26 Mayıs 2024, Pazar Gazete Oksijen
16.04.2021 06:00

İnsanlığın daha yükseğe yolculuğu

15 Nisan, tarihi bir rekorun yıldönümüydü. Bu yazıda 51 yıldır kırılamayan ama üç sahibinin o sırada can derdinde olduklarından tadını pek çıkaramadıkları bu rekora giden yolu anlatacağım. Uzaktan akrabalarımız olan kuşların aksine, bizim atalarımız milyonlarca yıl “yere yapışık” yaşadılar. Uçmayı hayal edenler oldu elbet, fakat bu deneyimi yaşamak isteyen insanların yüksek bir yere çıkıp kendilerini aşağı bırakmaktan başka seçeneği yoktu. 1783’e dek. Joseph ve Étienne Montgolfier, 16 kardeşin 12 ve 15’incileriydi. Ev yapımı paraşütüyle çatıdan atlayıp sağ kaldıktan sonra uçma tutkusu alevlenen Joseph, kurumaları için altlarında ateş yakılmış çamaşırların sıcak havayla şişip yükselmesinden esinlendi ve kardeşini de yanına alarak uçan makine deneylerine başladı.  Isınan hava genleşir, yani sıcak hava, aynı hacme sığan soğuk havadan daha hafiftir. İçi ısıtılmış havayla dolu bir balon bu yüzden çevresindeki normal sıcaklıktaki havadan daha az yoğundur. Yoğunluğu ortamdan az olan cisimler yükselir. Bunları elbette biliyorsunuz ama 4 Haziran 1783’te Montgolfier kardeşlerin Annonay kasabasında yaptıkları ilk halka açık (insansız) denemeyi izleyenler neye uğradıklarını şaşırmışlardı.

İlk yolcular ördek ve horozdu

Acaba bizim gibi yere yapışık hayvanlar bu müthiş taşıtların çıkabildikleri yüksekliklerde yaşayabilir miydi? Bu soruyu yanıtlamak için 19 Eylül’de Versailles Sarayı’nın bahçesinde yapılan deneyde ilk balon yolcuları olarak (kuş oldukları için sorun yaşamaları beklenmeyen bir ördek ve bir horozun yanı sıra) Montauciel (Göğeçık) adında bir de koyun kullanıldı. Bu ekibin kayıpsız inmesi, Étienne’in (yere iple bağlı) bir balonla ilk insanlı uçuşu gerçekleştirmesine yol açtı. Sıra ip falan kullanılmayan ilk bağımsız uçuşa gelmişti. XVI. Louis bu tehlikeli iş için telef olmalarına kimsenin üzülmeyeceği iki mahkûmun kullanılmasını emrettiyse de fen öğretmeni Pilâtre de Rozier kralı bu sınırı aşan ilk insanların daha seçkin kişiler olması gerektiğine ikna etmeyi başardı ve 21 Kasım’da asilzade François Laurent d’Arlandes ile birlikte havalandı. Bir kilometre kadar yükselen ikili, 25 dakikalık uçuştan sonra kalktıkları yerin 9 km ötesine sağ salim inmeyi başardılar, kutlama için de (baloncuların bugün de sürdürdükleri bir geleneği başlatarak) şampanya içtiler. İnsanlık bir zinciri daha kırmıştı.

187 yıl sonra hedef iyice büyüdü

Bu ilk “yerden yükseklik” rekorunun kayda geçmesinden 187 yıl sonra üç ABD’li yeni rekor hevesiyle astronot giysilerini kuşanıp kemerlerini bağladılar. 11 Nisan 1970’de 46 tonluk bir yükün Florida’dan uzaya fırlatılmasıyla başlayan Apollo 13 seferinin insanların Ay’a inip dolaştığı üçüncü yolculuk olması, o sırada da Ay çevremizdeki yörüngesinin diğer seferlerdekine oranla Dünya’ya biraz daha uzak olan kısmından geçeceği için irtifa rekorunun kırılması hedeflenmişti.  Apollo 13’ün komutanı Jim Lovell, dünyanın en deneyimli astronotuydu. Daha önce üç kez uzaya çıkmış, bu seferlerden birinde Ay’a ulaşıp çevresinde yörüngeye girerek uydumuzun daha önce hiç kimsenin görmediği arka yüzüne bakabilen ilk insanlardan biri olmuştu. Jack Swigert ve Fred Haise ilk kez Dünya’yı terk ediyordu. Önceki yıl Ay’a insan indiren ilk ülke olmanın sevincini yaşayan ABD kamuoyu artık bu yolculukları kanıksamış, roket seyahatinin ne kadar tehlikeli bir iş olduğunu unutmuştu. 14 Nisan’da Ay yolunu yarılamış olan astronotların yaptığı özel canlı yayını ülkedeki TV kanallarının hiçbiri programına koymadı.

Olmaz denileni oldurdular

Yayının bitmesinden kısa süre sonra astronotlar büyük bir patlama sesi duydular. Göstergeler taşıtın enerji, yolcularının da nefes için kullandığı oksijeni bulunduran tankların boşalmakta olduğunu söylüyordu. (Çıkıp bakmaları mümkün olsaydı tanklardan birinin patlaması nedeniyle aracın oksijenini uzaya bırakmış olduğunu görebilirlerdi.) Mühendislik tarihine geçen yer ekibi, aracın hayatta kalan sistemlerini hiç planlanmadıkları şekillerde kullanarak mürettebatı havasızlıktan ölmeden Dünya’ya geri getirmeyi hedefleyen bir dizi çözüm üretti. Ay’a iniş iptal edildi, aracın Ay’ın çevresinde roket ateşlemeden dolanıp Dünya’ya geri düştüğü bir “bedava dönüş” rotası hesaplandı. (400.000 kilometreyi aşan Dünya’ya uzaklık rekoru da bu sırada kırıldı.) Isıtıcılar da kapatıldığı için cankurtaran sandalı görevi yapan Ay iniş modülünde tir tir titreyen astronotlar ölümcül tehlike karşısında sükunetlerini kaybetmediler. Uzay yolculuğu tarihinin en heyecanlı serüveni kazadan dört gün sonra mutlu sonla bitti.