25 Eylül 2022, Pazar
09.04.2021 06:00

Seyahat etmiyoruz ama hepimiz evde Jet Lag yaşıyoruz, nasıl mı?

Gece özellikle cep telefonlarımıza, bilgisayar ekranlarımıza çok baktığımızda, uykusuz kaldığımızda ve geç yediğimizde vücut saatimizin ayarlarını bozarız

Jet Lag terimini kıtalar arası seyahat edebildiğimiz günlerde, alıştığımız iç saatimiz ile gittiğimiz ülkenin saati arasındaki farkın yarattığı bir durum olduğunu biliyoruz. Sorun sadece uyku saatimizin değişmesi değildir; sindirimimiz, moodumuz, enerjimiz, dışkılamamız hepsi bu yeni saate kendini ayarlamakta zorlanır. Vücut kendini bu yeni saate uyarlar, fakat bu zaman alır.  Vücudumuzun iç saati kendini günde ancak 1 saat ileri geri ayarlayabilir. Yani gittiğimiz ülke ile fark kaç saat ise, düzelmek için  o saat kadar güne ihtiyacımız vardır. Hele düzeltemeden geri döndüysek işler tam karışır; günlerce uyku uyuyamayız, sindirim sorunlarımız, yorgunluğumuz olur. Bunla kalsa iyi, tüm bağışıklığımız da bundan etkilenir. Uzun seyahatler sonrası grip olmak, uçuk çıkarmak sık yaşanır. Jet Lag kavramı neden var; çünkü bir iç ritmimiz var. Buna Sirkadyen Ritim diyoruz. Vücuttaki tüm işleyiş bu ritme göre ayarlı. Her organın, her hücrenin üzerinde iç saati gösteren reseptörler var. Sabah kalkıp gün ışığını gördüğümüz an bu saatler, beyindeki ana saat merkezi tarafından kuruluyor. Hepsi aynı zamanı gösteriyor. Böylece vücuttaki işleri günün hangi saatinde yapacaklarına dair organlara birer ‘to do list’ veriliyor. İç dengede en önemli konu tüm vücudun iç saatlerinin, dışardaki güneşin döngüsüne göre ayarlanması. Tekrar vurgulayalım: Saat ayarı güneşe göre yapılıyor. Biz uyuma-uyanma döngülerimizi bozduğumuzda güneşe ayarlı iç saat bozluyor. Ama bu sedece seyahatte olmuyor.  Her gece Jet Lag yaşıyoruz !! Ve bunların farklı isimleri var. Sosyal Jet Lag: Bu dönem belki pek olmuyor ama eskiden sosyal hayatımızın yaratttığı bir Jet Lag türüydü. Geç saatlere dek dışarda sosyalleşerek, geç yiyip geç yatarak aslında Jet Lag olurduk. Bu günlerde dışarı çıkamasak da evlerde geç saatlere kadar sohbet ortamları da birer sosyal Jet Lag sayılır. Covid Jet Lag’i: İşte bu günlerde en yaygın Jet Lag sebebimiz. Hepimizin uyku – uyanıklık döngüleri şaştı. Giderek daha geç yatan, sabah uyanamayan, veya çok erken uyanıp tekrar uykuya dalamadığımız için günü uykusuz geçiren kişiler olduk. Bu hem pandemi stresi hem evde kalma, evden çalışma süremizin uzamasıyla oldu. Elbette buraya TV ve Netflix Jet Lag’lerini de eklemeliyiz. Covid İnsomia tabiriyle bir uykusuzluk tanımı var artık. Covid sebepli uykusuzluk, stres kaynaklı zannedilse de, uyku saatlerimizi ufak ufak ileriye kaydırdığımız için oldu.  Elektronik dijital Jet Lag: En önemlisi bu.  Çünkü genç, yaşlı herkes sadece televizyona değil tüm elektronik aletlerlerle gece de muhatap. Aslında evdeki lambaların ışığı bile iç saat bozucu ama elektronikler liste başı. Çünkü saldıkları ışık, sirkadiyen ritim bozucu renkte. Bu renk parlak mavi. Gözlerimiz sadece görme işlemi için kullanılmaz, gözde günün zamanını ölçen reseptöler de var. Gözün sirkadiyen ritmi ayarlayan reseptörleri, melanopsin isimli bir fotoreseptördür. Melanopsinin görevi şekil algılamak değil, güneş ışığının renginden dalga boyunu  anlayarak günün hangi saatinde olduğumuzu beyindeki asıl zaman ölçer olan merkeze bildirmektir. Sabah saatlerinde ve öğlene kadar güneşin gökkuşağı renklerinde mavi yoğun iken, akşamüstü sarı turuncu artar. Vücut bu ışık dalga boylarına göre saati bilir. Gece parlak mavi elektroniklere bakmak vücuda gece olmadığı sinyalini verir. Uyku gelmez. İşte size elektronik Jet Lag. Akşam yemeği Jet Lag’i: Tüm sindirim sistemi, sirkadiyen saat ayarlamasını gündüze göre yapmıştır. Bunlar genlerimize kayıtlı bilgiler. Ancak gece yemek, sindirimin iç çalışma düzenini daha doğrusu iç dinleme düzenini bozar. Bu da bir Jet Lag’dir. Asıl soru şudur: Zaman neden hızlanır? Gece göze parlak ışık geldiğinde, geç yattığımızda, geç yediğimizde sirkadiyen döngümüz, olması gereken 24 saatlik periyodları kısaltır. Yani tüm vücut 24 saat yerine daha kısa gün döngüleri yaşar. Bunun sağlığımızı bozmasını bir yana koyalım ve şu soruyu soralım: Bu durum ‘Zaman neden artık çok hızlı akıyor?’ sorusuna cevap olabilir mi? Bence evet.  Biyolojik zaman sirkadiyen saate uyarsa gün tam 24 saat olur, yoksa iç saat daha kısa döngülerle akar, 1 günde 2 gün yaşlanmış oluruz. Vücut günde 1 saatlik iç saat ayarlaması yapılabildiğine göre, uyku saatimizi olması gereken 23.00’e alarak zamanı yavaşlatmaya başlayabiliriz.