23 Mayıs 2022, Pazartesi
10.12.2021 03:08

"Öze dönüş için ideal adres Kapalıçarşı"

Son yılların dünyadaki gözde hazır giyim markalarından birini yaratan Gül Ağış, her koleksiyon öncesi ‘merkeze dönmek’ için Kapalıçarşı’ya gittiğini anlatıyor ve ekliyor: "O karmaşanın içinde dinginleşiyorum"

Milano Istituto Marangoni’de moda tasarımı okudu ve Politecnico Di Design Üniversitesi’nde moda tasarımı yüksek lisansını tamamladı. Uzun yıllar Milano’da, Costume National’da tasarımcı olarak görev yaptı. 2010 yılında kendi hazır giyim markası Lug Von Siga’yı yarattı. Hikayesi olan, kendi deyimiyle “toplumsal hafızamızı” ve kültürümüzü kullanarak yarattığı tasarımları bugün İngiltere’den Hong Kong’a, İtalya’dan Amerika’ya ünlü mağazalarda satılıyor. Bu hafta İstanbul’dayız. Konuğumuz Lug Von Siga’nın kurucusu ve Kreatif Direktörü Gül Ağış. Ağış ile sıra dışı hikayeleri olan tasarımlarını, Milano’da açacağı yeni mağazasını ve Covid’den nasıl etkilendiğini konuştuk. Milanoda moda tasarımı okumak sizi nasıl besledi? 16 yaşında henüz lise öğrencisiyken Paris Esmod Moda Okulu’nu kazandım. Annem tek başıma yurt dışında yaşamak için küçük olduğumu düşünerek göndermedi. Ben de edebiyat sevdiğim için İngiliz Dili ve Edebiyatı okudum. Fakat çizmeye devam ediyordum. Hindistan’a gidip bir bavul kumaş ve boncukla dönüp yakın çevreme giysi dikiyordum. Bu artık o kadar güçlü bir histi ki, okulunu okumam gerekiyordu. Hazır giyim okumak üzere Milano’ya gittim. Tabii etrafımdan “Yüzlerce yetenek gidiyor oraya. Sen nasıl öne çıkacaksın? Nasıl iş bulacaksın?” diye motivasyonumu kırmaya çalışanlar oldu Nasıl öne çıktınız? Önce iç sesimi dinleyerek, başarısız olabileceğime dair laflara kulak asmayarak. Çünkü biliyordum başaracağımı, hatta görüyordum. Sonra kültürüme sahip çıkarak. Ben Türkiye’den geliyorum. Desenler, motifler, nakışlar ülkesinden... Kısa sürede okulda öğretmenlerimin dikkatini çektim. Ama çekene kadar zorlandım tabii. Gece yarılarına kadar çizim yaptım, dikiş diktim. 72 saat uyumadan defileye hazırlandığımı hatırlıyorum. Kendi markanız Lug Von Sigayı ne zaman kurdunuz?  O dönem Moda Tasarımcılar Derneği Başkanı olan yakın zamanda kaybettiğimiz sevgili Bahar Korçan ile Paris’te tanıştık. Orada kafamda kendi markamı kurma fikri şekillenmeye başladı. Çevremde herkes kutür yaparken, ben hazır giyime odaklanmak istedim. Hazır giyimi tek başına yapmak, satacak lokasyon bulmak zor bir şey. Yatırımcım filan da yok. Yine “Nasıl yapacaksın?” diyenler oldu. Rahat, şık, günlük giyilebilen ve hikayesi olan kıyafetler yaratmak üzere 2010’da Lug Von Siga’yı kurdum.  Hikaye neden önemli? Edebiyat okuduğum için hikayesi olmayan, bir şey anlatma derdi olmayan bir tasarım düşünemiyorum. Lug Von Siga’nın ilk koleksiyonu “Küresel ısınma” üzerineydi. Bundan 11 yıl önce kimse konuşmuyordu iklim krizini. Mısır püskülü, bambu, kenevirden üretilen çok güzel, rahat kumaşlar buldum. Galata Moda’da posterlerle iklim krizini anlatmaya çalıştım. Modacı arkadaşlarım ışıl ışıl gece kıyafetleri sergilerken ben cam şişelerden stant yaptım. Başka ne hikayeler var?

Ağış'ın vegan kumaşlarla hazırladığı koleksiyonunun çekimi, Bayburt'taki Baksı Müzesi'nde yapıldı. Çekimde Can Dağarslanı analog fotoğraf makinesi kullandı.
Ağış'ın vegan kumaşlarla hazırladığı koleksiyonunun çekimi, Bayburt'taki Baksı Müzesi'nde yapıldı. Çekimde Can Dağarslanı analog fotoğraf makinesi kullandı.
Töre koleksiyonu, kadın hakları, kız çocuklarının Anadolu’da genç yaşta evlendirilmesi üzerineydi. Çeyizlik yorganlar çıktı, aynalar ters çevrildi. Beykoz Kundura’da gerçekleştirdiğimiz koleksiyon çekimlerinden, fotoğrafçı Ayten Alpün “Gözyaşlarım şahidimdir” diye bir sergi yaptı. Farklı disiplinlerden sanatçılarla iş birliği yapmayı seviyorum.  Tasarımların ne kadarı giyiliyor?  Satılabilir platforma taşırsanız, ulaşılabilir bir fiyat politikası izlerseniz giyilebiliyor. Özgün bir iş yaparak ve farklı durarak markamızı Saks Fifth Avenue, Net a Porter, Neimann Marcus, Matches, Harvey Nichols, Moda Operandi, Shopbop, Yoox gibi noktalarda satışa sunmayı başardık. Dünyada 60 satış noktasındayız. Yurt dışına en çok satış yapan ilk üç Türk markasından biriyiz. En son zaman”a odaklanmışsınız. Bu da pandemiden sonra oldu değil mi? Pandemi döneminde eski ile yeninin, geçmişle geleceğin, yavaşla hızlının arasındaki bağlantıyı sorguladım. Ünlü filozof Henri Bergson gibi zamanı objektif, matematiksel bir olgu olarak kabul etmek yerine, süre ve bellek ile ilişkilendiren, geçmiş, bugün ve gelecek şeklinde parçalı bir kavram değil bir bütün, “yekpare, geniş bir an” olarak kabul ettim. Doğaya döndüm, yavaşladım, sakinleştim. Nasıl yansıdı bu tasarımlara? Vegan kumaşlardan yaptığım koleksiyonu Can Dağarslanı analog fotoğraf makinesiyle çekti. Bir hafta fotoğrafların çıkmasını bekledik. Sonra zamana odaklandık. Çekimleri de adeta bir uzay gemisinden, Anadolu’nun kalbine, bir hiçliğin ortasına inmişsiniz havası yaratan Baksı Müzesi’nde yaptık. Geleneksel saç pamuklu brode nakış tekniği ile üretilen işlemeli kumaşlar, tülbent üzeri kafes işlemeli Osmanlı lale motifleri ve üç boyutlu işlemeler Baksı Müzesi’nde geçmişin ve geleceğin zanaatkarlığını bir potada eritti. Geleneksel ve çağdaş birbirine karıştı. Geleneksellik her tasarımınızda var değil mi? Türk köklerimden gelen geleneksel öğeleri, folklorik detayları, kumaş işleme tekniklerini ve işlemeleri kullanmayı seviyorum. Yabancılar bizim kültürümüze daha çok sahip çıkarken, bizim gitgide uzaklaştığımızı görüyorum. Şu an moda dünyasındaki en güçlü olan iki konuyu ben markamı kurduğumdan beri uyguluyorum. Biri sürdürülebilir tasarım yapmak, ikincisi geldiğim kültürü kullanmak. Kolektif hafızamdaki, DNA’mdaki bilinci aktarıyorum tasarımlarıma. Her koleksiyon öncesi topraklanmak, merkezime dönmek için Kapalıçarşı’ya giderim. O karmaşanın içinde dinginleşiyorum, özümü buluyorum.  Hedefler ne? Yatırımcısız, tek başına bir kadın tasarımcı olarak bu markayı Türkiye’den çıkartıp dünyada bu kadar çok satış noktasına ulaştırabilmem mucize gibi bir şey. Lokalliğimiz içinde çok büyüdük ama İstanbul’dan bir yere kadar büyüyebiliyorsunuz. Amerika ve İngiltere’deki showroom’larımızın ardından, yakın zamanda Milano’da bir ofis açmaya hazırlanıyoruz. Hedef Lug Von Siga’nın satış noktalarını daha da artırmak ve hazır giyimde dünyanın en ünlü markalarından biri yapmak.