04 Nisan 2026, Cumartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 04.04.2026 19:35 | Son Güncelleme: 04.04.2026 19:38

Kayıp pilot krize dönüştü: İran'ın ele geçirme ihtimali ABD'yi korkutuyor

ABD’ye ait bir savaş uçağının İran toprakları üzerinde düşürülmesi ve mürettebatından birinin hala bulunamaması, söz konusu hava personelinin yakalanarak İran’ın ABD’ye karşı koz olarak kullanabileceği güçlü bir araca dönüşebileceği yönünde endişelere yol açtı
Fotoğraf: Arash Khamooshi/New York Times
Fotoğraf: Arash Khamooshi/New York Times
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Yeganeh Torbati / New York Times

Kayıp hava personeli için yürütülen kurtarma operasyonu Cumartesi günü ikinci gününe girerken, üç İranlı yetkilinin isimlerinin gizli tutulması şartıyla verdiği bilgiye göre yalnızca ABD birlikleri değil, İran ordusu da mürettebatı bulmak için kapsamlı bir arama yürütüyor.

İran’ın söz konusu hava personelini bulma konusundaki istekliliğine işaret eden bir gelişmede, İran devlet televizyonunun yerel bir kanalında görev yapan bir sunucu Cuma günü televizyonda bir açıklama okuyarak bölge sakinlerine “düşmanın pilotunu ya da pilotlarını” yakalayıp canlı şekilde güvenlik güçlerine teslim etmeleri çağrısında bulundu ve bunun karşılığında ödül verileceğini duyurdu.

İran’ın hava personelini yakalayabileceği ihtimali, Amerikan tarihinde travmatik bir olay olarak görülen ve ABD ile İran arasında yaklaşık yarım yüzyıla yaklaşan düşmanca ilişkilerin temelini atan 1979 İran rehine krizinin yeniden yaşanabileceği endişesini gündeme getiriyor.

Militan öğrencilerin Tahran’daki ABD Büyükelçiliğini basarak 52 Amerikalıyı 444 gün boyunca esir tuttuğu kriz, İran için sonraki on yıllarda rakiplerine zarar vermek ve taviz koparmak amacıyla kullanacağı bir yöntemin adeta şablonunu oluşturdu.

1979’dan bu yana İran hükümeti, rakiplerine karşı rehine alma yöntemini defalarca kullandı. Amerikalıları, Avrupalıları ve diğer yabancı vatandaşları gözaltına aldı; bazen onları yıllarca hapiste tuttuktan sonra serbest bıraktı. Bu serbest bırakmalar çoğu zaman nakit ödeme ya da yurtdışında tutuklu bulunan İran vatandaşlarının salıverilmesi karşılığında gerçekleşti. İran, rehineleri propaganda aracı olarak ve pazarlık gücü oluşturmak için kullandı.

1979’daki kriz, Jimmy Carter’ın başkanlığının son yılını tanımlayan bir olay haline geldi ve birçok kişi için yönetiminin başarısızlıklarının sembolü olarak görüldü. Başkan Donald Trump ise Carter’ın rehine krizini ele alışını defalarca eleştirerek bunu “acınası” olarak nitelendirdi.

Trump 1980 yılında bir gazeteciye verdiği demeçte, “Bu ülkenin oturup İran gibi bir ülkenin rehinelerimizi tutmasına izin vermesi bana göre dehşet verici ve bence bunu başka ülkeler karşısında yapamazlardı” demişti.

İran pilotu ele geçirirse önünde iki seçenek var

Almanya merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası ve Güvenlik İşleri Enstitüsü’nde İran güvenlik konuları üzerine çalışan uzman Hamidreza Azizi, İran’ın söz konusu hava personelini ele geçirmesi halinde iki farklı yol izleyebileceğini söyledi.

Azizi’ye göre eğer yakalama gizli tutulursa İranlılar ABD ile özel kanallar üzerinden temas kurarak perde arkasında bir anlaşma yapmaya çalışabilir ve mürettebatın gizli şekilde serbest bırakılması karşılığında taviz talep edebilir. Alternatif olarak İran, hava personelini propaganda amacıyla kameraların önüne çıkarabilir.

Azizi, ikinci seçeneğin daha olası olduğunu belirterek, “Gerçekten bir zafer görüntüsü sunmak ve aynı zamanda Trump’ı küçük düşürmek istiyorlar” dedi.

Washington merkezli Arab Gulf States Institute’te kıdemli araştırmacı olan Ali Alfoneh ise İran’ın 2007 yılında İngiliz denizcileri yakaladığı olaya işaret etti. İran, o dönemde İngiliz gemilerinin kendi karasularına girdiğini iddia etmişti. Denizciler gözleri bağlanarak tehdit edilmiş ve psikolojik baskıya maruz bırakılmış, ardından özür diledikleri izlenimi veren video kayıtları yayınlanmıştı. Ancak Alfoneh, denizcilere fiziksel zarar verildiğine dair bir rapor bulunmadığını hatırlattı.

Alfoneh e-posta yoluyla yaptığı değerlendirmede, “Dönemin Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad serbest bırakıldıklarını duyururken uluslararası medyanın İran'a olan ilgisini en üst düzeye çıkardı ve denizcilerin ellerini bizzat sıktı” dedi.

Ancak ABD ile İran’ın savaş halinde olması nedeniyle Amerikalı hava personeline yönelik muamelenin muhtemelen farklı olacağını da sözlerine ekledi.

Kayıp mürettebatın güvenli şekilde kurtarılması durumunda bile bu olay, düşman bir ülkenin hava sahasında ve misilleme kapasitesine sahip bir rakibe karşı yürütülen operasyonların ne kadar riskli olduğunu ortaya koyuyor. Kurtarma operasyonları doğası gereği tehlikeli çünkü arama kurtarma çalışmalarına katılan ABD askerleri de risk altına girer.

Arama çalışmalarına katılan bir ABD Black Hawk helikopteri Cuma günü yerden açılan ateşle vuruldu ancak güvenli şekilde bölgeden uzaklaşmayı başardı. Operasyonel konular hakkında konuşma yetkileri olmadığı için isimlerinin gizli tutulmasını isteyen iki ABD yetkilisine göre ikinci bir savaş uçağı olan A-10 Warthog ise Basra Körfezi bölgesinde düştü. Bu uçaktaki pilot kurtarıldı.

İranlı yetkililer ve hükümete yakın yorumcular şu ana kadar kayıp mürettebat hakkında fazla açıklama yapmadı. İran parlamentosunun başkanı ve ülkenin siyasi yapısında güçlü bir isim olan Muhammed Bakıer Galibaf ise Cuma günü sosyal medyada ABD ile alay etti.

Galibaf paylaşımında, “İran’ı üst üste 37 kez yendikten sonra başlattıkları bu parlak stratejisiz savaş artık ‘rejim değişikliği’ hedefinden ‘Hey! Pilotlarımızı bulan var mı? Lütfen?’ noktasına düştü” ifadelerini kullandı.

Galibaf şöyle dedi: “Ne muazzam bir ilerleme. Gerçekten dahiler”

© 2026 The New York Times Company