.Açık Radyo ve hukuk ekibi, yaklaşık iki yıldır devam eden yargı sürecine dair gelişmeleri kamuoyu ile paylaşmak üzere bir basın ve kamuoyu buluşmasını 31 Mart Salı günü Tütün Deposu’nda gerçekleştirdi. Basın toplantısında yapılan açıklamalarda, sürecin yalnızca bir radyo kuruluşuna yönelik idari bir işlem değil; ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve hukuk devleti ilkeleri açısından kritik bir eşik olduğu vurgulandı.
Basın toplantısında yapılan değerlendirmelerde, yaşanan sürecin yalnızca Açık Radyo’ya yönelik olmadığı; Türkiye’deki tüm bağımsız medya kuruluşlarını ilgilendiren yapısal bir sorun olduğuna dikkat çekildi.
Basın açıklamasında, ifade özgürlüğü kapsamında olduğu ulusal ve uluslararası yargı kararlarıyla kabul edilmiş ifadeler nedeniyle ağır yaptırımlar uygulanmasının, medya üzerinde caydırıcı ve sınırlandırıcı bir etki yarattığı belirtildi.
Haber alma hakkı ve afet koşulları vurgusu
Açık Radyo’nun 30 yılı aşkın süredir sürdürdüğü bağımsız yayıncılık faaliyetinin, özellikle kriz ve afet anlarında kamusal bir işlev gördüğü vurgulandı. İstanbul gibi deprem riski yüksek bir metropolde FM yayın lisansının iptal edilmesinin, yalnızca bir medya kuruluşunu değil, kamunun haber alma hakkını da doğrudan etkilediği ifade edildi.
Bağımsız ve özgür yayıncılık ilkeleri
“Açık Radyo’nun yayınları durmuş olsa da, daha da genişleyen bir ekiple internet üzerinde Apaçık Radyo çatısı altında ve her zamanki bağımsız yayıncılık ilkeleriyle yolumuza devam ediyoruz” denilen açıklamada, bağımsız ve özgür yayıncılık anlayışının dijital platformlarda yaşatıldığı belirtildi.
Açık Radyo Kurucusu Ömer Madra ve radyonun avukatlarından Ümit Altaş, bir yayında kullanılan “Ermeni soykırımı” ifadesinin hem ulusal hem de uluslararası içtihatlara göre ifade özgürlüğü kapsamında iken, radyo yayınında kullanılmasının suç olarak görülmesindeki çelişkiye vurgu yaptılar.
Ne olmuştu?
24 Nisan 2024 tarihinde Açık Radyo canlı yayınına katılan konuğun Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan taziye mesajı sebebiyle o günün anmalarından bahsederken “Soykırım olarak adlandırılan” ve “Ermeni soykırımı anması” ifadelerini kullanması gerekçe gösterilerek RTÜK tarafından radyoya en üst sınırdan idari para cezası verilmiş ve programın yayınının 5 kez durdurulmasına karar verilmişti.
“Daha önce ulusal ve uluslararası mahkeme kararlarıyla suç olmadığı sabit olan bir ifade yüzünden cezalandırıldık” diyen Açık Radyo kurucusu Ömer Madra radyoya yapılan elektronik tebligatta yer alan program durdurma tarihlerine ilişkin ek sayfanın, teknik bir aksaklık sebebiyle görüntülenememesi yüzünden de lisansın iptal edildiğini söyledi.
Madra, “tebliğ edilen kararda yer alan para cezasının uygulanmış, kapatma tarihlerine ilişkin teknik sebepler beyan edilerek yeni tarih talep edilmiş olmasına rağmen dilekçelerimize cevap dahi verilmeden resmen (radyo) susturuldu,” diye konuştu.
Madra sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizler son bir buçuk yıldır sessizce, bu ‘apaçık’ haksızlığı dile getirme uğraşı içindeyiz. Ne var ki, sunduğumuz onca derinlikli hukuki mütalaaya, onca teknik uzman raporuna, onca hukuki örnekolaya, onca kanıta rağmen, davalarda aldığımız tek cevap, adeta bir duvar gibi önümüze örülen ‘Hukuka Uygun’ cümlesi oluyor. Hukuk diye diye hukuk tepeleniyor.”
Madra, ifade özgürlüğü kapsamında olan kavramların yayında kullanılması üzerinden yayın kuruluşunu cezalandırmanın yalnızca Açık Radyo’nun değil, Türkiye’deki tüm ciddi medya organ ve kuruluşlarının ortak sorunu olduğunu söyledi.
Yargı sürecinde ne olmuştu?
Açık Radyo tarafından açılan davalarda; yayında kullanılan ve ceza kesilmesine sebep olan ifadelerin hem ulusal hem de uluslararası içtihatlara göre ifade özgürlüğü kapsamında olduğu, canlı yayına katılan kişilerin beyanlarından dolayı yayının bütünü ve maksadı değerlendirilmeden yayın kuruluşunun bu şekilde sorumlu tutulamayacağı, uygulanan yaptırımların ölçüsüz ve orantısız olduğu, hukuki ve bilimsel görüşlerle ortaya konulmuştur.
İlk derece ve istinaf mahkemelerinde davalar reddedildi, her iki dosya da 2026 yılı itibarıyla temyiz edilerek Danıştay incelemesine sunuldu.