22 Nisan 2024, Pazartesi
Haber Giriş: 17.12.2021 04:40 | Son Güncelleme: 23.02.2022 21:47

İster ev ister çevrimiçi: Karma mekanlarımız

Hayatımız pandemiyle birlikte çevrimiçi ve bulut teknolojisine doğru hızla kayarken, dijital dünya varlığımız için yeni bir ortam yarattı: Fiziksel ve dijital dünyada oluşan karma mekan
İster ev ister çevrimiçi: Karma mekanlarımız

Ben Hindistan’ın Chennai kentinde büyüdüm. Bir ayrıcalığım vardı; yaşadığım ev bir mimar tarafından özel olarak tasarlanmıştı. Eve her yandan girilebiliyordu. İç ve dış mekan arasında akışkan bağlantılar vardı. Hayat tüm etkileşimlerimizin ortasında yer alan bir avlunun etrafında dönüyordu. Orada, gökyüzüne bakıp kim olduğumu düşündüğümü hatırlıyorum. O mekan benim varoluş hikayemin unsurlarından biriydi.  Şimdi ben de “önce duygu, sonra biçim” düsturunu benimsemiş bir mimar ve sanatçıyım. Mekanın duygu uyandırma konusundaki şiirsel potansiyeli üzerinde çalışıyorum. Dünyaya verdiğimiz bedensel ve zihinsel tepki anlamına gelen bedenleşmiş biliş ya da çevremizin, estetik deneyimlerimizin bizi nasıl etkilediği inceleyen nöro-estetik gibi kavramların peşine düşüyorum.

Duygulara hitap ediyoruz

Çevremiz bizi diğer şeylerden ayıran pasif arka fonlardan ibaret değil. Duygularımız, içinde bulunduğumuz ortamın nasıl tasarlandığına ve onlarla etkileşim kurma tarzımıza göre şekilleniyor. İnsanların evlerinde haftalar hatta aylarca kaldığı kapanma dönemi bu fikrin gücünü açıkça ortaya koydu. Bu güç kamusal veya özel, fiziksel veya dijital tüm ortamların niteliğine yönelik bir eşitlik çağrısına dönüşebilir. Biz insan olarak biyolojimiz gereği yaşadığımız çevreye ve onunla kurduğumuz etkileşime göre biçimleniyoruz. Ne zaman bir mekan yaratsak insanların duygularına, sosyoekonomik ve kültürel şartlarına hitap ediyoruz. Şehirlerimizde posta kodları en iyi sağlık göstergeleri arasında. Mimarlar ve tasarımcılar gerek kamusal gerek özel alanda fiziksel olarak baskıcı veya güçlendirici bir ortam yaratma gücüne sahip. Pandemi döneminde mekanla bağımız daha fazla dikkat çekmeye başladı ve katlanarak güçlendi. Bu durum sadece fiziksel değil, dijital yaşamlarımızda da kendini gösterdi. Sanal alemi de kim olduğumuzun ve nasıl yaşadığımızın temel bir parçası olarak kabul etmiş durumdayız. Teknoloji sayesinde gerek işte gerekse oyunlarda yaşamımızı pandemi öncesinde olduğu gibi ama yeni yöntemlerle sürdürmeye çalıştık. Sanal indirim saatlerine katıldık, teletıbba uyum sağladık, başka eyaletlerdeki veya ülkelerdeki arkadaşlarla uzaktan iskambil oynadık.