06 Temmuz 2022, Çarşamba
06.05.2022 04:30

Gizemli bir virüs yavaş yavaş yayılıyor!

Covid-19’un adı yokken, tanımı ‘gizemli bir akciğer hastalığı’ydı. Şimdi adı ‘gizemli hepatit virüsü’ diye geçen yeni bir salgınla karşı karşıya olabiliriz...

5 Nisan’da İngiltere’de görülen ilk vakadan bu yana üç kıtada 228 çocukta saptanmış durumda. O 228 çocuktan 17’sine karaciğer nakli yapıldığını, dördünün ise kurtarılamadığını söyleyen Prof. Önder Ergönül uyarıyor: “Çocuğunuzda sıra dışı ve geçmeyen bir kusma, ishal, karın ağrısı, ciddi halsizlik, iştahsızlık varsa hemen doktora götürün”

Sekiz yaşındaki yeğenim Çınar bizde kalıyordu. 22 Nisan’dı... 23 Nisan cumartesiye denk geldiğinden, cuma günü gayet neşeli Kafkas halk dansları oynamıştı gösterilerde, sonra da bütün gün gezmiştik. Hiçbir şeyi yoktu, gayet iyiydi. Ta ki akşama kadar... Arabayla eve dönerken ne olduysa oldu! Bir anda kusmaya başladı. Sandım ki bir şeylerden zehirlendi, eve girer girmez nane-limon hazırladım ki, bir kez daha kusmaya başladı. Üçüncü kez kustuğunda baktım olacak gibi değil, Taksim İlk Yardım’ın yolunu tuttuk. Derdimizi anlatır anlatmaz, kan ve idrar tahlili yapıldı, serum bağlandı. Derken ishal de başladı. Tahlillerde enfeksiyon olduğu anlaşıldı, CRP değeri yüksekti. Birkaç saat içinde çocuğun içi dışına çıktı kusmaktan. Sabah doktora, “Ne kusma durdu, ne ishal... Nedir bu?” diye sordum. Cevap şaşkınlık vericiydi, “Bilmiyoruz!” Paniklemeye başladım iyiden iyiye, “Burada Çocuk Acil yok, isterseniz bir de Okmeydanı’na götürün” dedi doktor. Bu arada Çınar o kadar halsiz ki, her yere kucağımızda götürüyoruz… Okmeydanı’nda akciğer filmi istediler, çektirdik. Koronavirüs şüphesi ortadan kalktı. Peki ne bu hastalık? Cevap iyiden iyiye karıştı, “Orta kulakta sıvı birikmesi var, o da yapabilir. Başka bir şey de olabilir...” Sonuç, ortada tanı yok! Ama reçete var! Tabii ki her bilinmeyen şeye yazılan antibiyotik. 

Aynı zamanda hem Amerikan Hastanesi’nin hem de Koç Üniversitesi Hastanesi’nin Enfeksiyon Hastalıkları Bölüm Başkanı olan Prof. Önder Ergönül’le bayramın birinci günü, Sahrayıcedit’te bir pastanede, bir yandan bayram tebriklerini kabul ederken diğer yandan ‘gizemli hepatit virüsü’nü konuştuk. Umarız ki, Covid-19 gibi yıllar boyu konuşmak zorunda kalmayız!

Türkiye'de henüz görülmedi deniyor ama bu neydi peki?

İki gün boyunca ağzına tek lokma koymadı Çınar. Kusma ve ishal ikinci gün kesildi... Ve tam 48 saat sonra acilin kapısındaki bendim! Aynı belirtilerle... PCR testi istendi, yaptırdım, sonuç negatif... Teşhis olarak ‘adenovirüs’ yazılıp, yanına bir soru işareti kondu. Ne olduğumu bilmeden, antibiyotiklerimle birlikte doğruca eve döndüm. İki gün boyunca Çınar ne yaşadıysa birebir aynısını yaşadım. Tam bende kusma ve ishal kesildi, bir telefon geldi, Çınar’ın annesi nöbeti devralmıştı.

Hâlâ ne olduğunu bilmiyorum. Tümüyle iyileşip iyileşmediğim konusunda da bir fikrim yok. Semptomlar geçti, ama halsizlik ve iştahsızlık az da olsa sürüyor. 

Tam da bu sırada 5 Nisan’da İngiltere’de ortaya çıkan ‘gizemli hepatit virüsü yeni bir küresel salgın mı?’ diye haberler çıkmaya başladı. Belki de ilk kurbanlarından biriyiz yeğenimle... 

Kafamda pek çok soruyla, peşine düştüm bu gizemli hastalığın... Bu salgınla ilgili, Lizbon’da 13 bin bilim insanının katıldığı Avrupa Enfeksiyon Hastalıkları Kongresi’nden ayağının tozuyla dönen Koç Üniversitesi İş Bankası Enfeksiyon Hastalıkları Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Önder Ergönül’e tüm aklıma takılanları sordum... 

Viral hastalıklar çok daha çabuk mutasyona uğruyor

Hocam siz yıllardır virüslerle ilgili araştırmalar yapıyorsunuz. ‘Gizemli hepatit virüsü’ yeni bir pandeminin habercisi olabilir mi?

Geçtiğimiz hafta Lizbon’daki kongrede de üzerinde en çok konuşulan konu buydu. Şu anda tüm dünyada bilim insanları alarm halinde… Ne olduğu anlaşılmaya çalışılıyor. Size şöyle anlatmaya çalışayım… Ben o kongrede Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi ile Covid-19 arasında bir benzerlik olduğunu anlattım. 

Nasıl bir benzerlik? 

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi karaciğeri tutuyor, Covid-19 akciğeri... İkisi de virüs ve viral hastalıklara yol açıyor. Tıpkı Ebola ve influenza gibi… Şuraya geleceğim, viral hastalıklar çok daha çabuk değişime, mutasyona, yani evrime uğruyor ve karşımıza öyle çıkıyor. Ve bu tür virüsler, Ebola da dahil, önce bir hafta kadar süren halsizlik, grip benzeri bir hastalık tablosu oluşturuyor. Tam iyileşme var derken, birdenbire daha da kötüleşebiliyor bazı hastalar. Mesela Covid 19’da ikinci haftada birbenbire akciğerler ciddi bir şekilde tutuluyor ve solunum sıkıntısı oluyor. Kırım-Kongo ise kanama mekanizmasında hayati bir organ olan karaciğerde değişikliklere yol açıyor. Sonuçta ikisi de virüs, biri neden akciğeri tutuyor da diğeri karaciğeri? Mesela Batı Nil Ateşi hastalığını çok az insan bilir. Büyük İskender’in ölüm nedeni diye düşünülür. Atları tutar daha çok. Türkiye’de ilk kez 2010 yılında Manisa’da bir insan vakası görüldü. Sonra 2018’de İstanbul-Bağcılar’da 5-6 vaka görüldü. Bu da virüsün yol açtığı bir hastalık.

Nasıl bulaşıyor? 

Sineklerle bulaşıyor… Yine ilk bir hafta grip benzeri belirtilerle başlıyor. Ama o beyni tutuyor. Yani bu virüslerden biri akciğeri, biri karaciğeri, biri de beyni tutuyor. 

Batı Nil Ateşi’nden ölüm oldu mu Türkiye’de?

Oldu tabii… Ama Türkiye’nin trajedisi şu, böyle bir olay Amerika’da ya da Almanya’da olsaydı, yüzlerce bilim insanı bu alanda çalışırdı, bizde çalışma yapılmıyor. Bizim geçen yıl Koç Üniversitesi İş Bankası Enfeksiyon Hastalıkları Araştırma Merkezi’ni kurmamızın nedeni bu işte. Nedeni belli olmayan her şeyin araştırılması gerekiyor. Mesela dün gizemli hepatit hastalığıyla ilgili bir tweet attım, ‘Bu tür vakalar varsa bizim merkezimize gönderin, ne olduğunu araştıralım’ diye… Çünkü yeni, bilinmeyen bir virüsle karşı karşıya olabiliriz. Zira görüyoruz ki yavaş yavaş yayılıyor. 

Türkiye’de de olabilir mi gizemli hepatit? 

Olabilir tabii... Covid’i yaşadık. Elbette bu son pandemi olmayacak, yeni virüsler çıkacak. Geçtiğimiz 20 yıl içinde bile Kırım-Kongo’yu gördük, Ebola’yı gördük, ondan önce Adana’da Tatarcık hummasını gördük. Tatarcık denen çok küçük bir sinektir. Onunla bulaşır bu hastalık, öldürücü değil ama çok yaygın görülüyor. Şimdi de gizemli hepatit hastalığı çıktı. Akut karaciğer tutulmasına yol açıyor ama nedeni henüz bilinmiyor.

Sizce neden olabilir peki? 

Şu anda dünya genelinde 228 vaka bildirilmiş durumda. Bunlar Covid’le ilişkili mi, değil. Peki Covid’le ilgili bir başka mutasyon olabilir mi? Bütün ülkelerde uzmanlar alarm halinde bu vakaları topluyor şu anda. İlk akla gelen şu, acaba bu çocuklarda Covid sonrası görülen bir durum mu, ya da uzun Covid’in bir sonucu mu? Peki adenovirüs olabilir mi? Vakaların yarısından fazlası adenovirüsle açıklanabilir. Ama bu neden oldu? Adenovirüs neden birdenbire bütün ülkelerde ortaya çıktı? Bunların ortak öyküsü ne? Dünyanın her yerinde pandemi var, acaba bunlar Covid’in bir sonucu mu? Virüs başka bir yapıya mı geçiyor? Henüz ne olduğunu bilmiyoruz. Buradaki en ilginç hipotez şu, tüm bunların ötesinde Covid-19’un bir mutasyonu, hatta adenovirüsle etkileşme sonucu bir mutasyonu olabilir. 

Adenovirüs nedir?

Mide ve bağırsıkları tutabilen, ishal yapabilen bir virüs. Ayrıca gözü de tutabiliyor. Geçici görme sorunlarına neden oluyor. Özel bir tedavisi yok. Adenovirüs salgını hep olur. Genelde toplu yaşanan yerlerde, kreşlerde, kışlalarda ortaya çıkabilir. Ama burada ilginç olan, gizemli hepatit hastalığı aynı anda İngiltere’de oluyor, Amerika’da oluyor, gelişmiş ülkelerde de oluyor. Oysa bugüne kadar küresel bir adenovirüs salgını bilmiyoruz!

Koronavirüsün başında olduğu gibi bir durum var

Hepimiz biliyoruz ki koronavirüs de böyle başlamıştı… Türkiye’de de olabilir mi?

Evet, aynı koronavirüsün başındaki gibi bir durum var. İspanya’da, Hollanda’da, İskandinav ülkelerinde, her yerde vaka var. Yunanistan’dan, Balkan ülkelerinden bildirilmedi. Çünkü onların bir bildirim sistemi yok. Bu vakaları sistematik olarak takip eden ülkelerden bu bilgiler geldi. Dolayısıyla Türkiye’de de vaka olabilir. 

Böyle bir vakayla karşılaşılınca ne yapmak gerekir?

Vaka tanımı net olmasa da doktorların öncelikle bir Covid, adenovirüs ya da A’dan E’ye kadar diğer hepatit virüslerinin olmadığını ortaya koymaları gerekir. Yani, öncelikle karaciğeri tutan bildiğimiz tüm virüsler taranmalı.

Peki biz neden endişelenmeli ve üzerine gitmeliyiz bu hastalığın? 

Şu ana kadarki vakalarda çok ciddi ölüm oranları yok. Ama can yakıcı, hasta eden bir hastalık bu. Tek bir ölüm var ama hangi ülkede olduğu açıklanmadı… Ayrıca o çocuğun altta yatan bir hastalığı var mı, onu da bilmiyoruz. Ama bu hastalık da Covid gibi çocuklarda öldürücü değil… Burada dikkat edilmesi gereken şu, eğer sıra dışı, devam eden bir kusma, ishal, ateş varsa hiç beklemeden hastaneye gidilmeli. Şu da bilinmeli ki dünyada bilim insanlarını alarma geçiren bu hastalık ‘akut ciddi karaciğer iltihabı’ diye biliniyor. Akut, yani birdenbire gelişecek. Çocuk bayağı halsizleşecek. Ciddi iştahsızlık olacak… Bu hastalıkta karaciğer tutulumu söz konusu. Karaciğer tutulumunda ise iştah kesilir, sarılık gelişir, ciddi halsizlik olur.

Peki gizemli hepatitte bulaşma olur mu? 

Eğer adenovirüsse insandan insana bulaşabilir. Adenovirüs damlacık yoluyla bulaşır. Hem gözde konjonktivite sebep olması hem de ishal yapması öyle açıklanıyor. 

Belirsizlik sürüyor, ailelerin dikkatli olması gerekiyor

Bu gizemli hepatite adenovirüs mü yol açıyor, o da bilinmiyor diyorsunuz…

Bilmiyoruz. Ama arada bir ilişki var. İngiltere, vakaların yüzde 75’inin adenovirüsten olduğunu açıkladı. Ama tüm dünyaya baktığımızda bu oran yüzde 60. Peki geri kalan yüzde 25 ve yüzde 40 ne? Dolayısıyla dünya, ‘Bu adenovirüstür, nokta’ deyip dosyayı kapatamıyor. Belirsizlik sürüyor, bu yüzden de ailelerin çok dikkatli olması lazım. 

Sadece çocuklarda mı görülüyor bu hastalık? 

Hayır... Ama şu anda Dünya Sağlık Örgütü’nün alarme ettiği konu çocuklarda ciddi seyirli bir hepatit. Virüs genellikle 1 ay ile 16 yaş arasındaki çocuklarda görülüyor ve virüsün yaptığı tahribat nedeniyle karaciğer iflas edebiliyor. Klinik tablo ise, sarılık, karın ağrısı, ciddi yorgunluk, ishal, kusma ve ateş. Bu hastalığa yakalananlar sağlıklı çocuklar ama birdenbire ciddi sarılık ve karaciğer yetmezliğiyle hastaneye yatırılıyorlar. 

Son olarak şunu söyleyebiliriz, bu olgular, pandemi sonrasında yaşanan duyarlılığın sonucunda, normalde görülen olguların aşırı incelenmesiyle de açıklanabilir. Böyle görüşler de var. 

Virüs tabağımız çeşitlenecek

İnfluenza A ve B’de artış görülüyor. Bunun nedeni ne hocam? 

İnfluenzada iki tepe noktası var. Kasım ayında İnfluenza A, şubat ayında ise İnfluenza B görülmeye başlanır. İkisi de mayısa kadar sürebilir. B daha hafiftir, A’da tedavi gerekir. Zira ciddi, altta yatan hastalığı olan kişilerde öldürücü olabilir… Bu iki virüs de Covid nedeniyle baskılanmıştı. Maske vardı ve bu virüslerden koruyordu. Ama artık sonbaharda İnfluenza A da olacak, Covid de olacak, başka şeyler de olacak. Daha bir çeşitlenecek virüs tabağımız. Tabii şu anda dünyanın en çok ilgilendiği konu akut karaciğer yetmezliği. 

Kırım-Kongo kanamalı ateşini ilk saptayan ekipteydi

Yıl 2003, Harvard Üniversitesi’nde ‘Halk Sağlığı Sayısal Yöntemler’ üzerine yüksek lisansını tamamlıyor ve Türkiye’ye dönüp, Ankara Numune Hastanesi’nde göreve başlıyor Önder Ergönül. Henüz daha doçent bile olmamış... Çalışma arkadaşları “Tokat’tan buraya pek çok hasta geliyor ve ölüyor” diye anlatınca, “Nasıl bir hastalık bu?” diye atlayıp Tokat’a gidiyor. Tek tek hastaların evlerini ziyaret ediyor, nasıl hasta olduklarını sorup soruşturuyor. Tam da o günlerde biri ölüyor. Gidiyor morga, biyopsiyle karaciğerinden bir parça alıp İngiltere’ye gönderiyor. Ama nasıl? Anlatıyor Ergönül: “Mado’dan dondurmalar erimesin diye kullanılan kuru buzlardan aldım çokça... Tüpü bu buzların içine koydum gönderdim. Çünkü acilen yapmam gerekiyordu. Üç gün sonra İngiltere’den sonuç geldi, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi’ydi. O güne kadar ülkemizde herkesin ‘Tokat hastalığı’ deyip geçtiği keneyle bulaşan hastalık...” 

Sonrasında araştırmalarını daha da derinleştiriyor Ergönül, bir kitap yazıyor ve bu hastalığın ülkemizde niye ortaya çıktığını da saptıyor. Sebep iklim değişikliği ve sıcaklıkların artması. 

Tamam, belki bir Covid-19 değil ama Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi’nden bu ülke çok kurban verdi ve hala veriyor. Bahar ve yaz aylarında kene ısırmasıyla bulaşan bu virüs sonucunda sadece geçen yıl 1.000’in üzerinde vaka görüldü ve 100’ün üzerinde vatandaşımız da hayatını kaybetti.