Eshe Nelson / New York Times
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, küresel ekonomiyi saran enerji krizinin, İran’ın güney kıyısı açıklarındaki dar su yolu olan Hürmüz Boğazı yeniden trafiğe açılmadan sona ermeyeceğini söyledi.
Ve o noktadan sonra bile önümüzdeki yol son derece belirsiz olmaya devam edecek.
IEA'daki görevinin yanı sıra dünyanın önde gelen enerji ekonomistlerinden biri olan Birol, Orta Doğu’daki petrol ve gaz üretimi ile ihracatında yaşanan ciddi kesintinin yol açtığı acıyı hafifletmeye yönelik küresel çabaların, koşulların daha da kötüleşmesini engelleyemeyebileceğini söyledi. Enerji arzındaki kesintinin küresel tarım üzerinde de önemli zincirleme etkiler yarattığını belirten Birol, gübre maliyetlerindeki yükselişin gelecekte gıda fiyatlarını artırabileceğini ifade etti.
Birol, salı günü Paris’te New York Times’a verdiği röportajda, “Bugün bu sorunun en önemli çözümü Hürmüz Boğazı’nın tamamen ve koşulsuz şekilde yeniden açılmasıdır” dedi ve ekledi:
“Ancak şu an için bu durumdan çok uzağız ve bu nedenle ekonomik hasar oluşmaya devam ediyor”
Birol haftalardır ABD, İsrail ve İran arasındaki savaşın geniş çaplı etkileri konusunda uyarılarda bulunuyor. IEA, çatışmanın “küresel petrol piyasası tarihindeki en büyük arz kesintisine” yol açtığını açıkladı. Ajans çarşamba günü yaptığı açıklamada, Basra Körfezi ülkelerinin petrol üretiminin savaş öncesi seviyelerin günlük 14 milyon varilden fazla altına düştüğünü ve bunun küresel stokları rekor hızda erittiğini söyledi.
Ajans, çatışmanın ilk haftalarında yükselen enerji fiyatlarına yanıt olarak üye ülkeler arasında tarihin en büyük petrol rezervi salımını koordine etti. Toplam 400 milyon varillik rezerv piyasaya sürüldü. Birol, gelecekte daha fazla rezerv salımının da organize edilebileceğini söyledi. Ayrıca yaklaşık 40 ülkenin, toplu taşımayı daha fazla sübvanse etmek ve evden çalışmayı teşvik etmek gibi enerji talebini azaltmaya yönelik ajans tavsiyelerini uyguladığını belirtti.
Paris merkezli IEA’nın yaklaşık 500 çalışanı bulunuyor ve kurum, enerji politikaları konusunda ülkelere danışmanlık yapan küresel bir enerji düşünce kuruluşu niteliği taşıyor. Ajans, 1973-74 Arap petrol ambargosunun yol açtığı petrol şokunun ardından OPEC’e karşı bir denge unsuru olarak kuruldu.
Birol’a göre o dönemin küresel ekonomiyi değiştirip birçok ülkeyi petrol bağımlılığını yeniden düşünmeye zorlaması gibi, bugünkü çatışma da küresel enerji akışlarını ve ittifaklarını kalıcı biçimde yeniden şekillendirecek. Birçok ülke artık yakıt tedarikinde yalnızca fiyatı değil, arz güvenliğini de önceliklendirmeyi değerlendiriyor.
Birol: Güvenin yeniden tesisi uzun sürecek
Birol ayrıca Orta Doğulu ihracatçıların güvenilir tedarikçi algısına verilen zararı toparlamasının uzun zaman alacağını söyledi. Aynı zamanda Kanada dahil diğer ülkeleri ihracatlarını artırmaya çağırdığını belirten Birol, Brezilya ve Avustralya gibi ülkelerin de özellikle Asya ülkelerinin yeni tedarikçi arayışına girmesi halinde zaman içinde üretimlerini artırabileceğini ifade etti.
Birol, “Önümüzdeki birkaç yılda enerji güvenliği öncelikleri enerji politikalarına hakim olacak” dedi ve ülkelerin mümkün olduğunca yerli üretimi artıracağını söyledi. Bunun yalnızca yenilenebilir enerjiyi değil, aynı zamanda nükleer ve kömür üretimini de kapsayacağını belirtti.
Krizin küresel enerji sistemini şimdiden yeniden hizaladığının işareti olarak Nijerya bu hafta IEA ile ilişkilerini güçlendirmek ve “ortak ülke” statüsüne geçmek istediğini açıkladı. Bu statü, enerji güvenliği, veri ve politika alanlarında diğer üye ülkelerle iş birliği anlamına geliyor. Böylece Suudi Arabistan liderliğindeki OPEC üyesi bir ülke ilk kez IEA’ya katılma talebinde bulunmuş oldu.
Ajans ayrıca yaklaşık altmış yıllık üyeliğin ardından yakın zamanda OPEC’ten ayrılan Birleşik Arap Emirlikleri ile de ilişkilerini geliştiriyor. Birol çarşamba günü yaptığı açıklamada, devlet petrol şirketinin başındaki bakan Sultan el-Cabir ile görüştüğünü söyledi. Tarafların BAE ile IEA arasında “kurumsal bağlar kurmanın yollarını” ele aldığını ifade etti.
Birol, NYT ile Trump’ın ertelenen devlet ziyareti için Pekin’e varışından hemen önce konuştu. Trump bu hafta İran ile yapılan ateşkesi “yaşam destek ünitesine bağlı” şeklinde tanımlamıştı. İran petrolünün en büyük alıcısı olan Çin ise şimdiye kadar İran’a destek vermedi ve boğazın yeniden açılmasına yönelik bir plan sunmadı.
Birçok Asya ekonomisi boğaz üzerinden taşınan petrol ve gaz ihracatına büyük ölçüde bağımlı olsa da Birol, Çin’in daha farklı ve dayanıklı bir konumda olduğunu söyledi.
Çin’de yeni araç satışlarının yarısından fazlasını elektrikli araçlar oluşturuyor. Birol, “Bu durum bazı insanların söylediği gibi çevresel hedeflerden kaynaklanmıyor. Bu bir enerji güvenliği politikasıydı” dedi.
Ayrıca Çin’in 1,2 milyar varillik petrol rezervine sahip olduğunu ve bunun tüm IEA üyelerinin toplam rezervine eşit seviyede bulunduğunu söyledi.
Birol, “İki büyük ekonominin liderleri arasındaki zirvenin, yalnızca bu iki ülkenin değil Asya’nın ve ötesinin yararına olacak şekilde bu enerji güvenliği meselesini ele almasını içtenlikle umuyorum” dedi.
Asya’daki şok
Birol’a göre bu kriz “Asya için büyük bir uyandırma çağrısı”
Küresel ekonominin lokomotiflerinden biri olan bölgenin, Orta Doğu ihracatına aşırı bağımlı hale geldikten sonra enerji stratejilerini gözden geçirmek zorunda kalacağını söyledi. Asya, Orta Doğu’nun ürettiği sıvılaştırılmış doğal gazın yaklaşık yüzde 90’ını satın alıyor.
Bu durumun muhtemelen kömür kullanımında artışa yol açacağını belirten Birol, bunun iklim değişikliğini hızlandıran fosil yakıtlardan uzaklaşma yönündeki küresel çabalar açısından endişe verici bir gelişme olduğunu söyledi.
Birol ayrıca elektrikli araç kullanımında büyük bir sıçrama yaşanacağını öngördü. Bunun otomotiv sektörü açısından büyük sonuçları olacağını ve Çinli araç üreticilerinin Japon ve Güney Koreli markaların geçmişteki hakimiyetini daha da aşındıracağını ifade etti.
"Jet yakıtı kıtlığı ciddi bir sorun"
Birol, “Jet yakıtını hala ciddi bir sorun olarak görüyorum” dedi. Daha önce Avrupa’nın alternatif kaynak bulamaması halinde altı ila sekiz hafta içinde jet yakıtının tükenebileceğini öngörmüştü.
“Uçuşlardaki bu azalmanın devam etmesine ve bilet fiyatlarının yükselmesine şaşırmam” diyen Birol, “Jet yakıtı bulunabilirliği açısından durum hala vahim” ifadelerini kullandı.
© 2026 The New York Times Company

