14 Eylül 2026, Pazartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 13.09.2026 23:58 | Son Güncelleme: 14.09.2026 00:05

Şampiyonlar Ligi takımı gibi

Başlık bir övgü gibi duruyor. Fakat aslında tam tersi. Lige dönüş haftaları 1,5 yıldır Galatasaray’ın derdi
Şampiyonlar Ligi takımı gibi
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Kutay Ersöz

Galatasaray’ın son iki sezonunda ne gibi sorunları oldu? Soruya verilecek ilk cevap kişiden kişiye değişebilir. Okan Buruk’un rotasyonu pek düşünmemesi, rotasyon yapılan maçlarda oyun gücünün düşmesi, kulübede elini dar olması, takımın savunma zaafları, set hücumundaki aksaklıklar ve dahası… Bunların hepsi devamlı yaşanmıyor ama uzun vadede zaman zaman kendilerini anımsatıyorlar. Şampiyonlar Ligi dönüşlerinde ise her biri sanki sözleşmiş gibi aynı anda ortaya çıkıyor! Galatasaray Avrupa turuna “Şampiyonlar Ligi takımı” apoletiyle çıkıyor ama Süper Lig'e döndüğü hafta sonları başına bela oluyor.

Geçen sezon ligde puan kaybı yaşadığı 10 maçın beşini Avrupa dönüşlerinde oynayan, kalan maçlarda da kazanmasına rağmen zorlanan Galatasaray için film yeni sezonda da devam ediyor. Sarı-Kırmızılılar, Kocaelispor’u (geçen sezon Ajax’ı deplasmanda 3-0 yendikten üç gün sonra, 1-0 mağlup olduğu rakibi) Abdülkerim'in -hiç de tarzı olmayan- bir ceza sahası dışı golüyle mağlup etti. Öyle bir 90 dakikaydı ki puan kaybı maç boyunca bir ihtimal olarak her an masadaydı.

Diğer yandan, ev sahibi çok daha erken öne geçebilirdi. Direkten dönenler, rakip savunmanın çizgiden çıkardığı toplar ve VAR’dan dönen bir pozisyon vardı. Okan Buruk'un öğrencileri esasen maçı rakip yarı sahada oynadı ve kalesinde direkten dönen bir şut dışında pek tehlike yaşamadı. Tüm bunlara rağmen 40. dakikaya kadar Galatasaray’ın gol beklentisi 0.33 civarıydı. Bunun pek pozitif bir veri olmadığı aşikâr. Rakip yarı sahada geçen bir 45 dakikanın istatistiği normal şartlarda daha yüksek olmalıydı. Bu bir tezatsa şayet, açıklaması yazının başında sorduğumuz soruya verilen cevaplarda yatıyor.

Rotasyon yapıldı; Rafael Leao ve Deniz Gül ilk kez 11’deydi ama iyi niyetlerine rağmen takımdan kopuklardı. Kadro darlığı kendini hatırlattı; zira son haftaların formsuz isimleri Sara ve Barış Alper yine ilk 11’deydi. Bu ikilinin formsuzluğu, Leao ve Deniz'in ‘yeni eleman’ olması ve tabi ki ‘Osimhensizlik’ oyun gücünü azalttı. Rakip savunmayı açacak set oyunları da nitekim bazı aksaklıklar nedeniyle işlemedi. Sara oyundan çıkınca duran top tehlikeleri de azaldı. Kilidi açabilecek Batrakov ise kariyerinin ilk Avrupa Kupası maçını Lizbon’da oynadıktan sonra kulübedeydi. Yüksek tempolu bir Şampiyonlar Ligi maçının ardından Okan Buruk’un yine geri vitesi yok. Fakat her oyuncunun fizik kapasitesi talepleri karşılamaya yetmiyor.

Sezon boyunca yaşanabilecek olağan sorunlar, Galatasaray için aynı anda, aynı haftalara denk geliyor. Özetle; Galatasaray bu akşam klasik bir Şampiyonalar Ligi dönüşü maçı oynadı!

Artı hanesine yazılabilecek şey ise son dört yılın şampiyonunun yine de sorunu çözmeyi bilmesiydi. Abdülkerim’in golü, Galatasaray’ın maçtaki 23. şutuydu. Futbolun temel kurallarından biri: Kaleye vurmadan gol olmaz! Galatasaray en azından deniyor, sık denemesinin karşılığını da alıyor.

Fakat bu tip zor geçen ve skorun kopmadığı maçların, derinleştirdiği bir başka sorun var: Süre alamayan futbolcular, süre alamamaya devam ediyor.

Bu sezon sadece Erzurum deplasmanında skoru erken koparan Sarı-Kırmızılı ekip, geçen sezonun şubat ayından şampiyonluğu garantilediği güne kadar geçen süreçte de belki tek bir 'rahat' maç oynamıştı. O da gollerin ikinci yarıda geldiği (3-0) Başakşehir karşılaşmasıydı. Yani Okan Buruk, şöyle arkasına yaslanıp Lesley, Kazımcan, Nhaga, Bitshiabu gibi uzun vadede elini rahatlatabilecek oyuncularını sahaya atamıyor. Her maç son ana kadar stres, heyecan, macera ve risk alınamayacak anlar barındırıyor… Haliyle kadro nitelik olarak genişleyemiyor ve bu yüzden Şampiyonalar Ligi dönüşleri, benzer sorunlarla devam ediyor.

Birkaç cümle de Kocaelispor’a… “Teknik direktörler, aktif futbolculuk zamanlarındaki karakterlerini takımlarını yansıtır” fikrini şiar edinenler Selçuk İnan’a sıkı sıkı sarılabilir. Kocaelispor, hocasına benziyor. Tamam, onun kadar yetenekli değiller. Fakat bu da zaten maliyetle alakalı bir durum. Öte yandan Körfez ekibi kendini hiç bozmuyor. İyi günü de oluyor kötü günü de. Bazen can çekişen alt sıra takımlarına, bazen de şampiyonluk adaylarına rakip oluyor. Kendi evinde coşkulu ve sonuç isteyen taraftarı önünde de oynuyor, en zorlu deplasmanlara da gidiyor. Fakat tıpkı Selçuk İnan gibi, bu çeşit çeşit maçlarda nabzını daima kontrol ediyor. Oyuna, plana sadık kalıyor. Kontrolü kaybetmiyor, dağılmıyor, duygularına teslim olmuyor. Galatasaraylı oyuncular ilk yarıda golleri kaçırırken dizlerini dövüyordu, Kocaelispor oyuncuları ise yaşadıkları tehlikenin ardından sanki hiçbir şey olmamış gibi bir soğukkanlılıkla çıkıyordu.

Bu akşam olmadı ama başka zamanlarda, belki de sezon sonunu puan durumunun ilk sayfasında bitirmeye yarayacak bir özellik…