21 Nisan 2026, Salı
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 21.04.2026 10:42 | Son Güncelleme: 21.04.2026 11:35

Londra Borsası'nın sırrı ne? Petrol ve maden devleri İngiltere'yi zirveye taşıdı

Küresel borsalarda endeks içeriği stratejik önem kazandı. Petrol fiyatlarındaki artışa rağmen İngiltere ve Latin Amerika piyasaları, enerji ve maden ağırlıklı yapıları sayesinde küresel rakiplerini geride bıraktı. Gelişmenin perde arkasını Telegraph yazdı
Londra Borsası'nın sırrı ne? Petrol ve maden devleri İngiltere'yi zirveye taşıdı
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Yatırım dünyasında son dönemde öne çıkan başlıklardan biri, borsaların performansını belirleyen “endeks bileşimi” oldu. Yatırım bankalarının araştırma birimleri ve portföy yöneticileri, özellikle İngiltere borsasının küresel rakiplerine kıyasla neden daha güçlü performans gösterdiğini anlamaya çalışıyor.

Telegraph'ın haberine göre bu tartışma, 1980’lerde Nescafe reklamlarında kahve karışımının önemini anlatan aktör Gareth Hunt’ın vurguladığı “doğru harman” fikrine benzetiliyor. Bu kez konu kahve değil, borsa endekslerinin hangi sektörlerden oluştuğu.

Uzmanlara göre yatırımcıların, özellikle endeks fonları ve ETF’ler aracılığıyla yatırım yaparken, yalnızca coğrafyaya değil, endeksin içerdiği sektörlere de dikkat etmesi gerekiyor.

Petrol artarken borsalar da yükseldi

Yılın başında petrol fiyatlarının mart sonuna kadar varil başına 30-40 dolar artacağı öngörülseydi, çoğu yatırımcı bunun küresel borsaları aşağı çekeceğini düşünürdü, gerçekleşen tablo bunun tam tersi oldu.

Verilere göre son bir yılda ve 2026 başından bu yana başlıca endekslerin performansı şöyle:

  • MSCI Latin Amerika: %69,5 (yıllık), %23,1 (yıl başından beri)
  • Nikkei 225: %51,3, %13,7
  • MSCI Asya-Pasifik (Japonya hariç): %45,4, %11,6
  • FTSE All World: %31,2, %4,2
  • FTSE All-Share: %31,1, %6,8
  • S&P 500: %28,6, %2,1
  • Stoxx Europe 600: %27,5, %4,7

Bu tablo, İngiltere ve Latin Amerika piyasalarının küresel ölçekte güçlü bir performans sergilediğini ortaya koyuyor.

Yükselişin nedeni ne?

Piyasalardaki bu beklenmedik yükselişin arkasında hem makro hem de mikro düzeyde çeşitli faktörler bulunuyor.

Uzmanlara göre yatırımcılar artık piyasaların şoklara dayanıklılığına daha fazla güveniyor. 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında görülen hızlı toparlanma, “düşüşte alım” stratejisinin yeniden öne çıkmasını sağladı.

Ayrıca İran savaşının kısa süreceği ve petrol ile doğalgaz fiyatlarındaki artışın geçici olacağı beklentisi de piyasaları destekliyor. Washington ile Tahran arasında başlayan görüşmeler, çatışmanın daha fazla tırmanmayacağı yönündeki iyimserliği güçlendiriyor.

Bunun yanında şirket bilançoları da güçlü sinyaller veriyor. İlk çeyrek sonuçlarının beklentilerin üzerinde gelmesi, kar ve temettü projeksiyonlarını destekliyor.

Riskler hala masada

Buna karşın daha temkinli yatırımcılar, uzun vadeli risklerin henüz fiyatlanmadığını düşünüyor.

Olası senaryolar arasında savaşın uzaması, enerji fiyatlarının yüksek kalması ve bunun enflasyonu artırması öne çıkıyor. Bu durum, merkez bankalarının faiz indirimlerini sınırlayabilir ve hem tüketici güvenini hem de şirket karlılıklarını olumsuz etkileyebilir.

Uluslararası Para Fonu da geçen hafta yayımladığı değerlendirmede ekonomik yavaşlama hatta resesyon riskine dikkat çekti.

Ayrıca ABD’nin küresel rolü, dolar bazlı varlıkların güvenilirliği ve artan kamu harcamalarının bütçelere etkisi de tartışılan başlıklar arasında yer alıyor.

Savunma harcamalarının artması, vergi gelirlerinin düşmesi ve sosyal harcamaların yükselmesi, devletlerin daha fazla borçlanmasına yol açabilir. Bu da tahvil faizlerini yukarı çekerek hisse senetleri için olumsuz bir ortam yaratabilir.

Emtia etkisi: İngiltere ve Latin Amerika öne çıkıyor

Piyasalardaki ayrışmanın en önemli nedenlerinden biri ise emtia ağırlığı olarak görülüyor.

İngiltere ve Latin Amerika borsaları, petrol ve madencilik şirketlerine yüksek oranda yer verirken, ABD piyasası bu alanlarda daha düşük ağırlığa sahip.

Endekslerin emtia ağırlıkları şöyle:

  • FTSE All-Share: %18
  • Stoxx Europe 600: %11
  • MSCI Asya-Pasifik (Japonya hariç): %9
  • FTSE All World: %8
  • S&P 500: %6
  • Nikkei 225: %5

Analistler, enerji ve maden fiyatlarındaki artışın bu piyasalara doğrudan katkı sağladığını belirtiyor.

Japonya istisnası ve teknoloji faktörü

Japonya’nın güçlü performansı ise bu genel eğilime tam olarak uymuyor. Tokyo borsasındaki yükseliş, kurumsal yönetim reformları ve yeni hükümetin teşvik politikalarına yönelik beklentilerle açıklanıyor.

Ayrıca Japonya ve Asya piyasaları, robotik, yarı iletken ekipmanları ve çip üretimi gibi alanlarda güçlü olmaları sayesinde yapay zeka temasıyla da destekleniyor.

Uzmanlara göre tüm bu gelişmeler, yatırımcılar için önemli bir gerçeği bir kez daha ortaya koyuyor: Bir borsa endeksine yatırım yapmadan önce, o endeksin hangi sektörlerden oluştuğunu detaylı şekilde analiz etmek gerekiyor.

Bu bağlamda piyasalarda başarı, yalnızca doğru zamanı değil, aynı zamanda doğru “karışımı” seçmeye de bağlı.

Kaynak: Gazete Oksijen