Kaybolan ve Aşıklara Yer Yok gibi romanlarıyla tanınan, edebiyatımızın önemli isimlerinden Tarık Tufan, Gece Açan Çiçekler (Doğan Kitap) isimli yeni romanında bireysel yalnızlıktan toplumsal çürümeye, geçmişin karanlık sırlarından bugünün ruhsal dönüşümüne uzanan bir hikâye anlatıyor. Modern İstanbul’un son ahşap konaklarından birinde, Halide’nin geçmişle yüzleştiği bir geceden Osmanlı zindanında ölüme yürüyen Derviş Ali’nin trajedisine uzanan hikâye, iki ayrı zamanı insan doğasının değişmeyen temel sorularında birleştiriyor. Tarık Tufan, bu iki paralel hikâye aracılığıyla, iyilik ve kötülüğün insan doğasındaki bocalamalarını, geçmişin ağırlığıyla bugünün çatışmalarını bir araya getiriyor. İstanbul ise bu romanın yalnızca bir arka planı değil, canlı bir karakteri. Değişen kimliği, kaybolan estetiği ve modern dünyanın yarattığı ruhsuzluğu, yüzyıllık hikayesi, yalnızca mekanın değil aynı zamanda şehrin insanlarının dönüşümünü de gözler önüne seriyor. Bireysel çöküşten toplumsal çürümeye dair birçok meseleye odaklanan Gece Açan Çiçekler’i “Hatırlamak çok zaman lanetlenmektir” diyen Tarık Tufan’la konuştuk.
Yazının tamamını görebilmek için lütfen abone olun. ABONE OL
Aboneyseniz
üye
girişi
yapınız.
Oksijen'e e-gazete aboneliği ile edineceğiniz avantajlar; Oksijen yazarlarının tüm yazılarına erişim Gazeteoksijen.com üzerinden 7/24 güncel haber erişimi Her gün e-posta kutunuza gelen Oksijen bülteni Gazete Oksijen, O2 ve özel yayın arşivine erişim