Kalbin dakikadaki atım sayısını ölçen klasik nabız verisinin aksine, “heart rate variability” (HRV) yani kalp ritmi değişkenliği, iki kalp atışı arasındaki sürenin ne kadar değiştiğini ölçüyor. Uzmanlara göre bu küçük zaman farklılıkları, vücudun stresle nasıl başa çıktığını anlamada önemli bir gösterge olabilir.
BBC'ye konuşan 40 yaşındaki sağlık teknolojisi çalışanı Artem Kirillov da bu veriyi takip etmeye başladıktan sonra spor alışkanlıklarını değiştirdiğini söylüyor. Daha önce dinlenme günlerini gereksiz gördüğünü anlatan Kirillov, artık egzersiz yoğunluğunu akıllı saatindeki HRV verilerine göre ayarladığını belirtiyor.
“Yüksek değişkenlik genellikle daha iyi”
New York’taki Mount Sinai Fuster Heart Hospital Direktörü Deepak Bhatt’a göre sağlıklı bir kalp tamamen düzenli çalışmıyor. Kalp atışları arasındaki milisaniyelik küçük farklılıklar, sinir sisteminin esnekliğini gösteriyor.
Bhatt, “Genel olarak daha yüksek değişkenlik daha iyi kabul edilir” dedi.
Uzmanlara göre HRV’nin yüksek olması, vücudun “savaş ya da kaç” stres tepkisiyle “dinlen ve sindir” gevşeme sistemi arasında sağlıklı biçimde geçiş yapabildiğini gösteriyor.
Örneğin koşu sırasında kalp ritmi hızlanırken değişkenlik azalıyor çünkü kalbin düzenli ve hızlı atması gerekiyor. Dinlenme halinde ise nefes alıp verme sırasında ritimde küçük farklılıklar oluşuyor ve bu durum sağlıklı kabul ediliyor.
Almanya’daki Kiel University araştırmacılarından Dennis Larsson, yüksek HRV’nin vücudun çevresel koşullara uyum sağlayabildiğini gösterdiğini söyledi.
Zihinsel sağlıkla bağlantılı olabilir
Araştırmalar, düşük HRV’nin kronik stres, kaygı bozukluğu ve depresyonla bağlantılı olabileceğini ortaya koyuyor.
2023 tarihli bir araştırma derlemesine göre depresyon ve anksiyete yaşayan kişilerde HRV seviyeleri genellikle daha düşük ölçülüyor. Uzmanlara göre bu durum, sinir sisteminin sürekli alarm halinde kalmasına işaret ediyor.
Araştırmalarda travma sonrası stres bozukluğu, şizofreni ve demans gibi durumlarda da benzer sonuçlar görüldü. Bazı çalışmalarda psikoterapi veya manyetik uyarım tedavisi sonrasında HRV’nin yükseldiği gözlendi.
Ancak bilim insanları bu sonuçların dikkatli yorumlanması gerektiğini vurguluyor. Çünkü HRV ölçüm yöntemleri ve kullanılan cihazlar arasında ciddi farklılıklar bulunuyor.
Yaşlanma süreci hakkında da ipucu verebilir
Bilim insanları HRV’nin yaşlanma sürecini anlamada da kullanılabileceğini düşünüyor.
2024 tarihli bir araştırma derlemesine göre kronik stres vücutta inflamasyonu artırıyor ve inflamasyon çok sayıda kronik hastalıkla ilişkilendiriliyor. HRV ise vücudun stres yönetim kapasitesini gösterdiği için yaşa bağlı hastalık riskleri hakkında dolaylı bilgi sunabiliyor.
Nefes egzersizleri öneriliyor
Virginia merkezli klinik psikolog Tim Herzog, nefes egzersizlerinin HRV üzerinde olumlu etkileri olabileceğini söylüyor.
Herzog, insanların günde iki kez yaklaşık 20 dakika boyunca kontrollü nefes egzersizi yapmasını öneriyor. Örneğin dört saniye nefes alıp altı saniye vermeye dayanan tekniklerin sinir sistemini sakinleştirebildiği belirtiliyor.
Araştırmalarda bu tür nefes çalışmaları yapan kişilerde uyku kalitesinin arttığı, tansiyonun düştüğü ve kronik ağrıların hafiflediği de gözlendi.
“Tek başına yeterli bir ölçüt değil”
Uzmanlar yine de HRV’nin tek başına sağlık göstergesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor.
Araştırmacılar, HRV’nin en faydalı şekilde uzun vadeli takipte anlam kazandığını söylüyor. Gün içinde stres, egzersiz, uyku, alkol tüketimi ve hastalık gibi çok sayıda faktör HRV’yi etkileyebiliyor.
Bhatt’a göre kalp ritmi değişkenliği faydalı bir veri olsa da tansiyon, kolesterol, kilo ve temel kalp sağlığı göstergeleri hâlâ çok daha önemli.
Bhatt, “Her yetişkin bu temel değerlerini bilmeli ama çoğu insan bunu bile takip etmiyor” dedi.
Kaynak: Gazete Oksijen
