Mark Mazzetti, Julian E. Barnes, Farnaz Fassihi ve Ronen Bergman / The New York Times
ABD’li yetkililere göre İsrail’in, Mahmud Ahmedinejad’ı Tahran’daki ev hapsinden kurtarmak için düzenlediği saldırı, İran’da rejim değişikliğini sağlama ve onu iktidara getirme çabasının parçasıydı.
İsrail saldırılarının savaşın açılış hamlelerinde İran’ın dini liderini ve diğer üst düzey yetkilileri öldürmesinden günler sonra Başkan Trump, İran’da yönetimi “içeriden birinin” devralmasının en iyisi olacağını kamuoyu önünde dile getirdi.
Anlaşılan o ki ABD ve İsrail, çatışmaya girerken akıllarında belirli ve oldukça şaşırtıcı bir isim vardı: İsrail ve ABD karşıtı sertlik yanlısı görüşleriyle tanınan eski İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad.
Ancak ABD’li yetkililere göre, İsrailliler tarafından geliştirilen ve Ahmedinejad’a da danışılan bu cüretkâr plan kısa sürede ters gitti.
Amerikalı yetkililer ve Ahmedinejad’a yakın bir isim, Ahmedinejad’ın savaşın ilk gününde Tahran’daki evine düzenlenen ve onu ev hapsinden kurtarmayı amaçlayan İsrail saldırısında yaralandığını söyledi. Kaynaklara göre Ahmedinejad saldırıdan sağ kurtuldu ancak bu kıl payı kurtuluşun ardından rejim değişikliği planına olan inancını yitirdi.
O tarihten bu yana kamuoyu önünde görülmedi; şu anda nerede olduğu ve sağlık durumu bilinmiyor.
“İsrail’i haritadan silme” çağrısıyla tanınmıştı
Mahmud Ahmedinejad’ın sıra dışı bir tercih olduğunu söylemek bile yetersiz kalır. Her ne kadar son yıllarda rejim liderleriyle giderek daha fazla çatışmaya girmiş ve İran yönetimi tarafından yakın takibe alınmış olsa da, 2005-2013 yılları arasındaki cumhurbaşkanlığı döneminde İsrail’i “haritadan silme” çağrılarıyla tanınıyordu. İran’ın nükleer programının güçlü bir destekçisiydi, ABD’nin sert bir eleştirmeniydi ve iç muhalefete yönelik sert baskılarla biliniyordu.
Ahmedinejad’ın bu plana dahil edilmek üzere nasıl ikna edildiği ise bilinmiyor.
Daha önce kamuoyuna yansımayan bu girişim, İsrail’in İran’daki teokratik yönetimi devirmeye yönelik geliştirdiği çok aşamalı planın bir parçasıydı. Bu durum, Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun savaşa girerken yalnızca hedeflerine ne kadar hızlı ulaşabileceklerini yanlış hesaplamadıklarını, aynı zamanda İran’da liderlik değişimini hedefleyen riskli bir plana da belli ölçüde bel bağladıklarını gösteriyor. Trump yönetimindeki bazı isimlerin bile bu planı gerçekçi bulmadığı belirtildi. Özellikle bazı Amerikalı yetkililer, Ahmedinejad’ın yeniden iktidara taşınmasının uygulanabilirliği konusunda kuşkuluydu.
Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, rejim değişikliği planı ve Ahmedinejad’a ilişkin sorular üzerine yaptığı açıklamada, “Başkan Trump, Operation Epic Fury’nin hedefleri konusunda başından beri netti: İran’ın balistik füzelerini yok etmek, üretim tesislerini dağıtmak, donanmasını batırmak ve vekil güçlerini zayıflatmak” dedi.
Kelly, “ABD ordusu tüm hedeflerini yerine getirdi ya da aştı. Şimdi müzakerecilerimiz İran’ın nükleer kapasitesini kalıcı olarak sona erdirecek bir anlaşma için çalışıyor” ifadelerini kullandı.
İsrail dış istihbarat servisi Mossad’ın sözcüsü ise yorum yapmayı reddetti.
“Pragmatik” bir isim arayışı
ABD’li yetkililer savaşın ilk günlerinde, İsrail ile birlikte İran’da yönetimi devralabilecek pragmatik bir isim belirlemeye yönelik planlar üzerinde çalışıldığını anlatıyordu. Yetkililer, İran yönetimi içinde ABD ile çalışmaya istekli bazı isimler olduğuna dair istihbarat bulunduğunu savunuyordu; ancak bu kişilerin “ılımlı” olarak tanımlanamayacağını da ekliyorlardı.
Trump’ın bu süreçte, ABD güçlerinin Venezuela lideri Nicolas Maduro’yu ele geçirmesinin ardından yerine geçen geçici yönetimin Beyaz Saray’la işbirliği yapmasından memnun olduğu ve benzer bir modelin başka ülkelerde de uygulanabileceğini düşündüğü belirtiliyor.
Son yıllarda Ahmedinejad da İran yönetimiyle sık sık karşı karşıya geldi, üst düzey isimleri yolsuzlukla suçladı ve sadakati hakkında söylentiler dolaşmaya başladı. Çok sayıda cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylığı veto edildi, yardımcıları tutuklandı ve Ahmedinejad’ın hareket alanı giderek Tahran’ın doğusundaki Narmak semtindeki eviyle sınırlandırıldı.
Ahmedinejad’ın yeniden iktidara taşınması hedefleniyordu
ABD ve İsrailli yetkililerin Ahmedinejad’ı İran’da kurulacak yeni bir yönetimin potansiyel lideri olarak görmesi, şubat ayında başlayan savaşın Tahran’da daha uyumlu bir yönetim oluşturma beklentisiyle başlatıldığına dair yeni bir işaret olarak değerlendiriliyor. Trump ve kabinesindeki isimler ise savaşın hedefinin yalnızca İran’ın nükleer, füze ve askeri kapasitesini yok etmek olduğunu savunmuştu.
İsrail ve ABD’nin Ahmedinejad’ı nasıl iktidara getirmeyi planladığına ve onu yaralayan hava saldırısının ayrıntılarına ilişkin hâlâ birçok bilinmeyen bulunuyor. ABD’li yetkililer, İsrail Hava Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırının, Ahmedinejad’ı ev hapsinde tutan güvenlik görevlilerini öldürmeyi amaçladığını söyledi.
Savaşın ilk gününde İsrail saldırılarında İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney öldürüldü. Hamaney’in Tahran merkezindeki yerleşkesine düzenlenen saldırıda, Beyaz Saray’ın yönetim değişikliği konusunda üstlerinden daha müzakereye açık gördüğü bazı İranlı yetkililer de hayatını kaybetti.
O dönemde İran medyasında Ahmedinejad’ın evine düzenlenen saldırıda öldüğüne dair ilk haberler de yer aldı.
Saldırı Ahmedinejad’ın çıkmaz sokaktaki evinde ciddi hasara yol açmadı. Ancak sokağın girişindeki güvenlik noktası vuruldu. Uydu görüntüleri söz konusu binanın tamamen yıkıldığını gösteriyor.
Sonraki günlerde resmi haber ajansları Ahmedinejad’ın hayatta kaldığını doğruladı ancak “korumalarının” öldüğünü duyurdu. Haberde bu kişilerin aslında hem Ahmedinejad’ı koruyan hem de onu ev hapsinde tutan Devrim Muhafızları üyeleri olduğu belirtildi.
'Fiilen bir hapisten kaçırma operasyonu'
The Atlantic dergisi mart ayında, Ahmedinejad’a yakın isimsiz kaynaklara dayandırdığı haberinde, eski cumhurbaşkanının evine yönelik saldırının ardından devlet gözetiminden çıkarıldığını yazmıştı. Dergi, saldırıyı “fiilen bir hapisten kaçırma operasyonu” olarak tanımlamıştı.
Bu haberin ardından Ahmedinejad’a yakın bir isim New York Times’a yaptığı açıklamada, Ahmedinejad’ın saldırıyı kendisini özgür bırakmaya yönelik bir girişim olarak gördüğünü doğruladı.
Aynı kişi, Amerikalıların Ahmedinejad’ı İran’ı yönetebilecek biri olarak değerlendirdiğini ve onun “İran’ın siyasi, toplumsal ve askeri durumunu yönetme kapasitesine sahip” olduğunu düşündüğünü söyledi.
Kaynağa göre Ahmedinejad yakın gelecekte İran’da “çok önemli bir rol” oynayabilirdi. Aynı kişi, ABD’nin Ahmedinejad’ı, Venezuela’da Nicolas Maduro’nun ABD güçleri tarafından ele geçirilmesinin ardından iktidara gelen ve Trump yönetimiyle yakın çalışan Delcy Rodriguez’e benzer bir figür olarak gördüğünü öne sürdü.
Tartışmalı açıklamalarıyla biliniyordu
Ahmedinejad cumhurbaşkanlığı döneminde yalnızca sert politikalarıyla değil, sıra dışı ve aşırı ideolojik açıklamalarıyla da gündeme gelmişti. İran’da eşcinsel bulunmadığını savunmuş, Holokost’u inkâr etmiş ve Tahran’da düzenlenen “Siyonizmsiz Bir Dünya” konferansında konuşmuştu.
Batılı hiciv programları ve mizahçılar bu açıklamalarla sık sık alay etti. Ahmedinejad zamanla istemeden de olsa popüler kültürde dikkat çeken figürlerden biri haline geldi; hatta Saturday Night Live skeçlerine konu oldu.
İran’ın nükleer programı döneminde hızlandı
Ahmedinejad’ın cumhurbaşkanlığı dönemi, İran’ın bir gün nükleer silah üretiminde kullanılabilecek uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırdığı döneme denk geldi. ABD istihbaratının 2007 tarihli değerlendirmesinde, İran’ın yıllar önce nükleer silah geliştirme çalışmalarını durdurduğu ancak karar değiştirmesi halinde kullanabileceği nükleer yakıtı zenginleştirmeyi sürdürdüğü sonucuna varılmıştı.
Ahmedinejad görevden ayrıldıktan sonra zamanla İran’daki teokratik yönetime yönelik açık eleştirilere yöneldi ya da en azından Ayetullah Hamaney’le ters düşen bir çizgiye geçti.
Ahmedinejad 2017, 2021 ve 2024 yıllarında yeniden cumhurbaşkanı adayı olmak istedi ancak İran’daki Koruyucular Konseyi her seferinde adaylığını engelledi. Eski cumhurbaşkanı, üst düzey İranlı yetkilileri yolsuzluk ve kötü yönetimle suçladı. Açık bir muhalif figüre dönüşmese de rejim tarafından giderek istikrarsızlaştırıcı bir unsur olarak görülmeye başlandı.
Batı ile ilişkileri tartışma yarattı
Ahmedinejad’ın Batı ile ilişkileri ise daha karmaşık bir tablo ortaya koydu.
2019’da New York Times’a verdiği röportajda Ahmedinejad, Başkan Trump’ı övmüş ve İran ile ABD arasında yakınlaşma çağrısı yapmıştı.
“Trump icraat yapan bir adam” diyen Ahmedinejad, “Bir iş insanı olduğu için maliyet-fayda hesabı yapabilir ve karar verebilir. Ona şunu söylüyoruz: Gelin iki ülkenin uzun vadeli maliyet-fayda hesabını yapalım ve kısa vadeli düşünmeyelim” ifadelerini kullanmıştı.
Ahmedinejad’a yakın isimler de zaman zaman Batı ile fazla yakın ilişki kurmakla, hatta İsrail adına casusluk yapmakla suçlandı. Ahmedinejad’ın eski özel kalem müdürü İsfendiyar Rahim Meşai, 2018’de yargılandığı davada İngiliz ve İsrail istihbaratıyla bağlantılı olmakla itham edilmişti.
Son yıllarda Ahmedinejad’ın İran dışına yaptığı ziyaretler de dikkat çekti.
New Lines dergisinin aktardığına göre Ahmedinejad 2023’te Guatemala’ya, 2024 ve 2025’te ise Macaristan’a gitti. Her iki ülkenin de İsrail’le yakın ilişkileri bulunuyor.
O dönem Macaristan Başbakanı olan Viktor Orban’ın Netanyahu ile yakın ilişkisi olduğu biliniyor. Ahmedinejad, Macaristan ziyaretleri sırasında Orban’a yakın bir üniversitede konuşma yaptı.
Ahmedinejad’ın Budapeşte’den dönüşü, İsrail’in geçen yıl İran’a saldırı başlatmasından yalnızca birkaç gün önce gerçekleşti. Savaş başladığında ise kamuoyunda oldukça düşük profilli kaldı ve sosyal medyada yalnızca sınırlı sayıda açıklama yaptı. Uzun yıllardır İsrail’i İran’ın başlıca düşmanı olarak tanımlayan bir isim için bu sessizlik, İran sosyal medyasında dikkat çekti.
İsrail’in çok aşamalı planı
FilterLabs adlı kamuoyu analiz şirketine göre, Ahmedinejad’ın öldüğüne ilişkin haberlerin ardından İran sosyal medyasında eski cumhurbaşkanı hakkında paylaşımlar arttı. Ancak sonraki haftalarda bu tartışmalar azaldı ve daha çok nerede olduğuna dair belirsizlik etrafında şekillendi.
Habere göre İsrail, savaşın başında çatışmanın birkaç aşamada ilerlemesini öngörüyordu. Operasyon planlamasına aşina iki İsrailli savunma yetkilisine göre ilk aşamada ABD ve İsrail’in hava saldırılarıyla birlikte İran’ın dini lider kadrosu hedef alınacak ve Kürt gruplar İran güçlerine karşı harekete geçirilecekti.
İkinci aşamada ise İsrail’in yürüttüğü etki operasyonları ve Kürt ilerleyişinin İran’da siyasi istikrarsızlık yaratması ve rejimin kontrolü kaybettiği algısını oluşturması hedefleniyordu.
Üçüncü aşamada ise altyapıya verilen zararların ve siyasi baskının etkisiyle rejimin çökmesi, ardından İsraillilerin “alternatif hükümet” diye tanımladığı yapının kurulması planlanıyordu.
Ancak hava saldırıları ve dini liderin öldürülmesi dışında planın büyük kısmı İsrail’in umduğu şekilde ilerlemedi. Haberde, İsrail ve ABD’nin İran’ın dayanıklılığını ve kendi güçlerini Tahran’a kabul ettirme kapasitesini ciddi biçimde yanlış hesapladığı yorumu yapıldı.
Buna rağmen savaşın ilk aylarının ardından İran’daki teokratik yönetimin ayakta kaldığı anlaşılınca bile bazı İsrailli yetkililerin rejim değişikliği hedefinin hâlâ mümkün olduğuna inanmaya devam ettiği belirtildi.
Mossad Başkanı David Barnea’nın da çeşitli görüşmelerde, yıllara yayılan istihbarat çalışmaları ve operasyonel faaliyetlere dayanan planın uygulanmasına izin verilmesi halinde başarı şansının çok yüksek olduğunu savunduğu aktarıldı.
© 2026 The New York Times Company