07 Ağustos 2026, Cuma
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 07.08.2026 10:00 | Son Güncelleme: 07.08.2026 10:00

Yeni araştırma: Sadece bir ay vegan beslenmek yaşlanmayı yavaşlatabilir

Yeni bir araştırma, yalnızca bir ay boyunca vegan beslenmenin DNA metilasyonu ve bağışıklık sistemi üzerinde değişikliklere yol açabileceğini ortaya koydu. Bulgular, vegan beslenmenin biyolojik yaşlanma sürecini yavaşlatabileceğine işaret etti
Yeni araştırma: Sadece bir ay vegan beslenmek yaşlanmayı yavaşlatabilir
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Vegan beslenme herkes için uygun olmayabilir ancak yeni ve küçük çaplı bir araştırma, hayvansal ürünlerden yalnızca birkaç hafta uzak durmanın dahi yaşlanma belirtilerini yavaşlatabileceğini ortaya koydu.

Independent'ın haberinde yer alan araştırmacılara göre, kişilerin bir ay boyunca vegan beslenmesinin ardından bağışıklık sisteminde değişiklikler görüldü ve bu değişiklikler, vücuttaki iltihaplanmanın azalmasıyla ilişkilendirildi.

İltihaplanma, vücudun yaralanmalara ve mikroplara karşı verdiği doğal bir tepki olsa da uzun vadede sağlık açısından olumsuz sonuçlara yol açabiliyor. İltihaplanma, kanser ve diğer hastalıkların riskini artırırken hücrelerdeki yaşlanma sürecini de hızlandırarak erken ölüm olasılığını yükseltebiliyor.

Freiburg Üniversitesi Tıp Merkezi'nden araştırmanın kıdemli ortak yazarlarından Dr. Max Storz, "Araştırmamız, beslenmenin biyolojiyi moleküler düzeyde şekillendirebildiğine ilişkin giderek artan kanıtlara katkı sağlıyor" dedi.

"Önemli bir temel oluşturuyor"

Araştırmada iki temel bulgu elde edildi. Bunlardan ilki, vegan beslenmenin DNA metilasyonuyla ilişkili gen örüntülerini değiştirmesiydi. İkincisi ise biyolojik yaşı belirlemek için kullanılan iki epigenetik saatin, vegan beslenmenin yaşlanma sürecini yavaşlatabileceğine işaret etmesiydi.

"DNA metilasyonu" karmaşık bir kavram gibi görünse de temel olarak belirli genlerin ne ölçüde aktif olduğunu düzenleyen bir süreci ifade ediyor. Genlerin aktivite düzeyi; göz ve saç rengi gibi fiziksel özelliklerin yanı sıra vücudun sağlık sorunlarına verdiği tepkiler üzerinde de etkili oluyor.

DNA metilasyonu ayrıca iltihaplanmayı tetikleyen bağışıklık hücreleri olan nötrofillerin vücuttaki miktarının daha yüksek veya daha düşük olmasını da etkiliyor.

Araştırmada, her gün benzer miktarda kalori tüketen yaklaşık 50 yetişkinin kan örnekleri incelendi. Katılımcıların yarısı et tüketirken diğer yarısı vegan beslendi. Sonuçlar, vegan beslenen kişilerin daha düşük nötrofil seviyelerine sahip olabileceğine işaret etti.

Bu kişilerde bağışıklık tepkisini düzenlemeye yardımcı olan bir tür beyaz kan hücresi olan CD4 T hücrelerinin seviyelerinin ise daha yüksek olabileceği görüldü.

Araştırmada ayrıca katılımcıların DNA metilasyonuna dayalı biyolojik yaşları incelendi. Biyokimyasal testler olarak da bilinen epigenetik saatler, vegan beslenmenin yaşlanma sürecini yavaşlatabileceğine işaret etti.

Araştırmacılar, elde edilen sonuçların doğrulanması ve gözlemlenen değişikliklerin hastalık riskindeki azalmaya işaret edip edemeyeceğinin belirlenmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu belirtti.

Storz, "Bir sonraki adım, bu epigenetik değişikliklerin zaman içinde devam edip etmediğini ve uzun vadeli sağlıkta anlamlı iyileşmelere dönüşüp dönüşmediğini anlamak. Bunun için daha geniş kapsamlı klinik araştırmalar gerekiyor ancak bu bulgular önemli bir temel oluşturuyor" ifadelerini kullandı.

İşlenmiş gıdalar da dikkate alınmalı

Araştırma, bitki temelli beslenmenin daha sağlıklı bir yaşamla ilişkili olabileceğini gösteren önceki çalışmaların bulgularını destekliyor. Ancak yüksek oranda işlenmiş vegan gıdaların da sağlık açısından olumsuz etkileri olabileceği belirtiliyor.

Meyve, sebze ve kuruyemiş açısından zengin, kırmızı ve işlenmiş et tüketiminin daha düşük olduğu beslenme düzenlerine sahip kişilerin 70 yaşında sağlıklı yaşlanma olasılığının yüzde 86 daha yüksek olduğu, Harvard araştırmacıları tarafından geçen yıl gerçekleştirilen ve 105 bin kişinin verilerinin incelendiği bir çalışmada ortaya konmuştu.

Öte yandan, özellikle pastırma ve sosisli sandviç gibi işlenmiş et ürünlerinin yanı sıra kırmızı et ağırlıklı beslenmenin, kalp hastalığı riskini artıran iltihaplanmayla uzun süredir ilişkilendirildiği belirtiliyor.

Cleveland Clinic kardiyoloğu Dr. Dennis Bruemmer, bu yılın başlarında yaptığı açıklamada, "Kırmızı et tüketimi, kalp hastalığı ve kalp hastalığına bağlı ölüm arasında bağlantı olduğunu gösteren çok sayıda araştırma bulunuyor. Bulgular dikkat çekici ölçüde tutarlı" dedi.

Uzmanlara göre bazı hayvansal protein kaynakları diğerlerine kıyasla daha sağlıklı seçenekler arasında yer alıyor.

Ohio Eyalet Üniversitesi'nde kayıtlı diyetisyen olarak görev yapan Razan Hallak'a göre bu seçenekler arasında beyaz etli kümes hayvanları, balık, yumurta ile yağsız veya düşük yağlı süt ürünleri bulunuyor.

Uzmanlar, çoğu kişi için dengeli ve çeşitli beslenmenin önemini vurguluyor. Cleveland Clinic'e konuşan kayıtlı diyetisyen Paige Welsh, dengeli beslenmenin temelinde farklı besin değeri yüksek ve mümkün olduğunca çeşitli gıdaların tüketilmesinin bulunduğunu belirtti.

Welsh, "Temel olarak dengeli beslenme, en iyi gıdaları seçmek veya 'süper gıdalar'a odaklanmakla ilgili değil. Besin değeri yüksek, çeşitli ve bütün gıdalardan oluşan bir beslenme düzenine sahip olmakla ilgili" dedi.

Kaynak: Gazete Oksijen