Birleşik Arap Emirlikleri, petrol şirketlerinin uyguladığı fiyat indirimlerine karşı üretici ülkelerin gelirlerini korumak ve petrol piyasasında adil ve istikrarlı fiyatlar sağlamayı amaçlayan OPEC’ten ayrıldığını açıkladı. 1 Mayıs itibariyle geçerli olacak olan karar, İran savaşı nedeniyle derinleşen enerji krizinin Körfez ülkeleri arasındaki görüş ayrılıklarını ortaya çıkardığı bir dönemde, petrol üreticileri grubuna önemli bir darbe olarak değerlendirildi.
OPEC dışında kalan BAE, artık Amerika Birleşik Devletleri ve Brezilya gibi bağımsız petrol üreticileri arasında yer alacak ve üretimini kendi kararları doğrultusunda artırabilecek. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki fiili kapanma nedeniyle kısa vadede üretim ya da ihracatı artırma imkanı sınırlı görülüyor. Sevkiyatların savaş öncesi seviyelere dönmesi halinde ise BAE’nin üretimini günlük 5 milyon varillik kapasitesine kadar çıkarabileceği belirtiliyor.
Grubun en büyük üreticilerinden biri olan BAE’nin ayrılığı, OPEC’in küresel petrol arzı üzerindeki kontrolünü zayıflatırken, aynı zamanda örgütün fiili lideri konumundaki Suudi Arabistan ile BAE arasındaki ayrışmayı da derinleştirdi.
BEA diğer ülkelerle görüşmedi
Kararın ardından Reuters'a konuşan BAE Enerji Bakanı Suhail Mohamed al-Mazrouei, ayrılık kararının ülkenin enerji stratejilerinin gözden geçirilmesinin ardından alındığını söyledi. Mazrouei, bu konunun başka herhangi bir ülkeyle görüşülmediğini belirterek, “Bu bir politika kararıdır. Mevcut ve gelecekteki üretim seviyelerine ilişkin politikalar dikkatlice incelendikten sonra alınmıştır” dedi.
BAE Enerji Bakanı Suhail Mohamed al-Mazrouei, dünyanın daha fazla enerjiye ihtiyaç duyacağını belirterek, ülkesinin bu talebi karşılayabilecek konumda olacağını söyledi.
Reuters’a konuşan ve isimlerinin açıklanmasını istemeyen beş OPEC+ kaynağı, BAE’nin ayrılık kararının sürpriz olduğunu söyledi. Kaynaklardan dördü, bu adımın OPEC+’ın arz ayarlamaları yoluyla piyasayı dengeleme çabalarını zorlaştıracağını, çünkü grubun artık küresel üretimin daha küçük bir bölümünü kontrol edeceğini belirtti.
Uluslararası piyasalarda petrol fiyatları ise BAE’nin ayrılık kararının ardından Salı günü kazançlarının bir kısmını geri verdi. Mazrouei, Hürmüz Boğazı’ndaki kısıtlamalar nedeniyle bu kararın piyasalar üzerinde kısa vadede büyük bir etkisi olmasını beklemediğini ifade etti.
OPEC’in Körfez’deki üreticileri, dünya ham petrolü ve sıvılaştırılmış doğal gazının yaklaşık beşte birinin normal şartlarda geçtiği, İran ile Umman arasındaki kritik geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı üzerinden ihracat yapmakta zorlanıyor. Bunun nedeni ise İran’ın gemilere yönelik tehditleri ve saldırıları olarak gösteriliyor.
Körfez arzındaki sıkışma nedeniyle Uluslararası Enerji Ajansı, OPEC+’ın küresel petrol üretimindeki payının mart ayında şubattaki yaklaşık yüzde 48 seviyesinden yüzde 44’e gerilediğini açıkladı. Nisan ayında üretim kesintilerinin daha belirgin hale gelmesiyle bu oranın daha da düşmesi, mayıs ayında ise grubun dördüncü büyük üreticisinin ayrılmasıyla gerilemenin sürmesi bekleniyor.
Trump'ın zaferi mi?
Birleşik Arap Emirlikleri’nin OPEC’ten ayrılma kararı, ABD Başkanı Donald Trump için siyasi bir kazanım olarak değerlendiriliyor.
Trump, 2018 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada OPEC’i petrol fiyatlarını yükselterek “dünyanın geri kalanını sömürmekle” suçlamıştı. Ayrıca ABD’nin Körfez ülkelerine sağladığı askeri desteği petrol fiyatlarıyla ilişkilendirerek, Washington’un OPEC üyelerini koruduğunu ancak bu ülkelerin yüksek petrol fiyatları uygulayarak bundan faydalandığını savunmuştu.
Analistler, BAE’nin ayrılık kararının tüketiciler ve küresel ekonomi açısından da olumlu olabileceğini belirtti. ADCB Başekonomisti Monica Malik, “Jeopolitik durum normale döndüğünde bu adım, BAE’nin küresel pazardaki payını artırmasının önünü açıyor” dedi.
BAE ve Suudi Arabistan arasındaki ayrım derinleşiyor
BAE ile Suudi Arabistan arasında, Emirliklerin mevcut 3,5 milyon varillik üretim kotası konusunda da uzun süredir gerilim yaşanıyordu. BAE, 150 milyar dolarlık yatırım programıyla üretim kapasitesini artırdığını ve bu nedenle daha yüksek bir kota verilmesi gerektiğini savunuyordu.
Rystad Energy analisti Jorge Leon ise BAE’nin, Suudi Arabistan dışında ek üretim kapasitesine sahip az sayıdaki OPEC üyesinden biri olduğuna dikkat çekti. Leon, “Grup dışında kalan BAE, üretimi artırmak için hem teşvike hem de kapasiteye sahip olacak. Bu durum, Suudi Arabistan’ın piyasadaki temel dengeleyici rolünün sürdürülebilirliği konusunda daha geniş sorular doğuruyor” ifadelerini kullandı.
Bir dönem yakın müttefik olan Abu Dabi ile Riyad arasında ise son yıllarda petrol politikası, bölgesel jeopolitik ve yabancı sermaye ile yetenek çekme yarışı gibi başlıklarda artan bir rekabet yaşanıyor.
Bölgesel bir iş ve finans merkezi olan BAE, Washington’un en önemli müttefiklerinden biri olarak öne çıkıyor. Özellikle İran savaşı sırasında saldırılara maruz kalmasının ardından ülke, ABD ve 2020’de Abraham Accords kapsamında diplomatik ilişki kurduğu İsrail ile bağlarını daha da güçlendirdi.
Bu arada bazı Körfez liderleri Salı günü Suudi Arabistan’da bir araya geldi. Bir Körfez yetkilisi, zirvenin ABD ve İsrail’in Şubat sonunda İran’a karşı başlattığı savaşın ardından bölge ülkelerinin maruz kaldığı binlerce İran füze ve insansız hava aracı saldırısına karşı ortak bir yanıt oluşturmayı amaçladığını söyledi.
OPEC’in etkisi son yıllarda giderek azalıyor
1960 yılında kurulan OPEC, bir dönem küresel petrol üretiminin yüzde 50’den fazlasını kontrol ediyordu. Ancak rakip üreticilerin üretimlerini artırmasıyla birlikte grubun payı gerileyerek geçen yıl dünya genelindeki günlük 105 milyon varillik toplam petrol ve sıvı petrol üretiminin yaklaşık yüzde 30’una düştü.
Bir dönem OPEC üyelerinden ithalata bağımlı olan Amerika Birleşik Devletleri ise son 15 yılda grubun en büyük rakibi haline geldi. Kaya petrolü üretimindeki artış sayesinde ABD, küresel toplam üretimin yaklaşık yüzde 20’sine ulaşarak önemli bir üretici konumuna yükseldi.
ABD’deki bu üretim artışı, OPEC’i 2016 yılında OPEC dışı bazı üreticilerle iş birliği yapmaya yöneltti. Böylece, daha önce Suudi Arabistan’ın petrol sektöründeki en büyük rakiplerinden biri olan Rusya öncülüğünde OPEC+ ittifakı kuruldu.
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre bu ittifak, 2025 yılında küresel petrol üretiminin yaklaşık yüzde 50’sini kontrol ediyordu. Ancak Birleşik Arap Emirlikleri’nin ayrılmasıyla bu oranın yaklaşık yüzde 45’e gerilemesi bekleniyor.
Kaynak: Reuters
