13 Eylül 2026, Pazar
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 13.09.2026 16:31 | Son Güncelleme: 13.09.2026 16:44

LGBTİ+'lara yönelik operasyona tepki yağdı: AP Raportörü Amor’dan karanlık yol uyarısı!

Siyasetçiler, insan hakları savunucuları, gazeteciler ve sivil toplum örgütleri yaptıkları açıklamalarda LGBTİ+'lara yönelik gözaltılara tepki gösterirken, operasyonun yaşam ve örgütlenme haklarını hedef aldığı belirtildi
LGBTİ+'lara yönelik operasyona tepki yağdı: AP Raportörü Amor’dan karanlık yol uyarısı!
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

LGBTİ+ dernekleri ve aktivistlerine yönelik “Ailem Güvende” operasyona muhalefet milletvekilleri ve insan hakları savunucularından tepki yağdı. Açıklamalarda gözaltına alınanların serbest bırakılması çağrısı yapıldı. Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, gözaltı ve baskınları Türkiye’deki baskının ağırlaşması olarak değerlendirirken, topluma bir ahlak anlayışı dayatılmasının ülkeyi karanlık bir yola sürüklediğini söyledi. LGBTİ+ dernekleri de yaptıkları ortak açıklamada "LGBTİ+ olmak, dernek kurmak ve hak savunuculuğu yapmak suç değildir. Bizler, başkalarının hakkımızda konuşmasını bekleyen sessiz bir topluluk değiliz" ifadelerini kullandı.

Konuya ilişkin açıklamalardan öne çıkanlar şöyle:

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor: LGBTİ+ aktivistlerine yönelik gözaltı ve baskınların Türkiye’deki baskının ağırlaştığını gösterdiğini belirtti. Amor, “Bir ahlak anlayışının topluma dayatılması, temel hakların ve Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerinin açıkça ihlal edilmesidir. Bu yaklaşım, ülkeyi son derece karanlık bir yola sürüklüyor” dedi.

LGBTİ+ dernekleri ortak açıklama: LGBTİ+ olmak, dernek kurmak ve hak savunuculuğu yapmak suç değildir. Bizler, başkalarının hakkımızda konuşmasını bekleyen sessiz bir topluluk değiliz. Kendi hayatlarımız hakkında söz söylüyor, ayrımcılığı belgeliyor, kamu politikalarını eleştiriyor, talepler geliştiriyor ve örgütleniyoruz. Yurttaşlığımızı bu yollarla kullanıyoruz. Bizlerin varlığının “olağanlaştırılmasını” önlemekten söz eden bir açıklama, somut suç iddialarının ötesinde bir siyasi sorun ortaya koyuyor.

EMEP Milletvekili Sevda Karaca: Kendi yarattıkları yoksulluğun, şiddetin ve çürümenin üzerini LGBTİ’leri düşmanlaştırarak örtemezler. LGBTİ’lerin yaşam ve örgütlenme hakkını savunmak, bu ülkede herkesin haklarını ve özgürlüğünü savunmaktır. Sarayın hamaset ve nefret ajandasına, yalnızlaştırma ve yok etme politikasına müsaade etmeyeceğiz! Nefret siyasetine, baskıya ve örgütlenme hakkının gaspına karşı; yaşam hakkını, eşitliği, anayasal özgürlükleri ve örgütlenme hakkını yan yana, bir arada, korkmadan savunmaya devam edeceğiz. Gözaltılar bir an önce serbest bırakılsın. LGBTİ örgütlerinin ve basınının yakasından artık düşün!

DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki: Aileniz sizin olsun. Kimin nasıl yaşayacağına, kimin kiminle yan yana duracağına, kimin örgütleneceğine sizin düşmanca ahlak anlayışınız karar vermeyecek. LGBTİ+’ları düşmanlaştırmanızı, örgütlenme alanlarını kriminalize etmenizi ve bu politikaya itiraz edenleri gözaltına almanızı kabul etmiyoruz.

TİP LGBTİ+ Bürosu: Adalet Bakanlığı tarafından "Ailem Güvende" adı altında yürütülen bu operasyonlar, toplumun en güvencesiz ve en çok hedef alınan kesimleriyle dayanışma içinde olan kurumları baskı altına almayı amaçlamaktadır. İktidarın bir gecede LGBTI+ hak savunuculuğunu suç kategorisine sokma çabalarını ve bu keyfi kararları reddediyoruz. Şu açıkça bilinmelidir ki: Siz bu ülkeyi bu politikalarla yönettiğiniz sürece hiç kimse güvende değildir. Yasal haklarımızı, örgütlenme özgürlüğümüzü ve yan yana durma irademizi savunmaktan vazgeçmeyeceğiz. Hakkında karar çıkarılan tüm dostlarımız, yol arkadaşlarımız ve hak savunucuları üzerindeki bu baskılar derhal son bulmalıdır!

DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca: İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin’de LGBTİ+ derneklerine ve aktivistlerine karşı ‘Ailem Güvende’ operasyonu yapılması alelade bir operasyon değil. Faşizmin kurumsallaşmasında yeni bir eşik operasyonu. Zira faşist rejimin mayası kadın ve LGBTİ+ düşmanlığıyla damgalı.

DEM Parti Kadın Meclisi: LGBTİ+ derneklerini, hak savunucularını ve dijital yayın mecralarını hedef alan gözaltı, arama, el koyma ve erişim engelleme saldırılarını kabul etmiyoruz. “Ailem Güvende” isminin verildiği bu operasyon, adından da anlaşılacağı üzere toplumu tahakküm altına alma operasyonudur. Tekçi ve cinsiyetçi politikaların ısrarla sürdürüldüğünün açık bir kanıtıdır. Kadınlar her gün, “güvenli” denilen ailelerin içerisinde şiddete maruz bırakılmakta, katledilmektedir. Farklı cinsel kimlikler bu ülkenin, ailelerin ya da toplumun güvenlik sorunu değildir. Asıl güvenlik sorunu; kadınların ve LGBTİ+’ların yaşamlarını tehdit eden şiddet, cezasızlık ve ayrımcılıktır. Hak savunucularını susturarak, nefret suçlarını körükleyerek, yayınları engelleyerek ve örgütlenme özgürlüğünü hedef alarak toplumu güvende tutamazsınız.

Anayasa Hukuku Profesörü Şule Özsoy Boyunsuz: Baskı, doğuştan gelen bir yönelimi ortadan kaldırmıyor. Bu durum özenerek olmuyor, yaratılışları böyle. Zulüm ve baskı aileyi korumuyor. Faşizm koyu bir gece gibi insan hak ve özgürlüklerinin üstüne çöküyor.

İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi avukat Yelda Koçak: Var olmak da varoluşun haklarını savunmak da suç değildir. Daha da açık ve basit söyleyeyim: İnsan haklarından yanayım. LGBTİ+ hakları insan haklarıdır.

Gazeteci Özlem Akarsu Çelik: Bu nasıl bir nefret! Önce LGBTİ+ örgütlerin ve aktivistlerin sosyal medya hesapları engellendi ardından da polis operasyonu… KAOS GL yöneticisi, emekçisi tüm dostların mücadelesinin tanığıyız. Onları bu baskılarla korkutamazsınız, varoluşu yasaklayamazsınız! LGBTİ+ hakları, insan haklarıdır…

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi: LGBTİ+ derneklerinin yönetim ve denetim kurullarında görev yapan üyeler ev baskınlarıyla gözaltına alındı. Dernek ofisleri basılıyor. Nefreti körükleyen, ahlakçı, aileci politikalarla örgütlenme özgürlüğünü gasp eden saldırıların karşısında, LGBTİ+’ların yanındayız!

"Varoluşa bir darbe vurulmak isteniyor"

Avukat ve insan hakları savunucusu Eren Keskin: 12 Eylül’ün yıldönümünde hem de! Varoluşa bir darbe vurulmak isteniyor. Varoluş engellenemez. Türkiye devleti imzaladığı uluslararası sözleşmelere açık aykırı davranıyor.

HDK Kadın Meclisleri: Varoluş mücadelesi, eşit yurttaşlık ve demokratik toplum mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu mücadeleyi baskı, yasak ve gözaltılarla geriletmeye çalışanların karşısında hakları ve özgürlükleri birlikte savunmaya devam edeceğiz.

UMUT-SEN: LGBTİ+'ların varlığını müstehcen ilan ederek çocukları ve aileleri koruma iddiasıyla gerçekleştirilen bu saldırıların en başta LGBTİ+ çocukları ve aileleri görünmez kılmaya çalıştığını ve bu ölçüde kadınlara ve LGBTİ+'lara yönelik şiddetin norm olduğu bir aile formasyonunu dayattığını görüyoruz. LGBTİ+'ların sosyalleşme alanlarına, mücadele alanlarına ve nihai olarak varoluşlarına yapılan bu saldırıyı kınıyoruz. Gözaltıların derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.

Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP): Devlet, “aile” adı altında kadınların ve LGBTİ+’ların yaşamlarını, bedenlerini ve özgürlüklerini denetlemek istiyor. Kaos GL şahsında gerçekleştirilen saldırının hedefinde yalnızca bir dernek değil, LGBTİ+’ların varlığı, hakları ve özgürlükleri vardır. Bu saldırıya sessiz kalmayacak, şef tipi aileye karşı eşit ve özgür yaşamı savunacağız. Gözaltılar derhal serbest bırakılsın! Kaos GL yalnız değildir! LGBTİ+’lar yalnız değildir!

İnsan Hakları Derneği İHD Ankara Şubesi: LGBTİ+’ların varoluşunu, sözünü ve mücadelesini hedef alan bu tür uygulamalar; yalnızca ilgili derneği değil, demokratik toplum düzenini ve temel hakları tehdit etmektedir. İnsan hakları savunuculuğu suç değildir. Sivil toplum örgütleri üzerinde kurulan baskılar, hukukun araçsallaştırıldığını ve hak temelli alanın daraltılmak istendiğini göstermektedir. Ulusal ve uluslararası insan hakları sözleşmeleriyle güvence altına alınmış olan örgütlenme ve ifade özgürlüğü herkes için geçerlidir. LGBTİ+’ların hakları, insan haklarının ayrılmaz bir parçasıdır ve bu haklar hiçbir gerekçeyle hedef gösterilemez.

İnsan Hakları Derneği LGBTİ+ Komisyonu: Gözaltındaki hak savunucularının serbest bırakılmasını, baskınların durdurulmasını, erişim engellerinin kaldırılmasını ve el konulan materyallerin iadesini istedi. HIV ile yaşayanların ve LGBTİ+’ların hassas verilerinin güvenceye alınması gerektiğini vurgulayan komisyon, Adalet Bakanı’nın ayrımcı açıklamalarını geri çekmesini talep etti. Açıklamada, “12 Eylül zihniyetine teslim olmayacağız” denildi.

Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu: Kaos GL’nin yanındayız! Kaos GL derneği basıldı, çok sayıda kişi gözaltına alındı. Erkek egemen heteroseksist sistem, LGBTİ+’ların varlığına ve örgütlülüğüne saldırıyor. Bu saldırı hepimizedir. Onurumuz nefretten de saldırılarınızdan da büyüktür. Gözaltılar serbest bırakılsın.

Özgür Genç Kadın: Kadınları, çocukları, LGBTİ+ları katleden, failleri koruyup aklayan politikalarınızı 'kutsal aile' söylemi ile gizleyemezsiniz. 'Müstehcenlik' diyerek, 'aileyi koruyoruz' diyerek LGBTİ+ların varlığını kriminalize etmenize izin vermeyeceğiz.

Halkevci Kadınlar: Operasyonu, iktidarın LGBTİ+’ları hedef alan nefret politikalarının bir parçası olarak nitelendirdi. Aile politikalarıyla yaşamların, emeğin ve varoluşların denetim altına alınmak istendiğini belirterek, “Ne yaparsanız yapın varoluşlarımızı, renklerimizi ve özgürlük mücadelemizi engelleyemeyeceksiniz!” açıklamasını yaptı. Gözaltına alınanların derhal serbest bırakılmasını istedi.

Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM): Kadınların ve LGBTİ+’ların, dayatılan aile anlayışına sığmadıkları için gözaltı ve tutuklamalarla baskı altına alınmak istendiğini belirtti. “Gözaltılarla, tutuklamalarla, yasaklarla varoluşumuzu yok edemezsiniz” diyen SKM, mücadeleyi büyüteceklerini vurgulayarak gözaltına alınanların serbest bırakılmasını istedi.

Trans Pride İstanbul: Hedef alınan yalnızca mekanlarımız ya da derneklerimiz değil; LGBTİ+’ların örgütlenme, dayanışma ve bir arada yaşama iradesidir. Bizi görünmez kılmaya, örgütlülüğümüzü dağıtmaya, mekanlarımızı kapatmaya, dayanışmamızı kriminalize etmeye çalışıyorlar. LGBTİ+’ların bir araya gelmesini “müstehcenlik”, örgütlenmesini “suç”, varoluşunu ise “ahlaksızlık” olarak yaftalıyorlar. Hadi oradan.

Diyarbakır Barosu LGBTİ+ Hakları Komisyonu: 12 Eylül darbesinin yıldönümünde İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin merkezli olmak üzere 15 ilde “Ailem Güvende” adı altında yürütülen ve sivil toplum örgütlerini, hak savunucularını ve doğrudan LGBTİ+’ları hedef alan operasyonlar, hukuk devleti ilkesinin hedef alınmasıdır.

Yeni Parti İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen: “Etki ajanlığı yasası geçmedi, eşcinselliğe özendirme yasası geçmedi. Ama şimdi olmayan bir yasa uygulanıyor” dedi. Konunun bütün milletvekillerini ve TBMM’yi ilgilendirdiğini belirten Gökçen, nefret kampanyalarının toplumsal barışa zarar verdiğini söyledi. Aile içi şiddetle mücadeleye, kadınların ve çocukların güvenliğine, ailelerin ekonomik olarak desteklenmesine ayrılması gereken kaynakların şiddet ortamını besleyen uygulamalara harcandığını belirterek bütüncül bir hak ve özgürlük mücadelesi çağrısı yaptı.

DİSK Basın-İş: Erişim engelleri ve gözaltıların LGBTİ+’ları kamusal yaşamdan dışlamayı amaçladığını belirterek ifade, basın ve örgütlenme özgürlüklerinin ihlal edildiğini vurguladı. Demokratik kitle örgütlerini ortak mücadeleye çağırarak “Susmayacağız, susmayın” dedi.

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD): “LGBTİ+ haklarını savunmak suç değildir” açıklamasını yaptı. Soruşturmaların sonlandırılmasını, gözaltına alınanların serbest bırakılmasını ve hukuka aykırı uygulamaların durdurulmasını istedi.

Toplumsal Özgürlük Partisi: Operasyonu LGBTİ+’ların varlığına, örgütlenmesine ve kendilerini ifade etmelerine yönelen bir saldırı olarak nitelendirerek “Gözaltılar derhal serbest bırakılsın!” çağrısı yaptı.

Adalet İçin Hukukçular: Gözaltı işlemlerini izlediklerini ve hukuki sürecin takipçisi olacaklarını açıkladı. “Örgütlenmek suç değildir!” mesajı verdi.

Mersin Kadın Platformu: LGBTİ+ örgütlerine ve hak savunucularına yönelik sansür ve baskıları reddederek “Gözaltına alınan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın!” dedi.

Sara Kolektif: Kuir aktivistlere ve derneklere yönelik operasyonu protesto ederek “Bizi kimliğimizden koparamazsınız” dedi; direnme ve birlikte mücadele mesajı verdi.

DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu: “‘Aileyi koruyacağız’ diye diye kadınların ve LGBTİ+’ların katledilmesinin önünü açtınız” dedi. Uydurma suçlamalarla iktidarın güçlendirilmek istendiğini belirterek buna karşı her alanda mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.

Ne olmuştu?

İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin Cumhuriyet başsavcılıklarının koordinasyonunda yürütülen “Ailem Güvende” operasyonlarında 162 kişi, 9 dernek ve 13 işletme hakkında adli işlem başlatıldı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturmalarda “fuhşa aracılık”, “müstehcen içerik üretimi” ve çocukların bu içeriklere maruz bırakılması gibi iddiaların incelendiğini açıkladı.

Operasyon kapsamında Kaos GL, LİSTAG, SPoD, Lambdaistanbul, HEVİ LGBTİ+, Pozitif Yaşam ve Pozitif İz’in de aralarında bulunduğu derneklerde aramalar yapıldı. Kaos GL’nin yönetim ve denetim kurulu üyeleri, Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Belgin Çelik ve “Zenne Arif” olarak tanınan Arif Saçlı’nın da aralarında bulunduğu 50’ye yakın kişi gözaltına alındı ya da haklarında işlem yapıldı.

Soruşturmalarda bazı derneklerin yurt dışından aldığı mali destekler de inceleme konusu oldu. MASAK kayıtlarında altı derneğe farklı tarihlerde toplam 3 milyon 359 bin doların üzerinde para gönderildiği öne sürüldü. Ancak Dernekler Kanunu’na göre derneklerin gerekli bildirimleri yapmaları şartıyla yurt dışından ayni ve nakdi yardım alması yasal.

Kaos GL’ye yönelik soruşturmada ise derneğin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarındaki bazı içerikler “müstehcenlik” suçlamasına dayanak yapıldı. Hangi paylaşımların suçlamaya konu edildiği soruşturma evrakında açıkça belirtilmedi. Dernek ofisleri ile şüphelilerin dijital cihazlarında inceleme yapılmasına ve gerektiğinde cihazlara el konulmasına karar verildi.

Aynı süreçte çok sayıda LGBTİ+ örgütü, hak savunucusu, öğrenci topluluğu ve yayın organına ait internet sitesi ve sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli kararı verildi. X, bazı hesapları Türkiye’den erişime kapatırken Instagram kararları henüz uygulamadı.

İstanbul’da ise Beyoğlu ve Şişli başta olmak üzere gece kulüpleri, masaj salonları ve çeşitli işletmelere eş zamanlı baskınlar düzenlendi. Operasyonların farklı dosyalar arasındaki hukuki bağlantısı ve suçlamaların hangi kişi ve kurumlara yöneltildiğine ilişkin ayrıntılar henüz netleşmiş değil.

Kaynak: Gazete Oksijen