06 Nisan 2026, Pazartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 06.04.2026 19:57 | Son Güncelleme: 06.04.2026 20:01

İran karşısında bir dediği diğerini tutmayan Trump dünyayı diken üstünde bıraktı

Fotoğraf: Doug Mills/New York Times
Fotoğraf: Doug Mills/New York Times
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Michael D. Shear / New York Times

Dünya diken üstünde.

Bir an geliyor, Başkan Donald Trump İran’daki savaşın neredeyse sona erdiğini söylüyor. Hemen ardından ise bu savaşın haftalarca süreceğini dile getiriyor. İran’ın “paramparça edildiğini” övünerek anlatıyor, ancak ardından çatışmaların devam edeceğine söz veriyor. Büyük bir bombardımanın beş gün içinde, ya da 10 gün içinde, ya da Çarşamba gece yarısı başlayabileceğini söylüyor.

Eğer başkan gerçekten doğruyu söylüyorsa, dünya savaşta yıkıcı bir tırmanışa yaklaşık 24 saat uzaklıkta olabilir. Ancak bir televizyon dizisinin heyecanlı bölüm sonunu hazırlayan bir yapımcı gibi, Trump herkesin dengesini bozacak bir atmosfer yaratmaya kararlı görünüyor.

En azından bu konuda başarılı olduğu söylenebilir.

Dünyanın başkentlerinde, devlet başkanları ve başbakanlar yaklaşık altı haftadır ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın kontrolden çıkmasını engellemenin bir yolunu arıyor. Perşembe günü 40’tan fazla ülkeden diplomatlar bir video konferansta bir araya geldi, ancak toplantı somut öneriler olmadan sona erdi. Avrupa, Asya ve dünyanın diğer bölgelerindeki liderler, önümüzde ne olabileceği konusunda hem öfkeli hem de son derece tedirgin.

"Dünyayı ayakta tutan barış ve refah düzeni zayıflıyor"

Pazartesi günü yapılan acil kabine toplantısında Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung, “Savaşın izlerinin uzun süre devam etmesi bekleniyor” uyarısında bulundu. Bir gün önce bir kilisede verdiği Paskalya mesajında ise Lee, “Dünyayı ayakta tutan barış ve refah düzeni zayıflıyor” diye yakındı.

Orta Doğu’dan petrol ithalatına büyük ölçüde bağımlı olan Japonya’da Başbakan Sanae Takaichi, pazartesi günü İran hükümetiyle doğrudan görüşmeler başlatmak için en erken çarşamba günü girişimde bulunacağını söyledi. Fransa’da ise Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron geçen hafta Trump’ın sürekli değişen açıklamalarından şikayet ederek, ciddi insanların “her gün bir önceki gün söylediklerinin tam tersini söylemeyeceğini” ifade etti.

Avusturya Başbakan Yardımcısı Andreas Babler da cumartesi günü sosyal medyada yaptığı paylaşımda Trump’ın savaşı yönetme biçimini eleştirdi ve Viyana’nın ABD savaş uçaklarına Avusturya hava sahasını kullandırmayarak tarafsızlığını koruma kararını savundu.

“Trump’ın kaotik politikasının bir parçası değiliz” diye yazan Babler, “Bu konuda bir santim bile geri adım atmamalıyız” ifadelerini kullandı.

Trump ve yardımcıları uzun zamandır öngörülemezliğin dünya sahnesinde bir güç olduğunu övünerek anlatıyor. İlk başkanlık döneminde Trump, Kuzey Kore’ye “dünyanın daha önce hiç görmediği ateş ve öfkeyi” salmakla tehdit etmiş, ancak daha sonra ülkenin diktatörü Kim Jong Un’u “çok sevdiğini” söylemiş ve onu “zeki bir adam” olarak nitelendirmişti.

Trump’ın bu dengesiz geçmişi bilinse bile, İran savaşını ele alış biçimi muhataplarını şaşkına çevirdi. Savaşın nasıl sona erebileceğine dair birbiriyle çelişen ve gerçekliğin ters yüz edildiği açıklamalar yaptı.

Çarşamba günü ulusa sesleniş konuşmasında Trump fiilen İran’ın yenildiğini ilan etti.

“Donanmaları yok oldu, hava kuvvetleri yok oldu” diyen Trump, sözlerinin devamında “Füzeleri neredeyse tamamen tükendi ya da etkisiz hale getirildi” şeklinde konuştu. ABD Başkanı, İran’ın “hiçbir uçaksavar sistemi kalmadığını” iddia etti ve radar sistemlerinin “yüzde 100 yok edildiğini” söyledi.

İki gün sonra ise İran iki ABD askeri uçağını düşürdü.

Çarşamba günkü konuşmasında Trump, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasından endişe duymuyor gibi görünüyordu.

ABD Başkanı, “Bu çatışma bittiğinde boğaz doğal olarak açılacak. Kendiliğinden açılacak” dedi.

Ancak pazar günü küfürlü ifadeler içeren 44 kelimelik bir sosyal medya mesajında Trump, İran’ın enerji santrallerini ve köprülerini bombalayacağını söyledi. Bu saldırılar, çoğu durumda uluslararası hukuka göre savaş suçu sayılabilir. Trump, “deli herifler” diye nitelendirdiği İran yönetimi salı gününe kadar “lanet olası boğazı” uluslararası gemiciliğe açmazsa bu saldırıların gerçekleşeceğini belirtti.

Trump, “Cehennemde yaşayacaksınız, sadece izleyin!” diye yazdı.

Bu tehditler bazı liderler tarafından iyi karşılanmadı. Avrupa Birliği’nin siyasi yönünü belirleyen Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa, İran konusunda ABD’ye alışılmadık derecede açık bir uyarı yaptı.

“Sivil altyapının, özellikle enerji tesislerinin hedef alınması yasa dışıdır ve kabul edilemez. Tırmanma ateşkes ve barış getirmez” şeklinde konuştu.

Tehdidinden saatler sonra Trump, İran ile müzakerelerin sürdüğünü ima etti. Axios’a verdiği demeçte “Eğer anlaşma yapmazlarsa oradaki her şeyi havaya uçururum” dedi. The Wall Street Journal’a verdiği bir röportajda ise İran Hürmüz Boğazı’nı açmayı reddederse “ülkedeki her enerji santralini ve sahip oldukları diğer tüm tesisleri” bombalayacağını söyledi.

İran geri adım atmıyor

İran ise yarı resmi Mehr Haber Ajansı tarafından yayımlanan bir açıklamada, misilleme operasyonlarının “çok daha yıkıcı ve kapsamlı şekilde” gerçekleştirileceğini duyurdu.

Pazartesi sabahı Pakistanlı yetkililerin ABD ve İran’a 45 günlük bir ateşkes ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını içeren bir öneri sunduğuna dair haberler ortaya çıktı. Her iki ülkeden de hemen bir yanıt gelmedi.

Bu belirsizlik, küresel liderlerin çatışmalar sona erdiğinde ne yapılacağını planlamasını zorlaştırıyor.

Perşembe günü İngiltere’nin düzenlediği diplomatlar toplantısında temsilciler, boğaz üzerinden yapılan enerji sevkiyatlarının kesintiye uğramasından kaynaklanan ekonomik şokların nasıl hafifletileceğini tartıştı.

Kapalı kapılar ardındaki toplantının ardından İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper yayımladığı açıklamada İran’ın Hürmüz Boğazı’nda “küresel ekonomiyi rehin almaya çalışmasına” izin verilmemesi gerektiğini söyledi. Ancak birçok dünya lideri savaşta askeri olarak yer almayı açıkça reddetti. Cooper’ın açıklaması, uluslararası deniz taşımacılığını yeniden başlatmak için “diplomatik baskı” ve “eşgüdümlü ekonomik ve siyasi önlemler” dışında somut bir adım içermedi.

Diplomatların sık kullandığı muğlak dil ile hazırlanan açıklamada yalnızca “görüşmelerin sürdürülmesi” sözü verildi.

Sonraki günlerde İngiltere Başbakanı Keir Starmer; Almanya, İtalya, Kuveyt, Ukrayna, Avrupa Birliği ve NATO liderleriyle görüştü. İngiliz hükümeti tarafından yayımlanan görüşme özetlerinin hepsi benzer bir ifadeyle sona erdi.

Starmer ile Kuveyt Veliaht Prensi arasındaki görüşmeye ilişkin açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Başbakan ve veliaht prens, dışişleri bakanının dün düzenlediği ve boğazın yeniden açılması için uygulanabilir bir planın ele alındığı toplantıyı memnuniyetle karşıladı. Önümüzdeki haftalarda bu konuda birlikte çalışmaya devam etme ve yakın temas halinde kalma konusunda mutabık kaldılar”

© 2026 The New York Times Company