18 Nisan 2024, Perşembe
Haber Giriş: 07.08.2023 10:27 | Son Güncelleme: 07.08.2023 16:44

Wall Street Journal Kapalıçarşı'dan bildirdi: Türk lirası değer kaybettikçe altına talep artıyor

Wall Street Journal muhabirleri Kapalıçarşı'da altın ve döviz tüccarlarıyla konuştu. Türk lirası değer kaybetmeye devam ederken, çarşıdaki kuyumcular altına ve dövize talebin yoğun bir şekilde arttığını söyledi
Wall Street Journal Kapalıçarşı'dan bildirdi: Türk lirası değer kaybettikçe altına talep artıyor

İstanbul'un 560 yıllık Kapalıçarşı'sında altın ve dolar satan bir grup tüccar arasında talep arttıkça tansiyon yükseliyor. İnsanlar son beş yılda yüzde 80 değer kaybeden Türk lirasından daha güvenli gördükleri döviz, altın, mücevher ve kripto para gibi diğer varlıklara yatırımı artırıyor. Wall Street Journal'a konuşan döviz tüccarı 39 yaşındaki Mustafa Demiray, "Bir panik havası var. İnsanlar doların yükseleceğini düşünüyor, bu yüzden şu anda daha yüksek bir talep var" dedi. 

Ekonomistlere göre liradaki çöküş, ülkede yıllarca uygulanan kötü ekonomi politikasının bir sonucu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan son yıllarda yüksek enflasyona rağmen faiz oranlarının düşük tutulmasını istiyordu. Bu normalde merkez bankalarının yapacağının tam tersi bir hamleydi. Erdoğan Mayıs ayındaki Cumhurbaşkanlığı Seçimleri'nin ardından ekonomi politikalarındaki rotasını değiştiriyor. 

Yatırımcıları hayal kırıklığına uğrattı

Analistler, ülkenin yeni atanan Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in faiz oranlarını artırdığını ancak bunun enflasyonu kontrol altına almak için çok yavaş olduğunu söylüyor. Türk lirası, Merkez Bankası'nın Temmuz ayı toplantısında faiz oranlarını sadece yüzde 2,5 puan artırma kararı almasının ardından değer kaybetmeye devam etti. Bu karar faiz artışlarının hızını yavaşlattı ve lirayı daha fazla baskı altına aldı. Ayrıca, Şimşek ve Erkan'ın enflasyonla mücadele konusunda daha agresif olacaklarını uman bazı ekonomist ve yatırımcıları hayal kırıklığına uğrattı.

"Enflasyonun kontrol altına alınamayacağının göstergesi"

Erkan 27 Temmuz'da bankanın yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 22,3'ten yüzde 58'e yükseltirken, fiyat artışlarının gelecek yıl yavaşlayacağını öngördü. Analistler bu yukarı yönlü revizyonun, bankanın mevcut duruşunun yüzde 38 seviyesinde seyreden enflasyonu kontrol altına alamayacağının bir göstergesi olduğunu belirttiler. Erkan, bankanın faiz oranlarını daha da yükselteceğini ve parasal sıkılaştırma gibi diğer politika araçlarını da kullanarak enflasyonla mücadelede bütüncül bir yaklaşım benimseyeceğini söyledi.

Yatırımcılar ve analistler Erkan ve Şimşek'in Türk ekonomisini istikrara kavuşturmak için gerekenleri yapmak üzere Erdoğan'dan gerçek bir yetki almadıklarından endişe ediyor. Ancak Erkan 27 Temmuz'da bu sorulara, "Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası bağımsız bir kurumdur. Seçici kredi sıkılaştırmasının yanı sıra faiz oranlarındaki artışlara da devam edeceğiz çünkü mevcut durum bunu gerektiriyor" diyerek yanıt verdi.

"Kar da getirebilir zarar da"

Türkiye'nin yaşadığı ekonomik çalkantılar, beş asırdan uzun bir süre önce Osmanlı İmparatorluğu döneminde inşa edilen ve yıllardır ekonomide merkezi bir rol oynayan Kapalıçarşı esnafı üzerinde baskı yaratıyor. Çarşıdaki küçük ve orta ölçekli dükkanlar, altın ve döviz ticareti yapan işletmeler ve bankalardan oluşan geniş bir küresel ağın parçası.

44 yaşındaki kuyumcu Mehmet Akif Türker, altına olan yüksek talebin işleri için iyi olduğunu ancak Türk ekonomisindeki çalkantının iyi olmadığını söyledi. Vatandaşlar ve tüccarlar, hükümetin son yıllarda dövizi tutmak ve ülkenin iflasa sürüklenmesini önlemek için koyduğu karmaşık kurallar ağıyla mücadele etmek zorunda. Tüccarlar, Türker gibi işletmeleri döviz kazançlarının yüzde 40'ını liraya çevirmeye zorlayan bir kuralın da buna dahil olduğunu aktardı. Türker, "Genel olarak bizim işimizde kriz para kazandırır. Ancak dolar bu kadar dalgalandığında ve piyasa bu kadar istikrarsız olduğunda, bu bize kar da getirebilir zarar da. Çok yoruluyoruz" ifadelerini kullandı.

Tüccarlar, hükümetin altın ve diğer varlıkları ülke vatandaşlarının "yastık altından" çıkarıp finansal sisteme dahil etme çabalarına rağmen, Türklerin değerli metallere para akıtmaya devam ettiğini söylüyor. Sektör grupları, Türk vatandaşlarının özel mülkiyetinde 200 milyar ila 300 milyar dolar değerinde altın olduğunu tahmin ediyor.

"Altını seven bir ülkeyiz"

Altın sikke ve mücevher satan bir dükkânın sahibi olan 39 yaşındaki Ercan Döner, "Biz altını finansal bir araç olarak seven bir ülkeyiz. İnsanlar enflasyon karşısında paralarının eriyip gitmesini engellemek için sürekli alım satım yaparak altın yatırımlarını değerlendirmeye çalışıyor" dedi.

Satıcılara göre altın satışlarının tek nedeni ekonomideki dalgalanma değil. Başka bir kuyumcu dükkanında satış yapan 54 yaşındaki Metin Kocatepe, pandeminin de işleri artırdığını söyledi. Kocatepe, "Coronadan sonra insanların zihniyeti değişti. Alışverişlerinde daha rahatlar. 'Belki yarın öleceğim, güzel bir şey alırım' diyorlar" diye konuştu.