22 Ağustos 2026, Cumartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 22.08.2026 09:45 | Son Güncelleme: 22.08.2026 11:23

31 bin kişinin katıldığı araştırma: Kahvaltı saatiniz yaşam sürenizle bağlantılı olabilir

31 binden fazla yetişkinin verileri incelenerek yapılan araştırma, günün ilk öğününü daha geç saatlerde tüketmenin daha yüksek ölüm riskiyle bağlantılı olabileceğini ortaya koydu
31 bin kişinin katıldığı araştırma: Kahvaltı saatiniz yaşam sürenizle bağlantılı olabilir
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Kahvaltıyla ilgili tavsiyelerin çoğu tabağa ne koyulması gerektiğine odaklanıyor. Ancak ABD'li yetişkinler üzerinde yapılan geniş kapsamlı bir araştırma, günün ilk ve son kalorilerinin tüketildiği saatin de önemli olabileceğini ortaya koydu. Bulgular, ilk ve son öğünün saatinin yaşam süresiyle bağlantılı olabileceğine işaret ediyor.

Science Alert'ın haberine göre; araştırma, bir ilişkinin varlığını ortaya koyuyor ancak öğün saatlerini değiştirmenin kişinin yaşam süresini doğrudan değiştirdiğini kanıtlamıyor. Yine de sonuçlar, sağlığın yalnızca ne yediğimizle değil, ne zaman yediğimizle de ilişkili olabileceğine dair kanıtlara yenisini ekliyor.

Daha önce yapılan araştırmalar, kahvaltıyı atlamanın ve gece geç saatlerde yemek yemenin daha kötü sağlık sonuçlarıyla bağlantılı olduğunu ortaya koymuştu. Ancak belirli öğün saatleriyle ilişkili riskler net olarak bilinmiyordu.

31 binden fazla yetişkin incelendi

Araştırmacılar bu nedenle 1999-2018 yılları arasında ABD'de gerçekleştirilen Ulusal Sağlık ve Beslenme İnceleme Araştırması'ndan (NHANES) elde edilen verileri analiz etti. Araştırmaya, 40 yaş ve üzerindeki 31 bin 44 yetişkin dahil edildi.

Katılımcılar, önceki 24 saat içinde tükettikleri tüm yiyecek ve içecekleri, bunları hangi saatte tükettikleriyle birlikte bildirdi.

Araştırmada sabah saat 04.00'ten sonra tüketilen ve kalori içeren ilk yiyecek veya içecek, "ilk öğün" olarak kabul edildi. Dolayısıyla söz konusu öğünün geleneksel anlamda oturup yapılan bir kahvaltı olması gerekmiyordu.

Günün son kalorili tüketimi ise son öğün olarak kabul edildi. Bu iki öğün arasındaki süre de kişinin yeme penceresi olarak değerlendirildi.

Araştırmacılar daha sonra bu verileri, 2019'un sonuna kadar kayıtlara geçen ölüm vakalarıyla karşılaştırdı.

Katılımcılar ortalama 8,6 yıl boyunca takip edildi. Bu süreçte 7 bin 129 kişi hayatını kaybetti. Bunların 2 bin 259'unun ölüm nedeni kalp ve damar hastalıklarıydı.

Analizde yaş, sigara kullanımı, fiziksel aktivite, beslenme kalitesi, vücut kitle indeksi, enerji alımı, gelir düzeyi ve mevcut hastalıklar gibi faktörler de dikkate alındı.

İlk öğün saati geciktikçe risk arttı

Araştırmada ilk öğünün daha geç saatlere kaymasıyla dikkat çekici bir tablo ortaya çıktı.

İlk öğününü 07.00-08.00 arasında tüketenlerle karşılaştırıldığında, ilk öğününü 08.00-10.00 arasında yiyenlerin herhangi bir nedenden ölme riskinin yüzde 10 daha yüksek olduğu görüldü.

Bu fark, ilk öğünün 10.00-12.00 arasında tüketilmesi durumunda yüzde 19'a, 12.00'den sonra tüketilmesi durumunda ise yüzde 29'a yükseldi.

Kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümlerde de benzer bir eğilim görüldü.

İlk öğününü öğlen 12.00'den sonra tüketen kişilerin, ilk öğününü 07.00-08.00 arasında tüketenlere kıyasla kalp ve damar hastalıklarından ölme riskinin yüzde 46 daha yüksek olduğu belirlendi.

Araştırmacıların hesaplamalarına göre, 50 yaşındaki bir kişi açısından ilk öğünün daha geç saatlere kayması, ortalama yaşam beklentisinin 2,46 yıl daha kısa olmasıyla ilişkilendirildi.

Son öğünde ise farklı bir tablo ortaya çıktı

Günün son öğününün saati ise daha şaşırtıcı bir sonuç ortaya koydu. Risk, son öğün saati geciktikçe düzenli biçimde artmadı. Bunun yerine U şeklinde bir ilişki görüldü.

Son öğününü 19.00-20.00 arasında tamamlayanlarla karşılaştırıldığında, 19.00'dan önce son öğününü yiyenlerin herhangi bir nedenden ölme riskinin yüzde 13 daha yüksek olduğu belirlendi.

Son öğününü gece yarısından sonra tüketenlerde ise bu risk yüzde 27 daha yüksekti.

Araştırmanın modellemesine göre en düşük risk yaklaşık 20.00 civarında görüldü.

Ancak çalışmanın kıdemli yazarı, Huazhong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden Zhilei Shan, bunun 19.00-20.00 saatlerinin herkes için ideal akşam yemeği saati olduğu anlamına gelmediğini söyledi.

Shan'a göre çok geç saatlerde yemek yemek, vücudun biyolojik ritmini ve metabolizmasını bozabilir. Ancak günün son öğününün çok erken yenmesi de kişinin günlük programı, mevcut hastalıkları veya düşük enerji alımı gibi başka faktörlerle ilişkili olabilir.

Erken saatlerde yemek yiyen kişilerin daha yaşlı olma, daha az sıklıkta yemek yeme ve daha fazla mevcut hastalığa sahip olma eğiliminde olduğu görüldü. Bu nedenle yemek saati, doğrudan hastalık veya ölüm riskine neden olmak yerine kişinin mevcut sağlık durumunun bir göstergesi olabilir.

Süre tek başına belirleyici olmadı

Araştırmada günlük yeme penceresinin uzunluğu da incelendi. Ancak ilk öğünün saati dikkate alındığında, yeme penceresinin uzunluğu ile ölüm riski arasında tüm katılımcılar için tutarlı bir ilişki bulunamadı.

Bunun yerine yeme penceresi ile ölüm riski arasındaki ilişkinin, günün hangi saatinde yemek yemeye başlandığına göre değiştiği görüldü.

Bu sonuç, çok kısa yeme pencerelerine ilişkin endişelere de yeni bir boyut kazandırıyor. Yalnızca kaç saat boyunca yemek yenilmediğine bakmak, beslenme düzeninin tamamını anlamak için yeterli olmayabilir.

Shan, öğün saatlerinin vücuttaki çevresel biyolojik ritimler için önemli bir sinyal olduğunu belirtti. Araştırmacıya göre günün daha geç saatlerinde ilk öğünü yemek veya gece geç saatlerde yemek tüketmek, biyolojik ritimle uyumsuzluğa ve yağ ile glikoz metabolizmasında bozulmalar dahil olmak üzere metabolik sorunlara yol açabilir.

Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar da olası mekanizmalar konusunda bazı ipuçları sunuyor. Bu çalışmalar; kilo artışı, karaciğerde yağ birikimi, beynin dışındaki organların biyolojik saatlerinin bozulması ve yağ emilimindeki değişiklikler gibi süreçlere işaret ediyor.

Ancak bu mekanizmaların insanlarda gözlemlenen ölüm oranlarıyla ilişkili sonuçları gerçekten açıklayıp açıklamadığı henüz bilinmiyor.

Geç yemek kötü sağlığın sonucu da olabilir

Araştırmacılar, ters nedensellik ihtimalinin de bulunduğuna dikkat çekti.

Yani geç saatlerde yemek yemek, sağlık sorunlarına neden olmak yerine kötü sağlık durumunun, düzensiz uykunun, vardiyalı çalışmanın veya sosyoekonomik koşulların bir sonucu ya da göstergesi olabilir.

Daha önce yaşlı yetişkinler üzerinde yapılan bir araştırmada da sağlık sorunları arttıkça kahvaltının daha geç saatlere kaydığı görülmüştü.

Shan, bu nedenle geç saatlerde yemek yemenin kesin olarak doğrudan bir risk faktörü olarak değil, potansiyel bir risk göstergesi ve değiştirilebilir bir davranış olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Araştırmanın önemli sınırlılıkları bulunuyor

Araştırmanın en önemli sınırlamalarından biri, gözlemsel bir çalışma olması. Bu nedenle elde edilen sonuçlar, yemek yeme saatleri ile ölüm riski arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurmaya izin vermiyor.

Öğün saatleri ağırlıklı olarak araştırmanın başlangıcında yapılan tek bir 24 saatlik besin tüketimi hatırlamasına dayanıyordu. Bu nedenle söz konusu kayıtlar, katılımcıların yıllar boyunca sürdürdüğü gerçek beslenme alışkanlıklarını tam olarak yansıtmayabilir.

Bunun yanı sıra kişilerin biyolojik ritimleri, ayrıntılı uyku düzenleri, günlük aktivitelerini gerçekleştirdikleri saatler ve ölçülmemiş diğer faktörler de sonuçları etkileyebilir. Araştırmacılar çok sayıda faktörü hesaba katmış ve farklı duyarlılık analizleri gerçekleştirmiş olsa da bu etkenlerin tümünü tamamen ortadan kaldırmak mümkün değil.

Shan, elde edilen bulgulara dayanarak insanların beslenme saatlerinde aşırı değişiklikler yapmaması gerektiğini belirtti.

Kaynak: Gazete Oksijen