08 Eylül 2026, Salı
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 08.09.2026 11:50 | Son Güncelleme: 08.09.2026 13:02

The Athletic: Türk futbolu kaotik, sinir bozucu ama her zaman eğlenceli

The Athletic’in Türkiye yazılarıyla bilinen yazarı hepimizin aklındaki o soruyu soruyor: Süper Lig bu transfer döneminde nasıl turbo moduna geçti?
The Athletic: Türk futbolu kaotik, sinir bozucu ama her zaman eğlenceli
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Nick Miller/The Athletic

Bu yaz transfer piyasasının en büyük oyuncusunun Premier Lig olduğunu söylemek için finans uzmanı olmanıza gerek yok.

İngiltere’nin en üst ligindeki 20 kulüp, 15 Haziran’da transfer döneminin resmi olarak başlamasından geçen salı günkü son tarihe kadar, devasa ve (bakış açınıza bağlı olarak) ahlaki açıdan kınanması gereken 4,1 milyar euro (3,5 milyar sterlin; 4,8 milyar dolar) harcadı. Transfermarkt verilerine göre, bu rakam toplamda 1,5 milyar euro'nun biraz üzerinde bir net harcama anlamına geliyor. İkinci sıradaki ligle arasında büyük bir fark var. İkincinin 419 milyon euro ile Serie A olması şaşırtıcı değil.

Ancak, listede bir sonraki sırada yer alan ve toplam net harcaması 278 milyon euro’yu bulan Avrupa ülkesinin Türkiye olması şaşırtıcı.

Süper Lig, UEFA katsayı listesinde dokuzuncu sırada yer alıyor. Belçika, Portekiz ve Hollanda’nın en üst liglerinin arkasında ve Polonya Ekstraklasa liginin hemen önünde. En yüksek UEFA sıralamasına sahip Türk kulübü 27. basamakta yer alan Fenerbahçe. Galatasaray 46, Beşiktaş ise 151. sırada.

Tüm saygımla söylemek gerekirse, Türkiye ligi kesinlikle elit bir lig değil ancak iş harcama yapmaya gelince öyle gibi davranıyor. Türk kulüpleri bu yaz da büyük bir coşkuyla harcama yaptı.

Büyük isim transferini Türkiye kadar seven çok az futbol ülkesi vardır. Türk futbolunda “taraftarlar şampiyonluğun havaalanında kazanıldığını düşünür” diye eski bir deyiş var. Bundan kastedilen şu: Gelen uçuşlarda coşkuyla karşılamak için toplandıkları isim ne kadar büyükse, kulüplerinin başarı şansı o kadar yüksek olur.

Greenwood, Leao, Orkun

Ancak bu transfer dönemi, Türk futbolunun standartlarına göre bile özellikle olağanüstü geçmiş gibi görünüyor.

Kulüpler tarafından ödenen en yüksek beş transfer ücretinden üçü bu yaz gerçekleşti: Galatasaray, Rafael Leao’yu 38 milyon euro'ya transfer etti. Fenerbahçe, Mason Greenwood için 39 milyon euro harcadı. Beşiktaş ise Benfica’dan kiraladığı Orkun Kökçü’nün transferini 30 milyon euro’ya kalıcı hale getirdi.

Ancak bu yalın gerçekler, meselenin sadece yüzeysel kısmı.

Trossard ve Vlahovic

Her şey temmuz ayında, Beşiktaş’ın Premier Lig şampiyonluğunu kazanmış ve Şampiyonlar Ligi finalinde ilk 11’de yer almış olan Arsenal’den Leandro Trossard’ı transfer ederek adeta bir darbe yapmasıyla başladı. Trossard, dünya futbolunun en büyük ismi olmayabilir ancak kulübün 22 yıl sonra kazandığı ilk şampiyonlukta kilit bir rol oynamıştı. Süper Lig’e gitmesi, büyük ve muhtemelen vaktinden erken bir geri adım gibi görünüyordu. Birkaç hafta sonra Beşiktaş, Juventus’tan ayrılan Dusan Vlahovic'i bedelsiz transfer etti.

Fenerbahçe de Manchester City'den Nathan Ake'yi ve Marsilya'dan Greenwood’u kadrosuna katarak bu yarışa katıldı. Kulüp, Greenwood'un geçmişiyle ilgili hiçbir endişe duymadığını açıkça gösterdi. Greenwood'un 2022'de tecavüz ve cinsel saldırı suçlamalarıyla karşı karşıya kalması (kendisi bu suçlamaları reddetti ve davalar 2023'te düşürüldü), memleketi İngiltere’deki kariyerini sorunlu hale getiriyordu; ancak eski Manchester United forvetinin gelişi coşkuyla karşılandı.

Fenerbahçe taraftarlarından Greenwood’un transferine ilişkin kayda değer bir protesto gelmemesi ve medyada davaya çok az yer verilmesi bir yana, oyuncu yaz aylarında yapılan başkanlık seçimlerinde aktif bir araç olarak kullanıldı. Adaylardan Hakan Safi, oyuncuyla çoktan anlaşmaya vardığını övünerek dile getirmişti.

Seçimi kazanan Aziz Yıldırım, Greenwood'u kadroya kattı ve oyuncu şu ana kadar sahada iyi bir performans sergiledi. Bu nedenle artık insanların onun geçmişine daha da az önem verdiği görülüyor.

Osimhen’i dengelemek için Lukaku

Transfer döneminin ilerleyen günlerinde Fenerbahçe, Napoli’den Romelu Lukaku’yu oldukça mütevazı bir bedele, 6 milyon euro’ya kadrosuna kattı. Bu ücret, oyuncunun yaşı (33) ve son dönemdeki form durumunu da yansıtıyor: Lukaku geçen sezon Serie A’da sadece beş maça çıktı ve Belçika’nın Dünya Kupası’ndaki altı maçından sadece birinde ilk 11’de yer alabilecek kadar formdaydı. Lukaku belki en iyi dönemini geride bıraktı ama Fenerbahçe, oyuncusunun rakibi Galatasaray’da Victor Osimhen’in gösterdiği etkiyi yaratmasını umuyor. Geçen yaz Jhon Duran’ı transfer ederken de aynı şeyi ummuşlardı. Fakat Duran transferi planlandığı gibi gitmemişti.

Lukaku, Ake ve Greenwood, kadrosunda zaten Ederson, Matteo Guendouzi, Marco Asensio, N’Golo Kante, Nelson Semedo ve Milan Skriniar’ın yer aldığı takıma katılmış oldu.

Leao transferinin önemi

Ağustos ayının son haftasında Galatasaray, Milan’dan Leao’yu transfer ederek kendi büyük hamlesini yaptı. Galatasaray, Portekizli kanat oyuncusunun transferinde Aston Villa’yı ekarte ederek hayal kırıklığı dolu bir yazın ardından istediği yıldızı transfer etmiş oldu. Galatasaray, geçen yaz Napoli’den Osimhen’i 75 milyon euro gibi devasa bir bedelle transfer etmesinin (bu transfer, Türkiye’deki transfer rekorunu üç katına çıkarmıştı) aslında bu sefer kendilerine engel olduğunu düşünüyordu. Kulübün yeni bir mali boyuta girdiği yönünde bir algı oluştu. Bu nedenle, oyuncu transferi için diğer kulüplerle temasa geçtiklerinde fiyatların tavan yapacağı düşünülüyordu. İsmini vermeden konuşan bir kulüp kaynağı, “Herkes bizde Suudiler gibi bir para olduğunu düşünüyor” dedi.

Trabzon’da bir Salah

Ancak yazın tartışmasız en büyük transferi, İstanbul’un büyük üçlüsünden çok uzakta gerçekleşti. Trabzonspor teknik direktörü Fatih Tekke, haziran ayında televizyonda Dünya Kupası’nı izlerken kulüp başkanı Ertuğrul Doğan’dan bir mesaj aldı. “Hocam, Mohamed Salah’ı ister misin?” Cevabı gecikmedi. Beşiktaş ile süren uzun pazarlıklar sonuçsuz kalınca, Salah Trabzonspor ile 17 milyon euro maaş ile iki yıllık sözleşme imzaladı. Bu rakam, vergiler düşüldükten sonra net 17 milyon euro. Ayrıca üzerinde adı ve numarası bulunan formaların satışından elde edilecek gelirin yaklaşık yüzde 20’sini de alacak. Bugünlerde Trabzon şehrinde sırtında ‘Salah 10’ yazan pek çok insan dolaştığı düşünülürse, oyuncunun bu anlaşmadan oldukça iyi bir kazanç elde etmesi muhtemel.

Transfer olağanüstü bir etki yarattı. Doğan, Mısırlı oyuncunun ne kadar coşkulu bir şekilde karşılaşacağını görebilmesi için, sağlık kontrolünün Trabzon’dan yaklaşık 900 km uzaktaki İstanbul’da yapılmasını kasten ayarladı. Plan işe yaradı: Gün ortasında yaklaşık 10 bin kişi Salah'ı karşılamak için havalimanında toplandı.
BBC’nin aktardığına göre Başkan Doğan, neden Avrupa’nın dokuzuncu en iyi ligindeki dördüncü en büyük kulübe transfer olması gerektiğini soran Salah’a “Daha önce hiç karşılaşmadığın bir taraftar grubuyla tanışacaksın ve o insanlarda samimi bir sevgi hissedeceksin” demişti.

Aynı günün ilerleyen saatlerinde, 30 bin kişi, 40 bin kapasiteli Trabzonspor’un Papara Park stadyumuna onun tanıtım töreni için akın etti. Salah, “Daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim” dedi. Bir hafta kadar sonra oynanan ilk iç saha maçında, fazla coşkulu bir taraftarın tribünün yanına getirdiği deveyi görüp görmediğini bilmiyoruz.

Trabzonspor bununla da yetinmedi. Daha sağduyulu gözlemciler, Salah’ı transfer etmenin iyi ve güzel bir şey olduğunu, ancak asıl ihtiyaçlarının safkan bir 6 numara olduğunu söylüyordu. Salah’ın gelişinden birkaç hafta sonra Doğan tam da bu amaçla Salah’ın Liverpool’dan takım arkadaşı Fabihno’yu kısa süre önce ayrıldığı Suudi Pro Ligi ekibi El İttihad’dan kadrosuna kattı.

Bu oyuncuların çoğu, Süper Lig’e transfer edilen tipik profile uyuyor: Hepsi büyük isimler. En iyi dönemlerini biraz geride bırakmışlar ve artık İspanya, İtalya veya İngiltere’deki en üst ligler için yeterli kalitede değiller fakat Avrupa futbolu için hâlâ yeterince iyiler.

Geçmişte Didier Drogba, Robin van Persie, Roberto Carlos ve Nicolas Anelka gibi isimler, farklı derecelerde başarılarla son bir deneme için Türkiye’ye gelmişti. Ancak birkaç yılda, Türkiye’ye giden yıldızların ışıltısı biraz sönmüş, ağır darbe alan Türk ekonomisinin gerçekleri kendini hissettirmeye başlamıştı.

Son zamanlarda ise mesele yeniden hız kazandı. Fenerbahçe, Mesut Özil’i transfer etti — ki bu, kulüple olan duygusal ve ailevi bağı nedeniyle bir istisnaydı. Sarı-Lacivertliler ayrıca Edin Dzeko’yu ve (kısa bir süreliğine) Leonardo Bonucci’yi de kadrosuna kattı. Galatasaray’ın Özil’e en yakın transferi İlkay Gündoğan olurken, kulüp ayrıca Leroy Sané’yi ve tabii ki en büyük hamle olarak Osimhen’i de ekibine dahil etti.

Bu çılgınlığın nedeni ne?

Ardından da bu yaz geldi; bu kez büyük isimlerin geldiği takımlar bir iki kulüple sınırlı kalmadı. Bu toplu transfer çılgınlığının nedenleri çok çeşitli. Ancak en önemli nedenlerden biri, Galatasaray’ı tahtından indirmek isteyen rakiplerin çaresizliği: Galatasaray son dört Süper Lig şampiyonluğunu kazandı, şimdi üst üste beş şampiyonluk kazanan ilk takım olmayı hedefliyor. Özellikle 2014’ten beri şampiyonluk kupasını kaldıramayan Fenerbahçe için bu durum kabul edilemez. Ayrıca bir tür rekabetçi domino etkisi de devreye girdi. Türkiye’nin büyük kulüpleri kendilerini rakiplerinin yaptıklarına göre tanımlıyor ki muhtemelen bu durum diğer ülkelerden daha ciddi. Bu yüzden herkes sürekli olarak rakip kulüplerin ne yaptığını takip ediyor. Dolayısıyla, bir takım büyük bir transfer yaparsa, diğerleri de ona yetişmek ve mümkünse onu geride bırakmak için baskı hissediyor.

Ayrıca Galatasaray, Şampiyonlar Ligi’nin müdavimlerinden biri olsa da, diğer kulüpler bu özellikle cazip pastadan bir pay almak için can atıyor ve bunun en iyi yolunun, büyük isimlere büyük paralar harcamak olduğu düşünülüyor. Fenerbahçe'nin, 2008-09 sezonundan bu yana ilk kez Şampiyonlar Ligi’ne katılmaya hak kazandığını düşünürsek, yaptığı harcamalar haklı bulunabilir.

Türkiye, belirli bir profildeki oyuncular için de oldukça cazip bir destinasyon. Burası tutkulu bir futbol ülkesi, üstelik bulunduğunuz lokasyona bağlı olarak, istikrarsız ve giderek otoriterleşen siyasi ortamı göz ardı ederseniz, yaşamak için harika bir yer.

Büyük kulüpler, Suudi Pro Ligi takımlarıyla kabaca aynı havuzdalar ve zaman zaman benzer oyuncular için rekabet ediyorlar. Örneğin Fenerbahçe, bu yaz Suudi Arabistan’ın El Hilal takımına katılmadan önce Villa’nın forveti olan İngiliz Ollie Watkins’i kadrosuna katmaya çalıştı. Aynı seviyede maaş sunamasalar da algıdaki futbol standartları daha yüksek ve en önemlisi İstanbul’un üç büyük takımı ile bu sezon Trabzonspor için geçerli olan bir avantaj daha var: Avrupa kupalarında yer alma imkânı.

Ancak asıl soru şu: Kulüpler bu harcamaları nasıl karşılayabiliyor? Cevaplar muhtelif, hatta çoğu karmaşık. Ancak en basit açıklamalardan biri, Galatasaray’ın birkaç yıl önceki bir gayrimenkul anlaşmasından büyük fayda sağlamış olması. Kulüp, İstanbul şehir merkezinin hemen dışındaki Florya’da, eski antrenman sahasının da bulunduğu cazip bir bölgede bulunan arazisini satmıştı. Tahminler farklılık gösterse de The Athletic’in edindiği bilgiye göre bu anlaşmadan yaklaşık 500 milyon euro gelir elde ettiler.

Bazı akıllı satışlar da yaptılar. Mesela Fenerbahçe, bu yaz forvet Sidiki Cherif’i “elinden çıkardı.” Bu yılın kış transfer döneminde Angers’den kiraladığı oyuncuyu önce satın alıp, ardından kâr etmek için hızla Premier Lig’den Coventry City’ye sattılar. Trabzonspor, orta saha oyuncusu Christ Inao Oulai’den ve forvet Felipe Augusto’dan iyi kâr etti. (Transfermarkt verilerine göre Oulai’yi 10 milyon euro’nun altında bir bedelle transfer edip bir yıl sonra Fiorentina’ya 26 milyon euro’ya sattılar; Augusto’yu 7 milyon euro’nun biraz altında bir bedelle alıp bir yıl sonra Zenit St. Petersburg’a 15 milyon euro’ya sattılar).

Büyük takımlar oldukça yaratıcı da olabiliyor; bazen transferleri sponsorluk anlaşmalarıyla finanse ediyorlar. Trabzonspor’un resmî açıklaması, Salah’ın sözleşmesinin satılan ekstra sezonluk bilet gelirleriyle karşılandığı yönünde. Türk Hava Yolları ve Togg’un desteği de bu sürece katkıda bulundu.

Peki tüm bunlar sürdürülebilir mi? Mantıken, kesinlikle hayır, ancak insanlar bunu yıllardır söylüyor. Bu kulüpler bir yolunu buluyor ve yaklaşımlarını değiştireceklerine dair pek bir işaret yok. Türk futbolu kaotik, sinir bozucu, bazen korkunç ama her zaman eğlenceli bir yer. Transfer piyasası da bunu yansıtıyor ve bu yaz tam gaz devam ediyor.

©2023 The Athletic Media Company. Her hakkı saklıdır. The New York Times Licensing Group tarafından dağıtılmıştır. Bu makalenini orijinali The Athletic’te yayımlanmıştır.