20 Nisan 2026, Pazartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 20.04.2026 19:51 | Son Güncelleme: 20.04.2026 19:55

Asya'da kıtlık başladı: İran savaşının ateşi tüm dünyayı sarıyor

İran’daki savaşla birlikte enerji akışının kesintiye uğraması Asya ekonomilerini beklenenden daha hızlı sarstı. Uçuşlar iptal ediliyor, fabrikalar duruyor, gıda fiyatları yükseliyor. Uzmanlara göre kriz uzarsa milyonlarca kişi yoksulluğa sürüklenebilir ve tüm dünya Asya'daki krizden etkilenebilir
Fotoğraf: Ulet Ifansasti/New York Times
Fotoğraf: Ulet Ifansasti/New York Times
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Damien Cave / New York Times

İran’da savaşın 28 Şubat’ta başlamasının ardından Asya, dünyanın petrol ve doğal gazının büyük bir bölümüne erişimini kaybetmenin ciddi ve kademeli etkilerini görmeyi bekliyordu. Ancak çatışmanın ekonomik ve sosyal etkileri, yetkililer ve uzmanların öngördüğünden daha hızlı ve daha sert biçimde bölgeyi vurdu.

Asya-Pasifik genelinde birçok ülke, yönetmekte zorlandıkları ani sarsıntılar yaşıyor. Bazı yetkililer ve uzmanlar, krizin yarattığı bozulmaların kapsamını ve hızını COVID-19 pandemisine benzetiyor.

Yakında bir barış anlaşması sağlansa bile, onlarca yıldır küresel ekonomik büyümeyi sürükleyen bu üretken bölgenin geleceğinde muhtemelen aylar sürecek uçuş iptalleri, yükselen gıda fiyatları, fabrikalarda üretim duraklamaları, geciken sevkiyatlar ve uzun süredir dünyanın her yerinde kolayca bulunabilen ürünlerde boş raflar yer alacak: plastik poşetler, hazır erişte, aşılar, enjektörler, ruj, mikroçipler ve spor giyim ürünleri bunlardan sadece birkaçı.

Resesyon dalgası tetiklenebilir

Birçok yetkili ve uzmana göre savaşın Orta Doğu üzerinden geçen ticari trafiği boğması birkaç hafta daha sürer ve belirsizlik devam ederse, yaşanacak kıtlıklar bazı ülkeleri toplumsal huzursuzluk dalgalarına ve ardından resesyona sürükleyebilir.

Sayısız şirket iflasın eşiğine geliyor. Hükümetler enflasyonu yavaşlatmak için devasa borçlar üstleniyor. Birleşmiş Milletler ve diğer kurumların en kötü senaryolarına göre yıl sonuna kadar Asya genelinde milyonlarca kişi yoksulluğa sürüklenebilir.

Sri Lanka’da yaşayan ve Atlantic Council’in Küresel Enerji Merkezi’nde kıdemli araştırmacı olan Phillip Cornell, “Etkiler son derece hızlı ve derin. Ölçeğin büyüklüğü açısından bakıldığında bu gerçekten çok, çok büyük” ifadelerini kullandı.

Kaynak kıtlığı insan psikolojisi ve kapitalizmin karanlık yönlerini açığa çıkarma eğiliminde. Uluslararası Para Fonu’nun da (IMF) belirttiği gibi, savaş başladığından bu yana dünyanın petrolünün ve sıvılaştırılmış doğal gazının (LNG) yaklaşık beşte biri ile önemli yan ürünler küresel piyasaya ulaşamadığı için dünya ekonomisi neredeyse her yerde yavaşlıyor. Hürmüz Boğazı yarın istikrara kavuşsa bile, petrol ve gaz üretimi ile sevkiyatın savaş öncesindeki yüksek seviyelere ulaşması yıllar alabilir.

Asya ülkeleri neden İran savaşından ağır darbe aldı?

Asya-Pasifik’in Orta Doğu dışında savaşın ilk ve en ağır etkilerini yaşayan bölge olmasının birkaç nedeni var.

Birincisi, Asya-Pasifik dünyanın hemen her bölgesinden daha fazla Orta Doğu enerjisine bağımlı.

İkincisi, devasa bölgesel ekonomi son derece entegre durumda ve sınırları aşan tedarik zincirleri büyük ölçüde fosil yakıtlara dayanıyor.

Üçüncüsü, savaş Şubat ayında başlamadan önce bile Asya’nın enerji kapasitesi talebin gerisinde kalıyordu. Bugün küresel veri merkezi büyümesini etkileyen enerji üretim türbini siparişlerindeki yığılma, Güneydoğu Asya’daki sanayi merkezlerinin hızla artan enerji talebiyle başlamıştı.

Çin gibi daha zengin ülkeler daha büyük yakıt rezervleri ve bütçeleri sayesinde kısa vadede daha az riskle karşı karşıya. Ancak bu rahatlık ne kalıcı ne de yaygın. Çin hariç Asya’nın geri kalanı, küresel ekonomi içinde ABD ya da Avrupa kadar büyük bir paya sahip. Ve bu grubun içindeki birçok ülke kamuoyuna yansıdığından daha büyük zorluklar yaşıyor.

Vietnam’daki çiftçiler, Hindistan’daki işçiler, Sri Lanka’daki otel işletmecileri, Filipinler’deki sürücüler ve Hong Kong ile Singapur’daki şirket yöneticileriyle yapılan görüşmeler, bölgenin birçok siyasetçisinden daha endişeli bir tablo ortaya koyuyor. Politikacılar ise çoğu zaman perde arkasındaki telaşı olduğundan daha küçük gösteren sakin bir görüntü vermeye çalışıyor.

Ulaşım, üretim ve toplumsal yükselme gibi Asya’daki istikrarın üç temel direği güçlü şok dalgalarıyla karşı karşıya.

Ulaşım krizi

ABD ve İsrail 28 Şubat’ta İran’da savaşı başlattı. Saatler içinde Asya’da kamyonlar, gemiler ve uçaklar durdu; kara, hava ve deniz üzerinde neredeyse kesintisiz hareketle tanımlanan bir bölgede ulaşım zinciri kırıldı.

Ulaşım krizinin en belirgin örneği olan hava yolculuğu kaosa sürüklendi.

Mart ayında dünya genelinde 92 binden fazla uçuş iptal edildi. Bu sayı savaş öncesi iptal oranının iki katına çıktı ve iptallerdeki en büyük artış Asya-Pasifik’te görüldü.

Orta Doğu üzerinden uçan ve Güney ile Güneydoğu Asya’dan 24 milyon göçmen işçinin çalıştığı bölgeye hizmet veren havayolları, Dubai ve diğer Körfez merkezlerine seferleri hemen askıya aldı. Jet yakıtının fiyatı neredeyse iki katına çıkarken ve tedariki tehdit altına girerken, havayolları daha birçok hattı süresiz olarak kesiyor.

Qantas, Air New Zealand, Endonezya’dan Lion Air, VietJet, AirAsia, Air India ve Cathay Pacific hizmetlerini azaltan şirketlerden yalnızca bazıları. Malezya merkezli Batik Air ise iflas riskinden kaçınmak için bu ay uçuşlarını yüzde 35 oranında azaltarak çoğundan daha ileri bir adım attı.

Singapur merkezli havayolu danışmanlık firması Endau Analytics’ten Shukor Yusof, Asya ve Pasifik’te hava trafiğinin şimdiden üçte bir oranında düştüğünü tahmin ediyor. Küçük havayolları her hafta milyonlarca dolar kaybediyor. Bölgede daha büyük ve daha güçlü sermayeye sahip havayolları ayakta kalabilir, ancak yakıtı spot piyasadan daha pahalıya alan düşük maliyetli şirketlerin küçülmesi, birleşmesi ya da ortadan kaybolması bekleniyor.

Yusof, “Ateşkes sürse bile Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının yarattığı boğulma etkisi nedeniyle yakıt akışı ancak damla damla olacak. Ölçeği inanılmaz derecede büyük, sektörde benzeri görülmemiş bir durum. COVID döneminde bile bugün olduğumuz kadar koltuklarımıza çakılı kalmamıştık” şeklinde konuştu.

Havalimanları ve havayolları krizin tek kurbanı değil. Avustralya’nın kırsal kasabalarından Himalayalar’ın sarp eteklerine kadar uzanan uzak bölgeler giderek daha fazla izole oluyor. Seyahat acenteleri, oteller ve restoranlar da işlerin ani biçimde çökmesiyle mücadele ediyor.

Sri Lanka’nın güneyindeki sahil kasabası Ahangama’daki Unu Boutique Hotel’in yöneticisi 39 yaşındaki Samath Gammampila, “Uçak bilet fiyatları üç katına çıktı. Doluluk oranlarında yüzde 80 ila 90 düşüş görüyoruz” dedi.

Görüşmeler ve resmi tahminler, birçok ülkede yılın geri kalanının da en az bu kadar kötü, hatta daha kötü geçebileceğini gösteriyor.

Duran üretim

Asya’nın en başarılı ihracat sektörlerinin çoğu Orta Doğu’dan gelen büyük miktarda enerji ve diğer hammaddelere ihtiyaç duyuyor. Yedi hafta sonra stoklar tükenmeye başlıyor.

Üretimdeki kesintiler giderek artıyor ve nadiren görülen kırılganlıkları ortaya çıkarıyor.

Örneğin bakır ve nikel üretimi, doğal gazdan elde edilen yüksek ısıya ve fosil yakıt yan ürünü olan kükürde dayanıyor. Her ikisi de kıt hale geldi ve Endonezya’daki bazı nikel işleyiciler üretimi en az yüzde 10 azaltmak zorunda kaldı.

Polyester ve naylon da petrolden elde ediliyor. Walmart, Zara ve Uniqlo için kıyafet üretilen Bangladeş’in Gazipur ve Ashulia bölgelerindeki dikim merkezlerinde üretim ve sevkiyat takvimlerindeki ciddi aksaklıklar giderek yaygınlaşıyor.

Bangladeşli hazır giyim üreticisi TEAM grubunun genel müdür yardımcısı Abdullah Hil Nakib, “Şu anda üzerimizdeki baskı çok büyük. Gaz ya da yakıt tedarikinde süreklilik olmazsa bunu yönetmek çok zorlaşacak. Hammaddelerimizin fiyatlarının da arttığını görüyoruz. Bugün ipliğin fiyatı neredeyse iki katına çıktı” şeklinde konuştu.

Daha ileri teknoloji üretime ve yarı iletkenlerde kullanılan bir gaz yan ürünü olan helyuma geçildiğinde baskı daha da artıyor. Normalde dünyanın arzının yaklaşık üçte birini üreten Katar, İran’ın gaz tesislerine 2 Mart’ta düzenlediği saldırının ardından üretimi durdurmak zorunda kaldı.

Fiyatlar hızla yükseldi ve bazı Asyalı çip üreticileri üretimi yavaşlatmaya ve yeni tedarik kaynaklarını değerlendirmeye başladı.

Dünyanın en büyük gelişmiş çip üreticisi olan Taiwan Semiconductor Manufacturing Co., daha önce Katar ve ABD’den helyum tedarik ediyordu. Şirket perşembe günü yaptığı bilanço görüşmesinde kısa vadede sorun yaşamamak için yeterli stok bulunduğunu açıkladı.

Ancak uzun sürecek bir kıtlık, şirketi ve diğer çip üreticilerini Rusya gibi alternatif kaynaklara yönelmeye zorlayabilir. Rusya dünyanın üçüncü büyük helyum üreticisi. Bu durum üretim kesintilerine yol açarsa elektronik cihazlardan otomobillere kadar geniş bir ürün yelpazesinde etkiler hissedilebilir.

Savaş zincirleme krizlere yol açtı

Bir darboğaz diğerini doğuruyor. Plastik ambalaj üretmek için yeterli petrokimyasal bulunmadığında Kore kozmetik ürünleri mağazalara daha az ulaşıyor. Gübre eksikliği Vietnam’da pirinç hasadını tehdit ediyor. Et tüketiminin yüksek olduğu Avustralya’da sığır yetiştiricileri ise kesimhaneler ve kamyon taşımacılığı durduğu için kırmızı et kıtlığı uyarısında bulunuyor.

Savaştan önce Birleşmiş Milletler, önümüzdeki on yılda orta sınıf tüketicilerin büyümesinin büyük bölümünün Asya’da gerçekleşeceğini öngörüyordu.

Geçen hafta yayımlanan yeni bir BM raporuna göre savaşın süresine bağlı olarak Asya ve Pasifik’te 8,8 milyon kişi yoksulluğa düşme riskiyle karşı karşıya. Bu kişilerin yaklaşık 5 milyonu İran’da bulunuyor. Ancak istihdamın büyük bölümünün kayıt dışı olduğu ve güçlü sosyal güvenlik ağlarının bulunmadığı bölgede savaşın etkileri giderek büyüyor.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı ve BM Kalkınma Programı Asya-Pasifik Bölge Direktörü Kanni Wignaraja, “Etkinin Asya ve Pasifik’e bu kadar hızlı ve büyük ölçekte yayılması başlangıçta tahmin edilenden çok daha güçlü oldu” dedi.

Wignaraja’ya göre yoksulluğun yayılması başka sorunlarla birleşebilir. Wignaraja bu sorunları şöyle sıraladı:

"Hayati ilaç ve aşıların kırılgan nüfuslara ulaşamaması, okulların ve üniversitelerin öğrencileri bir araya getirememesi ve elektrik üretimi için yeniden kömüre dönülmesi nedeniyle artan kirlilik"

Hindistan’da yakıt kıtlığı nedeniyle haftalardır kapalı olan sanayi bölgelerinde işçiler kentleri terk ederek kırsal köylere geri dönmeye başladı. Hindistan’da parasetamol ve bazı antibiyotiklerin fiyatı şimdiden yükseldi.

Filipinler’in başkenti Manila’daki Baclaran bölgesinde çarşamba günleri normalde kalabalık ibadet ve alışveriş günleri olarak bilinir. Ancak savaş başladıktan sonra bölge bu hafta neredeyse felç olmuş gibiydi. Jeepney ya da minibüs sürücüleri hızla yükselen benzin ve dizel fiyatlarını protesto etmek için üç günlük greve çıktı.

Üç çocuk annesi 42 yaşındaki dul Yunos Lilingco, ABD-İran savaşının başlangıçta kendisini etkilemeyeceğini düşündüğünü söyledi. Bir fabrikadan aldığı kıyafetleri satıyordu ve savaş ona çok uzak görünüyordu.

Ancak benzin fiyatları yükselince maliyetleri de arttı. Müşterileri neredeyse tamamen ortadan kayboldu. Önceden günde yaklaşık 40 dolar kazanırken şimdi 10 dolardan az kazanıyor.

Lilingco, “İnsanlar artık fazla hareket etmiyor, çünkü benzin çok pahalı. Bu yüzden kıyafet satabileceğim insan sayısı da çok az” dedi.

Birleşmiş Milletler raporuna göre savaş Asya ve Pasifik’e 97 milyar ila 299 milyar dolar arasında ekonomik zarar verebilir. Bu rakam bölgesel gayri safi yurt içi hasılanın yüzde 0,3 ile yüzde 0,8’i arasında bir kayba karşılık geliyor.

Sokak düzeyinde ise acı çoğu zaman daha yüksek gıda fiyatları ve azalan istihdamla başlıyor.

Wignaraja, “Gelirinizi kaybediyorsunuz ve aynı anda daha fazla ödeme yapmak zorunda kalıyorsunuz” şeklinde konuştu.

Filipinler’in kuzeyinde, ülkenin lahana ve brokoli gibi yüksek rakımlı sebzelerinin çoğunu sağlayan bölgede kıtlık, bolluğu öldürüyor. Geçen hafta hasada hazır olan ürünler, çiftçilerin pazara taşıma maliyetlerini karşılayamaması nedeniyle tarlalarda çürümeye başladı.

Asya-Pasifik’te bu kadar hızlı ve derin hissedilen savaşın hasarını sınırlamak kolay olmayacak. ABD ile İran kalıcı bir barış anlaşmasına ulaşsa bile kıtlık ve enflasyonun yarattığı güçler harekete geçmiş durumda.

Atlantic Council’den Cornell, “Tsunamileri görmüşsünüzdür. Okyanusu inanılmaz hızla aşarlar. Amerikalı politika yapıcıların kendilerini bu gelişmelerden yalıtılmış sandığını görmek gerçekten nefes kesici” dedi.

© 2026 The New York Times Company