12 Haziran 2024, Çarşamba Gazete Oksijen
23.04.2021 06:00

Sabancı Topluluğu CEO’su Cenk Alper: "Teknolojiyle dönüşüyoruz"

Atık naylondan lastik, yüksek teknoloji ürünü bezlerden Mars’a giden Orion için yere yaklaşma balonları yapıyoruz. Teknoloji üreten ve ihraç eden şirketler global oyuncu olabilir. Türkiye’nin Sabancı’sı olmaktan dünyanın Sabancı’sı olmaya doğru ilerliyoruz. Kordsa’nın 4 kıtada 12 fabrikası var

Cenk Alper ODTÜ Makine Mühendisliği mezunu. Sabancı Topluluğu’na 1996’da giren Alper, tüm kariyerini Sabancı Topluluğu’nda yaptı. Kordsa Global Teknoloji Direktörü, Kordsa CEO’su ve ardından da Sabancı Topluluğu Sanayi Grup Başkanı olduktan sonra 2019 yılında Sabancı Topluluğu CEO’su oldu. 1969 doğumlu Cenk Alper’le Sabancı Topluluğu’nun yeni yol haritasını konuştuk.  Pandemiyle geçen bir yılın sonunda uzmanlar 2021 için Bu yıl stratejik düşünme, yeni yol haritaları çıkarma yılı” değerlendirmeleri yapıyor. Sabancı Topluluğu CEO’su olarak siz dümeni nereye kırıyorsunuz, bu süreçte holdingi nasıl yönetiyorsunuz? Evet çok doğru bir tespit ama bizim buradaki temel farkımız bu ‘stratejik düşünme’ süreçlerini, pandeminin başladığı 2020’de tamamlamış olmamız. Yani bugün çoğu şirket pandemi sonrasının yol haritasını çalışırken, biz bunu geçen yıl tamamladık; hissedarlarımız, yatırımcılarımız, paydaşlarımız ile paylaştık. Pandemi tabii ki kimsenin beklemediği, dünyanın bir anlamda hazırlıksız yakalandığı bir süreçti. Sabancı Topluluğu olarak biz bu dönemde iki konuyu önceliğimize aldık. İlki çalışanlarımızın sağlığı… Bunu her türlü faaliyetimizin temeline koyduk. Hiçbir çalışma arkadaşımızı geride bırakmama kararı aldık ve her aşamada bu sözümüze bağlı kaldık. İkinci konu ise iş sürekliliği…  Bu süreçte hemen hemen bütün operasyonlarımızı kesintisiz şekilde uzaktan yönetmeyi başardık. Son yıllarda yaptığımız dijital dönüşüm yatırımlarının bizlere sağladığı büyük avantajlar oldu. Bu yatırımlar sayesinde belki de bu süreci finansal olarak en sağlıklı geçiren topluluklardan biri olduk. Pandemi bu dönüşümü nasıl etkiledi? Hızlandırdı mı, temkinli olmaya mı itti?  Bahsettiğiniz ‘stratejik düşünme’yi açarsak; aslında dünyada pandemiden çok daha önce başlayan bir dönüşüm süreci var. Bizim “Yeni Neslin Sabancı”sı olarak ortaya koyduğumuz yaklaşım zaten aslında bu dönüşüme adapte olma vizyonumuzun bir sonucu. Bu dönüşümü topluluğumuzun her bir şirketine, her bir birimine entegre ediyoruz. Bu kapsamda geçtiğimiz yıl topluluk vaadimizi tekrar gözden geçirme kararı aldık. Başta Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Güler Sabancı olmak üzere tüm Yönetim Kurulu’muzun destek ve onayını alarak, Topluluk vaadimizi “Sürdürülebilir bir yaşam için, öncü girişimlerle Türkiye ile dünyayı birleştiririz” olarak değiştirdik. Pandemi sonrasında şekillenecek dünyayı anlamak için Topluluk genelinde çok kapsamlı bir çalışma yaparak, 5 yıllık bir strateji planı hazırladık. Bu plan dahilinde, bizleri Topluluk vaadimize ulaştıracağına inandığımız 5 temel öncelik belirledik: ‘Kapsamlı müşteri deneyimi sunmak’, ‘Çevik küresel ve yerel ayak izi’, ‘Sürdürülebilirliğe öncülük etmek’, ‘Dijital ve malzeme teknolojilerinde liderlik’ ve ‘İnsan ve işin geleceğine uyum’. Tüm bunlarla daha fazla değer yaratmaya, güçlenmeye odaklandık. Dünyaya bakarsak, Amerikalı ve Çinli şirketler bu süreçten daha güçlenerek çıkarken Avrupalı birçok şirketin çok güç kaybettiğini gördük. Siz bu açıdan dünyayı nasıl okuyorsunuz?  Burada aslında iki temel alan var. İlki dijital teknolojiler, ikincisi ise malzeme teknolojileri. Evet, Çin ve ABD gerçekten özellikle dijital teknolojilerin liderliğini ele almış durumda. Dünyadaki dengeler artık eskisi gibi değil. Geçmişte enerji ya da ucuz iş gücü üzerine yoğunlaşan dünya savaşları şekil değiştiriyor. Bilgiyi, veriyi doğru kullanabilmek bugün artık en önemli konulardan biri. Burada Avrupa, kendi içine kapandığından dolayı yavaş kaldı. Biz şirketlerimizin dijital dönüşümünü son 4-5 yıldır çok hızlandırdık. Akbank buna liderlik etmişti, etmeye de devam ediyor. Sigorta şirketlerimiz çok ciddi şekilde dijitalleştiler. Enerji işimizde gerçekten çok ciddi işler yapabiliyoruz dijitalleşme ile ilgili. Örneğin geçen sene içinde devreye aldığımız bir uygulamayla şu anda İstanbul’daki bir merkezden tüm hidroelektrik santrallerimizi, santralde kimse olmadan yönetebiliyoruz. Türkiye’deki en çok ölümlü iş kazalarından bir tanesi de elektrik direklerine tırmanan işçilerin yaşadığı kazalar. Şu anda Enerjisa’nın geliştirdiği bir teknolojiyle, elektrik direğine tırmanan arkadaşımızın iş ve çalışma emirleri uzaktan bir kamera ile takip ediliyor, güvenlikleri sağlanıyor. Diğer yandan çimento işimizde, Çanakkale Köprüsü için ürettiğimiz betona bir yenilik daha getirdik ve içerisine bir akıllı sensör yerleştirdik. Bu sensörle köprünün yorulmasını takip ederek, köprünün ne zaman bakıma ihtiyacı olacağını kestirebileceğiz.  Ar-Ge merkezinizden mi çıkıyor tüm bunlar? Evet. Malzeme teknolojileri dediğimiz alanda 7 Ar-Ge merkezimiz var. Her biri kendi sektöründe lider ürünler ortaya çıkarmak için çalışıyor. Burada Brisa, Kordsa, çimento şirketlerimiz ve Sabancı Üniversitesi’nin bize destekleri çok kıymetli. Çünkü geleceği değiştirecek kavramlardan biri de ‘malzeme devrimi’. Mesela bizim Kordsa’da ürettiğimiz bezler, Mars’a giden Orion’un geri dönüşte kullanacağı yere yaklaşma balonlarının malzemesi haline gelmiş durumda. Bu gelişmelerden çok mutluyuz, gururluyuz. [video width="854" height="480" mp4="https://gazeteoksijen.com/wp-content/uploads/2021/04/Video1.mp4" poster="https://gazeteoksijen.com/wp-content/uploads/2021/04/Screen-Shot-2021-04-23-at-12.07.00.jpg"][/video]

5 yılda bir Sabancı daha!

Türkiyede mi üretiliyor o malzeme yoksa ABDde mi? Tesisler yüzde yüz bizim. ABD’de üretiliyor ama o teknoloji Türkiye’de de şu anda mevcut. Yani biz o malzemeyi Türkiye’de de üretebilir durumdayız.  Türkiye de uzay çalışmalarına başladı. O çalışmaların içinde de olacak mısınız?  Biz bu konuda her türlü desteği vermeye hazırız. Çünkü elimizdeki teknolojiler Türkiye’nin uzay sanayi ihtiyaçlarını karşılayabilecek noktada.  Sürdürülebilirlikte hangi adımları atıyorsunuz? “Biz 2050’de net karbon sıfır olacağız ve sıfır atığa ulaşacağız” dedik. Bunun için de çalışıyoruz. Bunun dışında Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi’nin (WBCSD) Türkiye’den tek üyesiyiz. Onlar da bir ‘Vizyon 2050’ programı açıkladılar. Bizim bu alanda üç noktamız var. Birincisi çevresel etkiyi minimize etmek. İkincisi, toplumsal etkimizi maksimize edebilmek. Ve üçüncüsü döngüsel ekonomiye daha fazla katkı sağlayabilmek.  Örnek verir misiniz? Kordsa geliştirdiği bir teknolojiyle üretim süreçleri sırasında ortaya çıkan atık naylonu yeniden lastikte kullanılabilecek bir ürüne dönüştürerek, naylon tüketimini yüzde 20 oranında azalttı. İkincisi çimento şirketlerimiz… Yıllardır alternatif yakıt kapsamında şehirlerimizin çöplerini ve atıklarını yakıyorlar. Bu yolla bu çöpleri yeniden ekonomiye kazandırırken, bu çöplerin karbon salınımı daha az olduğu için çevresel etkimizi de azaltıyorlar. Sadece Büyükçekmece fabrikamızda son 5 yılda 1 milyon ton atığı ekonomiye geri kazandırarak, İstanbul’un atık sorununa çözüm ortağı olduk. Sizin yenilenebilir enerjide de önemli yatırımlarınız var. O yatırımlar nasıl devam edecek? Bunun dışında bir de termik santraliniz var. O santralla ilgili yaklaşımınız nedir? Sürdürülebilirlik stratejimiz kapsamında, bundan sonraki tüm enerji yatırımlarımız yenilenebilir enerji üzerine olacak. Şu anda portföyümüzün yaklaşık yüzde 45’i yenilenebilir enerji kapsamında. Elimizde de hali hazırda geçen sene yapılan ihalelerle, Erciyes, Aydın ve Çanakkale’de toplam 565 megavatlık yenilenebilir rüzgâr enerjisi lisansı var. Bu kapasite devreye girdikten sonra yenilenebilir enerji oranımız yüzde 50’lerin üzerine çıkacak. Tufanbeyli Santrali Türkiye’nin en modern santrali. Ayrıca çok önemli de bir iş yapıyoruz. Kömür çıkartılan maden sahasına güneş santralleri yerleştireceğiz. Böylece Tufanbeyli’de madende kömür bittiği zaman, ki burada beklenen tarih 2040, yemyeşil bir alanda 300-450 MW kapasitesinde güneş tarlamız olacak. Ekonomik sıkıntılardan dolayı Türkiyedeki şirketlerin yurt dışı kaynak kazanımlarını artırma yoluna gittiğini görüyoruz. Sizin yurt dışı gelirleriniz ne durumda? Bunun dengesini nasıl kuruyorsunuz, bu konudaki planlarınız neler? Sabancı Holding bugün geldiği noktada artık bir dünya şirketi… Bunu da birkaç parametreyle takip ediyoruz. Bir; ‘yeni ekonomi’den gelen cirolarımız, yani sürdürülebilir enerji, dijital teknolojiler ve yeni malzeme teknolojileri. Buradan gelen pay şu an cironun yüzde 6’sı. 2025’te bunu yüzde 13’lere çıkarmak istiyoruz. İkincisi döviz bazlı gelirlerimizi yine 5 yılın sonunda yüzde 30’un üstüne çıkarmayı hedefliyoruz. Türkiye’nin Sabancı’sı olmaktan Dünya’nın Sabancı’sı olmaya doğru gidiyoruz. Rahmetli Sakıp Sabancı, ‘Ben hudutsuz koşacağım’ demişti, onun bu söylemi çerçevesinde biz de ‘hudut tanımıyoruz’ diyebilirim. Bunun dışında biz finansal anlamda hiçbir şirketimizde döviz riski taşımıyoruz. Bunlar sayesinde de çalkalanmaları bertaraf ediyoruz. [video width="854" height="480" mp4="https://gazeteoksijen.com/wp-content/uploads/2021/04/Video2.mp4" poster="https://gazeteoksijen.com/wp-content/uploads/2021/04/Screen-Shot-2021-04-23-at-12.06.52.jpg"][/video]

Uzay çalışmalarına hazırız

Beş yıl içinde Sabancı’nın içinden bir Sabancı daha çıkaracağız söyleminiz var. Nasıl olacak bu? 2021-2025 stratejimiz kapsamında büyüme, sermaye getirisi ve sürdürülebilirlik başlıklarında temel hedeflerimizi de belirlemiş ve kamuoyuna açıklamış durumdayız. Burada büyüme tarafındaki detaylara baktığımızda, satış büyümesinde TÜFE artı yüzde 8’i hedefliyoruz. FAVÖK’te ise TÜFE artı yüzde 10 gibi bir hedefimiz var. Rakamları yan yana koyduğunuzda 5 yıl sonra bir Sabancı’nın daha olacağını öngörüyoruz. Türkiyenin çok köklü şirketlerinin birinin tepe yönetimindesiniz. Global bir şirket olmak için neler yapılması gerekiyor?  Burada en önemli konu teknoloji. Artık dünya kaynaklarını çekebilmek için teknoloji yaratan, teknoloji ihraç eden şirketlerinizin olması lazım. Kordsa bunun çok güzel bir örneği. 4 kıtada 12 fabrikası var. En çok fabrikası da ABD’de... Güney Amerika’da varız, Avrupa’da varız, Tayland’da ve Endonezya’da varız. Bütün bu fabrikalarla tabir-i caizse ‘üzerinde güneş batmayan bir şirket’ kurmuş durumdayız. Ama tabii bu bir hedefle başlıyor. Eğer 2000’li yılların başında Güler Sabancı, Yönetim Kurulu Başkanı olduğunda ‘SA15’ diye uzun vadeli bir plan ortaya koymasaydı, o planın içerisinde ‘Ben Kordsa’yı globalleştireceğim’ demeseydi bugün bu noktaya gelemezdik. Şimdi benzer yolculukları Çimsa ve SabancıDx ile gerçekleştireceğiz. Mesela son dönemde iki tane unicorn çıktı ülkemizden. Bu örnekleri çoğaltmalıyız. Sabancı Holding olarak biz de burada çok önemli bir adım attık. Geçen sene Sabancı Holding Girişim Sermayesi’ni kurduk. Sabancı Topluluğu dışından iki şirkete bugüne kadar girişim sermayesi yatırımı yaptık.

1100 öğrenciye el uzattı

Sabancı Topluluğu şirketlerinin toplumsal etkiyi artıracak yüzlerce projesi olduğunu ifade eden Cenk Alper, “Pandemi döneminde en zorlu şartlarda çalışanlar sağlık çalışanlarımız oldu. Biz de onların 11 ve 12’nci sınıfta okuyan ya da bu yıl yeniden üniversite sınavlarına hazırlanan çocukları ya da kardeşleri için bir mentorluk ve kariyer gelişim programı geliştirdik. İsmi de YarınBizim. Programa katılan 1100 çocuğumuzu önümüzdeki iki yıl boyunca, sınava girene kadar Sabancı gönüllüleri destekleyecek.”