Greg Jaffe / The New York Times
Afganistan Savaşı’nın büyük bir bölümünde Amerika Birleşik Devletleri için kazanmaktan daha zor olan tek şey savaştan çekilmekti.
Ülkenin en uzun savaşı, geçen pazar günü beş yılını dolduran bir kaos ve yenilgiyle sona erdi. Taliban'dan kaçmak için çırpınan yüz binlerce Afgan, Kabil havalimanına akın etti. On üç ABD askeri burada düzenlenen bir intihar saldırısında hayatını kaybetti.
Afganistan'da "korkulan" olmadı
Ancak o günden bu yana, üç başkanı savaştan çekilmekten alıkoyan korkuların asılsız olduğu ortaya çıktı. Afganistan, terörün sığınağı ya da Birleşik Devletler’e yönelik saldırıların sıçrama tahtası haline gelmedi.
Bugün ABD ordusu, İran’da yeni bir savaşın bataklığına saplanmış durumda.
Askeri bir zafer beklentisi ufukta görünmüyor. Başkan Donald Trump bile savaştan çekilmek istediğini ima etti, ancak daha sonra fikrinden dönerek kalma fikrini savundu.
Bahar ayında Oval Ofis’ten yaptığı bir konuşmada, “Orada olmak zorunda değiliz” dedi. “Onların petrolüne ihtiyacımız yok. Sahip oldukları hiçbir şeye ihtiyacımız yok. Ama müttefiklerimize yardım etmek için oradayız.”
ABD bürokrasisi Afganistan üzerine düşünüyor
Afganistan’daki uzun savaş, İran’daki izlenecek yolu değerlendiren generaller ve politika yapıcılar için zor soruları beraberinde getiriyor: Afganistan’dan çekilmek neden bu kadar zordu? Oradaki yenilgiyi kabul etme konusundaki uzun mücadele, Trump yönetiminin İran’daki zor durumu hakkında ne söylüyor?
Birleşik Devletler, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra küresel bir güç olarak ortaya çıkmasından bu yana katıldığı hemen her savaşta çekilme sorularıyla karşı karşıya kaldı. Güvenlik konularını inceleyen bir düşünce kuruluşu olan Rand Corp.’un kıdemli analistlerinden Andrew R. Hoehn, “Son birkaç on yılda dahil olduğumuz şeylerin pek çoğu aslında imparatorluğun bekçiliğini yapmaktan ibaret,” dedi. Çoğu durumda ABD birlikleri, kural tanımaz bir dünyaya düzen getirmek ya da Amerikan değerlerini savunmak için savaşa girdi. Hoehn, “Varoluşsal çatışmalar yürütmüyoruz” dedi.
Usame bin Ladin’in Mayıs 2011’deki ölümünün ardından yaşanan süreç, Afganistan’dan ayrılmak için en iyi fırsatı sundu. 11 Eylül terör saldırılarının faili ölmüştü ve on yıllık insansız hava aracı saldırıları örgütünü ağır yıkıma uğratmıştı. ABD işgalinden önce Afganistan’ı yöneten ve El-Kaide’ye kucak açan Taliban isyancılarını tamamen yok etmenin ise neredeyse imkansız olduğu görülüyordu.
"Amerikalı yetkililer o zaman bildiklerini şimdi bilselerdi..."
Afganistan’daki ABD komutanlarına danışmanlık yapan Carter Malkasian, yakın zamanda Foreign Affairs dergisinde yayımlanan yazısında, “Eğer Amerikalı yetkililer o zaman bildiklerini şimdi bilselerdi, ben de dahil pek çoğu erken bir çekilme için daha güçlü bir şekilde bastırırdı” diye yazdı.
Başkanlar ve Pentagon; ülkenin saygınlığına ilişkin endişeler, güvenilir Afgan müttefiklerine karşı duyulan sorumluluk hissi ve yenilginin hayatını kaybeden ya da yaralanan askerlerin fedakarlıklarına saygısızlık olacağı düşüncesiyle savaşmaya devam etme konusunda motive oldular.
Taliban ile çıkan çatışmalarda yakın arkadaşlarını kaybeden birçok subay için vazgeçme fikri, yıllardır aldıkları eğitime ve edindikleri tecrübelere aykırıydı.
Malkasian, “Yalın bir ifadeyle, Amerikalıların Afganistan’dan daha önce ayrılmamasının bir nedeni, ABD ordusunun kazanmak için savaşmasıdır” diye yazdı.
Siyasi liderler ve dış politika yöneticileri, ABD’nin dünya sahnesindeki saygınlığı ve bir savaşı kaybetmenin sandıkta kendilerine öletebileceği bedeller konusunda endişelendiler.
2011 yılına gelindiğinde Afganistan’daki ABD asker sayısı zaten düşmeye başlamıştı ve Taliban, yapması gereken tek şeyin ABD birliklerinden ve Amerikan kamuoyunun savaşı finanse etme konusundaki tükenmiş sabrından daha uzun süre dayanmak olduğunu anlamıştı.
Taliban’ı mağlup etme ihtimali azaldıkça, ABD’li siyasi liderler hedeflerini değiştirdi. Asker kayıplarını azaltmaya, savaşın maliyetini kesmeye ve yolsuzluğa bulaşmış, halk desteği olmayan Afgan hükümetini ayakta tutmaya odaklandılar.
Daha mütevazı bir ABD dış politikasını savunan Defense Priorities kuruluşunun Orta Doğu programı direktörü Rosemary Kelanic, “Hastanın öleceğini bilen yoğun bakım doktoru gibiler,” dedi. “Sadece hastanın kendi vardiyaları bittikten sonra ölmesini umuyorlar. Bunun kendi nöbetlerinde olmasını istemiyorlar.”
Savaş, bin Ladin’in ölümünden sonra 10 yıl daha devam etti ve 868 askerin daha hayatına mal oldu. Savaşın son yıllarında birliklere liderlik eden ABD’li komutanlar, başarısız olmaya mahkum edildiklerini hissettiler. Afganistan’daki son komutan olan Orgeneral Austin S. Miller, yakın tarihteki bir podcast yayınında, 2018 yılında bu göreve seçildiğinde sahip olduğu ruh halini hatırlattı. Görevinden “çok yorgun” ve “zedelenmiş bir itibarla” çıkmayı beklediğini söyledi.
Karanlık bir mizahla, durumunu en iyi özetleyen şeyin Steely Dan grubunun şu şarkı sözleri olduğunu belirtti: “Senin kirli işini yapacak kadar aptalım.”
Hegseth, İran'ın Afganistan'a benzemeyeceğine dair söz verdi
Savunma Bakanı Pete Hegseth bu yıl, İran’daki savaşın Afganistan ve Irak’taki uzun savaşlara hiç benzemeyeceğine dair söz verdi. Hegseth, genç bir Kara Ulusal Muhafız subayı olarak her iki çatışmada da görev almıştı. Bu deneyim onda öfke ve hayal kırıklığı bırakmıştı.
Hegseth mart ayında gazetecilere verdiği demeçte, “Irak ve Afganistan’da savaşan, Bush, Obama ve Biden gibi geçmişteki basiretsiz politikacıların Amerikan saygınlığını çarçur etmesini izleyen yüz binlerce kişiden biri olarak bunu benden duyun” dedi.
Bu savaşların birer bataklık olduğunu söyledi. İran savaşının ise farklı olacağı sözünü verdi; “lazer odaklı”, ölümcül, hızlı ve “kararlı”.Hegseth, “Burası Irak değil,” diye ısrar etti. “Bu sonu gelmez bir savaş değil.”
İran, yıkıcı saldırılara Hürmüz Boğazı’nı kapatarak yanıt verdi. Bu yazın başlarında, Genelkurmay Başkanı
Orgeneral Dan Caine, ABD bombalarının ve füzelerinin İran’ı mağlup etmek veya bu kritik su yolunu ticari trafiğe yeniden açmak için muhtemelen yeterli olmayacağını kabul etti.
Senato’daki ifadesinde, “Hava gücünün sınırları vardır,” dedi, “ve bunların her zaman bilincinde olmalıyız.”
Bugün yönetim, ABD Deniz Kuvvetleri’nin boğaz üzerinden yapılan İran ihracatına yönelik ablukasının ve ekonomik yaptırımların, önceki hava saldırılarının başaramadığını gerçekleştireceği üzerine bahis oynuyor.
Boğazdan geçen gemi sayısında ve petrol ihracatında artış olduğuna dair ilk işaretler var.
Bu mütevazı kazanımlara rağmen, ABD askeri liderleri artık hızlı bir zaferden bahsetmiyor. Bunun yerine, İran’ı aylarca veya daha uzun süre sıkıştıracak bir harekâtı tarif ediyorlar.
Zaten uzun süreli görevlendirmelerle zorlanan Deniz Kuvvetleri’nin ablukayı ne kadar sürdürebileceği sorulduğunda Hegseth şu yanıtı verdi: “İhtiyacımız olduğu sürece tutabiliriz — süresiz olarak.”
ABD için riskler de bedeller de daha az
ABD ordusunun karşı karşıya olduğu zorluk, Afganistan’da karşılaştığı zorluğa benziyor. Taliban isyancıları kendi hayatta kalma mücadelelerini veriyorlardı. İran’ın liderleri de aynı şeyi yapıyor.
Birleşik Devletler için ise riskler çok daha düşük, aynı şekilde savaştan çekilmenin bedelleri de.
ABD ordusu, savaş başlamadan önce açık olan Hürmüz Boğazı’nı muhtemelen açabilir. Başkan George W. Bush döneminde üst düzey bir Pentagon yetkilisi olarak görev yapan Thomas G. Mahnken, “Bu yapılabilir bir görev,” dedi. “Ancak sırf İranlılar onlarca yılı mevziler inşa ederek ve tahkim ederek geçirdikleri için karada biraz çaba gerektirecektir.”
Şimdilik, böyle bir operasyonun can ve mal maliyeti, anketlerin savaşa karşı çıktığını gösterdiği Trump’ın ya da Amerikan halkının katlanmak isteyeceğinden daha yüksek görünüyor.
Ülkenin yenilgisinden bahsedilmiyor
Hegseth çarşamba günü, Afganistan Savaşı’nın bitiminin beşinci yıl dönümünü, emekli üç Deniz Piyadesine yükseltilmiş üstün cesaret madalyaları takdim ederek andı. Bu üç kişiden ikisi, Kabil havalimanındaki intihar saldırısında ağır şarapnel yaraları almıştı.
Yaralanmalarına rağmen, yaralıların güvenli yere ulaştırılmasına yardım etmeye devam etmişlerdi.
Hegseth konuşmasında onların kahramanlığını övdü. “Kötüler terör ekmek istediğinde, bu adamlar kapıdaki aslanlar gibi durdular — amaçlarında kararlı, iradelerinde amansız ve cesaretlerinde kırılmazdılar,” dedi.
Tören ikincil bir amaca da hizmet etti. ABD ordusunun uzun ve tatmin etmeyen Afganistan Savaşı’ndaki yenilgisini, oraya konuşlandırılan ve savaşan birlikler için bir zafer olarak yeniden çerçeveledi.
Hegseth, Deniz Piyadelerine “Sizler ölümcül, gururlu ve yenilmez bir gücün öncülerisiniz,” dedi. Onlara uzun süredir geciken madalyalarını takdim etti. Hiç kimse ülkenin yenilgisinden bahsetmedi.
© 2026 The New York Times Company