David M. Halbfinger / New York Times
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, haftalardır güney Lübnan’daki Hizbullah mevzilerinin bombalanmasına, Gazze Şeridi’nde 20’den fazla kişinin hedef alınarak öldürülmesine ve Türkiye’ye bir uyarı niteliğinde olan kuzey Suriye’deki bir hava üssünün bombalanmasına öncülük ediyor.
Netanyahu bu gelişmelerin yanı sıra kendi generallerinin yeni bir Filistin ayaklanmasını tetikleme riski taşıdığı konusunda uyardığı Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetini de engellemek için yeterli adım atmadı.
Gerilimin her yönde giderek tırmanması, yaklaşık üç yıldır devam eden savaşın ardından zaten kapasitesinin üzerinde yük taşıyan İsrail ordusu üzerinde baskı oluşturuyor. Bunun yanı sıra, İsrail halkı da savaşın yarattığı yıpranmışlık ve bitkinlikle mücadele ediyor.
İsrail’in attığı adımların ulusal güvenlik açısından gerekçeleri ne kadar geçerli olursa olsun, Netanyahu’nun bir çatışma arayışında olmak için kendine ait nedenleri de bulunuyor.
Netanyahu seçim öncesinde anketlerde geride
İsrail lideri, 27 Ekim’de yeniden seçilmek için yarışacak ve kamuoyu yoklamalarında geride bulunuyor. Anketler, Netanyahu’nun rakiplerinin, kendisini ve koalisyonunu iktidardan göndermeye yetecek seviyeye neredeyse ulaşan bir desteğe sahip olduğunu gösteriyor.
Müttefikleri ve rakipleri, ulusal güvenlik meselelerinde Netanyahu’ya sağdan yükleniyor. Bu durum, Netanyahu’nun da daha savaşçı bir söylem benimsemesine yol açıyor.
Buna rağmen Netanyahu’nun başlıca rakibi olan eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, seçmenlerin güvenlik konularında hangi adaya ne kadar güvendiğini ölçen anketlerde Netanyahu’nun önünde bulunuyor.
Netanyahu’nun hala, Hamas’ın Ekim 2023’te İsrail’e yönelik yıkıcı saldırıyı gerçekleştirdiği sırada ülkenin başında olması nedeniyle oluşan siyasi yükün altında kaldığı açıkça görülüyor.
Ancak görevde bulunmanın, seçimlerin bu kadar yaklaştığı bir dönemde, görevdeki bir başbakan için hala rakipsiz bir avantajı var: “bayrak etrafında toplanma” etkisi.
ABD merkezli araştırma kuruluşu Rand Corp.’ta görev yapan İsrailli analist Shira Efron, “Netanyahu her cepheyi ateşe vermek istiyor, çünkü bu onu ‘Güvenlik Bay Netanyahu’ olarak konumlandırıyor” dedi.
Efron, “Bu aynı zamanda 7 Ekim’deki ve görevdeki son üç veya dört yılındaki başarısızlıklardan uzaklaşmasına da yardımcı oluyor. Çünkü konuşulan konu güvenlik durumu olacak hükümetinin İsrail’e verdiği zarar değil” ifadelerini kullandı.
Netanyahu gerilimi seçim avantajına çevirmeye çalışıyor
Gerçekten de Netanyahu, bölgesel gerilimleri açıkça kendi siyasi çıkarı için kullanmaya çalışıyor.
Netanyahu salı günü yayımladığı bir videoda, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın “seçimleri kaybetmemi istediğini” duyduğunu söylüyor.
Netanyahu, gülerek şöyle devam ediyor:
“Ayetullahlar seçimleri kaybetmemi istiyor. Hizbullah ve Hamas da kaybetmemi istiyor. Bu arada Türkiye de öyle. Bunu açıkça söylüyorlar. Kendinize şunu sorun: İsrail’in düşmanları bu seçimleri kimin kazanmasını istiyor?”
Netanyahu çarşamba günü ise Gazze’ye yaptığı ziyaretten bir video yayımladı. Videoda çelik yelek ve askeri kask giyen Netanyahu, İsraillilere şöyle seslendi:
“Hedefimize ulaşmak, yani Hamas’ı silahsızlandırmak ve Gazze’yi askerden arındırmak için her şeyi yapıyoruz. Gazze artık İsrail için bir tehdit olmayacak.”
İsrailli anket şirketleri, seçim günü ulusal güvenliğin seçmenlerin öncelikli endişelerinin başında gelmesi halinde bunun Netanyahu’nun Likud partisine parlamentoda üç sandalyeye kadar kazandırabileceğini belirtiyor.
Bu durum, muhalefetin çoğunluğu elde etmesini engellemeye yetecek bir sonuç doğurabilir. Böylece Netanyahu, yeni bir seçim yapılıncaya kadar iktidarda kalabilir.
Netanyahu’nun önündeki en büyük engel: ABD
Netanyahu’ya yardımcı olabilecek türden bir ulusal güvenlik acil durumunun oluşmasının önünde büyük bir engel bulunuyor.
İsrail’in neredeyse tüm çatışma sahalarındaki en önemli müttefiki olan ABD, ülkeye gerilimi düşürmesi yönünde baskı yapıyor.
İsrail, Başkan Donald Trump tarafından İran’la yürütülen çatışmanın dışında tutuldu. Trump, şimdilik askeri müdahalenin yerine ekonomik yaptırımların kullanılmasına izin veriyor.
Güney Lübnan’da ise İsrail, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun gözetiminde yürütülen yavaş ilerleyen siyasi müzakerelere katılıyor. Bu çerçevede İsrail, Lübnan ordusuna Hizbullah güçlerini bölgeden çıkarması ve İsrail sınırına yakın belirli bölgelerde güvenlik kontrolünü devralması için zaman tanımayı kabul etti.
Suriye’de ise Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara’nın hükümeti İsrail için yakın ve doğrudan bir tehdit oluşturmaktan ziyade, Kudüs ile İsrail askerlerinin tampon bölgeden çekilmesini sağlayabilecek bir güvenlik düzenlemesi üzerinde müzakere edebilmek için ABD’nin yardımını talep ediyor.
Batı Şeria’da ise şiddet yanlısı İsrailli yerleşimciler ve bazı askerler Filistinli sivilleri taciz eder, saldırır ve yerlerinden ederken, İsrail hükümeti ABD Büyükelçisi Mike Huckabee’nin baskısıyla karşı karşıya kaldı.
Huckabee normalde yerleşimcilerin müttefiki olarak görülmesine rağmen, İsrail hükümetine “İsrailli teröristler” olarak nitelendirdiği kişileri kontrol altına alma çağrısında bulundu.
Gazze’de ise İsrail’in hareket alanı, Trump’ın Barış Kurulu tarafından bir ölçüde sınırlandırılmış durumda. Kurulun büyük bölümü, Trump’ın damadı ve Orta Doğu’daki projelerin gayriresmî yöneticisi Jared Kushner tarafından yönetiliyor.
Hamas ilk kez tam silahsızlanma planını kabul etti
Barış Kurulu temmuz ayında Hamas’ın ilk kez tam kapsamlı bir silahsızlanma planını kabul etmesini sağladı.
İsrail bu planı reddetti ve Gazze’de yeni saldırılar düzenlenmesi emrini verdi.
26 Ağustos’ta kurulun Gazze’den sorumlu üst düzey temsilcisi Nickolay Mladenov, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yaptığı konuşmada İsrail’in bu saldırılarını eleştirdi.
Mladenov, saldırıların çok az sonuç verdiğini ve yalnızca Gazze’nin askerden arındırılmasını geciktirdiğini söyledi.
Netanyahu’nun 1996’da başbakan olmak için mağlup ettiği Şimon Peres’in eski dış politika danışmanı ve temsilcisi Nimrod Novik, Netanyahu’nun Washington tarafından engellenmeden tırmandırabileceği bir çatışma arayışı içinde olduğunu ancak bunu boşuna yapıyor gibi göründüğünü söyledi.
Novik, “Bu, oteldeki bir hırsız gibidir; hangi kapının açılacağını görmek için her kapıyı denersiniz” dedi ve ekledi:
“Trump yönetiminin en az direniş göstereceği nokta hangisi?”
Kuzey Suriye’deki hava üssü saldırısı soru işaretleri yarattı
Bu durum, İsrail’in 18 Ağustos’ta kuzey Suriye’de, Türkiye sınırından yalnızca 40 mil (yaklaşık 64 kilometre) uzaklıktaki kullanılmayan bir hava üssüne düzenlediği sürpriz saldırının ardındaki nedenleri kısmen açıklayabilir.
Olası siyasi motivasyonu yalnızca sol eğilimli İsrailliler görmedi.
ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Başkanlık Temsilcisi Tom Barrack, saldırının ardından verdiği bir podcast röportajında, İsrail’in saldırı emri vermesinin nedenlerinden birine ilişkin “bir teorinin”, bunun “seçim öncesinde iyi karşılanan bir fikir” olması olduğunu söyledi.
© 2026 The New York Times Company
Kaynak: Gazete Oksijen




