Avrupa'nın en ünlü yürüyüş rotalarından biri yılda yaklaşık 80 bin kişiyi ağırlıyor. Ancak kalabalık, çöpler, izinsiz kamplar ve doğaya verilen zarar artık yerel yöneticilerin sabrını taşırdı. Fransa, 2027'den itibaren bazı bölümlerde dağa çıkışı rezervasyona bağlamayı tartışıyor.
PARİS - Dünyanın en güzel dağlarından biri… Avrupa’nın en yükseği Mont Blanc…
Ancak dağa çıkmak o kadar kolay ki, artık sorun ona ulaşmak değil, dağda insanlara yer açmak!
Fransa, İtalya ve İsviçre topraklarından geçen 170 kilometrelik “Tour du Mont-Blanc” yürüyüş rotası, doğa ve özellikle de yükseklik ve enginlik sevenler için önemli bir adres. Ancak yılda yaklaşık 80 bin yürüyüşçüyü ağırlayan parkurun bazı bölümleri, yaz aylarında öyle kalabalıklaşıyor ki, yürüyüşçüler neredeyse peş peşe ilerliyorlar. Saint-Gervais-les-Bains Belediye Başkanı Jean-Marc Peillex'in deyimiyle, “kuyrukta yürür gibi oluyorlar”.
Sorun sadece kalabalık da değil. İzinsiz kamplar, çöpler, patikaların aşınması ve doğanın zarar görmesi yerel halkı ve yöneticileri giderek daha fazla rahatsız ediyor. Dağın taşıyabileceği insan sayısının da bir sınırı olduğunu savunan Peillex, 2027'den itibaren bazı bölümlerde yürüyüşçülerin önceden rezervasyon yaptırmasını şart koşmak istiyor.
Önerdiği sistem aslında basit ve mantıklı:
Yürüyüşe çıkmak isteyen kişi önce geceyi geçireceği bir sığınak ya da izin verilen kamp alanında yer ayırtacak. Yer yoksa yürüyüşe kalkışmayacak. Amaç resmi konaklama yerlerini doldurmak değil, dağa girecek insan sayısını doğanın ve altyapının kaldırabileceği kapasiteyle sınırlamak. Proje henüz yürürlüğe girmedi ama Fransa tarafında 2027 sezonu için hazırlıklara başlandı.
Doğayı seviyorsanız daha az ziyaret edin
Bu, Fransa'nın doğaya erişimi sınırlama konusunda ilk deneyimi değil. Dünyanın on yıllardır en fazla turist alan ülkesi Fransa'da son yıllarda giderek daha fazla doğal ve turistik alan, aşırı ziyaretçi baskısıyla mücadele etmek zorunda kalıyor. Pandemi sonrası insanların yeniden seyahat etmeye başlamasıyla birlikte bazı bölgelerdeki yoğunluk öyle arttı ki, yerel yönetimler “herkes istediği zaman gelebilir” anlayışının sürdürülemez olduğunu görmeye başladı.
İtalyan La Repubblica, daha 2022'de Fransa'daki bu değişime dikkat çekmiş; Chartreuse Vadisi'ndeki kampların yasaklanması, Marsilya'daki Calanques Milli Parkı'nda denize girenlerin sayısının sınırlandırılması, Korsika'daki Lavezzi Adaları, Bavella geçidi ve Restonica vadisine erişmin kısıtlanması gibi uygulamaları “kapanma sonrası (post-confinement) turizminin verdiği zararlar” başlığı altında toplamıştı.
Yani Mont Blanc'daki tartışma bir istisna değil. Fransa'nın turizm anlayışında daha büyük bir değişimin parçası: Turist artık yalnızca ekonomik gelir getiren kişi değil, aynı zamanda yönetilmesi gereken bir çevresel baskı unsuru.
Bunun en çarpıcı örneklerinden birini Venedik'ten verebiliriz. İtalya'nın turizm baskısıyla baş etmeye çalışan romantik kenti, günübirlik ziyaretçilerden giriş ücreti almaya başladı. 2026'da belirli yoğunluk günlerinde erken ödeme yapanlardan 5 euro, son dakikada ödeyenlerden 10 euro alındı. Venedik'in yeni yönetimi ise bazı günlerde bu bedelin 50 euroya çıkarılmasını tartışıyor.
Mesaj açık:
“Buraya gelebilirsiniz ama kaç kişi geleceğinizi ve geliş biçiminizi artık biz de belirlemek istiyoruz.”

Mont Blanc özgürlüğün sembolüdür
Mont Blanc'daki öneri ise doğal olarak daha hassas. Çünkü konu bir müze, tarihi merkez ya da plaj değil; yüzyıllardır özgürlük duygusuyla özdeşleşmiş bir dağ.
Üstelik söz konusu “Tour du Mont-Blanc” üç ülke arasında bir rota. Fransa'da erişimi kısıtlayıp İsviçre ve İtalya tarafını serbest bırakmak, kalabalığın başka bir bölgeye kaymasına yol açabilir. İsviçre'nin Orsières Belediyesi şimdilik benzer bir sınırlama düşünmüyor ve üç ülke arasında koordinasyon yapılmasını savunuyor.
Fransa ise başka önlemler planlıyor: Kampların daha sıkı denetlenmesi, kontrol için özel bir “yeşil ekip” kurulması, dağın kapasitesine göre ziyaretçi sayısının sınırlandırılması ve bagaj taşıma hizmetlerinin düzenlenmesi gibi…
Aslında Mont Blanc'ın zirvesine çıkanlar bu düzenleme fikrine tamamen yabancı değil. Dağın normal çıkış rotasında bazı sığınaklarda zaten kişiye özel rezervasyon sistemi uygulanıyor. Contamines-Montjoie Doğa Koruma Alanı'nda da yaz döneminde kamp yalnızca belirlenmiş alanlarda ve rezervasyonla yapılabiliyor. İyisi mi siz, Mont Blanc’da turlamak istiyorsanız, gideceğiniz dönem için kamplarla ya da belediyelerle yazışın. Hiç belli olmaz, 2027 için sınırlamalar gelebilir
Turizm kendi başarısının kurbanı mı
Mont Blanc tartışması aslında daha büyük bir soruya işaret ediyor: Dünyanın en güzel yerlerini milyonlarca insana göstermek, turizmin en büyük başarısı. Ama o başarı, bir noktadan sonra aynı yerleri ziyaret edilemez hale getirebiliyor.
Dağın eteklerinde artık daha fazla insan görmek istemeyenler yalnızca çevreciler değil. Yerel halk, yürüyüşçüler ve hatta turizm sektörünün bir bölümü de kalabalığın deneyimi bozduğunu söylüyor. Bir zamanlar doğaya kaçmak için yapılan yürüyüş, bazı günlerde çekilmez bir insan trafiğine dönüşüyor.
Ve şimdi Fransa tuhaf bir soruyu yanıtlamak durumunda: Mont Blanc'ı korumak için onu ziyareti kısıtlamak mı gerekiyor?
Belki de yeni turizm çağının kuralı tam olarak bu olacak: En güzel yerleri korumanın yolu, onları herkes için sınırsız biçimde erişilebilir bırakmamak.