04 Nisan 2026, Cumartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 25.02.2026 10:53 | Son Güncelleme: 25.02.2026 11:10

The Guardian, uzmanlara sordu: Herkes için erişilebilir bir spor olan yogaya nereden başlamalı?

Yoga, beden ve zihin uyumunu güçlendiren bir uygulama olmasının yanı sıra stres azaltma ve uyku kalitesini artırma gibi faydalar da sunuyor. Uzmanlar, doğru yöntem ve öğretmenle pratiğin “gerçekten herkes için erişilebilir” olduğunu vurguluyor
The Guardian, uzmanlara sordu: Herkes için erişilebilir bir spor olan yogaya nereden başlamalı?
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Yoga; dengeyi, gücü ve esnekliği artırmasının yanı sıra sindirimi ve uyku kalitesini iyileştirebilen, stresi azaltarak ruh sağlığını destekleyebilen bir pratik olarak öne çıkıyor. Buna rağmen birçok kişi yoganın kendisine uygun olmadığını düşünüyor. Sosyal medyada sıklıkla ince ve atletik bedenlerin sergilediği zorlayıcı pozlar, yoganın yalnızca belirli bir kesime hitap ettiği algısını güçlendirebiliyor.

The Guardian'a konuşan yazar ve yoga eğitmeni Jessamyn Stanley, kendisinin de bir dönem böyle düşündüğünü belirtiyor.

Stanley, yogayı uzun süre “zayıf, beyaz kadınlara ait” bir alan olarak gördüğünü söylüyor. Uzmanlara göre bu algı, yoganın derin felsefi ve zihinsel boyutlarını gölgede bırakıyor ve pratiği yalnızca fiziksel bir egzersiz gibi gösteriyor.

Yoga, pek çok unsuru içinde barındırıyor

Kökeni 5 bin yıl öncesine, Kuzey Hindistan’a uzanan yoga, Sanskritçe “yuj” kelimesinden türemiş bir kavram. Anlamı “birleştirmek” ya da “bir araya getirmek” olan yoga, geleneksel olarak beden ile zihnin, bireysel bilinç ile evrensel bilincin uyumunu amaçlıyor. Günümüzde ise çoğu zaman karın kaslarını güçlendiren ya da kalça sıkılaştıran bir egzersiz türü olarak pazarlanıyor. Oysa yoga; duruşlar (asana), nefes çalışmaları (pranayama), meditasyon ve felsefi öğretiler gibi pek çok bileşeni içinde barındırıyor.

Erişilebilir yoga alanında çalışan ve paraplejisi bulunan eğitmen Rodrigo Souza, yogayı “insanın kendisiyle temas kurmasını sağlayan bir araç” olarak tanımlıyor. Souza’ya göre sinir sistemini düzenleyen, kişiyi sakinleştiren ve bedene geri getiren her uygulama yoga kapsamında değerlendirilebilir. Trafikte derin nefes alıp vermek ya da kısa bir an için gökyüzüne bakarak zihni toparlamak bile bu pratiğin parçası sayılabiliyor.

İlk denemede olmazsa, başka biçimde yeniden denemek gerekiyor

Uzmanlar, yoganın herkes için uygun olduğunu vurguluyor ancak her bedenin ve ihtiyacın farklı olduğuna dikkat çekiyor. YouTube’daki dersleriyle bilinen eğitmen Kassandra Reinhardt, pozların bedene uyarlanması gerektiğini, bedenin pozlara zorlanmaması gerektiğini söylüyor. İlk deneyimin olumsuz geçmesi durumunda ise hemen vazgeçmemek öneriliyor; farklı bir stil ya da eğitmenle denemek süreci değiştirebiliyor.

Yogaya başlamak için yüksek bütçelere gerek olmadığı da uzmanların ortak görüşü. Rahat kıyafetler ve kaymayı önleyecek bir zemin yeterli. Yoga matı olmayanlar için havlu ya da battaniye alternatif olabiliyor. Yeni başlayanlara 10 ila 20 dakikalık kısa ve düzenli pratikler öneriliyor. Haftada bir uzun seans yerine her gün birkaç dakikalık tekrarın daha etkili olabileceği belirtiliyor.

Pratik, kesinlikle rahatsız hissettirmemeli

Pratiğin nasıl hissettirmesi gerektiği sorusuna ise uzmanlar net bir ayrım yaparak yanıt veriyor: Rahatsızlık ile ağrı aynı şey değil. Yoga sırasında hafif kas yorgunluğu normal kabul edilirken, keskin ya da nefesi engelleyen bir ağrı uyarı işareti sayılıyor. Genel olarak kişinin pratiğin sonunda kendini daha rahat ve “bedeninde genişlemiş” hissetmesi bekleniyor.

Zihinsel açıdan ise her seans huzur ve dinginlik getirmeyebilir. Dikkat dağıtıcıların azalmasıyla bastırılmış duygular yüzeye çıkabiliyor. Uzmanlar, bu durumun sürecin doğal bir parçası olduğunu ve duyguların bastırılmak yerine şefkatle karşılanması gerektiğini belirtiyor. Yogayı sürdürülebilir kılan unsurun ise performans değil, kişinin kendi sınırlarını tanıması ve bedeniyle kurduğu ilişki olduğu vurgulanıyor.

Kaynak: Gazete Oksijen