11 Mayıs 2026, Pazartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 11.05.2026 10:06 | Son Güncelleme: 11.05.2026 14:09

'Casusluk' davasının ilk duruşmasında Hüseyin Gün: Hayatımda etkin pişmanlığın ne olduğunu bu süreçte öğrendim

Görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, kampanya direktörü Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve iş insanı Hüseyin Gün’ün 'siyasal casusluk' suçlamasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması bugün Silivri’de görülüyor. Sanıklar için 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor
Fotoğraf: Arşiv
Fotoğraf: Arşiv
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, kampanya direktörü Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve etkin pişmanlıktan faydalanmak isteyen iş insanı Hüseyin Gün hakkında açılan 'siyasal casusluk' davasının ilk duruşması bugün Silivri’de başladı.

Dava, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kampüsü içerisindeki duruşma salonunda görülüyor.

Hüseyin Gün'ün savunmasından öne çıkanlar

Duruşmada ilk savunmayı Hüseyin Gün yaptı. Etkin pişmanlıktan faydalanmayı talep eden Gün'ün savunmasından öne çıkanlar şöyle:

  • "Cep telefonum ve dizüstü bilgisayarıma emniyet güçlerince el konuldu. Söz konusu dijital verilerimin şifrelerini kendi isteğimle emniyet güçlerine ben verdim; çünkü kendimden eminim, casus değilim."
  • "Ben, hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin güvenliğini, iç veya dış siyasal yararları açısından gizli kalması gereken siyasi ya da askeri casusluk maksadıyla temin etmedim. Etmediğim gibi, kesinlikle böyle bir teşebbüste de bulunmadım ve kimseyle de paylaşmadım."
  • "Nitekim ikinci ifademde, -İstanbul TEM'de vermiş olduğum- müsnet suçu işlediğime dair en küçük bir ikrarda da bulunmadım. Çünkü ben ülkem aleyhine asla casusluk yapmadım ve şunu da önemle söylemek isterim: Kimseye de casusluk iftirası atmadım. Casus olmayan biri, başka hiç kimseye casus iftirası atamaz."
  • "Tarafıma yöneltilen casusluk suçlaması; uyuşturucu ve yasa dışı bahis müptelası olan muhbir Ümit Deniz Alaçam'ın, öz annesinin sürekli olarak kendisine rol model ve ağabey olarak beni göstermesinden kaynaklanan, geçmişe dayalı husumet ve kıskançlıkla ileri sürdüğü asılsız iftiralardan ibarettir."
  • "İddianamede müsnet suçun delili olarak gösterilen cep telefonundaki kayıtlı yabancı devlet adamları, siyasiler, bürokratlar, emekli istihbarat görevlileri ile yazışmalarıma bakıldığında; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları açısından gizli kalması gereken hangi bilgiyi casusluk maksadıyla temin ettiğime ya da hangi gizli bilgileri hangi istihbarat yetkilisine ne şekilde açıkladığıma yönelik somut hiçbir delilin bulunamadığını da sizler kolaylıkla tespit edebilirsiniz."

'Lordlar Kamarası'nın ilk kez kapılarını Türk Devleti'ne açmasına büyük katkı sağladım'

  • "İlk ve orta 2'ye kadar öğrenimim Mersin'de devam etti. Sonra ailemin desteğiyle İngiltere'ye gittim. Orada orta 3'ü ve lise eğitimimi tamamladım. Sonra da 1996 yılında Durham Üniversitesi Genetik Mühendisliği bölümünden onur derecesi ile mezun oldum. Meslek hayatıma ilk olarak Cenevre'de tanınmış Glencore isimli petrol alım satım şirketinde başladım. Sonra Merrill Lynch Amerikan Yatırım Bankası Londra şubesinde sırasıyla yatırım uzmanı, ardından Amerikan ve İngiliz SPK lisansımı müteakip başkan yardımcısı, daha sonra da Fransa menşeli Credit Agricole isimli bankanın Londra şubesinde kıdemli başkan yardımcısı olarak görev yaptım. Daha sonra elde ettiğim birikimlerimi sermaye olarak kullanarak; doğal kaynaklar, finansal hizmetler ve enerji sektörleri gibi stratejik sektörlere, bilhassa yükselen ve sınır piyasalar dediğimiz ülkelerde yatırım yapmaya başladım. Londra merkezli GCM Kapital şirketini kurdum."
  • "Sonra üniversiteden kalma bir alışkanlığım olarak siyasette ve siyasetin nerede nasıl pişirildiğini, bilhassa Anglosakson siyasetin hangi mutfakta pişirilip nasıl geliştiğini merak ettiğimden ötürü önde gelen çeşitli düşünce kuruluşlarına üye oldum, yönetim kurulunda bulundum. Bunların önde gelenlerinden bir tanesi Londra merkezli Global Strategy Forum'dur. Nitekim benim için esas olan hükümetler değil, devlettir. Bu şiarla; 2010 yılında Global Strategy Forum tarafından düzenlenen 'Türkiye'nin Yükselen Network Dünyasındaki Rolü ve Konumu' seminerinde -ki medyada ulu orta çok değişik şeyler söylendi, tabii ki ben de linçe maruz kaldım- Lordlar Kamarası'nın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihinde ilk kez kapılarını Türk Devleti'ne açmasına büyük katkı sağladım. O toplantıda dönemin Devlet Bakanı Sayın Egemen Bağış, eski Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen, Türk İngiliz Parlamenterler Dostluk Grubu Başkanı Sayın Suat Kınıklıoğlu, eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, o tarihte Başbakanlık Başdanışmanı olarak görev yapan, bugün MİT Başkanı olan Sayın Profesör Doktor İbrahim Kalın, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Üyesi Nursuna Memecan ve Başbakanlık Müşaviri pardon Cemalettin Haşimi ve bazı iş insanları…"
  • "Diğer taraftan iddianamede eklerindeki yazışmalarda sayın mahkemenizce yaptırılan Türkçe tercümelere bakıldığında, İstanbul TEM'de ve Sulh Ceza Hakimliğindeki sorgum sırasında ayrıntılı biçimde belirttiğim üzere 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından FETÖ ile mücadele için devletim adına yurt dışında aktif biçimde görev yaptığım ve bu kapsamda bilhassa Avrupa ve Amerika'da firari olan önde gelen FETÖ'cülerin açık kimliklerini, adreslerini, oradaki ilişki ağlarını, mal varlıklarını Türkiye'den çalınan, tespit edilerek ülkemize iadesi için yoğun destek verdiğim kolaylıkla tespit edilebilmektedir. Nitekim emniyet güçlerinin el koyduğu cep telefonumda avukatıma teslim edilen imajında da imajına bakıldığında yetki belgesinin ekimde, ekim 2016 yani darbenin sıcak günlerinde, 1 Mayıs 2017'ye kadar geçerli olan tam yetki, full yetki, dönemin 2016-2018 yılları arasında dönemin Başbakanlık Müsteşarı ve 2018-2023 yılları arasında ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak görev yapan Sayın Fuat Oktay tarafından Trident ve GPlus şirketlerine ülke ilişkileri ve tanıtımı yönlendirme, yönetme ve idare etme konusunda Türk devleti adına tam yetkiye haiz olduğu açıkça görülmektedir ve avukatım da size bu yetki belgesinin kopyasını ve resmi tercüman Türkçe tercümesini de size takdim edecek."

'Bizzat ben hazırladım'

  • "Dijital verilerimin üzerinde, soruşturma aşamasında yaptırılan Türkçe çevirilere ilaveten, Sayın Mahkemenizce re’sen seçilen bilirkişi Arman Işıtman tarafından yapılan 23 Mart 2026 tarihli çevirilere bakıldığında; bu şirketlerden birinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına yetki verilen ve yurt dışında FETÖ ile mücadele için yapılan tüm çalışmalara dair ödenekleri gerçekleştiren şirket olduğu, Gplus'ın ise Türk Devleti adına yurt dışında lobi faaliyetini yürütmek için tam yetki verilen şirket olduğu açıkça görülmektedir."
  • "Nitekim soruşturma savcılığı talebine istinaden dosyaya ibraz edilen 19 Aralık 2025 tarihli MASAK raporuna göre, şahsi hesabımdan bu şirketlere yüklü miktarda döviz gönderilmiştir. Bunu da çok kolaylıkla, Sayın Başkan, tespit edebilirsiniz. Toplamda 1.500.000 avronun üzerinde olması gerek; ama detaylar sizde zaten mevcut. Bunun yanı sıra iddianamede tarafıma yöneltilen suçlamaya dayanak olarak gösterilen, yurt dışında FETÖ'ye karşı yürütülen mücadele kapsamında düzenlenen -işin aslında trajikomik tarafı bu- ve devlet sırrı olduğu bilhassa iddia makamı tarafından belirtilen BC, yani Black Cell (Türkçesi Kara Hücre) başlıklı raporları ve FETÖ ile ilgili örgüt şemalarını, yurt dışındaki irtibatlarımdan faydalanmak suretiyle bizzat ben hazırladım ve devletimizin resmi makamlarına iletilmesini sağladım."
  • "Nitekim iddianamenin eklerinde yer alan "Kodlamalar" başlıklı yazışmada da benim Türk Devleti adına yurt dışında FETÖ'ye karşı yürütülen mücadelede proje yöneticisi olduğum açıkça belirtilmiştir."

'Devlet sırrını ifşa etmemek için 'ticari işlem' dedim'

  • "Benim ilk tutuklandığımda, Temmuz ayında buna benzer sorular sorulduğunda, ben devlet sırrını ifşa etmemek için bunları ticari faaliyet olarak geçiştirdim. Bunu da zaten ilk ifademde görebilirsiniz. Sadece ve üzülerek bunu belirtmem gerekiyor; iddianamede bunları görünce, en hafif tabirle şok oldum."
  • "Hiçbir karşılık beklemeksizin, salt vatanıma hizmet etmek için, önce şerefli Türk subaylarına zulmeden Ergenekon ve Balyoz'da, ardından 250'nin üzerinde masum Türk vatandaşını şehit eden hain FETÖ'ye karşı yürütülen mücadele kapsamında hazırladığım bu dokümanların bugün huzurunuzda tarafıma yöneltilen asılsız casusluk suçlamasının sözde delili olarak gösterilmesi kabul edilemez."

Suçlamayı iddianameden okudu: 'Herkes tutuklanmak zorunda kalacak'

  • "Şimdi asıl bu davanın ana kolonlarından bir tanesi yargılamaya dayanak teşkil eden Sayın Başkan olan mevzu şu. Birebir iddianameden okuyorum izninizle: 'Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları gereği niteliği bakımından gizli kalması gerektiği bilgilerin olan ve devletin güvenliği veya siyasi yararları ile yakından ilgisi olan ve elde edilmeleri bu değerleri tehlikeye sokabilecek mahiyet taşıyan İBB veri tabanında bulunan ve özünde sır niteliğinde olan bilgilerin dark web olarak bilinen ve internetin karanlık alemi olarak nitelendirilen platforma şüpheli Ekrem İmamoğlu'nun talimatı ile şüpheli Necati Özkan tarafından yüklenmesi suretiyle başta Hüseyin Gün'e ait ve Aaron Barr isimli eski istihbarat çalışanının ortağı olduğu IQ isimli firmanın temin etmesini sağlanarak suçun yasal unsurlarının oluştuğu, yine aynı firmanın ortağı olan Aaron Barrtarafından gerçekleştirilen PQ isimli yazılım ile tüm vatandaşların telefonlarına ve sosyal medya yazılımlarına erişerek, erişim sağlanarak TCK madde 328'de düzenlenen siyasal casusluk suçunu işlediğim' ileri sürülmektedir."

'Açık olan bir şey, devlet sırrı niteliği taşıyamaz mümkün değil'

  • "Bu mantığı biz kabul edersek, o zaman emin olun bu salonda herkes ve salon dışındaki milyonlarca Türk vatandaşı tutuklanmak zorunda kalacak. Neden mi? İzin verin açıklayayım. Açık kaynak olan örneğin Google. Google şirketinde binlerce emekli Amerikan istihbarat subayları, binlerce Amerikan askeri emekli yazılım teknolojisinde teknik direktör olarak çalışıyor. Şimdi Google açık kaynak, internet gir arama motoru. Hangi Türk ne zaman neyi aramış? Bu bilgiler nereye gidiyor? Amerika'ya. Peki o zaman açık kaynağı eğer biz casusluk diyeceksek o zaman burada herkes casus. Çünkü sosyal medya analizi zaten açık kaynak doğası gereği yani açık. Açık olan bir şeyde olan bilgiler devlet sırrı niteliğini taşıyamaz, mümkün değil."
  • "Sayın Merdan Yanardağ ve Sayın Necati Özkan'ı, manevi annem Seher Erçili Alaçam vasıtasıyla tanıdım. Sayın Ekrem İmamoğlu'nu ise İBB Başkanı olarak seçildikten yaklaşık bir, bir buçuk ay sonra yine manevi annem Seher Erçili Alaçam yönlendirmesi neticesinde Saraçhane binasına müştereken yaptığımız nezaket ziyareti ve bir adet foto sırasında hayatımda sadece bir dakika gördüm."
  • "Aynı şekilde dosyada iletişim kayıtlarında teyit edildiği üzere, Sayın Necati Özkan ile de ifademde belirttiğim gibi, İBB seçimlerinin YSK tarafından iptalinden sonraki on on iki günlük kısıtlı sürede açık kaynaklara dayalı yaptırdığım sosyal medya analizi ve akabinde konuyla ilgili İBB'ye 2019 yılının eylül ayında yaptığım bir adet sunum ve bir adet toplantı ile onun dışında yüz yüze hiçbir görüşmem olmamıştır. Fakat hepimiz insanız, 2025 yılının mart ayında Sayın Necati Özkan hakkında bazı olumsuz haberleri duyduktan sonra, ben sadece insani olarak bir geçmiş olsun mesajı gönderdim. Bunun haricinde 7 yıldır -ki bu kayıtlarda mevcut- Sayın Necati Özkan ile hiçbir irtibatım olmuyordu."
  • "Diğer taraftan, manevi annemin yadigârı olarak gördüğüm ve saygı duyduğum gazeteci Sayın Merdan Yanardağ ile sosyal ilişkilerim çerçevesinde son derece seyrek görüştüğüm -çünkü Türkiye'de çok az kalıyorum- dosyadaki iletişim kayıtlarına bakıldığında sabittir. Tekraren belirtmek isterim ki; benim bu süreçte üstlendiğim tek rol, İBB seçimlerinin YSK tarafından iptalinden sonra "Mamim" diye adlandırdığım manevi annem merhum Seher Erçeli Alaçam'ın yoğun ısrarı neticesindedir."

'Hiçbir gayrihukuki yönü olmayan bir sosyal medya çalışması yaptık, tamamen gönüllü'

  • "Manevi annemin ısrarı üzerine Sayın İmamoğlu'nun seçim danışmanı ve kampanya menajeri olan Sayın Özkan ile yaklaşık 10-12 günlük kısıtlı sürede, hiçbir gayrihukuki yönü olmayan bir sosyal medya analizi çalışmamız oldu. Bu da gönüllü olarak yapıldı; yani bir ücret de yok Sayın Başkan, bunu önemle belirtirim. Manevi annem benden rica etti diye, yurt dışında ortağı olduğum PyQ isimli şirketin teknik elemanlarına; internetteki açık kaynak erişimlerine dayalı veriler üzerinden ücretsiz bir sosyal medya analizi yaptırdım. Her şey bundan ibaret."
  • "İnternette herkesin rahatlıkla ulaşabileceği açık kaynak verilerine dayalı olarak yapılan bir sosyal medya analizinin iddianamede siyasi casusluk olarak nitelendirilmesi, inandırıcılıktan ve hakikatten son derece uzaktır."
  • "Bunun dışındaki yazışmalardan ve sanık anlatımlarından da anlaşılacağı üzere; yine manevi annem Seher Erçel Alaçam'ın, Türkiye'de bir iş yapmamı ve daha çok gelmemi istemesinden kaynaklanan yoğun ısrarları neticesinde, seçimlerden bir süre sonra 2019 yılının Eylül ayında İBB’de Sayın Özkan'ın koordine ettiği bir adet sunum olmuştur. Ancak söz konusu sunumun ardından mali şartlarda anlaşamadığımız için İBB ile aramızda herhangi bir ticari ilişki kurulmamıştır."
  • "Bu arada tabii birçok böyle medya linçine maruz kaldığım için bu esnada Sayın Başkan; ya işte “müflis tüccar, yok işte bir şey satıyor, o oluyor, bu oluyor…” Bir sürü böyle yine affınıza sığınarak söylüyorum abuk sabuk bir sürü şey var. Allah'a çok şükür benim yani 1-2 milyon şeye ihtiyacı olan bir insan değilim. Onu belirtmek isterim, bu bir. 2 açık kaynağa burada sizi ben teknik olarak boğmak istemiyorum ama şunu belirtmem lazım; açık kaynak verilerine baktığınızda içerik analizi herkes yapar. Şöyle söyleyeyim, içerik analiz "Renault" marka araba. Ama içerik artı bağlam, çerçeve analizi; yani derin, o dönemi diyorum 7 yıl öncesi, o "Rolls-Royce"dur. Evet, ikisi de araba ama Renault marka arabayla Rolls-Royce marka arabanın fiyatı aynı değil. Evet, ikisi de 4 tane tekeri var. Askıdaki ekmek, askıda yani. Askıdaki ekmeği alan biri de hırsız olamaz."

'İddialar tamamen düzmecedir'

  • "Dosya kapsamındaki bu veriler; iddianamede yer alan, benim Dark Web'de yer alan gizli verileri alarak, yurt dışındaki PyQ isimli şirket ortağım, eski istihbarat elemanı Aaron Barr'a ileterek, sosyal medya analizi yaptırmak suretiyle siyasi casusluk suçunu işlediğim iddiasının ne kadar mesnetsiz olduğunu tüm açıklığıyla ortaya koyuyor."

  • "Uyuşturucu müptelası muhbir Ümit Deniz Alaçam, manevi annem merhum Seher Erçili Alaçam'ın öz oğludur, maalesef. Uyuşturucu, kumar ve yasa dışı bahis müptelası olan ve geçmişte öz annesi tarafından bu nedenle defalarca terapi merkezlerinde tedavi gören bu muhbirin; öz annesinin vefatının üzerinden 3 yıl geçtikten sonra bana duyduğu yoğun husumetten dolayı, 112 acil çağrı merkezini arayarak düzmece delillere dayalı olarak yaptığı suç ihbarı, tamamen asılsız bir kurgudan ve iftiradan ibarettir."

  • "Sayın Başkanım, izninizle şimdiki söyleyeceklerimi pek paylaşmak istemememe rağmen, davanın daha da açıklığa kavuşması ve o bağlam çerçevesinin daha net olabilmesi için size arz etmek istiyorum. 2004 yılında bir finans toplantısında, -o yıllarda bankacıydım-, Türkiye'nin o zamanlarda saygın reklam ve organizasyon şirketlerinden biri olan Sun Reklam Ajansı'nın sahibi manevi annem Seher Erçeli Alaçam ile tanıştım. İlk başlarda benden yatırım danışmanlığı rica etmeye başladı. İlerleyen zaman içerisinde birbirimize duyduğumuz güvenle çeşitli yatırımlarda bulunduk, müşterek yatırımlar yaptık. Zaman geçtikçe de bu mesleki beraberlik daha da derinleşip bir anne-oğul ilişkisine döndü. 2000 yılında çok sevdiğim öz annemi kanser illetinden dolayı kaybetmemin yarattığı boşlukla, aramızda bu ilişki gelişti."
  • "Dosyada mevcut MASAK raporlarından anlaşılacağı üzere; merhum Seher Erçel Alaçam'ın ilerleyen süreçte benimle yurt içi ve yurt dışı çeşitli şirketlere ortak olmasının esas amacı, babasını küçük yaşlarda kaybetmiş ve maalesef uzun yıllardır uyuşturucu, yasa dışı bahis ve kumar gibi kötü alışkanlıklardan muzdarip olan öz oğlu Ümit Deniz Alaçam'ı bu zararlı alışkanlıklardan kurtarmak için benim ona abilik yapmamı ve onu saygın bir meslek sahibi yapmamı istemesiydi. Yani bütün işin özü, tohumu budur. Anneme olan derin sevgim ve saygım nedeniyle, travmatik bir kişilik yapısına haiz olan öz oğluna gerçek bir ağabey gibi davrandım ve kendisine gerek mesleki gerek eğitim hayatında devamlı kol kanat gerdim. Bunu da kanıtlayabilirim. Bu kapsamda muhbir Ümit Deniz Alaçam'ın önce eğitimini tamamlaması için London Business School'a bizzat ben bir telefonla kaydını yaptırdım; oraya girmek o kadar kolay değildir, ilişki sahibi olmanız lazım. Sonrasında birçok kere dünyanın önde gelen saygın firmalarında ona iş buldum. Örneğin New York'ta Commerzbank'ta, sonra Londra'da Bell Pottinger'da."
  • "Muhbir Ümit Deniz Alaçam, öz annesine birçok kez ve birçok insanın yanında -ki onları da ilerleyen zamanda kanıtlayabilirim- "Hüseyin'i benden daha çok seviyorsun, itiraf et; aslında Hüseyin'in senin öz oğlun olmasını istiyorsun" diyerek, annesini kendisi gibi bir evlada sahip olmaktan utandığı için suçlamış ve ağır hakaretler etmiştir. Zaman zaman bu ağır hakaretler karşısında merhum, öz oğluna "Benim esas oğlum Hüseyin" şeklinde beyanlarda bulunmuştur; bu da tabii ki muhbirin bana olan husumetini daha da artırdı. 2016 yılının Mart ayında, muhbir Ümit Deniz Alaçam'ın benim de bulunduğum bir ortamda öz annesi merhum Seher Alaçam'a ağza alınmayacak derecede ağır hakaretlerde bulunması ve akabinde benzer hakaretleri bana sarf etmesinden sonra, kendisiyle o tarihten itibaren hiç görüşmedim."
  • "O sırada İngiltere'de yaşayan ve hayatı boyunca hep annesi tarafından finanse edilerek lüks yaşantısını sürdürmeye devam eden uyuşturucu müptelası muhbir Ümit Deniz Alaçam'a yapılan ödemelerin kaynağı da benim. Nitekim raporda bu durum açıkça görülüyor. Tarafımızca yapılan ödemeler doğrudan hesaptan hesaba EFT yoluyla olduğu gibi, asistanı Zeynep Şen tarafından hesabımdan nakit çekilerek onun hesabına yatırılması şeklinde de gerçekleşmiştir. Sayın Başkan, bankadaki müdürler bizi uyarmıştı; yüksek tutarlı döviz cinsinden para göndermektense, aynı şubede hesabınız varsa birinden nakit çekip diğerine yatırmak SWIFT masrafı ödenmesini engelliyordu. Mali gücün kaynağının ben olduğum yine MASAK raporunda mevcuttur."
  • "Kendisine doğrudan yaptığım ödemeler haricinde, ayrıca bankalardan adıma işlem yapma yetkisine haiz vekaleti bulunan Zeynep Şen vasıtasıyla da muhbir Ümit Deniz Alaçam'a defalarca maddi yardımda bulunduğum MASAK raporunda görülmektedir. Muhbirin ne annesine ne de bana 1 kuruş göndermişliği yoktur; çünkü o sadece yer, başka bir şey yapmaz."

'Para vermeyi reddedince beni tehdit etti'

  • "Daha sonra muhbir Ümit Deniz Alaçam ile merhum "Mamimin" yakın dostu olan Profesör Doktor Firuzan Numan'ın hakemliğinde bir araya gelerek karşılıklı ibralaştık. Bu süreçte Lady S isimli teknedeki %50 hissemi de muhbir Ümit Deniz Alaçam'a devrettim. Açıkça söylemem gerekirse; söz konusu teknedeki hissemi devretmemin temel sebebi, Ümit Deniz Alaçam'ın burada uyuşturucu partileri yaparak başımı belaya sokmasını önlemekti. Para almadan devrettim Ancak 2023 yılına gelindiğinde, muhbir Ümit Deniz Alaçam annesinden miras yoluyla kalan yüklü nakdi uyuşturucu, kumar, yasadışı bahis gibi kötü alışkanlıklar nedeniyle tüketmeye başladığında bu kez İngiltere’de sözde kendisine ev almak bahanesiyle 2.5 milyon Sterlin vermemi istedi. Ben bu tutarın yine muhbir Ümit Deniz Alaçam’ın kötü alışkanlıkları nedeniyle çarçur edeceğini bildiğim için bu talebi reddettim. Bunun üzerine muhbir o tarihten itibaren istediği parayı vermediğim takdirde başıma büyük belalar açacağını ve bu tip böyle tehditlerde bulunmaya başladığını belirtmek isterim. Ancak benim ne özel hayatımda ne de iş hayatımda çekineceğim herhangi bir durum olmadığı için kardeşim gibi gördüğüm Ümit Deniz Alaçam’ın bu tehditleri ve şantajlarına o tarihte kulak asmadım."

'Günlüklerimde, müsnet suçun delili olarak gösterilebilecek en küçük bir veri mevcut değildir'

  • "Şimdi muhbirin bana yönelttiği casusluk… Askeri projeleri çalıyormuşum gibi birçok iddia iddianamede zaten belirtiliyor. CMK madde 67 son uyarınca, Ford Defense Adli Bilişim Laboratuvarı'nda görevli ve aynı zamanda İstanbul Adalet Komisyonu Bilirkişi Listesi'nde kayıtlı, adli bilişim uzmanı olan Öğretim Görevlisi Mustafa Sansar tarafından düzenlenen, dosyada mübrez 18 Temmuz 2025 tarihli teknik uzman mütalaasında açıkça belirtildiği üzere; muhbir Ümit Deniz Alaçam tarafından kendisine ait evde, rızasıyla emniyet güçlerine teslim edilen ve şahsıma ait olduğu ileri sürülen fotoğraf ve video şeklindeki tüm dijital içerikler, internette açık kaynaklı yayınlanan ve herkes tarafından erişimi sağlanabilecek dijital verilerdir. Diğer taraftan şahsıma ait el yazılı günlüklerde, müsnet suçun delili olarak gösterilebilecek en küçük bir veri mevcut değildir Sayın Başkan."
  • "Ben çocukluğumdan beri yaşadığım olayları ve tanıştığım kişileri not ederim; bu alışkanlığı İngiltere'de yatılı okulda edindim. Gittiğim yerlere dair düzenli olarak günlük tutan biriyim. Önemle belirtmek isterim ki ben dünyanın birçok yerinde yatırımları bulunan, uluslararası faaliyette bulunan bir iş insanıyım. Yatırım yaptığım ya da yapmayı planladığım her ülkenin siyasi, sosyal ve ekonomik durumunu ve iç dengelerini araştırırım. O ülkelerde yaşayan kişilerle temas kurmak ticari hayatın olağan bir gereğidir. Bilmediğiniz bir ülkede, bilmediğiniz bir şirkette ve bilmediğiniz insanlarla yatırım yapmanız mümkün müdür?"
  • " El yazısı ile İngilizce yazdığım bu günlüklerde, iddianamede ileri sürüldüğü gibi farklı ülkelerdeki darbe girişimi ya da iç karışıklıkları desteklediğime dair en küçük bir belirleme yoktur. Kaldı ki bu günlüklerde ciddi anlam farklılığına sebep olabilecek tercüme hataları da mevcuttur. Söz konusu günlükler halen dosyaya ibraz edilmediği için burada yer alan tercüme hatalarına ilişkin ayrıntılı beyanda bulunma hakkımı saklı tutuyorum. Diğer taraftan; benim askeri ya da siyasi casusluk maksadıyla devletin güvenliğini, iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgileri düzenli olarak günlüğüme tarih, yer ve isim belirterek yazmam ve bunları İstanbul'a geldiğim sırada manevi annemin evinde ulu orta bırakmam hayatın olağan akışına son derece uzak bir iddiadır."
  • "Yargılamaya dayanak teşkil eden iddianamede yer alan; halihazırda hiçbir ticari işletmem bulunmamasına rağmen yüklü miktarda yurt içi ve yurt dışı para transferlerinin bulunduğu, hesaplarımdan 85.000.000 TL tutarında paranın nakit olarak çekilmesine rağmen bu tutarın kullanımına ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığına yönelik iddia da tamamen gerçek dışıdır. Oysa İstanbul TEM Şube Müdürlüğü'nde vermiş olduğum her iki ifademde de açıkça belirttiğim üzere; ben halen yurt dışında yapay zeka altyapısı, algoritmik trading, robotik sistemler, sosyal medya ve epigenetik alanında faaliyet gösteren pek çok şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesiyim. İlk ifademde belirttiğim üzere, 30 Temmuz 2024 tarihinde satıcı Mert Işık'tan Levent Loft'ta 2 planlı dubleks bir taşınmaz satın aldım. Söz konusu taşınmazın bedeli olarak satıcının yoğun ısrarı üzerine; tapudaki harca esas değer olarak gösterilen 5.000.000 TL'yi satıcı Mert Işık'ın banka hesabına EFT yaptım. Kalan 1.498.682 dolar tutarı ise nakit olarak 30 Temmuz 2024 tarihinde QNB Bank Gayrettepe şubesinden çekerek aynı gün satıcı Mert Işıkel'e bankadan nakden teslim ettim. Sayın makamınızca bu hususun teyidi için satıcı Mert Işıkel'in banka hesap hareketleri ve QNB Bank Gayrettepe şubesine ait 30 Temmuz 2024 tarihli güvenlik kamerası kayıtlarının dosyaya celp edilmesini talep etmekteyim. Buna ilaveten taşınmazın rayiç değerinin tespiti için CMK madde 67 son uyarınca hazırlanan ekspertiz raporunu dosyaya ibraz ettik. Orada da dairenin o zamanki değerinin 1.500.000 avronun üzerinde olduğu ifade edilmiştir."

'Mustafa Özcan benden maddi yardım istedi, reddettim'

  • "Ardından iddianamede yer alan; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üst yönetim kadrosunda yer alan Mustafa Özcan ile yüz yüze görüşme gerçekleştirdiğim ve bu kişiden öneriler aldığıma yönelik iddia da son derece haksız ve mesnetsizdir. Öncelikle İstanbul TEM Şube Müdürlüğü'ndeki ifademde belirttiğim üzere; Mustafa Özcan isimli şahıs ile 2012 yılında, Koray Şanlı isimli şahsın "Seni bir ağabeyimle tanıştırmak istiyorum" demesi üzerine tesadüfen tanıştım. 2012 yılında yapılan bu görüşme sırasında Mustafa Özcan, bir Afrika ülkesinde yapılacak okul için benden maddi yardımda bulundu. Ancak ben bu teklifi direkt kendi yüzüne; "Şayet bir yardım yapacaksam devletimin resmi kurumları üzerinden yaparım" diyerek reddettim."
  • "Kaldı ki Mustafa Özcan isimli şahıs ile görüştüğüm yıl 2012'dir ve henüz FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün varlığı dahi tespit edilememişti. Nitekim o tarihte kamuoyuna yansıyan bilgilere ve görüntülere baktığımızda; devletimizin en üst noktalarındaki siyasilerimiz, yöneticilerimiz, bürokratlarımız ve iş adamlarımızın gerek Mustafa Özcan gerekse örgüt lideri Fethullah Gülen ve diğer örgüt yöneticileri ile çok yakın ilişkilerde bulundukları yadsınamaz bir gerçektir. Yine FETÖ/PDY silahlı terör örgütünü varlığının ilk kez Milli Güvenlik Kurulu'nun 26 Mayıs 2016 tarihli kararı ile ilan edilerek Bakanlar Kurulu kararıyla resmen terör örgütü olarak kabul edildiği göz önünde bulundurulduğunda; benim henüz bu suç örgütünün varlığının bile tespit edilmediği bir dönemde, Mustafa Özcan isimli şahısla 2012 yılında tesadüfen yapmış olduğum görüşmenin casusluk suçlamasına dayanak yapılamayacağı ortadadır."
  • " Aynı şekilde, 22 Ağustos 2011 tarihinde tescil edilen Avorres Uluslararası Savunma Sanayi Sağlık Hizmetleri'ndeki şahıs Aytaç Ocaklı'nın FETÖ üyesi olduğunu o tarihte bilmem mümkün değildi. Kaldı ki MASAK raporunda da açıkça gösteriliyor; benim o şirketteki ortaklığım sadece 6 gün sürdü. 6 gün sonra ortaklıktan derhal çıktım. Sebebi ise -bugün detayına girmeyeceğim- Aytaç Ocaklı isimli bu şahsın beni o tarihte milyonlarca dolar dolandırarak ağır bir zarara uğratmış olmasıdır."

'Raporu hazırlayan bizzat benim'

  • "İddianamenin eklerinde yer alan bu yazışmalardan; benimdevletim adına yurt dışında FETÖ'ye karşı mücadele verdiğim, suçlamaya dayanak olarak gösterilen BC raporları ile FETÖ örgüt şemalarını bizzat benim hazırladığım sabit olmasına rağmen, iddianamede "devletin gizli kalması gereken belgelerini FETÖ'ye aktarmak suretiyle casusluk yaptığım" ileri sürülmektedir. Bu akıl almaz bir şey Sayın Başkan; çok düşündürücü, haksız ve mesnetsizdir. Raporu hazırlayan bizzat benim."
  • "Muhbir Ümit Deniz Alaçam'ın söz konusu asılsız suç duyurularında şahsımın dışında; ayrıca artık hayata veda etmiş olan manevi annesi ve kendi öz annesi hakkında son derece çirkin ithamlarda bulunması, bu şahsın zaten nasıl bir kişilik yapısına sahip olduğunu tüm açıklığıyla gözler önüne sermektedir. Sayın mahkemenizden, tarafıma bu asılsız iftiralarda bulunan muhbir Ümit Deniz Alaçam'ın güvenilir bir kişi olup olmadığının teyidi için GBT ve arşiv kayıtlarının dosyaya celbedilmesini talep ediyorum."
  • "Ben sabıkasız, üniversite mezunu ve uluslararası alanda pek çok yatırımı olan başarılı bir iş insanıyım. Benim halen kaçma riski altında bulunmadığım açıktır. Nitekim ben ülkemizden çıkış yaparken değil; tam tersine ülkemize yapay zeka fabrikası kurmak için gerekli temaslarda bulunmak üzere Amerika'dan Türkiye'ye giriş yaptığım sırada İstanbul Havalimanı'nda gözaltına alındım."
  • " Benim siyasi ya da askeri casusluk suçunu işlemeye yönelik herhangi bir hukuka aykırı eylemim ve kastım kesinlikle olmamıştır Sayın Başkanım. Nitekim bugüne kadar yaşam çizgime bakıldığında; devletine, ülkesine ve milletine gönülden bağlı, Jön Türk felsefesini özümsemiş katıksız bir Atatürkçüyüm. Bu nedenle siyasi ya da askeri casusluk gibi asla kabul edemeyeceğim ve kişiliğimi son derece rencide eden bu ağır suçlamayı tümüyle ve şiddetle reddediyorum. 10 ayı aşkındır devam eden bu haksız tutukluluk halime Sayın mahkemenizce bir an önce son verilmesini, mal varlığım üzerindeki tedbirin kaldırılmasını, el konulan eşyaların tarafıma iadesini ve yapılacak yargılama neticesinde müsnet suçtan beraatime karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim."

Mahkemeden Gün’e Wickr, İBB verileri ve Merdan Yanardağ soruları

Duruşmada Mahkeme Başkanı, Hüseyin Gün’e iddianamede yer alan WhatsApp ve Wickr yazışmalarını sordu. Gün, telefonundan elde edilen yazışmaların kendisine ait olduğunu, Wickr’daki “Jupiter1887” kullanıcı adını kendisinin kullandığını kabul etti.

Mahkeme Başkanı’nın, Wickr üzerinden Necati Özkan ile yazışıp yazışmadığını ve “BlueStar” kullanıcı adlı kişinin Özkan olup olmadığını sorması üzerine Gün, “Evet, odur” yanıtını verdi. Ancak Gün, söz konusu yazışmalarda suç unsuru bulunmadığını savundu.

“OSINT, internete bakmak demektir”

Mahkeme Başkanı, Necati Özkan’ın kendisini OSINT ya da Dark Web gibi alanlara yönlendirip yönlendirmediğini de sordu.

Gün, OSINT’in açık kaynak anlamına geldiğini belirterek, “OSINT denilen şey; internete bak demektir. Sosyal medya analizi yapan gönüllü bir insanın internetteki açık kaynaklara bakması gayet doğaldır” dedi.

Mahkeme Başkanı’nın, kullanıcı adı, e-posta adresi ya da şifre gibi mahrem verilere ilişkin talepte bulunup bulunmadığını sorması üzerine Gün, “Hayır. Sosyal medya analizi yaptırmak için bu tip mahrem verilere ihtiyaç yoktur” yanıtını verdi.

“10-12 günlük açık kaynak analiziydi”

Gün, 2019 İstanbul seçimlerinin iptal edilmesinin ardından yaklaşık 10-12 günlük bir sosyal medya analizi çalışması yapıldığını ve bu çalışmanın rapor haline getirildiğini söyledi.

Söz konusu raporların Necati Özkan’a iletildiğini kabul eden Gün, çalışmadan Ekrem İmamoğlu’nun haberi olduğuna dair Özkan’dan gelen mesajlarda bazı emareler bulunduğunu ifade etti.

Ancak Gün, bu çalışmanın seçim sonucunu etkilediği yönündeki iddialara karşı çıkarak, “Bu sadece 10-12 günlük bir açık kaynak analizidir. ‘Seçim manipülasyonu yapıldı’ veya ‘o raporlar seçimi kazandırdı’ gibi iddialar büyük bir haksızlık olur” dedi.

“Merdan Yanardağ’a bağış yaptım”

Mahkeme Başkanı, Gün’e gazeteci Merdan Yanardağ ile ilişkisini ve iddianamede yer alan para transferi iddialarını da sordu.

Gün, Yanardağ’ı manevi annesinin yadigârı olarak gördüğünü ve kendisine saygı duyduğunu belirterek, bir televizyon kanalı sahibi olması nedeniyle bağış yaptığını söyledi.

Bağışların düşük tutarlı olduğunu savunan Gün, “Bu bağış miktarları çok cüzi rakamlardır. Bir televizyon kanalının elektrik faturasını bile ödemez” dedi.

Yanardağ’a televizyon programları için soru gönderdiği iddiasına da yanıt veren Gün, yazışmaların bir izleyici olarak fikirlerini iletmekten ibaret olduğunu söyledi. Gün, “Benim tanıdığım Sayın Yanardağ, bırakın yönlendirmeyi, talimatla asla kalemini oynatmaz” ifadelerini kullandı.

“İBB veri tabanı” mesajına açıklama

Mahkeme Başkanı, Gün’e Wickr yazışmalarında yer aldığı belirtilen ve “İstanbul Belediyesi veri tabanı kopyalama” ifadesini içeren mesajı da sordu.

Gün, söz konusu mesajın “maksadını aşan” bir ifade olduğunu savundu. Hiçbir şekilde izinsiz müdahalede bulunmadığını belirten Gün, “Böyle bir talimat vermedim. Dosyamda da buna dair hiçbir bulgu, belge, delil, kanıt yok” dedi.

“İmamoğlu ziyareti nezaket ziyaretiydi”

Duruşmada Gün’e, 2019 seçimlerinden sonra Ekrem İmamoğlu’na yaptığı ziyaret de soruldu.

Gün, ziyaretin manevi annesiyle birlikte yapılan kısa bir nezaket ziyareti olduğunu belirtti. İmamoğlu’nun kendisine kampanya sürecindeki yardımları için teşekkür edip etmediğine ilişkin soruya ise “Öyle hatırlıyorum” yanıtını verdi.

Gün, ziyaretin özel bir görüşme olmadığını belirterek, “Sayın İmamoğlu çok meşguldü. Biz girdiğimizde orada çok insan vardı. Bize özel bir muamele yoktu” dedi.

Necati Özkan’dan Hüseyin Gün’e veri ve talimat soruları

Duruşmada Necati Özkan da Hüseyin Gün’e sorular yöneltti. Özkan, Gün ile 10 Haziran 2019’da mesajlaştıklarını, 11 Haziran’da ise Gün ve manevi annesiyle buluştuklarını belirterek, bu tarihten önce aralarında herhangi bir temas olup olmadığını sordu.

Gün, Özkan ile daha önce herhangi bir temas, mesajlaşma ya da bilgi alışverişi olmadığını söyledi.

Özkan’ın, “Size herhangi bir veri verdim mi?” sorusuna da Gün, “Hayır, vermediniz” yanıtını verdi.

“İBB’ye ait veri, e-posta ya da şifre verdim mi?”

Necati Özkan, Gün’e İBB veya iştiraklerine ilişkin herhangi bir veri, bilgi, belge, e-posta adresi ya da şifre verip vermediğini de sordu.

Gün, “Hayır, elden ya da mesajla böyle bir şey vermediniz” dedi.

Özkan ayrıca, seçimlerle ilgili manipülasyon yapılmasına yönelik herhangi bir talimat ya da talepte bulunup bulunmadığını sordu. Gün bu soruya da “Hayır” yanıtını verdi.

“Çalışma manevi annemin ricasıyla yapıldı”

Özkan, sosyal medya analizinin kendi talebiyle mi yoksa Gün’ün önerisiyle mi hazırlandığını da sordu.

Hüseyin Gün, daha önceki savunmasını yineleyerek çalışmanın manevi annesinin ricası ve ısrarı üzerine yapıldığını söyledi. Gün, çalışmanın 10-12 günlük, gönüllü ve ücretsiz bir çalışma olduğunu belirtti.

“İstanbul Senin ve İBB Hanem ile ilgim olmadı”

Necati Özkan, Gün’e “İstanbul Senin” ve “İBB Hanem” projeleriyle ilgisinin olup olmadığını da sordu.

Gün, bu projelerle herhangi bir ilgisi ya da alakasının bulunmadığını ifade etti.

Mahkeme Başkanı müdahale etti

Özkan’ın, dosyada “çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi” olarak yer alan iddialara ilişkin soru yöneltmesi üzerine Mahkeme Başkanı araya girdi. Başkan, bu dosyada örgüt yöneticiliği ya da üyeliği suçlamasının bulunmadığını, yargılamanın yalnızca casusluk suçlamasına ilişkin olduğunu belirtti.

Gün ise bu soruda susma hakkını kullandı.

Özkan’ın avukatından “ibb.gov.tr” uzantılı e-postalara ilişkin soru

Duruşmada Necati Özkan’ın avukatı Kazım Yiğit Akalın da Hüseyin Gün’e iddianamede yer alan “ibb.gov.tr” uzantılı e-posta adreslerine ilişkin sorular yöneltti. Akalın, dosyada yer alan TEM teknik araştırma raporuna atıf yaparak, Gün’ün telefon galerisinden tespit edilen iki fotoğrafın iddianameye konu edildiğini söyledi. Avukat, bu fotoğrafların oluşturulma tarihinin 22 Ağustos 2019 olarak gösterildiğini belirterek Gün’e bu tarihi hatırlayıp hatırlamadığını sordu.

Gün, fotoğrafları o tarihte çekip çekmediğini hatırlamadığını ifade etti. Hüseyin Gün, “ibb.gov.tr” uzantılı e-posta adreslerine ilişkin asıl sorunun bu maillerin kaynağı olduğunu söyledi.

Gün, söz konusu e-posta adreslerinin “açık kaynakta olan endeksleme platformlarında” yer aldığını savundu. Bu verilerin seçimlerden önce hacklenmiş olduğuna dair teknik bilgi ve bulgular bulunduğunu ileri sürdü.

Mahkeme Başkanı ise Gün’ün bu konuyu daha önce anlattığını belirterek, tekrara düşülmemesi ve yalnızca sorulara yanıt verilmesi uyarısında bulundu.

Avukat Akalın, fotoğraftaki arama kısmında “@ibb.gov.tr” yazdığını belirterek, bunun açık kaynaklara düşen “ibb.gov.tr” uzantılı adreslerin aranması anlamına gelip gelmediğini sordu.

Gün, sistemin kendisine açık olmadığını ve sistemin tamamen Amerika’da bulunduğunu söyledi.

Akalın’ın, verilerin bu şekilde aranarak bulunup bulunmadığına ilişkin sorusuna ise Gün, teknik olarak bilmediğini belirterek net bir “evet” ya da “hayır” yanıtı veremeyeceğini ifade etti.

İmamoğlu’nun avukatından “etkin pişmanlık” ve yurt dışı giriş-çıkış soruları

Duruşmada Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Hasan Fehmi Demir de Hüseyin Gün’e çeşitli sorular yöneltti.

Demir, Gün hakkında 17 Haziran 2025’te yakalama kararı çıkarıldığını, 30 Haziran’da ise İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alındığını hatırlatarak, bu tarihler arasında Türkiye’ye giriş yapıp yapmadığını sordu.

Gün, söz konusu dönemde Amerika’da bulunduğunu belirterek, “Haziran başında çıktım, sonunda döndüm” dedi.

“Etkin pişmanlığı bu süreçte öğrendim”

Duruşmada, Hüseyin Gün’ün “etkin pişmanlık” kapsamında ifade verip vermediği de gündeme geldi.

Avukat Demir, savcılığın cezaevinde SEGBİS bağlantısıyla Gün’den ek ifade aldığını ve daha sonra TEM Şube’ye götürüldüğünü hatırlatarak, etkin pişmanlık talebinin kimden geldiğini sordu.

Gün ise süreçte hukuki detayları bilmediğini belirterek, “Hayatımda etkin pişmanlığın ne olduğunu bu süreçte öğrendim” dedi.

Demir’in, “Ben etkin pişmanlıktan faydalanmak istiyorum diye bir başvurunuz oldu mu?” sorusuna Gün, SEGBİS görüşmesinde böyle bir talebi hatırlamadığını söyledi. Emniyette böyle bir başvuruda bulunup bulunmadığı sorusuna ise “Hatırlamıyorum” yanıtını verdi.

“Suç örgütü üyeliği” sorusunda net yanıt vermedi

Avukat Hasan Fehmi Demir, Gün’e herhangi bir “çıkar amaçlı suç örgütü” ile bağlantısının bulunup bulunmadığını da sordu.

Gün, bu soruya doğrudan yanıt vermek yerine, verdiği ifadelerde gerekli açıklamaların bulunduğunu söyledi.

Mahkeme Başkanı’nın “Var deyin ya da yok deyin” uyarısına rağmen Gün net bir cevap vermedi.

Savunmasında geçmişte devlet kurumlarıyla temas halinde olduğunu da anlatan Hüseyin Gün, 2016 yılında FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bazı teknik konularda yardımcı olduğunu söyledi.

Gün, özellikle “Fuat Avni” hesabının tespiti konusunda çalışma yürüttüğünü belirtirken, bu süreçte rapor sunduğunu da ifade etti.

Duruşmada ayrıca, savunma sanayii alanında bazı toplantılara katıldığı ve devlet adına yürütülen çalışmalar kapsamında yetki belgesi aldığı yönünde beyanlarda bulundu.

Ancak söz konusu yetki belgesini kim aracılığıyla aldığını açıklamak istemedi.

“Devlet adına çalışıp çalışmadığımı devlet biliyor”

Avukat Demir’in, geçmişte devlet adına yürütülen çalışmalar ile bugün yöneltilen suçlamalar arasındaki çelişkiye ilişkin sorusu üzerine Hüseyin Gün, devlet adına çalışıp çalışmadığının devlet tarafından bilindiğini savundu.

Gün, “Yetki belgesi dahilinde; insan kafasına göre bu işlemlere giremez” ifadelerini kullandı.

20 yıla kadar hapis talebi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, suç tarihinin 2019-2025 yılları arasını kapsadığı belirtildi.

İddianamede İmamoğlu, Özkan, Yanardağ ve Gün hakkında “siyasal casusluk” suçlamasıyla 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası istendi. Ayrıca İmamoğlu hakkında siyasi yasak talebinin de bulunduğu aktarıldı.

İddianamede ne suçlama var?

Yüz altmış sayfalık iddianamenin çok büyük bölümünde, etkin pişmanlıktan faydalanmak isteyen iş insanı Hüseyin Gün’e ait dijital materyaller, yazışmalar ve ifadeler davanın temel unsurları arasında gösteriliyor. Savcılık, İBB veri tabanına ait olduğu belirtilen bazı veriler üzerinden çok sayıda vatandaşın kişisel bilgilerine erişim sağlandığını öne sürüyor.

İddianamede Gün İngiliz, ABD ve İsrail gizli servislerinin üst düzey isimleriyle temasta olmakla suçlandı. Savcılık, İBB'ye ait, ve vatandaşların kişisel verileri gibi hassas bilgilerin bir veri tabanına aktararak dış istihbarat servislerine sunulduğunu iddia etti. Savcılık, Gün'ün İmamoğlu'nun kampanya direktörü Necati Özkan ile iletişimde olduğunu ve bu şekilde elde edilen analizleri Özkan'a ilettiğini savundu.

İddianamede ayrıca, söz konusu verilerin siyasi analizlerde kullanıldığı ve 2019 yerel seçimlerinde İmamoğlu lehine manipülasyon yapıldığı iddia ediliyor. Savcılık, bu faaliyetlerin 'siyasal casusluk' suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

Savcılık, 'siyasal casusluk' suçunun özellikle 2019 yerel seçimlerini manipüle etme amacıyla işlendiğini ve bu yolla İmamoğlu’nun seçim başarısının desteklendiğini iddia etti. İddianamede, bu süreçte elde edildiği öne sürülen analizlerin Necati Özkan’a iletildiği de ileri sürüldü.

Sanıklar suçlamaları reddediyor

İmamoğlu, daha önce soruşturma kapsamında verdiği savunmada suçlamaları kabul etmedi. İmamoğlu, Hüseyin Gün’ü tanımadığını, birlikte görüldükleri fotoğrafın rutin bir tebrik fotoğrafı olduğunu belirtti. Gün ile Necati Özkan arasındaki temasın da sınırlı süreli olduğunu savundu.

İmamoğlu, Gün ile Necati Özkan arasındaki temasın da 15 gün ile sınırlı olduğunu ve bu sürenin bir seçimi yönlendirmek için yeterli olmayacağını belirtti.

Necati Özkan da Hüseyin Gün ile herhangi bir organize ilişkisinin bulunmadığını ifade etti. Özkan İBB davasındaki ifadesinde Gün ile ilişkisine değinmişti. Gün'ün kendisine attığı bir geçmiş olsun mesajında, "Sizinle çok tanışamasak da" cümlesini kullandığına atıfla "Herhangi bir hukukçu, sadece bu mesaja baksa hiçbir ilişkim olmadığını anlar" demişti.

Gazeteci Merdan Yanardağ ise hakkındaki suçlamaların somut delile dayanmadığını belirterek iddianameyi “yorum ve varsayıma dayalı” olarak nitelendirdi.

Yanardağ’dan duruşma öncesi açıklama

Duruşma öncesi açıklama yapan Merdan Yanardağ, basın örgütlerini ve kamuoyunu davayı izlemeye çağırdı. Yanardağ, Türk Ceza Kanunu’nun 328. maddesi kapsamında suçlandığını hatırlatarak, iddianamede yabancı devlet ya da yabancı örgüt bağlantısına ilişkin somut bir tespit bulunmadığını savundu.

Yanardağ, TELE1 yayınlarının gazetecilik faaliyeti kapsamında olduğunu belirterek, suçlamaları reddetti.

TCK 328 nedir?

Dava dosyasında sanıklara yöneltilen suçlama, Türk Ceza Kanunu’nun 328. maddesinde düzenlenen 'siyasal veya askeri casusluk' kapsamında değerlendiriliyor.

Söz konusu madde, devletin güvenliği veya siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgilerin casusluk amacıyla temin edilmesini suç olarak tanımlıyor.

Ayrıca İmamoğlu’nun bugün casusluk davasının yanı sıra İBB davasındaki duruşmaya da katılması bekleniyor.

Kaynak: Gazete Oksijen