02 Mart 2024, Cumartesi
31.03.2023 04:30

Böyle buyurdu Kognitus

Yıl iki bin bilmem kaç, yüzyılın ortaları civarı işte. Tam tarihi kim bilebilir ki? Sadece Kognitus. Gerçi halk arasında kimse bu fazla sofistike ve tercümesi uçurum dibine sürükleyen kavramı kullanmıyor kendi arasında, günlük dilde. Herkes “makine” deyip geçiyor işte. İki yüz elli küsur yıl öncenin buhara dayalı çalışan aletlerine söylendiği gibi. O zaman makine devrim niteliğindeydi. Endüstriyel devrim. Sonra bütün bu devrimler tek tek sıra numarasıyla donatıldı. Birinci, üçüncü, beşinci derken artık yeni numara vermenin anlamı kalmadı. Sürekli kendini yenileyen, her an her kırıntısını güncelleyen Kognitus’a yani “makine”ye kadar. Makine kendini her an geliştirdiği için nesilleştirip numaralandırmak da anlamını yitirdi.

Yapılabilmişti. Kiminin bir şekilde hayal ettiği, kiminin ise hayal etmekten çekindiği makine ortadaydı işte. Dünyanın gelmiş geçmiş her konuda, her şey ve herkes hakkında her türlü bilgisi, haberi, kaydı, fotoğrafı, belgesi, kokusu, sesi, dokusu ve başka akla ne gelebiliyorsa hepsi ama hepsi makineye yüklenmiş ve sürekli yükleniyordu. Dünyanın her yerinde, her an gerçek zamanlı olarak “makine”ye yükleniyordu. Kendiliğinden. Başka çaba göstermeden. Kayıt ya da işlem yapan, ses çıkaran, konuşan, hesap yapan, üreten, düzenleyen ne varsa akla ne gelirse bütün ürettiği bilgiyi makineye yüklüyordu. Tarihin tüm bulutlarının toplamı bulutlarını her gün doldurmak pahasına. Kuantum uzantılarının zaman blokları arasında fotonlara dönüştürücü hızla ilerlemesi yoluyla. Veri olurken yüklenmiş de oluveriyordu. Bırakın dünyayı, uzayda bile ulaşılabilen, erişilebilen her bilgi, done, veri makineye yüklenmiş oluyordu. Bunun için geliştirilmişti.