CHP lideri Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu'nun mahkeme kararıyla genel başkanlığa gelmesinin ardından genel merkez binası önünde sergilenen ve üzerlerine 'haram parayla alınmıştır' yazılan iki araçla ilgili konuştu. Söz konusu araçlarla ilgili, CHP İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat dün "Genel Merkezimizin bahçesinde seviyesizce sergilenen iki araç da partimizin kendi parasıyla alınmıştır, tüm faturaları mevcuttur" açıklamasını yapmıştı. Bu açıklamanın ardından Sözcü'ye konuşan Kılıçdaroğlu'nun basın danışmanı Atakan Sönmez, "CHP envanterinden rastgele seçilen iki araç 'sembolik' olarak CHP Genel Merkezi önünde teşhir edildi. Kemal Bey ve yönetimi tarafından söz konusu iddialar ve CHP üzerine kayıtlı araçlar hakkında gerekli soruşturma yapılacaktır" demişti.
İzmir Buca Cezaevi çıkışında gazetecilerin bu konuya ilişkin sorularını yanıtlayan Özgür Özel şunları söyledi:
"O çok korkunç bir şey. Bu süreçle ilgili en büyük üzüntümü size ifade edeyim. Hadi bu butlan kararı oldu. Bu butlan kararını reddetmek... Hani Hikmet Çetin 'Reddederim, kapıda dururum, kimseyi sokmam, partiyi seçilmemiş kimse yönetemez' dedi ya. Partiyi seçilmeden yönetmeyi kabul etmek ayrı bir şey de yıllardır Cumhuriyet Halk Partisi'ne ve içerideki birçok tutuklu arkadaşımıza haysiyet cellatlığı yapan birisini ve bunu yapan kanalı koordine eden TGRT'yi koordine eden birisini tutup da basın danışmanı yaparsanız... Onun bir tane amacı var baştan beri. O CHP'ye zarar verecek.
"Partiyi seven, Kemal Bey'i seven biri bunu yapmaz"
Gitmiş iki araba koymuş, bir sürü iftirayı gerçek gibi sunmuş, paylaşmış. Koyduğu arabalardan biri Kemal Bey zamanında alınmış. Diğer araç birkaç ay önce alınmış, daha içi miçi de yapılmamış. Yalan yanlış şeyler yazmış. Sonra da olayın böyle olduğu ortaya çıkınca diyor ki... Hele hele Aziz İhsan Aktaş meselesi. Kemal Bey'e zırhlı bir araç getirilmiş İstanbul'dan. Kullanılmış, biz hiç görmedik. O aracı biz hiç görmeden devir teslimden sonra bir milletvekili alıp İstanbul'a götürmüş. O da dün çıktı ortaya. Aziz İhsan Aktaş'tan bir araç tahsisi varsa bizim yönetimimizden önceki dönemde yapılmış bir şey. Bunların hepsi ortaya çıkmış, diyor ki 'Ya ben o araçları misalen seçtim, öyle bir şey varsa diye söyledim'. Cumhuriyet Halk Partisi'ne böyle bir haysiyet suikastini yeni yönetimin TGRT'den gelme CHP düşmanı basın danışmanı yapar. Bir başkası yapabilir mi? Partiyi seven, Kemal Bey'i seven biri yapmaz. İnsan olan yapmaz bunu.
"Utanç duydum"
Olacak şey değil. Sanki TGRT'de bir gecelik yalan haber yaparmış gibi, partinin tabelası önünde, partinin araçlarıyla... Söylediği iki şey de yalan çıkınca 'İçeriden rastgele iki araç seçtik varsa diye, Kemal Bey araştıracak'. Utanç duydum yani, gerçekten utanç duydum. Olacak iş değil ama kılavuzu karga olanın, basın danışmanı TGRT'den olanın başına böyle şeyler gelir. Ama hepimizi kahreden bir durum."
"Butlan kararı mazbatamı elimden almıyor, ben seçilmiş genel başkanım"
Özel, Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP milletvekillerine gönderdiği ve grup toplantısı tarihinin henüz belirlenmediğini, kendisi bir talimat verene kadar grup toplantısının yapılmayacağını bildiren yazıyla ilgili ise şu görüşleri paylaştı:
Ben kurultaydan önce, daha doğrusu Sayın Kılıçdaroğlu milletvekili değildi, milletvekili grubumuzda oy birliğiyle grup başkanı seçilmiştim. 28 Mayıs 2023 seçimlerinin hemen ertesinde, yemin töreninden sonra. Ardından kurultayda aday olduk, yarıştık. Ben genel başkan seçildim, otomatikman grup başkanıydım. Aslında bu butlan kararı benim mazbatamı elimden almıyor. YSK da zaten mazbatayı iptal etmiyor, ettim de demiyor. Ben seçilmiş genel başkanım ancak butlan kararıyla bir tedbir kararı uyguluyorlar. O tedbir kararı benim ne milletvekilliğimi elimden alıyor ne genel başkanlığımı elimden alıyor. Sadece genel başkanlıkla ilgili bazı yetkileri mahkeme kararı kesinleşene kadar kullanamayacağım yönünde aslında tamamen hukuksuz bir karar var ortada.
Ama yine de biz tedbiren, bu sefer biz tedbiren 'grup başkanlığı boşaldığı takdirde ilk kapalı toplantıda derhal yenisi seçilir' hükmü gereğince, seçilmiş olan grup yönetiminin, benim değil grup yönetiminin çağrısıyla usulüne uygun olarak toplandık ve grup başkanlığı seçimini yeniledik. Bunu da Meclis2e bildirdik. Onlar da tescil ettiler, sistemlerine işlediler. Bu konuda herhangi bir şey yok. Buradaki maksat bu grup toplantısının bir kez daha başka zaman yapılması falansa o toplantı yapıldı. Grup başkanlığı bir şekilde boşalırsa o zaman yeniden yapılabilir.
"Genel başkan ile grup başkanının böyle bir hiyerarşisi yok"
Allah sağlık verirse şu anda grup başkanlığı boşalmıyor. Benim grup başkanlığından istifa etmek gibi bir niyetim yok. Ama amcam dün bu saatlerde yaşıyordu, bugün toprağa verdik. Eğer ona birileri ümidini bağlamışsa, bana bir şey olursa yeni başkan seçerler. Buradan sonra artık bu parti biraz daha gerginlik yaşasın isteyip, bu grup toplantısına ilişkin bir şeyler söylenmesini de doğru ve sağlıklı bulmam. Zaten Kemal Bey milletvekili olmadığı için grup başkanı olması mümkün değil. Grup seçimleriyle ilgili de grup yönetiminin bir iradesi olabilir. Genel başkan ile grup başkanının böyle bir hiyerarşisi yok. Biri grubu, biri partiyi yönetiyor. Öyle bir yazıya gerek de yoktu. Öyle bir yazının bir sonuç doğurmayacağını da meclis içtüzüğünü ve grup iç yönetmeliğini bilen herkes bilir. Ben de bu görevi en uzun süre yapmış kişiyim parlamento tarihinde. Boşu boşuna partide yeni bir gerginlik, yeni bir tartışma alanı... Her gün yeni bir doz tartışmadan kim ne medet umuyor, onu anlayabilmiş değilim."
Kaynak: Gazete Oksijen

