CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin "operasyonu inanılmaz önemsiyoruz" sözleriyle değerlendirmede bulundu. "Yıllardır süren kayıp dosyasında gerçeğin ortaya çıkmasını istediklerini" belirten Özel, "O dosyadaki cinayetle ilgili tüm sır perdesinin ortadan kalkmasını istiyoruz" dedi.
Özgür Özel, konuşmasının devamında, yeniden açılan Gülistan Doku dosyası üzerinden Akın Gürlek adına siyasal bir anlatı kurulmaya çalışıldığını öne sürdü. Konuya ilişkin gönderilen bilgi notuna değinen Özel, bu yaklaşımın eski Adalet Bakanlarını da ilgilendirdiğini savunarak "Olayın yaşandığı dönemde Adalet Bakanı Abdulhamit Gül idi. Sayın Gül, Akın Gürlek’in basın danışmanı sizin dosyayı raflarda beklettiğinizi iddia ediyor. Ardından görev yapan Bekir Bozdağ da bu söylemin muhatabı oluyor" ifadelerini kullandı. Özel söz konusu ifadelerin Yılmaz Tunç'u da ilgilendirdiğini ifade ederek "Bu not sizin haysiyetinize saldırdı” dedi.
Özgür Özel, "Türkiye ne zaman sıkışmışsa bir sandıkta nefes almıştır. Türkiye’nin bu ara dönemde bir nefese ihtiyacı vardır. Bu millet artık sözünü sandıkta söylemek, bir devri kapatmak, yeni bir devri başlatmak istemektedir. Bu ara dönemden çıkışın yolu ara seçimdir. Bu zor günlerde demokrasimiz için ara seçim, emeklimiz ve emekçimiz için ara zam olmazsa olmaz talebimizdir" dedi.
Akın Gürlek'in mal varlığı
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Özel, şunları kaydetti:
"Siyasi partileri ziyarette Siyasi Ahlak Yasası konusunda bir mutabakat var. Ve bu mutabakat tüm siyasileri kapsıyor. Kapsadıklarından bir tanesi de bugün Adalet Bakanlığı kürsüsünde, Adalet Bakanlığı koltuğunda oturuyor. Benim sözüm Adalet Bakanı’na değil. Ona başka bir sözüm olacak. Benim sözüm burada ID numaraları teker teker verilmiş 16 tane tapu var. Bu tapulardan herhangi birisinin bu ID numarasını bilhassa Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda girdiğiniz anda bu tapunun, bu taşınmazın hangi tarihte Adalet Bakanı’nın üzerinde olduğu görülüyor. Bu açıklamayı yapmamın üstünden neredeyse 1 ay geçiyor. O günden bugüne, 'Özgür Özel yalan söylüyor, bu tapular olmamış. Bizim bakan 190 yıl çalışsa alacağı maaşlarla gayrimenkulleri edinmemiş. Bir kısmını elinden çıkarmamış. Aktifi pasifi oradan gösterip kaçmamış' diyen yok. Bir tek şey var. Erdoğan’dan talimat var Akın Gürlek’e. 'Özgür Özel’in sorularına cevap verme.' Ben buradan bir kez daha 20’nci kez soruyorum Bakan Sayın Murat Kurum’a. Bu ID’leri girdiğinizde karşınıza çıkanlar benim anlattığım gerçekler mi değil mi? Bu millete karşı daha fazla nasıl susuyorsunuz?
"Birileri Adalet Bakanlığı’nda kendisini kabul yaratmaya çalışıyor"
En iyi Adalet Bakanları bürokrasiden, kürsüden gelmedi bu ülkede hep siyasetten geldi. En iyi Dışişleri Bakanları siyasetten geldi. En iyi İçişleri Bakanları hep siyasetten geldi. Şimdi AK Parti’de saatin vidasından beri partide olup da bürokrasiden gelenlerin altında olanlar hatta şimdi artık bakanlığı bırakın, bakan yardımcılığı bile savcı yardımcılıklarıyla, vekillikleriyle dolan bir siyasette AK Parti’de siyasete emeğin değersizleştiği bir süreç yaşanıyor. Şükür partimizde hiç olmadı, olmayacak. Türkiye siyasetinde bir ara dönemdir, mutlaka ortadan kalkacak. Ama bu tür kişiler gelince kendilerini kabul ettirmek için özellikle ve özellikle de hele hele bu ID numaraları izah edilemezken inanılmaz mal varlıkları izah edilemezken alınmış mallar kendisi üzerindekinden hariç ailenin, eşin, dostun, yakınların rütbe çalıştırılmış polis memurlarının, Çayyolu’ndaki İstanbul’daki bazı avukat bürolarının da ne halde olduğu hem bizce hem Erdoğan’ca bilinmekteyken birileri Adalet Bakanlığı’nda kendisini kabul yaratmaya çalışıyor. Onu yaparken de büyük bir yanlışın altına imza atıyorlar.
Gülistan Doku'nun kaybolmasına dair operasyon
Buradan çok net söylüyorum. 2020 yılından beri Tunceli’de kayıp Gülistan Doku için başta bu partinin kadın kolları Gülistan Doku’nun anneciği Bedriye Doku’nun feryadını duymuş. Ben Tunceli’de, Ankara’da genel merkezde, Ankara’da Meclis makamında hem ben hem benden önceki Genel Başkanımız Bedriye teyzeyi dinlemiş. Kaygılarına, endişelerine, şüphelerine hak vermiş. Onlarca heyetimiz Tunceli’ye gitmişler olarak bugün sabah Gülistan Doku cinayetiyle ilgili başlatılan operasyonu inanılmaz önemsiyoruz. Bir an önce hem suçluların cezalanması hem bugüne kadar kayıp kabul edilen o dosyadaki cinayetle ilgili tüm sır perdesinin ortadan kalkmasını istiyoruz. Keşke bir mucize olsa Bedriye teyze gerçeği arıyor, keşke evladına kavuşsa ama hiç olmazsa gerçeğe kavuşmasını ümit ediyoruz. Ve bu noktada da emeği olan savcılar, başsavcılar, jandarma, polis, hâkim kim varsa kim varsa onlara büyük başarılar diliyoruz. Bugüne kadar ilerlemeyen soruşturmalara nasıl tepki gösteriyorsak, şüphelere nasıl tepki gösteriyorsak şimdi de bu noktadaki çabaları o kadar destekliyoruz.
"Furkan Torlak bu sefer bize değil, sizin haysiyetinize saldırdı"
Ama bir şey yapıyorlar. Hani var ya İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’yken uyuşturucudan yakalanan, içeride duran, sonra bir anda bırakılan İletişim Başkanlığı'ndan kovulan, yanda tutulan, yetkisiz olarak Adalet Bakanlığı’nda oda verilen ve herkes için haysiyet cellatlığı bilgileri atan birisi bugün bilgi notu atıyor. Diyor ki 'Gülistan Doku’nun haberini Sayın Akın Gürlek’in talimatıyla operasyonun başladığını.' Bir, yargı bağımsızsa Adalet Bakanı kimseye talimat falan veremez. Adalet Bakanı yargı bağımsızlığı konusunda net bir tutum sahibi olur, ona göre davranır.
Arayıp da 'Şu dosyayı açın, operasyon yapın' diyemez. 'Yapıyorsunuz' diyenlere yıllardır, 'öyle şey mi olur? Yargı bağımsızdır, talimat mı alınır' diyordu. Bugün basın danışmanı şöyle bir not yolluyor. 'Sayın Adalet Bakanımızın talimatıyla soruşturmanın başladığının söylenmesi.'
İki, 'Akın Gürlek harekete geçti' ifadesinin kullanılması.
Üç, 'dosyanın tozlu raflardan indirildiğinin vurgulanması.'
Dört, 'Akın Gürlek’in yargıyı harekete geçirirken güçlü korunuyor imajıyla mücadele ettiği.'
Beş, 'ucu nereye giderse gitsin diye bir ifadenin bakanımızın ağzından ısrarla söylendiğinin haber metinlerinde yer almasını istiyoruz' diye.
Düşünün 6 yıllık bir anne var acılı 'ne oldu evladıma' sorusuyla ağlıyor. Yıllardır nöbetler tutuyor. Ve bu acıyı bir siyasetçinin üzerinden böyle bir şeyle konuşulması için bilgi notları uçuşuyor ve kendinden öncekilerin raflarda tozlandırdığı dosya derken olay olduğu gün Adalet Bakanı Abdülhamit Gül. Sayın Abdülhamit Gül, Akın Gürlek’in basın danışmanı ucunun nereye çıkarsa çıksın diye davranmadığınızı, dosyayı raflarda tozlandırdığınızı iddia ediyor. Sayın Bekir Bozdağ, Abdülhamit Gül’den sonraki Adalet Bakanı. Bugün yazılan bilgi notu bana karşı değildir.
Bugüne kadar bana, Ekrem Başkan’a yol arkadaşlarının haysiyetine kasteden onlarca bilgi notu gitti, sustunuz. Bugün yazılan bilgi notu Abdülhamit Gül’ün, Bekir Bozdağ’ın, Yılmaz Tunç’un ve bir bütün olarak AK Parti siyasetinin Gülistan Doku dosyasını kapattığını, şimdi gelip Akın Gürlek’in gereğini yaptığını ve şu anda o dosyada eli olanların da bunu onun talimatla yaptığını söyleyen ve hepinizin hem mesleki hem siyasi ahlaklarına dil uzatan bilgi notudur. Hadi bakalım Furkan Torlak bu sefer bize değil, sizin haysiyetinize saldırdı. Susun da göreyim. Susun da göreyim.
"Dışarıda olmaları hukukiyse o haysiyet cellatlığına ne gerek vardı?"
Bu arada altın rafinerisi operasyonu. 'Alkışlayın bakanımızı, dokunulmayana dokunuyor.' Can Holding, 'dokunulmayana dokunuyor.' Bilmem o kara para, şu para, bu para, elektronik para operasyonları dokunuyor. Teker teker hepsinden bir tane tutuklu kalmadı.
Soru şu: Eğer o kadar söyledikleriniz yalansa bu insanların tamamı çıkmışlar, malları iade edilmezse o haysiyet cellatlığını niye yaptınız bu insanlara? Yok söylediğiniz sözün gerçeklik payı varsa nasıl oldu da hepsinden çıktılar dışarıya? Bu nasıl bir anlaşma? Öbür tarafta bir tane gizli tanığın beyanıyla 15,5 milyon insanın oy verdiği cumhurbaşkanı adayı ve 20 arkadaşımız yalan beyanlarla, gizli tanıklarla içeride bu tarafta gösterdiğiniz, yapılan işlerin tamamından olanlar dışarıda. Dışarıda olmaları hukukiyse o haysiyet cellatlığına ne gerek vardı? Yok dedikleriniz doğruysa bunlar bu kabloyu senle ne arasında bağladı? Bunların tamamına hızlı bir şekilde cevap verilmesi gerekiyor.
"Tenezzül siyasetini önümüzdeki ilk seçimlerde hem Bursa hem Aydın yerin dibine gömecektir"
Siyasette bolca söyleniyor. 'Bu kadar dış tehdit varken iç cepheyi tahkim etmeli, birlik beraberlik içinde olmalıyız.' Bir yandan da 'bu kadar zorluk varken ara seçim istemeyin, savaş var' diyorlar. Anayasal hak, sesini duyurmak için milletin elindeki tek imkân ama savaş var konuşmayın. Öbür taraftan Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne operasyon. Cümle âlem biliyor ki Mustafa Bozbey’in bu döneminde bir şey bulamayan, 8 yıl öncesine giden 500 kişiyi dolandırmış bir meczubun ağzından iftira alanlar sırf Bursa’da Belediye Meclisi'ndeki çoğunluk ellerinde olduğu için 31 Mart 2024 tarihinde sandıkta alamadıkları Bursa’yı 31 Mart 2026’da cübbeyle, hâkim tokmağıyla almaya kalkmışlardır. Mustafa Bozbey’e karşı yapılan Bursa’daki darbenin Bursa da farkındadır. Cumhuriyet Halk Partisi de farkındadır. Bu artık siyaset değildir. Ya da siyasetse adı demokratik siyaset, yarışmalı siyaset değildir. Bu tenezzül siyasetidir. Kazanamadığı yere tenezzül etmişlerdir. Milletin vermediği yetkiye tenezzül etmişlerdir. Bu tenezzül siyasetini önümüzdeki ilk seçimlerde hem Bursa hem Aydın yerin dibine gömecektir. Yerin dibine gömecektir.
"Ümit Erkol, Ankara il başkanımız olduğu için tutuklanmıştır"
Bugün salonda 81 ilden 80’inin Ankara dışındaki illerimizin il başkanları var. Ümit Erkol, Ankara il başkanımız olduğu için tutuklanmıştır. Lamı cimi yoktur. Türkiye’de nerede bir kooperatif soruşturmasında tutuklama olmuştur. Kooperatifte imza yetkisi yoktur. Bugün çıkarmış birisi, 'bak Ümit Erkol’un imzası.' Diyor ki, 'Ben kooperatifin yönetimindeyim, imza yetkim yok.' Kooperatif karar defteri. Yönetimde olan karar defterine imza atar tabii. İmza yetkilisi demek, o kooperatif adına mal alan, mal satan, taahhütte bulunan yani dolandırıcılık suçu olacaksa ki olacak şey değil kooperatif içinde bu işin içinde olacak kişi değildir. O kooperatif yönetiminin tamamı masumdur. Hangi AK Partili kooperatif suçundan içeri girmiştir? Ya da Ümit Erkol bu dosyada CHP İl Başkanı olmasaydı acaba kendine tek bir soru sorulacak mıydı? Bunu gündeme getirmek gerekmektedir. Biz bugün il başkanlarımızla birlikte partimize yapılan çoklu saldırılar Ümit başkanımızın uğradığı haksızlığa karşı göstereceğimiz dayanışma için Olağanüstü İl Başkanları Toplantısı'nda olacağız.
Buradan Adalet ve Kalkınma Partisi’ne söylüyorum. İstanbul İl Başkanlığımıza güya kayyumsu bir organizma atladınız oraya, binasına saldırıyorsunuz. Kurultayına saldırıyorsunuz, il başkanına saldırıyorsunuz. Ankara’ya geliyorsunuz. Ankara’da İl Başkanımıza geçmişte 2 yıl önce yaptığı kooperatifçilik yöneticiliğinden tutukluyorsunuz. İzmir’in o zamanki İl Başkanını benzer suçlamalarla alıyorsunuz. Ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı 'senle baş edemiyorum adayını içeri atıyorum, başarılı belediye başkanlarını içeri atıyorum. Bir diğerine soruşturma izinleri vererek yıldırmaya çalışıyorum. 3 büyükşehirde senin il başkanlarını yani Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisinin genel başkanının oradaki vekillerini onun adına orada söz söyleyeni siyaset yapanı ele alıyorum. Çünkü senle baş edemiyorum, baş etmenin yolunu çirkeflikte buluyorum' diyorsunuz. Biz size bu çirkefliğin hesabını da soracağız. Size siyaset nasıl yapılıyor A’dan Z’ye, baştan sona, sondan başa, düzünden tersine bu kitabı size okutacağız. Hadi bakalım.
"Baş eğmeyeceğiz ama gerekirse başımızı vereceğiz"
Son sözüm şudur. Türkiye ne zaman sıkışmışsa bir sandıkta nefes almıştır. Türkiye’nin bu ara dönemde bir nefese ihtiyacı vardır. Bu millet artık sözünü sandıkta söylemek, bir devri kapatmak, yeni bir devri başlatmak istemektedir. Bu ara dönemden çıkışın yolu ara seçimdir. Bu zor günlerde demokrasimiz için ara seçim, emeklimiz ve emekçimiz için ara zam olmazsa olmaz talebimizdir. Yürüyeceğiz, durmayacağız, çalışacağız, yorulmayacağız. Gerekirse boynumuzu vereceğiz ama asla bunlara boyun eğmeyeceğiz. Türkiye’yi seviyoruz, partimizi seviyoruz. Genel başkanından en yeni üyesine kadar, milletvekilinden il başkanına kadar bu ülkeyi kurtarmak için boynumuz kıldan incedir, baş eğmeyeceğiz ama gerekirse başımızı vereceğiz. Bu ülkeye baş eğdiremeyeceksiniz. Tayyip Erdoğan’a söyleyin. Cumhuriyet Halk Partisi’nin 100 yıl sonra bir kez daha bu ülkeyi kurtarmaya ant içmiş neferleri var, evlatları var. Yolumuz açık olsun, yolumuz açık olsun. Yürüyelim arkadaşlar."
