15 Temmuz 2026, Çarşamba
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 14.07.2026 22:56 | Son Güncelleme: 14.07.2026 22:57

Krizin boyutu Hürmüz'ü aştı: Petrol fiyatlarının yönünü Çin belirleyecek

Krizin boyutu Hürmüz'ü aştı: Petrol fiyatlarının yönünü Çin belirleyecek
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

James Glanz, Helmuth Rosales, Marco Hernandez, Lily Cowper / New York Times

Hürmüz Boğazı'ndan petrol tankerlerinin geçişi, ABD ile İran arasındaki bitmek bilmeyen gerilim nedeniyle önemli ölçüde yavaşladı. Ancak akaryakıt istasyonlarındaki fiyatların yükselip yükselmeyeceği yalnızca Basra Körfezi'nden ne kadar petrol çıktığına değil, aynı zamanda Çin'in alacağı kararlara da bağlı olacak.

Normalde dünyanın en büyük petrol ithalatçısı olan Çin, bu ilkbaharda petrol alımlarını sert biçimde azalttı. Talepteki bu düşüş, savaşın ilk dönemlerinde petrol fiyatlarının çok daha fazla yükselmesini engelledi.

Şimdi piyasaların önündeki en büyük sorulardan biri şu: Çin petrol alımlarını yeniden ne zaman artıracak?

Çin, alımlarını ne kadar uzun süre düşük tutarsa petrol fiyatlarının o kadar gerilemesi bekleniyor. Bunun tersi de geçerli. Çin'den gelecek talep artışı, diğer tüm koşullar sabit kalmak kaydıyla fiyatları yukarı çekecek.

Columbia Üniversitesi Küresel Enerji Politikası Merkezi'nde kıdemli araştırmacı olan Karen Young, "Çin talebinin hangi yöne gideceği, bu denklemin gerçekten en önemli parçası" dedi.

Piyasayı etkileyen bir diğer önemli unsur ise Rusya-Ukrayna savaşı. Dünyanın en büyük dizel ihracatçılarından biri olan Rusya'nın iç piyasadaki arzı korumak amacıyla yurt dışına dizel satışını yasaklamasının ardından geçen hafta toptan dizel fiyatları sert yükseldi. Ukrayna'nın insansız hava aracı saldırıları da Rus petrol rafinerilerine ciddi zarar vererek ülkenin ham petrolü ulaştırma yakıtına dönüştürme kapasitesini sınırlandırdı.

Toptan yakıt fiyatları genellikle akaryakıt istasyonlarındaki tüketici fiyatlarının öncü göstergesi olarak kabul ediliyor. Dizelin galon fiyatı pazartesi günü ortalama 4,88 dolara yükseldi. Bu rakam bir hafta öncesine göre yüzde 2,5 artış anlamına geliyor.

Çin'den gelecek talepte yükseliş sinyali var

Bununla birlikte Çin'in petrol ithalatının yakında yeniden artabileceğine dair bazı işaretler de bulunuyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), son değerlendirmesinde tedarik faaliyetleri ile tek seferlik tanker teslimatlarını, "Çin'in yeniden petrol alımına ilgi göstermeye başladığına" dair işaretler olarak gösterdi.

Pekin'in yayımladığı mayıs ayı gümrük verilerine göre Çin'in petrol ithalatını geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık üçte bir oranında azaltmayı nasıl başardığı ise piyasa açısından hâlâ büyük bir gizem olmayı sürdürüyor.

Çin'in dünyanın en büyük petrol stokuna sahip olduğu düşünülüyor. Ancak analistlerin uydu görüntüleriyle takip edebildiği yer üstü depolarından kayda değer miktarda petrol çekilmiş görünmüyor. Ülke savaş süresince rafinerilerinde normalden daha az petrol işlerken, savaşın başında petrol ürünleri ihracatını da yasakladı. Buna rağmen bu gelişmeler, ithalattaki büyük düşüşü tek başına açıklamaya yetmiyor.

Çin'in elinde başka seçenekler de bulunuyor. Ülke, geniş kömür rezervlerini kullanarak bazı kimyasalların üretiminde petrol ürünlerinin yerine kömürü tercih edebiliyor. Aynı zamanda elektriğinin büyük bölümünü yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlıyor ve dünyanın en büyük elektrikli araç pazarına sahip konumda bulunuyor. Dünyanın en geniş yüksek hızlı tren ağına sahip olması da petrol talebini azaltan unsurlar arasında yer alıyor.

IEA'ya göre bu yıl, Çin'in petrol tüketiminin 1970'lerde ve 1980'lerin başındaki petrol krizlerinden bu yana ilk kez belirgin şekilde gerilemesi bekleniyor.

Çin'de talep ne kadar hızlı toparlanırsa toparlansın, ülkenin sahip olduğu devasa petrol stokları ona önemli bir kalkan sağlıyor. Pek çok uzmana göre Çin, petrol ithalatını artırmadan uzun bir süre daha idare edebilir.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Atlantic Council'da kıdemli araştırmacı olan Ben Cahill, "Üzerlerinde şu anda herhangi bir acil baskı bulunmuyor" dedi.

Analistlere göre Çin'in petrol alımlarını artırıp azaltarak piyasayı yönlendirebilmesi, savaşın en büyük sürprizlerinden biri oldu.

Bu durum özellikle de ülkenin petrolünün büyük bölümünü ithal ediyor olması nedeniyle dikkat çekiyor. On yıllar boyunca petrol fiyatlarında belirleyici güç üreticilerdi. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC), sahip olduğu büyük pazar payını defalarca fiyatları yükseltmek için kullandı. Bunun en belirgin örneği 1970'lerde yaşandı. Kartel, 2014 yılında ise fiyatların sert şekilde düşmesine izin vermişti.

Ancak OPEC'in etkisi son yıllarda zayıfladı. Bunun ilk nedeni ABD'de petrol üretimindeki hızlı artış olurken, bu ilkbaharda kartelin en büyük üyelerinden biri olan Birleşik Arap Emirlikleri'nin ayrılması da örgütün etkisini daha da azalttı.

Araştırma şirketi Eurasia Group analistlerinden Gregory Brew, "Çin bugün fiilen Suudi Arabistan ve ABD dahil dünyadaki tüm ülkelerden daha büyük bir piyasa gücüne sahip" değerlendirmesinde bulundu.

Elbette Basra Körfezi'ndeki çatışmaların şiddeti ve bunun gemi sahiplerini ne ölçüde caydırdığı enerji piyasaları açısından kritik önem taşımayı sürdürüyor.

ABD Başkanı Donald Trump pazartesi günü yaptığı açıklamada, İran limanlarına yönelik deniz ablukasını yeniden uygulamaya koyduğunu duyurdu. Bu adım, İran petrolünün önemli bölümünün küresel piyasalara ulaşmasını engellemeyi amaçlıyor.

Trump ayrıca ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü İran'a bırakmayı planlamadığını da açık şekilde ifade etti.

Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "ABD, bugünden itibaren 'Hürmüz Boğazı'nın Koruyucusu' olarak anılacaktır" ifadelerini kullandı. ABD'nin sunduğu bu hizmet karşılığında taşınan tüm yüklerden yüzde 20 oranında ücret talep edeceğini de sözlerine ekledi.

Savaş boyunca Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçiş karşılığında gemi sahiplerinden ücret alınması en büyük tartışma konularından biri oldu. Ancak ABD'nin bu tür bir ücreti hangi hukuki yetkiyle tahsil edebileceği ise belirsizliğini koruyor.

Şimdilik Basra Körfezi'nden petrol akışının sürmesi, diğer ülkelerde üretimin artması ve Çin gibi ülkelerde talebin düşük seyretmesi sayesinde dünya ihtiyaç duyduğu petrolü bulabiliyor. Bu durum fiyatlara da yansıyor. Petrol fiyatları savaş öncesindeki seviyelerin yaklaşık yüzde 7 üzerinde işlem görüyor.

Ancak otomobiller ve kamyonlar ham petrolle değil, benzin ve dizelle çalışıyor. Basra Körfezi'nde ve Rusya'da zarar gören enerji altyapısı nedeniyle rafineriler normalden çok daha az petrol işliyor. İşte bu nedenle depoyu doldurmanın maliyeti savaş öncesine göre hâlâ daha yüksek seviyede bulunuyor.

© 2026 The New York Times Company