Keith Bradsher / New York Times
Çin’in nadir toprak elementlerindeki küresel üstünlüğünün kökeni, ülkenin kuzeyinde, Moğolistan sınırına yaklaşık 80 kilometre uzaklıktaki Baotou yakınlarında bulunan bir demir cevheri madenine uzanıyor.
Nisan 1964’te Çinli jeologlar, bu madenin aynı zamanda dünyanın en büyük nadir toprak rezervini barındırdığını keşfetti. Günümüz küresel ekonomisi için kritik öneme sahip 17 metalden oluşan bu grup, Çin için stratejik bir dönüm noktasıydı. O dönemde Çin Komünist Partisi’nde üst düzey bir görevde bulunan Deng Xiaoping, askeri bir çelik üreticisine ait olan bu ücra çöl madenini ziyaret ederek rezervleri yerinde inceledi.
“Çeliği geliştirmemiz gerekiyor, ama aynı zamanda nadir toprakları da geliştirmemiz gerekiyor” diyen Deng, on yılı aşkın bir süre sonra Çin’in en güçlü lideri konumuna yükselecekti.
Nadir toprak metalleri ve bu metallerden üretilen mıknatıslar; otomobillerden savaş uçaklarına, cep telefonlarından rüzgar türbinlerine kadar hem sivil hem de askeri alanlarda yaygın biçimde kullanılıyor. Çin’in dünyanın en büyük tedarikçisi haline gelmesi, ülkeye küresel üretim zincirleri üzerinde büyük bir güç kazandırdı. Bugün dünya genelindeki şirketlerin büyük bölümü, bu mıknatıslar için Çin ihracatına bağımlı durumda.
Çin’in nadir topraklardaki merkezi konumu tesadüfen oluşmadı. Bu hakimiyet, onlarca yıla yayılan planlama, devlet destekli yatırımlar ve parti ile hükümetin en üst kademelerinden yönlendirilen bilinçli bir stratejinin ürünü oldu.
1970’lerin başında Halk Kurtuluş Ordusu, nadir toprakların askeri kullanım alanlarını araştırmak üzere kamuoyuna pek yansımayan bir program başlattı.
1980’ler ve 1990’lar boyunca Deng Xiaoping, jeoloji eğitimi almış ve 2003–2013 yılları arasında Çin'de başbakanlık yapmış olan Wen Jiabao ile birlikte bu süreci ileri taşıdı. Wen döneminde, çoğu özel ve dağınık yapıdaki şirketlerden oluşan sektör, devlet kontrolü altında birleştirildi. Kaçakçılık yapan madenler kapatıldı, çevre kirliliğiyle mücadele edildi ve sektör hem ölçek hem de teknik kapasite açısından büyütüldü.
Cinping, 2019'da nadir toprak elementleri için 'önemli bir stratejik kaynak' dedi
2019’da, Çin liderliğindeki yedinci yılında Şi Cinping, nadir toprakları “önemli bir stratejik kaynak” olarak tanımladı. Son bir yılda ise bu kaynakları, ABD Başkanı Donald Trump ile yürütülen ticaret savaşında küresel tedarik zincirlerini sıkıştıran bir baskı aracı olarak kullanmaktan çekinmediğini gösterdi.
Nisan ve Ekim aylarında Çin, nadir topraklar ve nadir toprak mıknatıslarına yönelik yeni ihracat kontrolleri getirdi. Bu adımlar, Trump yönetimini gümrük tarifeleri konusunda taviz vermeye zorladı. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Ekim ayındaki kararı “özgür dünyanın sanayi altyapısına doğrultulmuş bir bazuka” olarak nitelendirdi.
ABD, 1973–1974 Arap petrol ambargosundan bu yana ilk kez kritik minerallere erişimde bu denli sert bir kayıp yaşadı. O dönemde küresel petrol arzının üçte biri etkilenmişti. Bugün ise Çin, dünya nadir toprak elementleri ve nadir toprak mıknatıslarının yaklaşık yüzde 90’ını üretiyor.
Cornell Üniversitesi’nde ambargolar ve yaptırımlar tarihi üzerine çalışan Nicholas Mulder’a göre, Çin’in 2025’te nadir topraklar konusunda attığı adımlar “jeoekonomik tarih ve uluslararası ilişkiler açısından tartışmasız bir dönüm noktası”
Çin ordusunun erken dönem etkisi
Çin’in nadir toprak endüstrisi, Kültür Devrimi’nin kaotik ortamında, yarım asırdan uzun süre önce yürütülen askeri bir çalışmayla sıçrama yaptı. Mao’nun Kızıl Muhafızları okulları ve üniversiteleri büyük ölçüde kapatmıştı. Bu ortam, bilimsel bir atılım için elverişli görünmüyordu.
Sektörün kurucu ismi, Şanghay yakınlarındaki Shaoxing kentinden Xu Guangxian’dı. Go oyununa tutkuyla bağlıydı ve dövüş sanatları romanlarını severdi.
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Columbia Üniversitesi’nde kimya doktorasını tamamlayan Xu, Pekin Üniversitesi’nde akademik çalışmalarına devam etti. Uranyumun işlenmesine dair geliştirdiği yöntem, Çin’in nükleer programına önemli katkı sağladı.
Kültür Devrimi sırasında birçok aydın gibi Xu da hapsedildi. 1971’de siyasi olarak aklandıktan sonra Pekin Üniversitesi’ne geri döndü. Bu kez Halk Kurtuluş Ordusu ondan saf nadir toprak metalleri elde etmenin yeni bir yolunu bulmasını istiyordu. Amaç, bu metalleri askeri lazer teknolojilerinde kullanmaktı.
Nadir toprak elementlerinin saflaştırılması son derece zor. “Nadir” olarak adlandırılmalarının nedeni bulunmalarının güç olması değil, birbirlerinden ayrılmalarının çok zor olması.
Xu ve eşi Gao Xiaoxia, laboratuvara kapanarak devrim niteliğinde bir yöntem geliştirdi. Ucuz hidroklorik asit ve plastik tanklar kullanılarak nadir toprakların ayrıştırılması mümkün hale geldi. Bu yöntem, üretim maliyetlerini dramatik biçimde düşürdü ve modern nadir toprak işleme süreçlerinin temelini oluşturdu.
GM çekildi, Çin sahneye çıktı
1980’lerde nadir topraklar daha çok çeliği güçlendirmek, cam parlatmak ve petrol rafinasyonu gibi alanlarda kullanılıyordu. Ancak ABD ve Japonya’daki laboratuvarlarda geliştirilen güçlü nadir toprak mıknatısları, bu metalleri ileri teknolojinin merkezine taşıdı.
1983’te General Motors ve Japon Sumitomo Special Metals, son derece güçlü nadir toprak mıknatıslar geliştirdiklerini açıkladı. Bu mıknatıslar kısa sürede elektrik motorlarında ve otomotiv sektöründe kullanılmaya başlandı.
GM, Indiana merkezli Magnequench adlı yan kuruluşu aracılığıyla bu teknolojiyi ticarileştirdi. Ancak 1995’te şirket, Magnequench’i Deng Xiaoping’in damatlarının da yer aldığı bir yatırımcı grubuna sattı. ABD yönetimi, hisselerin çoğunluğu Amerikalılarda olduğu için satışa onay verdi.
2001’den itibaren Magnequench’in ekipmanları Çin’e taşındı. 2004’te Indiana’daki tesis kapatıldı. Bu süreç, Çin’e nadir toprak mıknatıslarının nasıl üretileceğini fiilen öğretmiş oldu.
Nadir topraklar bir jeopolitik silaha dönüşüyor
2010’da Çin, Japonya ile yaşadığı bir ada krizi sırasında nadir toprak ihracatını fiilen durdurdu. Resmi olarak ilan edilmeyen bu ambargo, Japonya’yı iki ay içinde geri adım atmaya zorladı. Aynı zamanda Çin, sektörü tamamen devlet kontrolü altına alması gerektiğini de bu süreçte gördü.
Kaçak madenler kapatıldı, suç şebekeleri dağıtıldı ve nadir toprak üretimi merkezi bir yapıya bağlandı. Pekin, bu kontrolün küresel ticarette güçlü bir koz olduğunu açık biçimde fark etti.
Çin’in geleceği: Eğitim ve araştırma
Bugün Çin, nadir topraklardaki üstünlüğünü eğitim ve araştırma yoluyla pekiştiriyor. Ülkede 39 üniversitede nadir topraklar üzerine programlar bulunuyor. ABD ve Avrupa’da ise bu alanda neredeyse hiçbir kurumsal eğitim yok.
Şanghay yakınlarındaki Wuxi kentinde bulunan bir rafineri, yedi yıl süren çalışmalar sonucunda son derece saf dysprosium üretmeyi başardı. Bu metal, Nvidia’nın Blackwell yapay zeka çiplerinde kullanılan kapasitörlerde kritik rol oynuyor. Tesis, bu ürünü dünya çapında üretebilen tek merkez konumunda.
2025’te tesisin çoğunluk hisseleri Çin devleti kontrolündeki bir şirkete geçti. Kısa süre sonra Çin, dysprosium dahil yedi nadir toprağın ABD ve müttefiklerine ihracatını durdurdu.
© 2025 The New York Times Company