30 Ocak 2023, Pazartesi
Haber Giriş: 21.01.2023 17:37 | Son Güncelleme: 21.01.2023 18:30

Oksijen'den Mersin Edebiyat Festivali izlenimleri

Mersin Büyükşehir Belediyesi Başkanı Vahap Seçer’in öncülüğünde ilki gerçekleşen Mersin Edebiyat Festivali Karşılaşmalar temasıyla 13-15 Ocak 2023 tarihleri arasında gerçekleşti. Festival hem Mersin’e hem de Türkiye’ye yeni bir edebiyat festivali kazandırdı
Oksijen'den Mersin Edebiyat Festivali izlenimleri

Esin Hamamcı

Mersin’in yeni bir edebiyat festivali var: Mersin Edebiyat Festivali. Mersin Büyükşehir Belediyesi Başkanı Vahap Seçer’in öncülüğünde gerçekleşen ve kente yeni bir soluk katan festival 13-15 Ocak 2023 tarihleri arasında yapıldı. Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Sergi Sarayı’nda yapılan etkinlikte şiir dinletileri, atölyeler, söyleşiler ve sergiyle sanat ve edebiyat dolu üç gün yaşandı.

7/24 açık kütüphane Adres Okuma Salonu

Festival öncesinde Büyükşehir Belediyesi tarafından Mezitli ilçesindeki Kültür Park’ın içerisinde, denize sıfır bir alanda açılan, Mersin’in sekizinci okuma salonu Adres Okuma Salonu'nun açılışına yazar Ahmet Ümit, Prof. Dr. Onur Bilge Kula gibi isimler de katıldı. Kütüphane 7/24 açık ve tüm halka hizmet ediyor. Özellikle sınava hazırlanan öğrencilerin ders çalışabilmesi için oldukça verimli bir ortam sunuyor.

Edebiyat festivali zamanı

Festivalin ilk gününde Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Koordinatörü ve Opera Sanatçısı Bengi İspir Özdülger, Cemal Süreyya'nın Dört Mevsim'i ve Ümit Yaşar Oğuzcan'ın Beni Unutma şiirlerinden uyarlanan şarkıları seslendirdi. Mersinli yazar ve şairlerin kitaplarının kapaklarından oluşan sergi ile açılan festival, Onur Bilge Kula’nın Mersin, Kültürel Çokluk, Kültürel Bellek, Yazınsal Üretkenlik başlıklı konuşmasıyla devam etti. Ardından yazar Ahmet Ümit’in katılımıyla Bir Aşk Masalı üzerine bir söyleşi yapıldı. Festivaldeki etkinliklerin, söyleşilerin ve serginin yanı sıra bir diğer önemli ayağını ise ödüller oluşturdu. Mersin Roman Ödülü, İlyas Halil Öykü Ödülü, Rehber Aydın Şiir Ödülü, Hikâyelerle Kuşaktan Kuşağa Mersin şeklinde roman, öykü, şiir ve anı-hikâye dallarında dereceye giren yazar ve şairlere ödülleri takdim edildi.

Festivalin ikinci de katılımcıların yoğun ilgisiyle devam etti. Barış İnce’nin Roman-Öykü Atölyesi, Necdet Neydim’in Çocuklarla Şiir Okuma Atölyesi ve Gülsevin Kıral’ın Çocuklarla Öykü Okuma Atölyesi gerçekleştirildi. Öğleden sonra yazar Şebnem İşigüzel Yeni Zamanlarda Edebî Vaatler başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. İşigüze, Hatice Sultan’ın Melling’e yazdığı mektuplarını anlattı. Bir sonraki oturumda Gürsel Korat Kapadokya ve Edebiyatım başlıklı bir konuşma yaptı. Yaşar Kemal, Osman Şahin ve Orhan Kemal edebiyatında görülen Çukurova etkisini, kendi edebiyatında Kapadokya üzerinden yapmak istediğini söyledi. Fonetiğin yazıya geçirilmesiyle ilgili bir şey yapmak istediğini, anlatıcıdan ziyade değişen söyleyişlerin, ifadelerin, kelimelerin üzerinde daha çok durmayı tercih ettiğini paylaştı.

Ihlara Vadisi’nde çektiği, Karamanlıca, Osmanlıca taşların, görsellerin üzerinden buradaki kültürel çeşitlilikten nasıl etkilendiğini ve bunun edebiyatını nasıl yonttuğunu anlattı. Programın bir sonraki konuğu Kemal Varol ise yaptığı konuşmada Gürsel Korat’ın romanlarında yapmaya çalıştığı şeye şiirlerinde yer verdiğini, Ucunda Ölüm Var'ın Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir'ine gönderme olduğunu ve kitabında bu beş şehrin günümüz Türkiyesinin yaşadığı meselelere bir gezi niteliğinde olduğunu söyledi. Neşe Yaşın ve Metin Cengiz’in Geçmişten Günümüze Şiirimiz başlıklı konuşmasında ise Pembe Marmara’dan, Yaşın’ın şair babası ile olan ilişkilerine, Kıbrıs’ta yürüttükleri şiir faaliyetlerine değindi. Yaşın, özellikle Kıbrıs’taki Türk şairler olarak kendi dönemlerinde merkez kabul edilen İstanbul’dan nasıl ve neden uzak durduklarının, o yıllarda kimliğin çok önemli bir mesele olduğunun altını çizerek kimliklerin buluşup barışmasından yanayım dedi.

Festivalin üçüncü günü Haydar Ergülen’in Şiir Atölyesi ile açıldı. İlk konuşmacı olarak Müge İplikçi Kutsal Sığınağım: Yazı başlığıyla bir söyleşi yaptı. Diğer oturumun konuşmacısı Nursel Duruel’in biyografisine dair bir kısa film gösterimi yapıldı. Ardından öykü üzerine söyleşiye başlayan Duruel, yazma pratiklerine değindi. Normal hayatta o yazarın kalemlerini açtığını, masasını hazırladığını, kâğıtlarını düzenlediğini, masa başına geçen Duruel’in kafasına girdiğini ve o zaman başka birine dönüştüğünü söyledi. Aynı zamanda Nâzım Hikmet ile olan tanışıklığına değindi: O fevkalade zeki, utangaç, büyük kültür birikimi olan, büyük bir zekâ.

Mahmut Temizyürek, Ahmet Eroğlu ve Oğuz Tümbaş’ın konuşmacı olduğu İyi ki Doğdun Nâzım Hikmet başlıklı Nâzım Hikmet’i anma etkinliği, şiirin dönüştürücü gücü üzerineydi. Temizyürek, Nâzım’ın uluslararası insanı anlattığından, şiire getirdiği yeni teknikten, şiir anlayışından, dünyaya bakışından bahsederken Ahmet Eroğlu, Nâzım Hikmet’e dair bilinmeyen olayları ele aldı. Örneğin Adile Hüseyinova’nın 39 yıl boyunca gizlediği Nâzım Hikmet’le olan ilişkini ve SSCB’de büyük bir gemiye şair Nâzım’ın isminin verildiğini anlattı. Ardından yine Metin Cengiz, Neşe Yaşın, Mahmut Temizyürek ve Haydar Ergülen Mersin Akşamına Şiirler başlığıyla bir şiir dinletisi gerçekleştirdi.

Festival boyunca ben de alandaydım ve salonun doluluğunun, her yaştan izleyici kitlesinin varlığının dikkat çekici olduğu söylemeliyim. Mersin’in kapalı biraz da yağmurlu havasına denk gelen festivale öğrencilerin, gençlerin, yaşlıların, yazarların ve akademisyenlerin konuşmacılara olan ilgisi bir an olsun azalmadı. Mersin’in böyle bir festivale ihtiyacı olduğu aşikârdı. Her oturumun sonunda katılımcılardan gelen meraklı sorular söyleşilere renk katıp interaktif bir ortam sağladı. Her yazarın Mersin’le olan bir hikâyesini anlatmasıyla biyografilerine dair ufak tüyolar yakalamış olduk ve festivalin teması Karşılaşmalar bu noktada anlamlı oldu. Yazarlar da Mersin’de böyle bir etkinlik düzenleniyor olmasının ne kadar yerinde bir karar olduğunun, buranın kültürel çeşitliliğine yakışır bir festival başlatıldığının altını çizdi. Aralarda ise belediye tarafından, on iki çeşit kök bitkiden hazırlanan Mersin’in meşhur şerbeti kaynar ile çaylar, çorbalar dağıtıldı.

Palmiyelerin narenciyelerle birlikte uzandığı sahil şeridindeki kongre merkezinin yeşil bahçesinde yapılan Kitap Kapakları Sergisi gezildi. Atölyelere ilgi yüksekti, hatta süresi uzatıldı, katılanlara ise kitaplar hediye edildi. Bu sene ilki yapılan festivalin hem katılımcılar hem de organizatörler için verimli ve heyecanlı bir süreç olduğu belliydi. Anı-hikâye, şiir, roman ve öykü dallarında verilen ödüllerle Türkiye’ye Mersin’den yeni yazarlar kazandırılmasının önü açılmış oldu. Bu festivalle aynı tarihlerde Adana’da Çukurova TÜYAP Kitap Fuarı başladı. Bölgedeki edebî ve kültürel trafik de artmış oldu. Festivalin bir diğer organizasyon ayağı ise dinletilerdi.

Sadece ikinci günün sonunda yapılacak dinleti, Mersinli bir vatandaşın şehit düşmesi nedeniyle hassasiyet gösterilip iptal edildi. Kültürel ve tarihî anlamda zengin bu kentin insanlarının edebiyata ve sanatsal faaliyetlere ilgisi ise oldukça mutlu edici. Öyle ki Mersin’de kentin sosyo-kültürel yapısını da değiştirecek adımlar atma konusunda kararlı ve istekli olan, sanatın birleştirici gücü olduğunu düşünen bir yönetim anlayışı söz konusu. Büyükşehir Belediyesi’nin gerçekleştirdiği Mersin Edebiyat Festivali hem kente hem de Türkiye’ye örnek oluşturacak nitelikte bir etkinlik olarak tamamlandı.

Bengi İspir Özdülger: Bir toplumun tutkalıdır sanat

Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Koordinatörü ve Opera Sanatçısı Bengi İspir Özdülger ile Başkan Seçer’in Başdanışmanı Duygu Canova vasıtasıyla festival üzerine konuştuk. Konuşmamızda kendisinin kültür-sanat adına ne kadar heyecanlı, istekli ve arzulu olduğunu belirtmeliyim. Kendisi göreve geldiğinden beri liyakata ne kadar önem verdiklerinden, kentte yapılan festivallerin bu denli önemli noktaya ulaşmasında liyakatin rolünden bahsetti. Sanatın bir toplumun tutkalı olduğunu, bambaşka renkleri bir araya getiren birleşme noktası olduğunu söyledi.

13-15 Ocak 2023 tarihleri arasında Mersin ve Türkiye’nin birbirinden değerli şair ve yazarlarının katılımıyla gerçekleşen Mersin Edebiyat Festivali nasıl oluştu?
Bizim Mersin’e Değer Katanlar adında bir yapımız var, öncelikle ondan bahsetmek gerekir. MDK’da amacımız, kültür ve sanat etkinliklerinde bir eşgüdüm yaratmak ve şehrimizin marka değerinin daha da geniş kitlelere yayılmasını sağlamak. Mersin tam anlamıyla kültür ve sanat şehri. Buna 81 ilin bulunduğu Türkiye’de kurulan altı operadan dördüncüsünün Mersin Operası olmasını da örnek verebiliriz. MDK’da 14 tane alt kurul kurduk. Bunlardan başlıcalarını saymak gerekirse fotoğrafçılık, sahne sanatları, edebiyat, turizm, arkeoloji, plastik sanatlarını söyleyebiliriz. Her kurulumuzda o alanla ilgili profesyoneller bulunuyor. Kentte kültür-sanat alanında ne tür çalışmalar yapabiliriz, halkımızı bu çalışmalarımızın içine nasıl katabilirizden yola çıkarak fikir alışverişi yapıp toplantılar gerçekleştiriyoruz. Edebiyat kurulumuzla da ilk yaptığımız iş geçen yıl roman ödülü vermek oldu.

Böylece festivalin ilk tohumları atıldı. Neden edebiyat festivali? diye soracak olursanız, biz kültürel ve sanatsal çalışmalarımızı sadece müzik, konser, tiyatro ile sınırlı bırakmak istemiyoruz. Mersin şair ve yazarlar konusunda çok zengin. Biz kentimizin bir edebiyat şehri olarak da anılmasını istiyoruz. Kurulumuz üyelerinden Prof. Dr. Cemal Sakallı hocamızın koordinatörlüğünde festivalin bu tarihlerde olmasını planladık. İçinde çok değerli şair ve yazarların konuşmaları, atölyeleri, Mersinli şair ve yazarların kitap kapaklarından oluşan bir sergi, şairlerimizin bestelenmiş şiirlerinden oluşan bir konser organize ettik. Aynı zamanda atölye çalışmalarının şehirdeki etkileri de çok kıymetli. Katılımcıların memnuniyeti bizi çok etkiledi. Kentte bu canlılığı hissettiğimiz güzel bir çalışmaya imza attık, bu anlamda çok gururluyuz.

Kentimizin aynı zamanda bir edebiyat kenti olarak da anılmasını istiyoruz diyorsunuz, bu festival edebiyat ödüllerine de ev sahipliği yapıyor. Bu ödüllerden bahsetmek ister misiniz?
Mersin Roman Ödülü'
nün bu yıl ikincisini gerçekleştirdik. Onun dışında üç ayrı kategoride ödül verdik. Bunun bir tanesi Edebiyat Derneği’nin organize etmiş olduğu, çok değerli Mersinli öykücü İlyas Halil adına verilen İlyas Halil Öykü Ödülü oldu. İçel Sanat Kulübü ile yakın zamanda kaybettiğimiz çok kıymetli Mersinli şair Rehber Aydın’a ithafen Rehber Aydın Şiir Ödülü adlı bir şiir yarışmasını organize ettik. Son olarak da edebiyatımıza yeni ve genç yetenekleri kazandırmak adına, geçmişten geleceğe Mersin’i anlattıkları bir hikâye yarışması düzenledik. Lise öğrencileri arasında yaptık, umarım böylece ilerisi için genç Mersinli yazar ve şairlerin de yolunu açmış oluruz.

Mersin Edebiyat Festivali öncesinde açılan Adres Okuma Salonu’ndan bahsedelim mi? Bu salon hangi motivasyonla oluştu, kimlere hitap ediyor?
Eğitimde fırsat eşitliği, okuma alışkanlığının geliştirilmesi ve gençlere sağlıklı çalışma alanlarının yaratılmasını biz hedef olarak belirledik. Bu anlamda Adres Okuma Salonu bizim açtığımız sekizinci salon. Sayıları daha da çoğalacaktır. Adres Okuma Salonu’nun en önemli özelliklerinden bir tanesi 7/24 hizmet ediyor olması. Bu gerçekten çok önemli. Üniversitede okuyan ya da üniversite, KPSS gibi sınavlara hazırlanan öğrencilerin yanı sıra okuma salonumuzun içerisinde bulunan on iki bine yakın kitabımız mevcut. Deniz kenarında harika manzaraya sahip bir salon olduğu için vatandaşlarımızın gelip kitap okumalarını sağlayan alanlarda güzel bir etkileşim de oluşuyor. Aynı zamanda 7/24 çay, kahve, çorba gibi ikramlarımız da sürdüğü için gençlerimizin keyifle orayı kullanmalarını hedeflemiştik, nitekim de bu doğrultuda devam ediyoruz.

Dijital bir kütüphane aynı zamanda yirmi altı bin tane e-kitap mevcut. Sınırsız internet ve bilgisayarlarımız var. Öğrencilerimizin araştırma konularına internet üzerinden ulaşabilme noktasında hazır ve güzel bir ortam sunmak istedik. Çünkü eğitimin, kültürün ve sanatın bir toplumun ana temellerini, damarlarını oluşturduğunu biliyoruz. Bu anlamda da eğitimlerini sürdürürken sağlam temellere dayalı bir çalışma yürütebilme adına da bu ortamları yaratmanın da bizim görevimiz olduğunun bilincindeyiz. İlkemiz de bu alanların güvenli, kaliteli, çağdaş ve huzurlu bir ortamla vatandaşlara sunulması. Gerçekten gururlandığımız bir çalışma. Bu anlamda bizim büyük bir şansımız var, o da başkanımız Vahap Seçer. Onun öngörüleri önderliğinde yürüyoruz.

Vatandaşlarını, gençleri, çocukları çok seven, onların ihtiyaçlarının ne olduğunu gören ve bunların karşılanması noktasında da ne yapılması gerektiğini bilen, bizleri de yönlendiren bir insan. Şehir için çok büyük bir şans. Bu çalışmalarınız onun önderliğinde devam edecek. Bizlere yol açıyor. Aydınlık yolu beraberce yürümek bizim için güç oluşturuyor. Kendimizi bu anlamda çok şanslı hissediyoruz. Bu konuşmayı şununla bağlamayı çok arzu ederim; Mustafa Kemal Atatürk’ün açmış olduğu bu yolda vatandaşlarımızla beraber yürürken sağlam adımlarla ilerliyoruz. Bu ihtiyaçları göz önünde bulundurarak o aydınlık geleceğe hızlı ilerlemek istiyoruz. O nedenle de bu yolculukta başkanımızla yürümenin büyük mutluluğunu yaşıyorum.

Ben bir opera sanatçısıyım. Mersin Opera ve Balesi’nin kurucu sanatçısıyım. Solistlik görevimin yanı sıra idari görevlerim de vardı, buranın sanat yönetmenliği ve müdürlüğünü yaptım. Başkanımız belediye başkanı olduktan kendisinin daveti üzerine buraya geldim, bundan büyük bir onur duydum. Çünkü Türkiye’deki kültür daire başkanlığının başına bir sanatçının gelmesini öngören bir belediye başkanı ülkemizde ilk. Gerçekten bu anlamda bir sanatçı olarak ayrı gurur duyuyorum.