Anna Wintour’un, kendisinden esinlendiği yıllardır konuşulan Miranda Priestly karakterini canlandıran Meryl Streep’le Vogue kapağında buluşması, yalnızca güçlü bir editoryal tercih değil; derginin, yönetim değişimi sonrası kendi mitolojisini yeniden sahneye çağırdığı sembolik bir hamle oldu. Vogue’un mayıs sayısındaki çekim Annie Leibovitz imzası taşırken, söyleşiyi Greta Gerwig yaptı.
Vogue’un küresel yayın yönetmeni olarak etkisini sürdüren Anna Wintour, bu kez derginin kapağında Hollywood’daki en ünlü yansımasıyla yer aldı. The Devil Wears Prada filminde Miranda Priestly’yi canlandıran Meryl Streep’le aynı kareye giren Wintour, yıllardır moda dünyasının etrafında dolaşan o tanıdık benzetmeyi ilk kez bu kadar doğrudan sahiplenmiş oldu. Bu buluşma, yaklaşan The Devil Wears Prada 2 filmi öncesinde planlanmış güçlü bir kültürel jest olarak da okunuyor. Filmin devam halkasının mayıs başında vizyona girmesi bekleniyor.
Yeni Vogue’un kendini anlatma biçimi
Bu kapağı önemli kılan yalnızca Anna Wintour ile Meryl Streep’in yan yana gelmesi değil. Vogue burada kendi tarihine, kendi efsanesine ve Anna Wintour etrafında yıllarca biriken popüler kültür anlatısına bilinçli biçimde geri dönüyor. Bu da derginin son dönemdeki değişimi açısından anlamlı. Wintour, 2025’te Amerikan Vogue’un genel yayın yönetmenliği görevini bırakmış, buna karşın Condé Nast’taki küresel editoryal rolünü sürdürmüştü.
Bu arada Amerikan Vogue’un günlük editoryal yönetimi artık Eylül 2025’te bu göreve getirilen Chloe Malle’de. Resmi unvanı “Head of Editorial Content” olan Malle, Vogue’un yeni dönemini Wintour’un mirasıyla birlikte şekillendiren isim olarak öne çıkıyor.
Wintour: Meryl tarafından canlandırılmak büyük onur
Kapak için yapılan söyleşide, Greta Gerwig’in sorularını yanıtlayan Anna Wintour, kendisini oynayan ismin Meryl Streep olmasını “büyük bir onur” olarak tanımladı. Yine de Miranda Priestly karakterinin gerçek Anna Wintour’dan “uzak” olduğunu söyledi. Wintour, karakteri “olağanüstü bir hediye” diye nitelendirdi.
Wintour söyleşide yaş almakla ilgili de dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Yaşını sevdiğini söyleyen Vogue yöneticisi, kendisini hâlâ canlı, heyecanlı ve öğrenmeye açık hissettiğini belirtti. Deneyimin insana denge duygusu verdiğini, hayatın kusursuz olmadığını ama işlerin yolunda gitmediği anlarda da devam etmeyi bilmek gerektiğini söyledi. Wintour’a göre yaş, bir dezavantaj değil, doğrudan avantaj.
'Rol değişimi mümkün değil'
Meryl Streep’le iş değiştirme fikri sorulduğunda ise Wintour’un yanıtı espriliydi. Şarkı söyleyemediğini, dans edemediğini, oyunculuk yapamadığını, yemek pişiremediğini ve dikiş de bilmediğini söyleyen Wintour, böyle bir değişimin mümkün olmadığını dile getirdi.
Miranda Priestly gölgesi yeniden gündemde
The Devil Wears Prada, Lauren Weisberger’in aynı adlı romanından sinemaya uyarlanmıştı. Weisberger, bir dönem Wintour’un Vogue’daki asistanı olarak çalışmıştı. Filmde Anne Hathaway, Runway adlı kurmaca moda dergisinde işe başlayan genç bir gazeteciyi; Meryl Streep ise acımasız, buyurgan ve keskin bir editör olan Miranda Priestly’yi canlandırmıştı. Karakterin Anna Wintour’dan esinlendiği yorumu yıllardır moda dünyasının en kalıcı popüler kültür anlatılarından biri olarak varlığını sürdürdü. 2006 yapımı filmin devamı olan The Devil Wears Prada 2 önümüzdeki ay vizyona girecek.
Karikatürden kültürel mirasa
Anna Wintour geçmişte Miranda Priestly karakterine daha mesafeli yaklaşmıştı. New Yorker editörü David Remnick’le yaptığı bir podcast söyleşisinde, filmin galasına Prada giyerek gittiğini ama filmin tam olarak ne hakkında olduğunu bilmediğini anlatmıştı.
Karakter için “karikatür” tanımına katıldığını da söylemişti. Buna rağmen filmin inceliğine şaşırdığını ve genel olarak yapımdan etkilendiğini ifade etmişti. Hatta filmi “çok eğlenceli” ve “çok komik” bulduğunu söylemiş, Miuccia Prada ile bu konuyu sık sık konuştuklarını aktarmıştı. Bugün gelinen noktada ise o eski mesafe yerini daha bilinçli bir sahiplenmeye bırakmış görünüyor.
Basılı derginin 'hâlâ' olay yaratabiliyor
Bu kapak aynı zamanda basılı moda yayıncılığının hâlâ ne kadar güçlü bir sembolik alan yaratabildiğini de gösteriyor. Dijital çağda bir dergi kapağının tek başına küresel kültür gündemine girebilmesi artık daha nadir bir durum.
Ancak Vogue, Anna Wintour ve Meryl Streep’i bir araya getirerek yalnızca dikkat çekici bir görsel üretmedi; pop kültür, moda tarihi ve medya hafızasını aynı anda harekete geçiren bir an yarattı.
Kaynak: Gazete Oksijen