21 Nisan 2024, Pazar
Haber Giriş: 30.01.2024 00:00 | Son Güncelleme: 30.01.2024 00:48

Üç ABD askerinin ölümü Biden'ı iyice köşeye sıkıştırdı

ABD'nin İHA saldırısı sonucu üç askerini kaybetmesinin yankıları sürüyor. Başkan Biden, saldırı sonrası siyasi baskılar, askeri hesaplar ve bölgesel kırılganlık arasında denge kurmaya çalışırken yaklaşan seçimler Biden'ı köşeye sıkıştırıyor
Fotoğraf: Kenny Holston/The New York Times
Fotoğraf: Kenny Holston/The New York Times

David E. Sanger / The New York Times

Pazar günü Ürdün'de üç ABD askerinin ölümüne neden olan insansız hava aracı saldırısından önce bile Biden yönetimi böyle bir anı planlıyor, İran'ın vekil güçlerini caydıracak ve İran'ın anlayacağı dilde bir mesaj gönderecek şekilde nasıl karşılık verebileceğini tartışıyordu.

Biden'ın seçenekleri zorlu

Biden'ın önünde sınırlı sayıda seçenek var. Bu seçeneklerin kimi pek tatmin etmeyen kimi ise çok daha yüksek riski beraberinde getiren türden. Başkan Joe Biden vekil güçlere saldırı emri verebilir ve bu da son haftalarda Suriye, Irak ve Yemen'de gerçekleştirdiği köstebek saldırılarında büyük bir tırmanışa neden olabilir. Şimdiye kadar bu saldırılar 160'tan fazla saldırı düzenleyen İran destekli grupların güçlerine darbe vurdu. Ancak Biden'ın da 10 gün önce belirttiği gibi, bu grupları caydırmakta pek başarılı olunamadı.

Biden öte yandan İran'ın insansız hava aracı ve füze tedarikçilerinin peşine düşmeye karar verebilir, belki de çok daha yüksek bir risk teşkil eden İran topraklarının içini de hedefi haline getirebilir. İlk hedefleri, çoğu Suriye ve Irak'ta bulunan İran Devrim Muhafızları üyeleri olabilir. Bu saldırıların nasıl yapıldığına bağlı olarak, savaşta çok daha güçlü bir düşmanla yeni bir cephe açabilir ve İran'ın nükleer programını hızlandırmasını tetikleyebilir.

Kısacası, üç ABD askerinin ölümünün ardından ortada olan seçenekler, Biden'ı şimdiye kadar kaçınmaya çalıştığı her şeyi yapmaya zorlayacak.

Daha ılımlı bir seçenek de var

Yetkililere göre bu ikisinin arasında seçenekler de var ve saldırılar İranlılara darbeyi sineye çekmeleri ve gerilimi tırmandırmamaları yönünde arka kanaldan verilecek mesajlarla birleştirilebilir. Bu tür mesajlar daha önce de başarılı olmuştu. 2020 yılında İran'ın güçlü Kudüs Gücü'nün başındaki Kasım Süleymani'nin ABD emriyle öldürülmesinden sonra da bu tür mesajlar verilmişti. O zaman da şimdi olduğu gibi Orta Doğu'da ABD ve müttefiklerini İran ve vekilleriyle karşı karşıya getirecek topyekûn bir savaştan korkuluyordu. Her iki taraf da geri adım attı.

Suriye'de düzenlenen bir hava saldırısında hayatını kaybeden Devrim Muhafızları Ordusu mensupları için 22 Ocak 2024 Pazartesi günü İran'ın başkenti Tahran'da düzenlenen cenaze töreni. (Fotoğraf: Arash Khamooshi/The New York Times)

 

Ancak siyasi baskılar, askeri hesaplar ve bölgesel kırılganlık dört yıl öncesine kıyasla bugün oldukça farklı. Ayrıca İran'ın da kendi ekonomisi zayıfken doğrudan savaşa girmek istemediği de biliniyor.

Güçlü bir 'yanıt' şart

Şu anda küresel bir yatırım şirketi olan Carlyle Group'ta çalışan emekli bir donanma amirali olan James Stavridis, "İyi bir seçenek yok, ancak bu kadar çok ABD askerinin ölümü ve yaralanması güçlü bir yanıt gerektiriyor" dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

"İran'a bir 'son şans uyarısı' ile birlikte tüm vekillere karşı uzun soluklu bir hava harekâtı gerekli. Pentagon, mollaların bir hamle daha yapmak istemesi ihtimaline karşı doğrudan İran'ın silah üretim tesislerine, donanma varlıklarına ve istihbarat sistemlerine karşı seçenekler yaratmalı. Tek başına ya da kinetik saldırılarla birlikte güçlü bir siber saldırı da uygulanabilir bir başka seçenek olacaktır"

Öte yandan ABD, Ukrayna'daki Rus saldırılarını körükleyen ve Hizbullah, Husiler ve diğer vekil gruplara tedarik sağlayan başlıca insansız hava aracı üretim fabrikalarını ve bunların denizaşırı tedarikçilerini tespit etti. (Pazar günü Ürdün'de Amerikalıları öldüren insansız hava aracının ya da araçlarının İran yapımı olup olmadığı henüz net değil, ancak ABD'li yetkililerin varsayımı bu yönde).

Başkan Joe Biden 28 Ocak 2024 tarihinde bir kilisede konuşma yapıyor. Pazar günü Güney Carolina'da toplanan kalabalığa seslenen Başkan Biden, "Üslerimizden birine yapılan saldırıda üç cesur insanımızı kaybettik" dedi ve ekledi: "Buna karşılık vereceğiz" (Fotoğraf: Kenny Holston/The New York Times).

 

ABD kuvvetleri, İran ve İsrail arasında bir çatışma çıkması halinde İran'ın füze mevzilerine ve hava üslerine yapılacak saldırıları halihazırda planladı. Hatta İran'ın hava savunmasını, iletişim sistemlerini ve elektrik şebekesinin önemli kısımlarını devre dışı bırakmak için "Nitro Zeus" kod adıyla İran'a karşı ayrıntılı bir siber saldırı seçeneği bile masadaydı. Bu plan 2015 yılında İran ve diğer altı ülkenin nükleer anlaşmaya varmasının ardından rafa kaldırıldı. İsrail, Natanz nükleer zenginleştirme tesisine ve Fordow adı verilen yeraltındaki alternatif tesise saldırı simülasyonu yaparak dikkat çekici bir şekilde bombalama tatbikatları yaptı.

İki taraf da savaşın sonunu öngöremiyor

Ancak iki tarafın da bu planları hayata geçirmemesinin bir nedeni vardı: Ne ABD ne de İran, topyekûn bir savaş başladığında saldırı ve karşı saldırı döngüsünden çıkmanın bir yolunu göremiyordu. ABD'li yetkililer ABD'nin eninde sonunda galip geleceğinden emin olsalar da, başta İsrail olmak üzere ABD'nin müttefiklerine gelebilecek zararı hayal etmek zor görünüyordu. Eski başkan Donald Trump bile planlanan bir saldırıdan geri adım attı.

Cumhuriyetçiler öfkeli

Tüm bunları bir yana bırakacak olursak ABD'ye yapılan son kanlı saldırı sonrası Cumhuriyetçiler oldukça öfkeli. ABD Senatosu Azınlık Lideri Cumhuriyetçi Mitch McConnell, sadece cephedeki terörist vekillere değil, aynı zamanda Amerikan kanını bir onur nişanı olarak taşıyan İran yanlısı destekçilerine de büyük bedeller ödetilmesi çağrısında bulundu. Senatör John Cornyn, Devrim Muhafızlarının, askeri elitlerinin ve nükleer programın koruyucularının vurulmasını talep etti.

Temsilciler Meclisi Üyesi Daniel Crenshaw Pazar günü sosyal medyada Süleymani saldırısını hatırlatan bir yazı yazdı ve "Bir İranlı generali daha öldürmenin zamanı geldi belki de? Bu doğru mesajı verebilir" ifadelerini kullandı. Crenshaw, Irak ve Afganistan'da görev yaptığı sırada bir patlamada bir gözünü kaybetmişti.

İran konusundaki belirsizlikler

Biden'ın saldırı sonrası tam olarak kimi caydırmayı amaçladığı henüz net değil. ABD istihbarat yetkilileri İran'ın vekil gruplarına silah, finansman ve bazen de istihbarat sağladığını ancak saldırı kararının kendisinin verdiğine dair bir kanıt olmadığını, yani Ürdün'deki saldırıdan önceden haberdar olmayabileceğini söylüyor.

Kendilerini Direniş Ekseni olarak adlandıran İran destekli milisler Ürdün'deki karakola yapılan saldırının sorumluluğunu üstlenerek bunun Irak ve bölgedeki Amerikan işgal güçlerine karşı direnme çabalarının bir devamı olduğunu söyledi.

İran suçlamayı kabul etmedi

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Nasır Kanaani Pazartesi günü Tahran'da düzenlediği basın toplantısında milislerin İran'dan "emir almadıklarını" ve bağımsız hareket ettiklerini söyledi. Bu, İran'ın inkâr edilebilirliğini bir nebze de olsa koruyan kullanışlı bir argüman.

Ancak saldırıyı sahiplenmeyen İran için her şey o kadar da kolay değil, en azından bu sefer. ABD Dış İlişkiler Konseyi'nde İran uzmanı olan Ray Takeyh, "İran'ın vekalet savaşı stratejisinin doğasında var olan risk budur" dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu strateji bugüne dek çok başarılı oldu ama sadece misilleme İran'ın kendi topraklarına değil de vekillerine yönelik olduğunda. Şimdi bölgede işlerin daha da kontrolden çıkma riski var"

Biden İran'ı savaş açmadan durdurmalı

Biden'ın şu anki mücadelesi de bu: İki savaşın sürdüğü bir seçimin ortasında, İran'ın Amerikalılara yönelik saldırılara desteğini başka bir savaş başlatmadan durdurması gerekiyor.

© 2024 The New York Times Company