entelektüel olduğunu paylaştı.

Benzer vakalar çok

İnsan hakları savunucuları ve sürgünde yaşayan Suudi muhalifler, krallıktaki yetkililerin Suudi hükümetini eleştirdiği düşünülen kişilere karşı yeni ve şiddetli bir baskı uyguladığı konusunda uyarıda bulundu. Geçtiğimiz yıl, İngiltere'de doktora öğrencisi ve iki çocuk annesi olan Salma al-Shehab, Twitter hesabı olduğu ve muhalifleri ve aktivistleri takip edip retweet ettiği için 34 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bir başka kadın, Noura al-Qahtani, Twitter kullandığı için 45 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Hem yaptırım hem yatırım

Suudi hükümeti ve devlet kontrolündeki yatırımcılar son dönemde Twitter ve Facebook gibi ABD'li sosyal medya platformları ile Disney gibi eğlence şirketlerindeki mali paylarını arttırdı. Suudi Arabistan'ın en büyük varlık fonu Kamu Yatırım Fonu, Facebook ve WhatsApp'ın sahibi olan Meta'daki hisselerini ise çoğaltmış durumda. Suudi yatırımcı Prens Alwaleed bin Talal, Elon Musk'ın sosyal medya platformunu devralmasından sonra Twitter'ın en büyük ikinci yatırımcısı konumunu aldı. Yatırımcının kendisi de 2017 yılında yolsuzlukla mücadele adı verilen bir tasfiye sırasında 83 gün gözaltında tutulmuştu. Prens Alwaleed, kendisiyle hükümet arasında gizli ve sır olan bir mutabakata vardıktan sonra serbest bırakıldığını kabul etti.

Al-Qarni'ye yöneltilen ve ölüm cezasıyla karşı karşıya olduğu suçlamalar hukuk profesörünün kendi adıyla (@awadalqarni) bir sosyal medya hesabı açtığını ve bu hesabı görüşlerini ifade etmek için kullandığını kabul etmesini içeriyor. Belgelerde ayrıca Al-Qarni'nin bir WhatsApp sohbetine katıldığını kabul ettiği ve Arap dünyasının en büyük siyasi muhalif örgütü Müslüman Kardeşler'i övdüğü videolara katılmakla suçlandığı da yer alıyor. Öte yandan Al-Qarni'nin Telegram'ı kullanması ve bir Telegram hesabı oluşturması da iddialar arasında.

‘Eğer bu kadar korkunç olmasaydı, gülünç olurdu’

İnsan hakları grubu Reprieve'in Orta Doğu ve Kuzey Afrika baş avukatı Jeed Basyouni, tweet attıkları ve görüşlerini ifade ettikleri için akademisyen ve bilim adamlarının ölüm cezasına çarptırılmasının ülkede sıklaşmaya başladığını belirtti. Krallığın Facebook ve Twitter'a yaptığı yatırım sorulduğunda ise Basyouni "Eğer bu kadar korkunç bir durum olmasaydı, gülünç olurdu. Yeni veliaht prensin başa geçmesiyle, bu ve benzeri durumlar normal hale geldi" ifadelerine yer verdi.

Şirketler ve hükümet sessiz 

ABD'de Suudi yatırımları olan ya da Suudi Arabistan'da iş yapan şirketler, ülkenin muhalefete yönelik muamelesi ya da kullanıcılarının hapsedilmesiyle ilgili kamuoyunun sorularını cevapsız bıraktı. Krallık, Biden yönetiminden gelen insan hakları sicilini iyileştirme çağrılarına da kulak vermedi. Suudi hükümeti de konuyla ilgili sorulara karşı sessiz kaldı.