14 Ağustos 2022, Pazar
30.07.2021 04:30

“Bilgisayar başında çocukluk geçirmek çok kötü bir şey değil”

Çocuklarımızı genellikle “Bilgisayar karşısında çok oturma!” diye azarlarız, ya da oturdukları süreleri kısıtlamaya çalışırız. 1985 yılında Samsun’da doğan Arda Koyuncu’nun çocukluğu bilgisayar karşısında oyun oynayarak geçiyor ve kendisi bundan başarılı bir kariyer çıkarmayı başarıyor. Bu hafta Los Angeles’dayız. Konuğumuz Deadpool, Spiderman gibi Hollywood yapımlarında çalıştıktan sonra çocukluk hayali olan bilgisayar oyun sektörüne geçerek önce God of Wars’u yeniden yaratan ekipte yer alan, şimdi de dünyada ve Türkiye’de milyonlarca hayranı bulunan League of Legends’ın yapımcısı Riot Games’in art direktörü olarak çalışan Arda Koyuncu
Çizime ilgin ne zaman başladı? Küçük yaşlardan itibaren bilime ve sanata karşı ilgim vardı. Hem çizim yapar, hem de yapıp bozarak, deneyerek, neyin nasıl çalıştığını çözmekten hoşlanırdım. Çocukluğumda yeni nesil çizgi filmler çok popülerdi. O çizgi filmlerde, Hollywood filmlerinde ne gördüysem aynılarını çizmeye çalışırdım. Looney Tunes karakterleri, Batman, Superman gibi...  Bilgisayarla nasıl tanıştın? Bizim jenerasyondan birçok insan gibi benim de bilgisayar ile tanışmam Commodore 64 ve Atari ile oldu. Bu sayede çok erken yaşta İngilizce öğrenmeye, farklı kültürlere adapte olmaya başladım. İleriki yıllarda yurt dışında yaşama fikri bile bilgisayar oyunlarında gördüğüm dünya ile filizlenmeye başlamıştır. TV ve bilgisayar karşısında büyüdüm, diyebilirim. Annen “Oğlum kalk artık şu bilgisayarın başından!” demiyor muydu? Diyordu, tabii. “Anne bir şeye bakıyorum. Birazdan...” derdim. Bugün bile espri yapar annem “Hala bir şeye mi bakıyorsun?” diye. Benim bir farkım derslerimin iyi olmasıydı.  Bilgisayar mühendisisin değil mi? Evet aslında o da komik hikaye. Bilgisayar oyunlarına tutkum nedeniyle çocukken ne olacaksın diye sorulduğunda “bilgisayar mühendisi” derdim. En mantıklı kariyer planı bu geliyordu ve oldum da. Bilkent Bilgisayar Mühendisliği mezunuyum. Ancak mühendislik derslerinden daha çok, oyunlar, interaktif teknolojiler ve bilgisayar grafikleri ilgimi çekiyordu. O yıllarda okulda bilgisayar oyunun adı bile geçmezdi, kimse oyun sektörünü ciddiye almıyordu. Ben de Amerika’ya gelmeye karar verdim. 
Arda Koyuncu
Arda Koyuncu
Boşuna mühendislik okudun yani... O yıllar için evet. Bugün için hayır. Bilgisayar mühendisliği eğitimim, şu an işime yarıyor. Şimdiki oyunlar daha sofistike, daha gelişmiş ve tasarlarken mühendislik bilgisi gerektiriyor.  Neden Amerika?  İlgimi çeken bir diğer şey de, akademik çalışmalardan ziyade, kendi merak ettiğim projeleri araştırmak ve geliştirmekti. Örneğin bugün sanal gerçeklik gözlükleriyle ellerinizi kullanarak yaptığınız şeylerin ilkel bir versiyonunu yüksek lisans dersinde kendi kendime geliştirmiştim. Tasarlama aşamasında da işin pratik kısmının ve görsel çalışmaların beni heyecanlandırdığını fark ettim. Bir anda teknolojinin görsel kısmı benim için her şeyin ötesine geçti. Son senemde bu doğrultuda aldığım master dersinin hocası, konuya ilgimi ve kariyer arayışımı fark edince, beni Silikon Vadisi’ne yönlendirdi. Ben de San Francisco Academy of Art University’de güzel sanatlar yüksek lisansıma başladım.  İlk işini nasıl buldun?  Rekabetçi bir tip olduğum için yüksek lisansın henüz başında, şirketlerle irtibata geçmeye ve profesyonel işler almaya başladım. Okul bitmeden Google, Adobe gibi büyük teknoloji firmalarına işler yaptım. Bu şirketler hem beni geliştirdi, hem de sektörün nasıl çalıştığını anlamama yardımcı oldular. Çok çalıştım, okulu birincilikle bitirdim. Sonra da, dünyaca ünlü sinematik stüdyosu Blur Studio’nun sanat takımına karakter artisti olarak katıldım. Kısa zaman içinde de takımın başına geçtim. Karakter artisti ne demek? Filmlerde aktristler yer alır, biz de dijital aktristleri yaratıyoruz. Tasarımından, üç boyutlu hale gelmesine kadar... Anatomi, sanat, tarih bilgisine ve araştırma yetisine ihtiyaç duyulan bir meslek.  Deadpool, Thor, Spiderman gibi Hollywood yapımlarında çalışmıssın.. Evet. Deadpool ve Terminator filmlerinin yönetmeni Tim Miller, stüdyonun aynı zamanda sahibiydi. Birçok firmaya dağıtılan işlerden bir kısmı da kendi firması Blur Studio’ya geliyordu. Ben de, henüz 25-26 yaşlarında bu filmler için iş yapma fırsatı yakaladım.  Genç yaşta, önemli bir deneyim.  Tabii, müthiş bir deneyim. Angela Bassett, Alicia Vikander gibi Oscarlı isimlerle birebir çalışma fırsatım oldu. Angela Bassett’i Rainbow Six adlı oyun sinematikleri için dijital olarak yeniden yarattım. Alicia Vikander ile Epic Games’in teknoloji demosunu bir araya getirirken çalıştık. Kendisini 13-14 yaşlarında, bir İsveç folklor hikayesinin başkahramanı olarak yeniden tasarladım. Filmlerden bilgisayar oyunlarına geçişin nasıl oldu?  Oyun sektöründe çalışmak biliyorsunuz çocukluk hayalimdi ve eninde sonunda olacaktı. Blur Studio’daki dördüncü senemde Sony Playstation benimle irtibata geçti. Yeni bir proje üzerinde çalıştıklarını ve bir sanat takımı kurduklarını söylediler. Çok detaylı konuşmaya gerek kalmadan yeni God of War üzerinde çalıştıklarını anladım. Birkaç ay sonra Playstation çatısı altında Santa Monica Studios’da karakter artisti olarak işe başladım.  God of War gibi çok büyük bir oyunda çalışmak nasıl bir histi?  O günlerde, tam aradığım şeydi. Playstation 4 ömrünün sonuna geliyordu ve bu teknolojiyi sınırlarını zorlayarak ileri taşımak gerekiyordu. Hem mühendislikten, hem de film sektöründen geldiğim için bu sınırları zorlamak adına büyük keyifle çalıştım. Onun ötesinde çok büyük bir hayran kitlesi olan bir oyunu, baştan tasarlamanın sorumluluğu vardı üzerimizde. Nasıl bir sorumluluk? Yaklaşık üç senemi Kuzey kültürlerini, Vikingler’i ve buna bağlı mitolojileri araştırarak ve öğrenerek geçirdim. Yeni müzikler, yeni alfabeler, yeni bir moda yaratmamız gerekiyordu. Her gün karşımıza yeni problemler çıkıyordu, gecemizi gündüzümüze katıp çalıştık. İşin sonunda çabalarımızın karşılığını aldık; yaptığımız oyun gelmiş geçmiş en iyi birkaç bilgisayar oyunundan biri olarak anılıyor. Şu anda League of Legends’ın yapımcısı Riot Games’de Art Direktör olarak çalışıyorsun. Nasıl gelişti?  Blur’de çalıştığım günlerden beri Riot Games ile irtibat halindeydim. Yeni ve daha büyük sinematik işler yapmaya başladıklarında stüdyoya gelmişlerdi. Ardından birlikte çalıştığım birçok arkadaşım, Riot Games’e geçti. Ben de arkadaşlarımı görmek için stüdyoya gidip geliyordum. Birkaç sene önce de yeni kurdukları bir takım için beni çağırdılar ve o gün bugündür keyifle çalışıyorum. Riot Games’de bugüne kadar ne tarz projelerde çalıştın? İlk defa 2013 yılında League of Legends sinematikleri için Jax adlı karakteri ve geçtiğimiz yıllarda da K/DA müzik grubunun üyeleri Kai’Sa ve Evelynn’i bir araya getirdim. League of Legends dünya şampiyonası açılışlarındaki sahne gösterilerinde de başkarakter artist ve karakter sanat yönetmeni olarak takıma katkılarım oldu. Çizimlerin çok gerçekçi? Sırrın nedir? Merak diyelim. Benim yaptığım işin en sıra dışı yanlarından biri sanat ve teknolojiyi çok benzersiz bir biçimde birleştirmesi. Üretmediğim vakitlerde genellikle doğaya kaçıyorum, fotoğrafçılık ile uğraşıyorum. Fotoğrafçılığın gözümün ve algımın  gelişimine çok katkısı var. Işık ve renkler nasıl çalışıyor, neden farklı materyaller farklı görünüyor... Hem tekniğim, hem sanatım besleniyor. Amerika’da teknoloji alanında çalışmak isteyen çok genç var. Sence nasıl bir yol izlemeliler? Sanat ve teknoloji sektörü temposu çok yüksek bir sektör. Böyle bir kariyer arzuları varsa, genç yaşta denesinler. Yaş ilerledikçe bazı şeylere hem mental, hem fiziksel olarak ayak uydurmak zorlaşıyor. Ben bir yandan da birçok genç sanatçıya mentorluk yapıyorum. İnsanlara gerekli bilgiyi ve yöntemleri öğrettikçe, onların da başarıya ulaştığını görmek beni çok motive ediyor. Başarılı olanlarda da ortak özellikler görüyorum; eleştiriye açıklar, kendilerine karşı dürüstler, hatayı başkalarında aramıyorlar, mazeretler üretmiyorlar, kendilerini geliştirmeye devam ediyorlar.

Uçabilmek isterdim...

Çocuklarına “Kalk artık o bilgisayarın başından!” diyen annelere ne önerirsin?  Değişen ve gelişen teknolojileri çocukların merak etmesi çok normal. Önemli olan o meraktan faydalanarak çocukları doğru alanlara yönlendirmek. Artık finanstır, politikadır, mühendisliktir her şeyi bilgisayar başında öğreniyoruz. Bilgisayar başında çocukluk geçirmek sanıldığı kadar kötü bir şey değil. Çocuğunuzun kariyerine büyük katkısı olabilir. Senin bir süper kahraman gücün olsaydı ne olmasını isterdin? Uçabilmek isterdim, kulağa çok özgür geliyor.