22 Mayıs 2022, Pazar
26.11.2021 04:29

Kulaçların efendisi çıtayı hep yükseltiyor

San Francisco’da doğuyor, Tahran’da büyüyor. Öğrenciyken gönül verdiği yüzme sporu, yıllar sonra ders vermek üzere gittiği Kolombiya’da tekrar karşısına çıkıyor. İlk açık deniz yüzüşünü, bir triatlon yarışında Johnny Cay Adası’ndan Karayip Denizi’ndeki San Andres Adası’na yapıyor. Kanlıca-Kuruçeşme arası, Kaş-Meis arası, İrlanda-İskoçya arası derken, en son geçen ay yüzücülerin Everest Dağı olarak bilinen ve en tehlikeli açık deniz rotalarından biri olan 34 kilometrelik Catalina Kanalı’nı 15 saatte yüzerek geçiyor. Bu hafta İstanbul’dayız. Konuğumuz Sabancı Üniversitesi Operasyon Yönetimi ve İş Analitiği hocası Prof. Dr. Raha Tabatabaei. Tabatabaei ile açık denizlerde gerçekleştirdiği uzun yüzüşlere nasıl hazırlandığını, korkularını nasıl yendiğini, bu sporun iş hayatına nasıl yansıdığını konuştuk. Sizi tanıyabilir miyiz?  1978’de anne ve babamın yüksek lisans eğitimi için bulunduğu San Francisco’da doğdum, Tahran’da büyüdüm. İran’ın en iyi teknik üniversitesi olarak bilinen Sharif Teknoloji Üniversitesi’nde endüstri mühendisliği eğitimi aldım. Profesyonel yüzmeye de yine bu üniversitedeyken başladım. Yüzme takımının bir üyesi olarak 4 yıllık lisans eğitimim boyunca yarışlara katıldım. Mezun olduktan sonra bir otomotiv firmasında kalite mühendisi olarak çalıştım, işimi gerçekten seviyordum fakat yüzmeye hiç zamanım kalmıyordu. Daha sonra master ve doktora için ABD’ye gittim.  İran’da aileniz var mı? Annem, erkek kardeşim ve ailemin geri kalanı Tahran’da yaşıyor. Pandemiden önce sık sık İran’a gidiyordum. Aileme yakın olmak Türkiye’ye taşınmamdaki ana amaçtı, ama buraya taşınmak hayatıma başka güzellikler de getirdi. Açık denizlerde yüzmek gibi... Yüzmeyle tekrar ilgilenmeye ne zaman başladınız? 2009’da, Universidad de Los Andes’de ders vermek üzere ABD’den, Kolombiya’nın Bogota şehrine taşındım. Orada triatlon sporuyla tanıştım. İlk açık deniz yüzüşümü Kolombiya’da triatlon yarışında yaptım ve Johnny Cay Adası’ndan Karayip Denizi’ndeki San Andres Adası’na yüzdüm. Bu yüzüşü bitirdikten sonra artık ne yapmak istediğimi biliyordum: Açık denizlerde yüzmek! Ama o zamanlar bunun bir spor olduğunu ve bu sporla ilgilenen büyük bir insan topluluğu olduğunu bilmiyordum. Ne zaman bu tutkunuzu profesyonel boyuta taşıdınız? Türkiye’ye geldiğimde. Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı’nı duydum ve benimle beraber yüzecek kişiler aramaya başladım. Sonunda bir antrenörle tanıştım. Kendisi yarışa hazırlanmama yardımcı oldu ve tüm hikaye aslında böyle başladı. İlk uzun yüzüşünüz? 2017’de Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı’nda, Kanlıca’dan Kuruçeşme’ye Boğaz’ı yüzerek geçtim. Yaklaşık 6 kilometrelik mesafeydi ama akıntının yardımıyla 3-4 kilometre gibi hissettim. Bana yetmedi, daha uzun mesafelerde yüzmek istiyordum. Açık deniz yüzücüsü için Türkiye cennet gibi bir yer! Sonrasında Akdeniz ve Ege’de pek çok defa 5-10 km’lik yarışlara katıldım. Kaş’tan Yunanistan’ın Meis Adası’na yüzdüğüm yarışta birinci oldum. İstanbul’da Suadiye, Fenerbahçe taraflarında düzenli olarak yüzüyorum. Bazen de Kilyos, Kireçburnu’nda veya Şile’de... İrlanda’dan İskoçya’ya dört kişilik bir ekiple bayrak yarışı yüzdünüz. Anlatır mısınız?  Aslında Kuzey Kanalı’nı yüzerek geçen ilk Türk olacak yüzücü arkadaşımızı desteklemek amacıyla İrlanda’da bulunuyorduk. Arkadaşımızın yüzüşü için havanın düzelmesini beklerken bir yandan da soğuk denizde (12-14 derece) antrenman yapıyorduk. Bayrak yarışı yüzüşünü kendi aramızda şaka olsun diye konuşmaya başlamıştık. Bunun üzerine pilotaj şirketi ekipçe yüzebilmemiz için müsaitlik olduğunu söyledi. Neredeyse şok halinde, aynı gün bayrak yarışına hazırlanmaya başladık. Muhteşem bir deneyimdi ama başlangıçta çok korktum; su çok soğuktu ve o bölgede yaşayan aslan yelesi, deniz anaları gerçekten çok korkunçtu. İnsan soğuk suya nasıl alışıyor?  Soğuk suda yüzmeyi çok seviyorum. İstanbul’da tüm yıl boyunca, kar yağarken bile antrenman yapıyorum. Böylece insan alışıyor. Soğuk havalarda uzun süreli yüzmek için en kritik şey sağlıklı bir vücut yağı düzeyine sahip olmak.

12 Ekim'de Catalina Kanalı'nı aşan Tabatabaei, gece yarısından önce başladığı yüzüşünü ertesi gün öğlen tamamlamış.
12 Ekim'de Catalina Kanalı'nı aşan Tabatabaei, gece yarısından önce başladığı yüzüşünü ertesi gün öğlen tamamlamış.
En son Catalina Kanalı’nı 15 saatte yüzerek geçtiniz. Neler yaşadınız?  Bu yaz 3 yıldır üzerinde çalıştığım Manş Denizi’ni yüzerek geçecektim. Ancak pandemi nedeniyle İngiltere’ye gidemedim. Bunun üzerine antrenörüm (Meksikalı Nora Toledano) bana Catalina’yı önerdi. Manş Denizi için yapmış olduğum tüm çalışmayı Catalina’ya aktardım. Ada, California açıklarında Long Beach’e yakın bir yerde bulunuyor. Ana kara ile arasındaki en kısa mesafe 21 mil (34 km). Gece rüzgar daha az olduğu için yüzmeye karanlıkta, saat 23.06’da başladım, gece ve gün boyunca yüzdüm ve saat 14.15 civarında da yüzmeyi tamamladım. Mental ve fiziksel olarak nasıl hazırlandınız? Fiziksel hazırlık kısmı daha kolay. Antrenörünüz size bir plan veriyor ve onu takip ediyorsunuz. Yorulunca mola veriyor, kaldığınız yerden devam ediyorsunuz. Tahminen geçtiğimiz yıl boyunca Catalina için 700 saat kadar antrenman yapmışımdır. Fakat mental hazırlık kısmı çetrefilli. Bazen stres sizi ele geçirebiliyor “Yapamayacağım” diyorsunuz. Zihniniz tehlikeden korumak için size türlü oyunlar oynuyor.  Ne yapıyorsunuz bu tip durumlarda? Kendimle konuşuyorum, büyük yüzüşü gözümde canlandırıyorum, meditasyon yapıyorum, daha önceki başarılarımı kendime hatırlatıyorum.  Zorluklar yaşandı mı peki? Bir gece öncesinde fırtına olduğu için deniz beklediğimizden soğuk ve dalgalıydı. Hayatımda ilk kez yüzmeye başladıktan birkaç saat sonra dişlerim takırdamaya başladı. Dalgalardan midem bulandı ve bir süre boyunca her yemek yediğimde kusuyordum. Ama güneş doğduktan sonra her şey düzelmeye başladı ve gündüz çok eğlenerek yüzdüm. Dinlerken ben zorlandım. Korkmadınız mı? Suda oldukça sakinimdir. Suyun beni koruduğuna ve en iyi dostum olduğuna inanırım. Deniz hırçınlaştığında, hep kendime suyun bana zarar vermeyeceğini söylerim. Tabii ki her zaman güvenlik önlemlerine uyarım, yanımda her zaman bir destek botu bulunur. Çok disiplin isteyen bir spor bu. Evet, tüm sporlar gibi odaklanmayı, kararlı bir şekilde antrenman yapmayı, başarısız olduğunuzda, hasta veya yorgun hissettiğinizde bile bırakmamanızı sağlayacak sağlam bir zihne sahip olmayı gerektiriyor.  Haftalık rutinleriniz ne? Antrenman, beslenme gibi... Haftada 6 gün antrenman yapıyorum. Bazen bir saat, bazen altı saat. Ayrıca egzersiz de yapıyorum. Protein, sebze ve karışık karbonhidratlardan oluşan sağlıklı bir beslenme düzenim var. Özel bir diyetim yok. Akademisyenlerin herhangi bir spor dalında bu kadar başarılı olmasına alışkın değiliz. Yüzmek işinize nasıl yansıyor? Yüzme bana hem eğitim hem de akademisyenlik hayatımda, sabırlı, titiz ve kararlı olmayı öğretti. Uzun yarışlar aylar, kimi zaman da yıllar öncesinden başlayan çok büyük bir planlama gerektiriyor. Odaklanma ve amaca yönelik sürekli çalışma gerektiriyor. Başarısız olunca bir sonraki gün yeniden ayağa kalkmak ve antrenmana dönmek gerekiyor. Bu durum, yazdığınız bir makalenin hakemler tarafından reddedilmesi ve yerden yere vurulması sonrasında ertesi gün tekrar oturup üzerinde çalışıp tekrar sunmak gibi. Bunun yanında yüzmek bana huzur veriyor, sakinleştiriyor. Çalışmaktan yorulduğumda veya stres olduğumda sığındığım bir liman. Sanki su üzerimdeki bütün negatifliği alıp götürüyor. Havuzdan veya denizden her zaman yüzüm gülerek çıkıyorum!  Hedefleriniz ne?  Bir gün Manş Denizi’ni yüzerek geçmeyi ümit ediyorum ama destek botu rezerve etmek için çok uzun bir bekleme listesi var. Ne zaman mümkün olacak, göreceğiz. Ayrıca New York’ta Manhattan civarındaki 20 köprünün altından yüzerek geçmeyi ve Cebelitarık Boğazı’nı yüzerek geçmeyi isterim.