Yeni Parti, Üsküdar Belediyesi'nde CHP'li Sibel Tan Çetinkaya'nın kazandığı belediye başkanvekili seçiminin iptali ve AK Parti'li Dündar Ziya Gültekin'in belediye başkanvekili olduğu yenilenen seçim öncesi yaşananları protesto amacıyla Üsküdar İskele Meydanı’nda miting düzenledi.
Mitingde konuşan Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın sabah saatlerinde bir soru üzerine "Ayrılıkta azap, birliktelikte rahmet vardır" sözlerini tekrar ederek, "Artık saflar netleşmiştir. Yapılacak seçim, demokratlarla otokratlar arasındadır; Türkiye ittifakı ile darbe ittifakı arasındadır. Butlancılar ve darbeciler, otokratların safındadır. Artık bütün demokratların birleşme vakti gelmiştir. Üsküdar iyi bilir; ayrılıkta azap, birliktelikte rahmet vardır" dedi.
Tutuklu Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın 157 bin seçmenin oyunu aldığını hatırlatan Özel, "Şimdi Sinem Dedetaş cezaevinde, seçimi kaybedenler başkanlık makamında. Yazıklar olsun. Millet istedi, biz Erdoğan'ın ilçesi denilen Erdoğan'ın kalesi denilen Erdoğan için en önemli denilen yerde bir Cumhuriyet kadınıyla Üsküdar'ın tertemiz kararıyla, helal oylarıyla bu seçimi kazandık. Şimdi buradan Erdoğan'a sesleniyorum. Bu mu senin demokratlığın, bu mu senin cesaretin? Bu mu senin yüzün? Yazıklar olsun. Sandığı duymadın, meydanı duyuyor musun Erdoğan?" ifadelerini kullandı.
Özgür Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
"Bu meydan herhangi bir meydan değildir. Bu meydan tarihin doğru tarafında duranların meydanıdır. Bu meydan zulme direnenlerin, irade hırsızlığına karşı iradesini savunanların, seçtiklerinin arkasında duranların, iftiracılara inat arkadaşlarını, dostlarını satmayanların meydanıdır. Bu meydana güç verenlere, ses verenlere, nefes olanlara selam olsun. Bu meydandan halktan, milletten değil de iktidardan ve yargısından meşruiyet arayanlara yazıklar olsun.
"Günü gelince bu milletin bu darbecilerle göreceği bir hesap var"
Yeni Parti olarak tüm darbelere karşıyız, karşı olduk, olmaya devam edeceğiz. Hiçbir darbenin arkasında durmadık. Hiç sevmediğimize de yapılsa, sandığa, millete saygıdan tüm darbelere karşı çıktık, çıkmaya devam edeceğiz. Bugün 12 Eylül, kanlı faşist bir darbenin 46'ncı yılındayız. 12 Eylül'ü yapanlara da 15 Temmuz'u yapanlara da 19 Mart'ı yapanlara da yazıklar olsun. Yöntem, isim, asker değişiyor ama asıl mesele hiç değişmiyor. Millet seçiyor ama birileri milletin yerine karar vermeye, milletin seçtiğine değil kendi istediğine karar vermeye, sandığa hükmetmeye, sandıkta verilen kararı değiştirmeye karar veriyor.
Bütün darbecilere meydan okuyoruz. Amasya Tamimi'nden beri Gazi Mustafa Kemal'in kurduğu Meclis'in duvarına yazdığı gibi 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir'. Milletin egemenliğini yok sayanlara, milletin seçtiğini, milletin rızasıyla alamadığı bir ilçeyi alabilmek için, milletin seçtiği pırıl pırıl insanlara iftira atanlara, bir Cumhuriyet kadınını, Sinem Dedetaş'ı haksız yere tutuklayanlara söyleyecek sözümüz var. Üsküdar'ın söyleyeceği söz var, günü gelince bu milletin bu darbecilerle göreceği bir hesap var.
"157 bin oy alan Sinem Dedetaş cezaevinde, seçimi kaybedenler başkanlık makamında"
Bu güzel ilçemizi, 35 yıl hiç kazanamadık ama hiçbir zaman Üsküdarlıları suçlamadık. Hiçbir zaman sandıkta kazanamadığımız belediyeyi, baskıyla, tehditle, hileyle ele geçirmeye çalışmadık. Üsküdar'ın gönlüne girmek için sabırla çalıştık, doğruyu aradık, Sinem Dedetaş'ı aday gösterdik. Üsküdar karar verdi, Sinem Dedetaş'a 157 bin kişi oy verdi. Şimdi Sinem Dedetaş cezaevinde, seçimi kaybedenler başkanlık makamında. Yazıklar olsun.
Millet istedi, biz Erdoğan'ın ilçesi denilen Erdoğan'ın kalesi denilen Erdoğan için en önemli denilen yerde bir Cumhuriyet kadınıyla Üsküdar'ın tertemiz kararıyla, helal oylarıyla bu seçimi kazandık. Şimdi buradan Erdoğan'a sesleniyorum. Bu mu senin demokratlığın, bu mu senin cesaretin? Bu mu senin yüzün? Yazıklar olsun. Sandığı duymadın, meydanı duyuyor musun Erdoğan?
"Siyaset ve hukuk tarihinde görülmemiş bir rezalet"
Valilik ve adliye koridorlarında yaşanan kumpas, dünya siyaset tarihinde ve dünya hukuk tarihinde görülmemiş bir rezalettir. Önce, seçtiğiniz, kararı verdiğiniz belediye başkanımızı haksız, hukuksuz, ispatsız, mesnetsiz şekilde tutuklayabilmek için iftiralar attılar, gözaltına aldılar, haksız tutukluluk yaptılar. 5 Ağustos günü apar topar belediye başkan vekilliği seçimine giriştiler. Üçüncü turda bir büyük ihaneti gördük. Bir büyük ihanetle o gün belediye meclisi üyesi olarak bizim listelerimizden seçilmiş dört kişinin işbirliğini gördük. Aslında daha fazlasını hedeflemişlerdi, onun için o kumpası kurmuşlardı, o oyun o gün için tutmadı, yarıda kaldı. Gösterdiğimiz belediye başkanvekilimiz, partimizin oylarıyla son turda seçildi. Ancak kötülük durmadı. Ne yaptıklarını biliyorlardı. Daha fazlasına hazırlandılar. Sonucu bu kadar net olan bir seçimde buldukları bir mahkemeye, seçimi iptal ettirdiler ve yeniden seçim kararı aldılar.
"AK Parti'nin ampul bayrağıyla İstanbul'da şehir turu mu atacaktın?"
Vali ne yaptım diyor. Ne yapacaktın? AK Parti'nin ampul bayrağıyla İstanbul'da şehir turu mu atacaktın? Yazıklar olsun. Seni devletin valisi diye o makamda oturup da hükümetin valisi olana, AK Parti'nin il başkanından çok AK Parti'ye çalışan valiye yazıklar olsun.
Türkiye'de görevini devlete sadakatla yapan kaymakamlara, valilere sözüm yok ama gün gelecek, devran değişecek. Keser dönecek, sap dönecek, o gün AK Parti'nin il başkanlığını yapanlar hesap verecek. Tarihe utançla geçecek bir iş yaptılar. Dört transfer, iki tutuklamayla yaptırdıkları oylamada seçim kazandık diye övündüler. Gittik suç duyurusunda bulunduk. Buradan Üsküdar'ın AK Parti'ye, MHP'ye oy vermiş ama 'yalandan korkarım' diyen kim varsa ona söylüyorum.
Ahmet Başbaydar, terör örgütü üyeliğinden ceza alan 15 yıldır İngiltere'de olan oğlunu getirme sözü verdi Adalet Bakanlığı diye, 40 kişinin önünde itirafta bulundu. Cumhuriyet Başsavcılığı, eğer adının başındaki cumhuriyet adını hak edeceksen Ahmet Başbaydar'ı çağıracaksın, oğlunun durumuna bakacaksın. Hüseyin Kazan, 'Oğlum tutuklu, iyi halden yararlandırtmıyor, hapisten çıkamıyor' derken oğlu eylüle gelirken dışarıya çıkartıldı. Bunu soruşturacaksın. Ayhan Aydın telefonda ağlayarak 'Savcı tutuklamayla tehdit etti. Amine Cansu Çelik'i tutukladık, seni de alır koyarız diyor, hasta engelli çocuğum, eşim var, ben ne yapayım' diyor. Ertesi sabah savcı çağırıyor, 'O gün kafam karışıktı, ne dediğimi bilmiyorum' diyor. Tahsin Usta, ailesinin reddettiği... Eşleştirin bakalım Tahsin Usta'nın bazlarını, kimlerle... Çalıştığı iş yerinin sahibi iki gün önce savcılığa çağrılan, o gece kendisi savcılar tarafından aranan Onur Boyav, tutumunu değiştirdi, Üsküdar'ın iradesini fesada uğrattı, emanete ihanet etti. Suç duyurumuzu sonuna kadar takip edeceğiz, ya bunlardan hesap sorulacak, ya gün gelecek millet yetkiyi verecek, bunlardan hesabı millet sorduracak.
"Talimatını veren de aracılık eden de uygulayan da anayasal suç işlemiştir"
5 Ağustos'ta kazandığımız seçimden sonra yedi belediye meclis üyemiz, ki bunlardan biri seçimi yönetecek Meclis Başkanvekilimizdir, avukatsız gel diyerek, adliyeye çağrılmıştır. Kazanılmış seçimden sonra, yapılacak seçime doğru yedi belediye meclis üyesini savcılığa çağırıp, onlara telkinde, tehditte bulunmak, yargı erkinin yürütmenin emrine ve Üsküdar Belediyesi'nde görevdeki kişilerin aleyhine siyasete alet edilmesidir. Bunun talimatını veren de aracılık eden de uygulayan da anayasal suç işlemiştir. Bunu yapanların bu dünyada da öbür dünyada da iki elimiz yakasındadır.
Sinem Dedetaş'ı saygıyla selamlıyorum, 4 yaşındaki kızından koparılan, beynine pıhtı atan babası yoğun bakımda yatan ama iradesini satmayan Amine Cansu Çelik'i saygıyla selamlıyorum. Vaktiyle AK Parti'nin kuruluşunda emeği olan ama hileyi, desiseyi, haksızlığı, haramı görüp isyan eden ve tarihin doğru tarafında duran Ekrem Baki'yi saygıyla selamlıyorum. Ne tehditler, ne tehditler... Bunlara boyun eğmeyen, beni burada karşılarken gözlerinde cesareti gördüğüm Belediye Meclis üyelerimizin önünde saygıyla eğiliyorum. Belediye Meclis üyelerimiz tüm zorluklara rağmen tarihin doğru tarafında durmuş, partimizi utandırmamış, bizi Üsküdar'a mahcup etmemiş ve ayrı ayrı tarihe geçmişlerdir.
Bugünler gelir gider, sel gider, kum kalır. Ama Allah'a şükürler olsun ki bizim yanımızda 'AK Parti'ye geçeceğime onurumla hapis yatarım' diyen Sinem gibi yoldaşlarımız var. İzmit'te Fatma Kaplan Hürriyet var. Tanıdığım güne şükrettiğim Onursal Adıgüzel kardeşim var. Bir oyunuzu Sinem'e verirken, bir oyunuzu ona verdiğiniz Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu var. Bizim yanımızda bu dostlarımız, bu kardeşlerimiz, bu evlatlarımız varken, bu kahraman, bu cesur bu onurlu insanlar, onların yanında korkudan tir tir titreyen Tuzla'daki ismine layık olamayan Eren Aliler var, soy ismini hak etmeyen Çekmeköy'deki Orhan Çerkez var. Beykoz'un hiç özlemeyeceği, ilk seçimde defedeceği, Beykoz'un iradesini satan Özlem var. Onların yanında, yaşına başına güvenip Şile'yi emanet ettiğimiz, partisini ve Şile'yi satan Sacit Terzi var. Bize Sinemler, bize Ekremler, Ekrem Bakiler, Amine Cansu Çelikler yeter. Hainleri, satılmışları tepe tepe kullansınlar.
"O bir seçim başarısı değil, tükenmişliğin itirafıdır"
Üsküdar'dan madem ki ilçen ya, madem ki kalen ya, sakın şunu unutma. Sen istediğin kadar iradesine kapkaç yap, iradesini çalmaya çalış, Üsküdar o hesapları bozdu. Üsküdar bundan sonra ne senin, ne partinin kalesidir. Üsküdar milletin kalesidir.
Erdoğan'a sesleniyorum. Aydın'da topuklayan birisi AK Parti'ye katılmıştı. Bir gece mitinginde Erdoğan'a çağrıda bulundum, oralı olmadı. Ama geçen hafta Aydın'ın seçim anketi yayınlandı. Geçmişte rekor oylarla seçilen, sonra Aziz İhsan Aktaş tehdidiyle AK Parti'ye devşirilen, milletin gözünden, gönlünden düşmüş yerlerde sürünüyor. Yeni Parti, Aydın'da tek başına yüzde 50. Topuklayan efe, yüzde 18. Ben Üsküdar'a, ben Sinem Başkan'a, millete güveniyorum. Kendine güveniyorsan çık karşımıza yenileyelim seçimleri. Belediye meclisinde adam satın alarak, tehditle, şantajla, yargı gücüyle bir ilçeyi alıyorsan o bir seçim başarısı değil, tükenmişliğin itirafıdır. Kendine güvenen karşımıza çıksın. Dün çıkmış diyor ki Güneysu'da otobüsün camının içinden, 'İnşallah yaklaşan seçimleri atlatacağız'. Seçim, atlatılacak bir şey değildir. Hastalık atlatılır, kriz atlatılır, tehlike atlatılır, kaza atlatılır, seçim atlatılmaz. Atlatamayacaksın. Yaklaşan seçimi bir kriz olarak gören, bir tehlike olarak gören, atlatmak için kendince dua edene diyorum ki, emekli açlığı atlatmadan sen o seçimi atlatamayacaksın. Gençlerin ve ailelerinin gelecek kaygısı atlatılamıyorsa, vallahi atlatamayacaksın, billahi atlatamayacaksın, o seçimden kaçamayacaksın.
"Kimse endişe etmesin, enseyi karartmasın"
Buradan bir sözüm de tüm hastalığıma, yorgunluğuma rağmen cesaretimle, inancımla ve sizlere teminat vererek söylüyorum, birileri sosyal medyada bozgunculuk, moral bozukluğu yaratıp, önümüzdeki döneme ilişkin mücadele azmini kırmak için türlü oyunlar içinde olabilir, kimse endişe etmesin, kimse enseyi karartmasın, kimse korkmasın. Biz o sandığa varırız, o seçimi alırız. Biz, o sandığa varacağız, o seçimi alacağız.
25 yıldır tek başına iktidarda olan parti, üç çöküşü birlikte yaşıyor, yaşatıyor. Siyasi olarak çökmüştür, ahlaki olarak çökmüştür, memleketi ekonomik olarak çökertmiştir. Siyasi olarak çökmüştür çünkü artık arkasında milletin desteği yoktur. Artık iktidar değişikliği zamanlama meselesidir. Siyasi olarak çökmüştür çünkü bir ilçe belediyesini hileyle ele geçirmeye tenezzül edecek kadar güçsüzdür, güvensizdir. Ahlaki olarak çökmüştür çünkü seçilmişleri tehdit ederek, menfaat teklif ederek yanına çekmeye tenezzül edecek kadar küçülmüştür. Emeklisine 23 bin TL, asgari ücretlisine 28 bin TL verip, açlık sınırının 37 bin TL, yoksulluk sınırının 122 bin TL olduğu ülkede seçim sandığına giderken, her türlü hileyi, hurdayı göze aldığını gösterip, güya sizi, bizi yıldırmaya, milleti korkutmaya, iradesine yön vermeye çalışmaktadır.
"Yeni Parti'nin adını koyan, bütçesini yapan sizlersiniz"
Erdoğan ve AK Parti siyaseti, arkamızdaki 15 Temmuz Köprüsü'nün gerçekliği kadar tükenmiştir. Seçimi kazanmak için para arayan, onun için bu köprünün 30 yıllık gelirini, üç beş yıllık peşini bir kerede verene veren, doğmamış çocuğun hakkını, 30 yıl sonradan alan, siyasetine kaynak arayan bir iktidarın ayakta kalması mümkün değildir. And olsun ki, 59 TL'ye geçilen köprüyü satıp 250 TL geçiş yaptırmayı kafaya koyanlara, bunun parasını İngilize, Fransıza teklif edenlere, karşılığında 'bir beş yıl daha' diyenlere and olsun ki AK Parti'nin kara düzeni yıkılacak, Yeni Parti'nin yeni düzeni kurulacaktır.
Eski siyasetin pili bitmiştir, biz eskimiş, çürümüş, köhnemiş siyaseti geride bıraktık, milletin desteğiyle yeni bir yola çıktık, yeni bir parti kurduk. Yeni Parti'nin kuruluş talimatı millettendir. Yeni Parti'nin adını koyan sizsiniz, bütçesini yapan sizlersiniz. Yeni Parti Türkiye'nin yeni umududur. Eski siyaset, 'ben kazanayım' der. Yeni siyaset 'Millet kazansın' der. Eski siyaset, 'Ben gidersem ülke biter' diyor ama yeni siyaset, 'Sen gidersin Türkiye kalır, parti gider millet kalır, iktidar değişir cumhuriyet kalır' diyor.
"Üsküdar’ı belediye binasından ibaret sandılar"
İlk sandık geldiğinde Üsküdar’ın kararını yine Üsküdarlılar verecek. İstanbul’un kararını İstanbul verecek. Türkiye’nin kararını bu millet verecek. Ve o sandığın başında hiç kimsenin gölgesi olmayacak. Ne valinin ne savcının ne bakanın ne sarayın. Söz milletin olacak. Onlar Üsküdar’ı bir belediye binasından ibaret sandılar. Oysa Üsküdar haysiyet, edep, hüsnüniyet, zarafet, masumiyet, cesaret demektir. Üsküdar’ın ne olduğunu, Üsküdar’ı güya çok eski tanıyıp, şimdilerde unutanlara Üsküdar hatırlatacak. Sandığa kadar sabır, ondan sonrası selamet.
"Artık bütün demokratların birleşme vakti geldi"
Biz Yeni Parti’yi, ‘Partimizi elimizden aldılar. Bir partimiz olsun’ diye kurmadık. Biz Yeni Parti’yi iktidar olsun diye kurduk. Üsküdar’a müjdelerim ki eskiler, eskinin sahibi Erdoğan, eskiler, eskiler, onlar yolun sonundalar; yeniler, biz daha yolun başındayız. Artık saflar netleşmiştir. Yapılacak seçim, demokratlarla otokratlar arasındadır; Türkiye İttifakı ile darbe ittifakı arasındadır. Butlancılar ve darbeciler, otokratların safındadır. Arkadaşlarına atılan iftiralar üzerinden onlara prim vererek, partinin içinde iktidar arayanlar, Türkiye’nin muhalefeti olmaya razı olanlar; oyun bozulmuştur, Yeni kurulmuştur. Asla yenilmeyeceğiz. Biz kazanacağız. Artık bütün demokratların birleşme vakti gelmiştir. Üsküdar iyi bilir; ayrılıkta azap, birliktelikte rahmet vardır.
Biz, hepimiz korkuya karşı umudun, eskiye karşı yeninin mücadelesini veriyoruz. Sonu ne olursa olsun bu yolda kararlılıkla yürüdük, yürüyeceğiz. ‘Yaşasın demokrasi’. ‘Yaşasın Cumhuriyet’. ‘Yaşasın Türkiye’. Bu meydan yepyeni bir iktidarın, Cumhuriyet iktidarının, Atatürkçülerin, milliyetçilerin; devletini sevenlerin, özgürlüğünden taviz vermeyenlerin; zalimlere direnenlerin meydandır."
Kaynak: ANKA



